Editör

el-aziz@el-aziz.com 05 Aralık 2012 Çarşamba 00:46 DİĞER KÖŞE YAZILARI

MUSTAFA TATLI FATİH ERBAKAN'A HAC ZİYARETİ YAPTI SAADET'TEN ATILDI!

Saadet Partisi Ankara teşkilatından Mustafa Tatlı bir toplantıda İl Başkanı Hacıabdullahoğlu’ndan hacdan dönen Fatih Erbakan’ı yönetim olarak ziyaret etme konusunda bir programımız var mıdır; diye soruyor. Başkan bu konuyu toplantı sırasında gündeme getirmeniz doğru değil, sıkıntıya yol açar, diye uyarıyor.

Mustafa Tatlı, yönetim olarak bir ziyaret gerçekleştirmek sıkıntıya yol açacaksa o halde kendimiz -yönetim adına değil- bir grup halinde özel şekilde ziyaret etmek istiyoruz deyince il başkanı bunun da sıkıntıya neden olacağını söyleyerek hiç gerek yok, durup dururken bir sorun oluşturmayalım diyerek ona da müsaade etmek istemiyor.

Ancak Mustafa Tatlı parti yönetimdeki bazı arkadaşlarla birlikte gidiyorlar gayri resmi şekilde Fatih Erbakan’ı evinde ziyaret edip haccını tebrik ediyorlar. Saadet Partisi kabuk yönetimi haber alıyor ve Mustafa Tatlı’yı resmi bir işleme bile gerek duymadan telefonla görevinden alındığını kendisine bildiriyor…

Şimdi bu olayı neresinden yaklaşıp ele alacaksınız? Olayın yanlış, hata, ayıp, eksik, kusur sayılan bir yanı olur da; doğrusunu, uygununu, güzelini, idealini, mükemmelini göstermeye çalışırsınız… Bu olayın ele anılacak, iler tutar bir tarafı yok ki ne diyelim, neresini düzeltelim, neyini eleştirelim?

Yapılan ne Millî Görüş’e, ne Müslümanlığa, ne de insanlığa yakışır bir tutum ve davranıştır. Hacı ziyaretinin de siyasi bir mülahaza ile sorun yapılması, hele engellenmesi, dahası yapıldı diye ceza uygulanması aklın, mantığın, havsalanın alabileceği, anlaşılır bir şey değildir.

Bu bir akıl tutulmasından, şuursuzluktan, geri zekâlılıktan, ahlaksızlıktan, karaktersizlikten, gayri medenilikten, kabalıktan, yontulmamışlıktan öte bir panikatak, bir paranoyak, bir büyük korku ve telaş halidir. Demek ki adamlar bütün bütün dengelerini yitirmişler, belki de kafayı yemişler.

Korkunun ecele faydası yok diye ne güzel bir atasözümüz var bu gibi durumlarda söylenen. Yahu siz Fatih Erbakan’dan bu korkunuzla nasıl yaşıyorsunuz? Bırakın bu korku ile siyaset yapmayı, bir huzurlu nefes bile alamazsınız. Siz korkudan çıldırmış olmalısınız. Size kabuk yönetim diyorduk, meğer aynı zamanda bir de abuk yönetim imişsiniz.

Bakın, sizler gayet basit bir mülahazayı bile yapmaktan aciz, ne yaptığını bilmez, şaşkın insanlar olarak şunu bile düşünememişsiniz: Eğer, bütün Ankara teşkilatı olarak gruplar halinde bütün bir hafta boyunca gruplar halinde Fatih Erbakan’ı ziyaret edip haccını tebrik etseydiniz bile bu yaptığınız absürtlük kadar ona yarar, kendinize zarar veremezdiniz.

Birçok internet sitesinde haber oldu en azından binlerce insan duydu, birbirine anlattı, konuştu bu yaptığınız ahlaktan, faziletten, adabı muaşeretten, insanlıktan uzak yabaniliğinizi. Sizlerden nefret eden insanların, sizi ayıplayanların, sizi kınayanların sayısı kim bilir ne kadar? Oysa siz çok iyi bir şey yaptığınızı düşünüyor; Fatih Erbakan’a hac ziyaretini bile engelledik diye kostaklanıyorsunuz!

Ama sizler yine şanslısınız. Çünkü bu yaptığınız en azından magazin basınının, programlarının flaş bir konusu olarak günlerce yazılıp çizilecek, konuşulacak, ister inanın ister inanmayın türü başlıklarla sunulacak bir rezalet iş yaptığınız halde sadece birkaç internet sitesine haber oldunuz.

Oysa siyasetin bir ibret vesikası olarak pek âlâ siyaset yazan köşelere malzeme olabilirdiniz. Ama Allah’a şükretmeyin de şeytana minnet edin ki Sabetayist/Masonik medya sizi kayırıyor aleyhinize hiçbir olayı haber yapmıyor.

Bütün bütün insanlıktan çıkmış, vicdanı çürümüş, onurunu yitirmiş, kendisine zerre kadar saygısı kalmamış, kişiliksiz bir toplum haline geldikten sonra size din ne yapsın, dava ne yapsın, siyaset ne yapsın?

Erbakan bir seminerde şunu demişti: İstisnasız, bütün peygamberlerin her birine ayrı ayrı şu vahyedilmiştir: UTANMAZSAN NE YAPARSAN YAP!

İşte Fatih Erbakan’a ve ona haccından ötürü yaptığı ziyaret nedeniyle Mustafa Tatlı’ya Saadet Partisi kabuk yönetimi tarafından uygulanan muamele, sergilenen tavır, gösterilen reaksiyon kelimenin tam anlamıyla bir UTANMAZLIKTIR!

Evet, ey Millî Görüşçüler! İşte, Erbakan’ın 40 yıllık Millî Görüş mücadelesi boyunca adeta canını dişine takarak gösterdiği canhıraş çabanın mahsulü Saadet Partisi, böyle bir zihniyetin elindedir.

Ve Erbakan’ın karşısında verdiği mücadeleye hayatını adadığı ve bir ömür harcadığı Yahudi işte budur! Bir şekilde içine sızar, 40 yıllık bir destansı mücadeleyi böyle ele geçirir, üstüne oturur ve tepesine çıkar. Davanın hakiki has evlatları da böyle itilir, kakılır, sürülür, dışlanır, atılırlar…

Erbakan Yahudi insana, Yahudi düşmanlığı türküsünü çaldıra çaldıra kendine hizmet ettirir derdi. Şimdi Saadet Partisi kabuk yönetimi de İsrail karşıtlığı türküsü çala çala İsrail politikalarına tam destek vermektedir!

Erbakan, Kur’an-ı Kerim’de doğrudan ya da sebebi nüzul olarak 500’den fazla ayet Yahudi hakkındadır diyordu. Yüce Allah’ın bu kadar dikkat çektiği bir tehlikeyi önemsememek, göz ardı etmek iman ferasetiyle bağdaşmaz diyordu.

Bu arada bir hususu özellikle belirtmek istiyoruz. Erbakan bazen Siyonizm, bazen İsrail, bazen de Yahudi diyerek bu küresel tehlikeye dikkat çeker, hedef haline getirirdi. Irkçı emperyalizm dediğini de herkes bilir.

Elbette ki Erbakan, Millî Görüş katıksız, katkısız İslam’dır diyen örnek bir Müslüman olarak hiç kuşkusuz ki ne bir ırk olarak, ne de ehli kitap bir dinin mensubu olarak bir topluma karşı olumsuz bir tavır, hele hasmane bir yaklaşım içinde olamazdı.

Kuran-ı Kerim’in de, Erbakan’ın da büyük bir tehlike olarak hedef gösterdiği Yahudiler, Yahudilik; Kabala denilen bir şahsın Şeytanın dini olarak bir esrarengiz kötülüğü örgütleme kültürü halinde sistemleştirdiği, Yahudi toplumu üzerinden kuşaktan kuşağa aktardığı, her dönemde geliştirilen ve insanlığın başına bela edilen menhus bir birikim, zihniyettir.

Bu menhus zihniyet her türlü kesim ve toplum içerisine ondan görünüp sızarak beynine ve kalbine yerleşmekte ve şeytanın misyonunu hakkıyla yerine getirmektedir. İlahi kitaplarda tahrifat yapan, dinleri yozlaştıran, toplumları dejenere edip içine kin, nefret, düşmanlık tohumları eken, her türlü sapık ilişkiyi özendiren bu zihniyettir. Yahudiliğin en kısa tarifi, yeryüzünde kötülüğü örgütlemenin adıdır.

Hiç şüphesiz ki Yüce Allah en son vahyettiği kitabı Kur’an-ı Kerimi koruyacağını vaat buyurmuş, bu vaadini de yerine getirip tahrifattan azade muhafaza buyurmuştur. Ancak hak dini tahrif etmek için Kitabını değiştirmek gerekmiyor. Kitabını tahrif etmeden de hak dini tahrif etmek mümkündür.

Nitekim Kur’an-ı Kerim bir harfine dahi dokunulamadan günümüze kadar gelmiş olmasına rağmen İslam dininde birçok dalalet fırkası oluşmuştur. Bütün bunların altında da Yahudi parmağı vardır!

Aleyhissalat-ü Vesselam Efendimiz, Benden sonra ümmetim 70 küsur fırkaya ayrılır ve yalnız bir tanesi Fırka-i Naciyedir, diğerleri ateş halkıdır buyurmuş, aynen de öyle olmuştur.

Her sözü Yüce Allah’ın vahyine dayanan Hz. Peygamber (SAS) önceden bildirdiğine ve aynen de gerçekleştiğine göre bu durum ilahi takdirin gereği ve tecellisidir. Yani ne yapılırsa yapılsın, bunlar olacaktır. Çünkü Yüce Allah insanları bu dünyaya imtihan amacıyla gönderip kimin daha iyi işler yaptığını deneyerek tespit etmek istemektedir.

İnsanları denemek için onlara var gücü ile kötülüğü emreden bir nefis ve ondan korunmaya imkân sağlayan vicdan vermektedir. Aslında insana fücuru (her türlü kötülüğü)da, takvayı(korunmayı) da ilham eden Yüce Allah’tır. (Şems Suresi ayet: 8) Şeytan, sadece bir misyonu yerine getirmekle görevli memurdur.

Hayatta en kötü şey insanları saptırıp hak ve hakikatlerden ayırmak, batıl yollara sürüklemektir ki bunu alabildiğine yapan şeytandır. Bunu yapan herkes de şeytanın bendesidir.

Hayatta en iyi, en hayırlı şey ise insanların hidayetine vesile olmak, sıratı müstakime yöneltmektir, bunun için cihad etmektir. Batılın hâkim olduğu toplumlarda cihad; hakkın hâkim olduğu toplumda ise emr-i bil m’aruf ve neh’yi an’il münker farizaları ifa edilir.

Yüce Allah bir toplumda hakkı tebliğ eden, hakka ve hayra çağıran; batıldan ve kötülüklerden ise sakındıran bir topluluk bulunmasını isterken, kurtuluşa erenlerin onlar olduğunu müjdelemektedir.

Erbakan Millî Görüş’ü bir cihad hareketi olarak başlattı, örgütledi, yönetti. Millî Görüş’ün hayra motor, şerre fren olmak olduğunu belirten Erbakan bu ifade ile cihadı da tarif etmiş oluyordu.

Ama heyhat ki; Erbakan’ın 40 yıllık Millî Görüş mücadelesinin yegâne temsilcisi ve son nefesine kadar liderliğini yaptığı Saadet Partisi; bugün bir kabuk yönetim elinde tam aksine şerre motor, hayra fren olmaktadır.

Ve bu yürekler acısı vahim durum karşısında Millî Görüşçüler gerekli hamiyeti, gayreti, şecaati, azmi göstermemektedirler. Bunca badireden, fitneden, denemeden geçmiş bir topluluk olarak bu yapılanlar karşısında ne yapacaklarını bilmez halde adeta şaşkınları oynamaktadırlar.

Elbette ki bu ilk kez olan bir durum değildir. Tam aksine Yüce Allah’ın sürekli tekrarlanıp duran bir sünnetidir. Her peygamberden sonra ümmeti bu tür durumlar yaşadığı gibi her müceddit sonrası da müntesipleri benzerini yaşamışlardır.

Son Peygamber Hz. Muhammed (SAS)’den sonra 14 asır boyunca bu dini nice Yezitler de temsil etmişlerdir. Ancak Hak daima üstün gelmiş, ne zaman hak gelmişse batıl zail olmuştur. Yeter ki hak ve hakikat ortaya konulsun; batılın yok olması asla mesele değildir.

Zalimler hak dini temsil noktasına geldiklerinde onların yüzüne hak ve hakikatleri haykırmak cihad farizasının en büyüğü olmaktadır. Eğer hak ve hakikatleri beyinleri patlatırcasına haykırabilecek bir topluluk olmazsa batıl toplumun üzerine çöker insanlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu asla bilemezler. Batılın batıl olduğu ancak karşısına hak çıkarıldığında fark edilip anlaşılabilir.

Erbakan’dan önce 13. Hicri Asrın Müceddidi olan Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur Külliyatını Kur’an’ın çağdaş bir muazzam tefsiri olarak telif etti. Bu büyük iman hareketi içerisinde nice üstün nitelikli talebeleri görev alıp yetişti.

Ancak vefatından sonra masonlar bu hareketi ele geçirerek Erbakan karşısında Demirel’e destek unsuru yapmada kullandılar. Bediüzzaman Hazretlerinin Risalelerinde açıkça dile getirdiği mason ve zındıka komiteleri onun talebeleri arasına her türlü fitne ve nifakı sokup mübarek davasını ifsat ettiler.

Bir yanda Risale-i Nur Külliyatını bastırıp satarak büyük servetler kazanırken, diğer yanda da hak davayı batıla hizmet ettiriyorlardı. Erbakan’a -hâşâ ve kellâ- yeşil komünist,  Demirel’e ise Nurlu Süleyman diyorlardı.

Oysa Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde şu hususa özellikle dikkat çekiyordu: Bize ne emniyet, ne yargı ne de hükümet düşmandır. Bizim hakiki düşmanımız bütün bunlara tesir eden gizli mason ve zındıka komiteleridir.

Masonluğu dillere destan, herkesin Morrison dediği Demirel’e kendilerine Nurcu diyenler neden mi Nurlu Süleyman diyorlardı? Çünkü Risale-i Nur temsilciliğini masonlar ele geçirmişlerdi!

Şimdi aynı şey Erbakan sonrası Millî Görüş hareketinin başına gelmiş bulunuyor. Saadet Partisi’ni kabuk yönetim Millî Görüş çizgisinden saptırıp Erbakan’ın 40 yıl karşısında mücadele verdiği bir menhus zihniyetin hizmetine sokmuş bulunuyor.

Bu Yüce Allah’ın imtihan hikmetiyle sürekli tekrarlanıp duran bir sünnetidir. Her peygamberden ve her mücedditten sonra böyle bir fetret devri, dalalet süreci, batıla dönüş hareketi başlar ve gerçek müminlerden, hakiki taraftarlardan, samimi mensuplardan hamiyet, sahiplenme, gayret beklenir.

Fatih Erbakan genel başkanlığa getirilebilir endişesiyle bugüne kadar Saadet Partisi’nin şu kabuk yönetimi her türlü tecride, baskıya, dışlamaya muhatap ettikten sonra sosyal hayatını ve beşeri münasebetlerini de engelleyerek adeta ev hapsinde tutmaya çalışmaktadır. Böylece Millî Görüşçü camia zehirlenmeye ve fitne, fesat, tefrika ile batıl bir topluma dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

İnsaf! Fatih’in, Erbakan’ın oğlu olmaktan öte ne suçu olmuş, ne yanlışı ve hatası görülmüş, hangi saygısızlığına şahit olunmuş?

Bu zulme, haksızlığa, zorbalığa, utanmazlığa seyirci kalanlara yazıklar olsun, yazıklar olsun!

                  >>>O<<<

Sayı: 736

14792 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • ZİYA NAS - 04 Şubat 2013 Pazartesi 22:17
    YÜZÜ GİBİ KALBİDE KARARMIŞ ZALİMİN.
  • VEYSİ İRDAM - 07 Aralık 2012 Cuma 16:49
    Milli Görüşçünün vazifesi ve idaalı, yeni bir saadet dünyasının kurulması suretiyle bütün insanların mesut olmasına hizmet eden bir görüştür. Ecdadımız bu hizmeti başarıyla yürütmüştür. Bugün aynı hizmetin yürütülmesi görevi şanlı ecdadımızın Milli Görüşçü torunları olan bizlere düşmektedir.
    Milli Görüş bir okuldur.
    Bu okulda hem kendimizin hem de içinde yaşadığımız toplumun maddi ve manevi huzurunu nasıl sağlayacağımızı öğreniriz. Başkalarına faydalı olmaya çalışırız.
    Biliriz ki İnsanların en hayırlısı başkalarına faydası olandır.
    Ahlaki ve manevi yozlaşma almış başını gitmektedir. Maalesef toplumda ahlak ve maneviyat açısından hiçbir düzelme olmadığı gibi manevi seviye daha da düşmüştür. İslam coğrafyasının kan ve gözyaşına boğulduğu bir dönemde bu milletin inançlı evlatları olarak bize düşen, İyiliği hâkim kılmak, kötülüğü engellemek ancak siyasi çalışmalarla mümkün olur.
    Kötülükler sözle ortadan kaldırılamaz.İyiliği yaygınlaştıran ve kötülüğü önleyen bütün sosyal yapıların, sivil toplum örgütlerinin ve bunları topluma aktaracak yazılı ve görsel basının da kesinlikle oluşturulması gerekir. İşte bu çalışmaları yapan insanlar,
    Kur’ana göre en hayırlı insanlar, onların oluşturduğu topluluk da en hayırlı topluluktur.
    Milli Görüş camiası bu çalışmayı yapmaya gayret ediyor.
    Müslümanlığın gayesi bütün insanların dünya ve ahret saadetidir.
    İyi bir insan olabilmek ve dünya imtihanını kazanabilmek için her Müslüman, bütün insanların saadeti için Canab-ı Hakk’ın verdiği meziyetlerle; bütün gücüyle çalışmayı vazife bilir, en büyük ibadet sayar.

    Şimdi bakıyorum,Erbakan hocamın vefatından sonra herkes ayağa kalktı. çekişmeler ve benlikler ortaya çıkmaya başladı. İşittiğime göre,
    Saadet Partisi Ankara teşkilatından Mustafa Tatlı bir toplantıda İl Başkanı Hacıabdullahoğlu’ndan hacdan dönen Fatih Erbakan’ı yönetim olarak ziyaret etme konusunda bir teklifte bulunur.
    çok güzel çünkü haçtan dönen her dost ve arkadaşa gidip Haçını tebrik etmek bizim İslami bir vazifedir. kaldı ki Fatih ,Hocamın oğlu ve varisidir
    hatta Sayın genel başkanımız ve genel idare kurulu top yekun gitmesi lazım idi, hatta Fatih Erbakan'a sahip çıkıp ona yardım edilmesi lazım.
    Başkan bu konuyu toplantı sırasında gündeme getirmeniz doğru değil, diyor sıkıntıya yol açarmış. bunda ne sıkıntı var, yoksa başkan başkalarından bir emir mi? almış kaldı ki, Erbakan Hocamızın oğlu Milli Görüşün üyesi ve çalışanı.
    Yukarıdaki yazıya göre, eğer öyle bir şey varsa bu çok tehlikeli, bölücü, parçalayıcı bir durumdur.
    kim kimi ayırıyor. bu dava her inanan Müslüman'ın davasıdır.
    inşallah öyle bir şey yok, bu durumu düzeltmek lazım.
    Selam ve dua ile.
  • ahmet dede - 06 Aralık 2012 Perşembe 23:10
    Çok değil,yakın zamanda yakınen bilerek şahit olduğum akp nin adalet bakanını,genel başkanı ve yardımcısını kucaklarında büyütüp, besleyip başımıza bela edanler,o.asiltürk ve kazan derhal def edilmelidirler.Haydi inananlar.
  • bekir - 06 Aralık 2012 Perşembe 12:50
    yıllardır elazizde saadet kadroları için çıkan eleştirel yazılara acaba diyordum.ama gelinen sonuç az bile demişler,bu kadar vurdum duymazlık haksızlık karşısında suskunluk,vefasızlık nerde var bilmem.bencede çok yazık.
  • Milli Görüş Üçüncü Nesil - 06 Aralık 2012 Perşembe 12:48
    DR.FATİH ERBAKAN SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANLIĞI İÇİN HAZIR.
    [YouTube Video]- http://bit.ly/VlFLrb
  • hasan - 06 Aralık 2012 Perşembe 11:41
    tarih şimdiye kadar nasıl ahde vefasızları korkakları yazdıysa yine yazacak...elazığ malesef bu kara defterde yerini alacak,yazıkk..
  • yavuz demirci - 06 Aralık 2012 Perşembe 11:33
    görevden alınanlar birazda kendinizi sorgulayın bu adamlar sizi görevden alma cüretini nasıl gösteriyor gebze lilere bişey yapamıyorlar yönetim ve teşkilatlar olarak tam 45 kişi fatih beyi ziyaret ettik şerefli adamlarsa yürekleri varsa alsınlar anladıkları dilden konuşuruz o ilçe binası başlarına yıkılır biliyorlar üçbeş tane zibidiye papuçmu bırakacağız...
  • Milli Görüş Üçüncü Nesil - 05 Aralık 2012 Çarşamba 12:39
    ...ve Hac'dan dönen Dr.Fatih ERBAKAN'ı ziyaret eden teşkilatlar da görevden alındı. Bu kadarını BAASÇI ESED bile başaramamıştı… BAASÇI BALGAT DİKTASI yakında "elimizi öpüp bize biat etmeyen bize oy'da vermesin" diyecektir.

    BAASÇI BALGAT DİKTASI’nın işte son icraatı… Fatih Erbakan'a HAC ziyareti yaptılar, Saadet'ten atılıyorlar..!

    Millî Görüşçüler!.. İşte, Erbakan’ın 40 yıllık canını dişine takarak gösterdiği çabanın mahsulü Saadet Partisi, böyle bir zihniyetin elindedir… ve bu yürekler acısı vahim durum karşısında Millî Görüşçüler gerekli hamiyeti, gayreti, şecaati, azmi göstermemektedirler. Bunca badireden, fitneden, denemeden geçmiş bir topluluk olarak yapılanlar karşısında ne yapacağını bilmez halde şaşkınları oynamaktadırlar.

    Fatih Erbakan SP Genel Başkanlığına getirilebilir endişesiyle bugüne kadar her türlü tecride, baskıya, dışlamaya muhatap edildi… BAASÇI BALGAT DİKTASI için gene yetmedi. Sosyal hayatını ve beşeri münasebetlerini de engelleyerek adeta ev hapsinde tutmaya çalışıyorlar...

    Milli Görüş'çülerin vicdanlarına sesleniyoruz! Fatih’in, Erbakan Hocamızın oğlu olmaktan öte ne suçu olmuş, ne yanlışı ve hatası görülmüştür? Bu zulme, haksızlığa, zorbalığa, utanmazlığa daha ne kadar seyirci kalacaksınız?

    İstisnasız, bütün peygamberlerin her birine ayrı ayrı şu vahy’ edilmiştir;

    “UTANMAZSAN NE YAPARSAN YAP..! “
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:58
Güneş 05:31
Öğle 12:35
İkindi 16:19
Akşam 19:25
Yatsı 20:51
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5190     EURO 4.1168     IMKB 106956     ALTIN 145,515