15 TEMMUZ DA BAŞLATTI!

Türkiye’de, her darbe sonrası büyük bir değişim-dönüşüm süreci yaşandı; hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Bütün darbeleri de küresel güç planladığı halde öngördüğünün aksine bir yola girmesini önleyemedi.

24 Ekim 2017 Salı 21:14 < MANŞET
 Her darbe bir değişim süreci yaşattı;

15 TEMMUZ DA BAŞLATTI!
 
Başarısız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye sessiz ve derinden değişim-dönüşüm süreci yaşıyor. Gün geçtikçe de belirginleşerek çıplak gözle görünür hale geliyor. Orduda, yargıda yaşanan köklü değişim-dönüşüm şimdi siyaseti hedefine koyarak yeni bir döneme girilmektedir. FET֒nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması söylemlerinin karşılık bulmasını sağlamak için siyasi kadrolarda da büyük bir tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
 
Mevcut siyasi kadrolardan FETÖ ile ilişiği olmayanın, bir şekilde bulaşmayanın olmadığını gizlenemez, saklanamaz bir realite olarak Türkiye kamuoyu bilmektedir. Devlet resmen bir terör örgütü saydığı FETÖ ile ilişki kurmuş, iş tutmuş kadrolara radikal bir şekilde siyasette tırpan atmak için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yürürlüğe girmesini bekliyor.
 
Küresel güç desteğindeki 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin amacının Türkiye’yi bölmek ve parçalamak olduğu, bu nedenle yönetimi ele geçirmekten çok iç savaş çıkartma planını uygulamaya kalkıştığı yadsınamaz şekilde bütün belgeleriyle açık net ortaya çıkmıştır. Bu, devletin çok iyi bildiği ve önlemini almada kesin kararlı olduğu bir beka sorunudur.
 
FETÖ ile içli-dışlı olmuş kadrolar yönetimindeki 15 yıllık fasılasız tek başına AKP iktidarını Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yürürlüğe gireceği 2019 seçimine dek sürdürmede elbette ki kaçınılmaz zaruret vardır. Ancak yeni sistemin başlamasıyla yeni bir siyasi kadro işbaşına getirilmesi de Türkiye’nin bekası için kaçınılmaz zarurettir. Gidişatın gösterdiği de 2023 hedefini gerçekleştirmek için bir köklü değişime-dönüşüme şartlar/ortam hazırlandığı şeklindedir. Türkiye yarım asırdır 2023 hedeflerini gerçekleştirmeye kilitlenmiş haldedir…
 
Türkiye’de, her darbe sonrası büyük bir değişim-dönüşüm süreci yaşandı; hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Bütün darbeleri de küresel güç planladığı halde öngördüğünün aksine bir yola girmesini önleyemedi. Türkiye her darbe sonrası yaşanan değişim-dönüşüm sayesinde de bağımsızlık, özgürlük yönünde yol alarak bugünkü bölge lideri küresel bir güç haline geldi. Millî çıkarlarını esas alan, dünyadan bağımsız iç ve dış politikalar üreten bugünkü Türkiye, darbeler sonrası süreçlerin tersine çevrilmesine borçludur. Her darbe bir ivme kazandırdı.
 
Bir diğer gerçeklik de şu ki; 27 Mayıs 1960’tan sonraki bütün askeri müdahaleleri Erbakan ve Millî Görüş’e karşı küresel hegemonik güç Siyonizm planlayıp gerçekleştirdi. 27 Mayıs’ı Cumhuriyet’i kuran İttihatçı kadrolar arasındaki derin iktidar mücadelesinin bir sonucu diye değerlendirmek gerekir. O farklı bir darbedir. Lakin diğer darbelere örnek oldu, yol açtı.
 
İngilizler Osmanlı Devletinin başkenti İstanbul’u işgal ettiklerinde, iktidardaki İttihatçıları bir denizaltıya bindirip Almanya’ya sürerken muhalif İttihatçı paşaları da bir gemiye bindirerek Anadolu’ya çıkarma yapmak üzere Samsun’a göndermişlerdi. Cumhuriyetin kuruluşundan ve İngilizlerin işgale son verip çekilmesinden sonra da Atatürk Almanya’ya sürülen İttihatçı paşaları Türkiye’ye sokmadı. İçerideki uzantıları İzmir suikast girişimini tertiplediler; 17 kişi idam edilip 150 kişi daha yurt dışına sürüldü. Sabetayist Yahudi aileler arasındaki bu kanlı iktidar kavgası 27 Mayıs 1960 Darbesiyle yeniden yaşandı. Demokrat Partiyi kuranların da CHP’den ayrılan İttihatçılar olduğu dikkate alınırsa konu daha da iyi anlaşılabilir.
 
27 Mayıs 1960’tan sonraki askeri darbelerin/müdahalelerin hepsi Erbakan ve Millî Görüş’e karşı ABD’de planlanıp yerli işbirlikçilerince gerçekleştirildi. Lakin istisnasız tamamında hiç umulan sonuç elde edilemedi. Tam aksine hepsi Millî Görüş’ün güçlenmesine yol açtı!
 
Kısaca bir gözden geçirmek gerekirse önce 12 Mart 1971 Muhtırası: İrtica ile mücadelenin amaçlandığının belirtildiği bu süreçte Millî Görüş’ün ilk Partisi Millî Nizam kapatıldı. İktidarı bırakıp giden Süleyman Demirel yerine CHP’li Prof. Dr. Nihat Erim’in Başbakan olduğu bir hükümet kuruldu. Hükümette Kemal Derviş gibi iki Başbakan Yardımcısı ABD’den getirtilip görevlendirildi: Sadi Koçaş ve Atilla Karaosmanoğlu.
 
Lakin irticacılarla mücadele yerine komünistlerle mücadele başlatıldı; irtica diye Sabetayist Yahudi münafıklar hedef alındı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edildi, Mehmed Şevket Eygi içeri atılacakken yurt dışına kaçıp 4 yıl gurbet gezdi, gazeteleri kapatıldı. Eygi, Konya Bağımsız Milletvekili Adayı Erbakan aleyhinde yayınlar yapmıştı. Erbakan, o süreçte ikinci Partisi Millî Selamet’i kurdu, 1973 Seçiminde 52 parlamenterle Meclis’e girdi ve 4 yıl süren çeşitli koalisyon hükümetlerinde yer alarak iktidar ortağı oldu. Kıbrıs Barış Harekâtı ve ağır sanayi hamleleri o dönemde gerçekleştirildi. Açıkçası 12 Mart Muhtırası ABD’de planlandı, lakin hiç istemediği sonuçlara yol açtı.
 
Sonra 12 Eylül 1980 Darbesi yine ABD’de planlanarak işbirlikçilerince gerçekleştirildi. Ona da gerekçe olarak anarşi ile birlikte yine irtica gösterildi. Millî Selamet Partisi’nin Konya’da yaptığı Kudüs Mitingi altı çizilerek neden gösterildi. Bu mitingi Oğuzhan Asiltürk ile Şevket Kazan provokatif amaçlı ve Erbakan’a rağmen tertiplemişlerdi! Nurettin Şirin, İstiklal Marşı okunurken oturma eylemi yaparak, 6 gün sonra yapılacak darbeye gerekçe hazırlamıştı. 6 Eylül 1980 Günü Kudüs Mitingi yapıldı, 12 Eylül 1980 Günü de darbe gerçekleştirildi!
 
Lakin ABD ile işbirlikçileri 12 Eylül 1980 Darbesinde de umduklarını bulmak şöyle dursun hiç beklemedikleri sonuçlarla karşılaştılar. Askeri yönetim yalnız MSP’yi değil, tüm partileri kapattı. Rejimi kuran, Atatürk’ün partisi CHP’yi de kapatıp mallarını müsadere etti. Rejimin diğer ayağı, Türkiye’nin en ücra köylerine kadar örgütlenmiş bulunan, Demirel’in partisi AP de kapatılıp malları hazineye devredildi. Böylece Türkiye’nin siyasi yapılanması sıfırlanmış oldu. Oluşturulan o ortam ve şartlarda, Turgut Özal 4 eğilimi birleştirme siyasi mühendislik projesini hayata geçirerek 1983’ten itibaren 2 dönem üst üste tek başına iktidar oldu. Özal askeri yönetimin Bülent Ulusu’ya kurdurduğu Hükümette, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görevlendirilmiş ve Demirel’in tabiriyle 70 Sente muhtaç Türkiye’yi döviz bolluğuna kavuşturmuştu. Başbakan Özal ANAP iktidarında Millî Görüş politikalarını izledi, kendi ifadesiyle Türkiye’ye çağ atlattı.
 
Aslında Turgut Özal ANAP’ı kurduğunda ABD’ye ihanet eden Darbe Lideri Kenan Evren’le silah arkadaşlarından hesap sorsun diye, seçimi kazanması için desteklendi. Ama Özal da Kenan Evren’le işbirliği ve dayanışma içinde hareket etti. O yüzden Özal’a karşı da dehşet bir karalama kampanyası başlattılar ve sonunda ANAP kongresinde suikast düzenlediler.
 
Başbakan Özal, Kenan Evren’in süresi bitince Cumhurbaşkanı seçildi. Yıldırım Akbulut’tan ANAP liderliğini alan Mesut Yılmaz’a karşı Erbakan Refah Partisi’ni harekete geçirdi. 1995 Genel Seçiminde birinci parti olunca Refah-Yol Koalisyonuyla 54. Hükümeti kurdu. Açıkça ifade etmek gerekirse 12 Eylül Darbesi sürecinde Millî Selamet Partisi’nde siyasete atılmış olan Turgut Özal önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı olurken, Erbakan Başbakan oldu!
 
Erbakan Başbakanlığında kurulan Refah-Yol Koalisyon Hükümetine yönelik yine ABD’den gelen emir/talimatla 28 Şubat 1997 post modern darbe süreci başlatıldı. Erbakan iktidarda ancak bir yıl kalabildi ve yönetimi 28 Şubatçılar devraldı. Önce Mesut Yılmaz, ardından da Bülent Ecevit Başbakan oldu. Yine ABD’den, süper bakan olarak Kemal Derviş ithal edildi. Yine görev irtica ile mücadele idi. Yeşil sermaye diye niteledikleri özel kuruluşları batırmak için ne lazımsa yapılıyordu. Kamusal alanda İslam adına bir şey bırakılmak istenmiyordu...
 
Lakin işler planlandığı gibi gitmedi. Önce 28 Şubatçı generaller emekliye sevk edilip sonra öncülük eden medya kuruluşları sahiplerinden alındı. 24 banka batırıldı ki, tamamı küresel sermayeye aitti, içinde tek bir tanesi yeşil sermayenin değildi. Ardından 28 Şubat’a destek veren bütün siyasi partiler 3 Kasım 2002 Erken Genel Seçimde barajın altında bırakıldılar. Milli Görüş içinden çıkan AKP o gün tek başına iktidar oldu, 15 yıldır Türkiye’yi yönetiyor…
 
Böylece Erbakan ve Millî Görüş’e karşı ABD’de planlanıp gerçekleştirilen her üç darbeden sonra da aksine Millî Görüş zihniyeti iktidar oldu. Türkiye her darbe sonrası büyük değişim ve dönüşüm yaşarken statüko büyük tahribata uğradı. İstisnasız bütün darbeleri bir gizli el sanki tersyüz edip Millî Görüş lehine çevirerek büyük bir değişim, dönüşüm gerçekleştirdi.
 
15 yıllık tek başına AKP iktidarına karşı ise birçok başarısız darbe hazırlığı/girişimi yapıldı. Her defasında ortaya çıkan durum fırsata çevrilerek süregelen değişim, dönüşümü devam ettirme imkânı doğdu. Buna karşın statükoda onulmaz rahneler açılmaya da devam edildi.
 
Önce Cumhuriyet Mitingleri ile AKP iktidarı devrilmek istendi. Bundan korkan halk 2007’de yapılan genel seçimde AKP’ye yüklenip oylarında büyük artış sağladı. Sonra da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale etmek amacıyla 27 Nisan E muhtırası verildi. Bunu fırsata çeviren Hükümet ordudaki darbe heveslilerine telafi edilemeyen geri adımlar attırdı.
 
Bu defa Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 diye bir garabet uygulanmak istendi. Bundansa Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesi sonucu çıkartıldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş doğrultusunda bu geri dönülmez bir büyük adım olarak atılmış oldu.
 
TSK içerisinde hazırlıkları yapılan bir dizi darbe girişimi deşifre edilerek karışanlar yargının önüne çıkartıldı ve mahkûm edildi. Böylece Ergenekon derin devlet yapılanmasının ortaya çıkarılması mümkün oldu. Sonradan, kumpas denilerek mahkûmiyetlere beraat getirildiyse bile TSK’daki birçok darbeci unsurlar tasfiye edilmiş oldu. Yargının da Ergenekonculardan temizlenmesi sağlandı. Sonuçta Ergenekoncu derin devlet çökertildi denilebilir.
 
Daha sonra Gezi Parkı olayları başlatılarak iktidarı devirmeye yönelik başkaldırı girişiminin tüm illerde harekete geçirilmesine çalışıldı. Bundan da bir sonuç alınmadığı gibi teröristleri tespit edip derdest etme imkânı doğdu. Ayrıca toplum bu tür girişimlere karşı şerbetlendi.
 
Yargıda Ergenekonculardan boşalan yeri dolduran FET֒cü unsurlar, 17-25 Aralık girişimi ile AKP Hükümetini devirmeye kalkıştılar. Bu girişim de fırsata çevrilerek yargıda FET֒cü unsurlar epeyce temizlendi. Bu girişimin arkasında da 15 Temmuz gibi küresel güç vardı.
 
İstisnasız bütün girişimleri fırsata çevrilerek büyük değişim-dönüşüm gerçekleştirildiğini bir bir izleyen küresel güç nihayet gözü dönmüşçesine 15 Temmuz FETÖ kanlı darbe girişimi ile Türkiye’yi iç savaşa sokup diğer Müslüman ülkelerde sahnelediği vahşi senaryoyu aynı minvalde vizyona koymak istedi. Lakin bu son girişim çok daha büyük bir fırsata çevrilerek bir karşı darbe harekâtı başlatıldı. Bu süreç olanca hızıyla devam etmektedir. Bu kez 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası başlayacak yeni sistem için siyaset alanında da köklüce bir değişim-dönüşümün öngörülmekte olduğu yaşanan gelişmelerden anlaşılmaktadır.
 
Bunları anlattıktan sonra şimdi gelelim işin püf noktasına: Peki, bunca darbeyi, saldırıyı ve kumpası her defasında bertaraf eden, ardından da fırsata çevirerek Türkiye’de bir değişim ve dönüşüm sürecini aşamalar halinde mütemadiyen yürüten bu siyasi akıl, güç ve iradeyi gören, bilen, tanıyan var mıdır? Gelip geçici farklı/aykırı iktidarlar bunu başarabilir mi?
 
Erbakan’ın 1969’da başlattığı Millî Görüş hareketiyle yürüyen bu süreç hep aynı istikameti takip ettiğine göre kurucusunun kim olduğu açıktır. Ayrıca Erbakan’dan sonra da bu süreci yürüten bir mekanizmanın olması gerekir ki, aksi düşünülemez. Çünkü bunca gelişmelerin rastlantısal olarak artarda aynı minvalde sonuçlanması, trilyonluk ihtimal hesaplarıyla dahi açıklanamaz. Evet, Erbakan siyasi hayata atılmadan önce millî derin devlet yapılanmasını gerçekleştirdi, Türkiye’yi onun üzerinden yönetti. Şimdi de Türkiye’nin bu millî derin devlet tarafından yönetilmekte olduğu hiçbir şekilde yadsınamaz bir gerçekliktir.

                                                           >>>O<<<
Sayı: 987
715 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9233     EURO 4.6062     IMKB 103912     ALTIN 161,053