Editör

el-aziz@el-aziz.com 12 Aralık 2012 Çarşamba 00:36 DİĞER KÖŞE YAZILARI

NE İLGİNÇ; HALA SAADET PARTİSİ ÖRGÜTÜNE NUMAN KURTULMUŞ LANSE EDİLİYOR!

Ne İlginç; Hala Saadet Partisi Örgütüne
Numan Kurtulmuş Lanse Ediliyor!

Bizlere intikal ettirilenlere göre Saadet Partisi Genel Merkez konuşmacıları teşkilat toplantılarında sözü bir şekilde eski genel başkan Numan Kurtulmuş’a getirip özlem dolu ifadelerle, sitayişle yâd ediyorlarmış…

Teşkilat mensuplarından yapılan Numan Kurtulmuş partimizi bölüp gitti, sonra da AKP’li oldu hala ne diye ondan söz ediyorsunuz şeklindeki itirazlara biz ne yaptığını bilen insanlarız diye tuhaf bir karşılık veriyorlarmış.

Anlaşılan, Ak Saçlıların Numan Kurtulmuş aşkı bitmemiş, ateşi için için yanmaya devam ediyor… Ama böyle platonik bir yanık aşk siyasette pek olmaz; bunun içinde bir bit yeniği olmalı. Bu türden belirtilerin ardından birtakım senaryolar olur, vakti merhunu geldiğinde sahnelenip gösterilir.

Karanlık oda mahfillerinden Saadet Partisi’nin Ak Saçlılarına Numan Kurtulmuş konusunda yeni bir eylem planına ilişkin işaretler gelmiş ve Numan Kurtulmuş’a ilişkin kulaklarına kar suyu kaçmış olmalı. Yoksa El-Aziz’in öngörülerinin gerçekleşmekte olduğunu mu fark ettiler?

Biz, Numan Kurtulmuş’un AKP’ye davet edilme şekline ve şartlarına baktığımızda Deniz Baykal’ın Kemal Derviş’i getirdiği tezgâhın benzerinin kendisine kurulmuş olduğunu görmüş ve burada dile getirmiştik. Gelişmeler de bizi doğrular nitelikte, sözünü ettiğimiz mecrada ilerlemektedir.

Kemal Derviş kendisini ABD’den getirtip Hükümetinin tepesine adeta paraşütle konduran Ecevit’in DSP’sini bölüp dağıtmasının karşılığında Deniz Baykal tarafından CHP’ye transfer edilerek Genel Başkan Yardımcılığı konumuna getirilmişti.

CHP’den milletvekili de seçilen Kemal Derviş’i destekleyen koca medya ordusu onu Deniz Baykal karizmasının gölgesinde silik duruma düşmekten koruyamamış, popülaritesinin sürekli üfürülmesi sönmeye yüz tutmaktan kurtaramamıştı.

Politika ustası Baykal, medyanın kendisine yüklediği olumsuzluklar birikimini de Derviş’e ciro edip oluşturulan günah yumağının ortağı yapmıştı. Nasıl bir girdaba tutulduğunun farkına varan Derviş milletvekilliğinden de CHP’den de istifa edip yeniden ABD’nin yolunu tutmuştu.

Kemal Derviş’i âlâyı vâlâ ile takdim eden malum medya Numan Kurtulmuş’u da yaşadığı hezimet dizisine rağmen hala inatla ve ısrarla kamuoyuna empoze etmeye devam etmektedir. Ne zaman, AKP’nin bir toplantısına katılsa mutlaka kameralar onu birkaç kez zumlayıp varlığından izleyicileri haberdar etmeye çalışıyorlar.

Partisinin yetkili bir sözcüsü olmamasına karşın televizyon programları, gazete sayfaları kendisine cömertçe peşkeş çekilmekte, kamuoyunun önüne çıkartılmak için her türden fırsat kollanmaktadır.

Oysa Türkiye artık çok değişti liderlerin manşetlerle gelip manşetlerle gittiği o devirler geride kaldı. Türkiye manşetlere karşı yürüyüşünü sürdürebilen liderlerin başarılı olduğu bir süreci yaşıyor.

Çünkü medya toplumda itibarı dibe vuran kesimlerin başında geliyor. Medya bir lidere, hele dozu biraz kaçmış bir destek veriyorsa toplum onun her şeyinden önce cibilliyetinden şüpheleniveriyor. Toplum, aşırı desteklediği siyasi lideri malum medyanın cibilliyeti ile özdeşleştirmektedir.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok, şu ana kadarki süreç; Has Parti’nin kapısına kilit vurup avenesini alarak AKP’ye katılan Numan Kurtulmuş’a siyasi hayatını bitirecek tezgâhın kurulduğundan şüphe etmeye yer bırakmıyor.

Bu erbabınca çok net bilindiği içindir ki Numan Kurtulmuş’tan asla vazgeçemeyecek olan karanlık oda yine işi Saadet Partisi’nin Ak Saçlılarına havale etmiş gözüküyor. Bu yüzden şimdiden yerini hazırlamaya ve sözde Millî Görüşçülere bir kez daha kakalamaya çalışıyorlar.

Şimdi gelinen noktada, Başbakan Erdoğan sonrası için AKP’nin bölünmesinin ve içinden birbirinin alternatifi iki parti çıkarılmasının derinlerde planlandığına ilişkin çok güçlü belirtilerin art arda sökün etmekte olduğu gözlemlenmektedir.

Eğer AKP bu amaçla kontrollü şekilde bölünecekse her ikisinin de tabii bir siyasi zemine oturması ve inanç, düşünce temelinde birer toplumsal tabana dayandırılması kaçınılmaz olacaktır. Lider ve kadroya dayalı siyasi oluşumlar ancak askeri darbeler ve müdahaleler sonrasında ancak başarılı olabilmektedir.

Gelişmelerin seyrine ve planlanan bölünme şeklinin niteliğine bakıldığında AKP’nin biri Millî Görüş tabanına, diğerinin ise Cemaat tabanına oturtulması düşünülen iki partiye ayrılmasına çalışıldığını görmek mümkündür.

Cemaat tabanına oturtulacak partinin, Millî Görüş dışındaki partilerin eski kadrolarının koalisyonu şeklinde oluşturulması gerekir. Çünkü Cemaatin tabanı olmasına karşın hazır siyasi kadroları yok. Geçmişte Cemaat tarafından desteklenen Millî Görüş dışındaki partilerin siyasette temayüz etmiş birçok kadroları var. Böylece birbirlerinin eksiğini tamamlayarak yeni bir oluşuma gidebileceklerini ya da AKP ile yola devam edebileceklerini öngörmekteyiz.

Millî Görüş kökenlilerin ise ne AKP ile devam etmeleri, ne de yeni bir oluşuma gitmeleri mümkün! Eğer AKP’de kalırlarsa gömleğini çıkaranların varisi olarak Millî Görüşçü olduklarını iddia etmeleri mümkün olmaz. Yeni bir oluşuma giderlerse Saadet Partisi ile yıkıcı bir rekabete girmek zorunda kalırlar. Her ikisi de olmaz.

Nitekim ANAP iki dönem, AKP ise üç dönem tek başına iktidar olmalarına ve birçok büyük, kalıcı hizmet gerçekleştirmelerine rağmen siyasi bir görüş ve düşünce oluşturamadılar. Bu nedenle de kendilerine özgü ideolojik bir siyasi tabana sahip olamadılar. Siyaset ideolojisiz, doktrinsiz olmaz.

ANAP’ın 4 eğilimi birleştirme projesini başarı ile uygulaması, AKP’nin aynı projenin tekrarını adını koymadan hayata geçirmesi merkez sağ denilen klasik partilerin siyasi tabanlarının izlerini belirsiz duruma getirdi. Artık kalıntıları bile kalmadı. Bu durum muvacehesinde merkez sağ denilen kesimi bir siyasi zeminde buluşturabilecek tek olgu Cemaattir.

Cemaatin hoşgörü ve diyalog gibi siyasi nitelikte küresel anlam yüklenebilecek bir söylemi olduğu gibi, Türkçe Olimpiyatları organizasyonları da Türkiyeli bir dünya İslam partisi olmasına elverebilir.

Millî Görüş ise içeride ve dışarıda yaşanan gelişmeler, olaylar karşısında haklılığını, tutarlılığını ve isabetliliğini kanıtlayarak yükselen yıldızı parlayan, Türkiye’de, bölgede ve dünyada istikbal vaat eden rakipsiz bir Türkiyeli küresel İslami siyasi görüş ve düşüncedir.

Halen her şeye rağmen oturmuş örgütlü bir tabanı bulunan Saadet Partisi ise hiç tartışmasız Millî Görüş’ün tek temsilcisidir. Bu durumda AKP’nin bölünmesi halinde Millî Görüş kökenli kadroların tek seçenekleri Saadet Partisi çatısı altında birleşip bütünleşmektir.

Esasen Numan Kurtulmuş’u Has Parti’nin kapısına kilit vurulup avenesinin de iltihakı şartıyla AKP yönetimine alma prosedürü gösteriyor ki Saadet Partisi’nin rakibinden kurtarılması amaçlanmıştır. Eğer bu, AKP’yi bir rakibinden kurtarma amaçlı olsaydı, asıl Fatih Erbakan’ı ve el sallayıp bak biz buradayız diye davetkâr edalar takınan Mustafa Kamalak’ı transfer etmeleri gerekirdi.

Numan Kurtulmuş’ a Has Parti’ye kilit astırıp öyle transfer eden, ama Saadet Partisi’ne dönüp de bakmayan Başbakan Erdoğan belli ki Millî Görüş’ün ocağını söndürmek istememektedir. Bu şahsi düşüncesi ve tasarrufu mudur; yoksa kendisine öyle mi talimat verilmiştir; tartışılması anlamsız.

Bu tabloya göre AKP bölünüp içinden birbirinin alternatifi iki parti çıkartılırsa Numan Kurtulmuş’un yine ayazda kaldığının resmidir. Çünkü bu oluşacak her iki partide de lider olamaz.

Bu durumda karanlık odadakiler bizim gördüğümüzü görememiş olamazlar. Bu nedenle, AKP’nin bölünmesi ve Millî Görüş kökenlilerin Saadet Partisi çatısı altında birleşmesi halinde yine Numan Kurtulmuş için ortamı hazırlamalarını Ak Saçlılara bir görev olarak tevdi etmiş olmalılar.

Ancak âcizane tavsiyemiz karanlık oda ve onun bendeleri Ak Saçlılar asla unutmamalıdır ki eğer böyle bir siyasi mühendislik projesi varsa bu millî derin devlete ait bir vizyondur. Bizim bildiğimiz o millî derin devlet Numan Kurtulmuş’a ancak tezgâh kurar, asla yol vermez. Eğer millî derin devlet projesi içinde karanlık oda kendi projesini gerçekleştirecek bir üstün siyasi akla sahipse o başka.

Şimdi gelelim Uyuyan Güzel dediğimiz Millî Görüş camiasına…

Ak Saçlıların vesayetindeki Saadet Partisi kabuk yönetimi çaresizlik içinde kıvranıp yapabildiği tek şey Fatih Erbakan’ı dışlayıp tecrit etmek olduğu halde…

Ve kabuk Genel Başkan Mustafa Kamalak karanlık oda işbirlikçisi Ak Saçlıların gölgesinde artık görünmez, fark edilmez, silik durumda umutsuz vaka olduğu halde…

Fatih Erbakan’a karşı çıkarabilecek kimse bulamadıkları için Ak Saçlılar çareyi yeniden Numan Kurtulmuş’ta görmeye başladıkları halde…

Ey Millî Görüş Camiası… Ey Millî Görüş Gençliği… Ey Saadet Partisi’nin henüz çürümeye yüz tutmamış, vicdani duyarlılığını, dava aşkını ve heyecanını yitirmemiş teşkilatları…

Sizler hala, şu ipliği pazara çıkmış Ak Saçlılar ve bir fiske ile devrilecek olan kof kabuk yönetim karşısında ne diye mütevekkil seyirci kalıyorsunuz? Siz neyi bekliyor; ne güne duruyorsunuz?

Ne gelecekleri olan, ne de halleri hal olan bu mıymıntı, tufeyli, içi geçmiş, çürümüş yönetimden ne bekliyorsunuz? Harabe altında tutulan Millî Görüş hazinesi üzerinde sürgit baykuşlar mı ötecek?

Baksanıza; Allah’a hamdolsun, Fatih Erbakan şu genç yaşına rağmen, bugüne kadar kamuoyuna yansıyan bir yanlış, hata, kusur, ayıp işlemedi! Kaşar Ak Saçlılar ise bir dizi yanlış yaptılar. Oysa senaryolarını Fatih Erbakan’ın yapacağı hatalar üzerine kurmuşlardı. Fatih Erbakan değil; onların üst üste hatalar, yanlışlar yaptıklarını gördük, hala da yapıyorlar…

Çocukları üzerinden Erbakan’ı karalayıp yıpratma ve itibarsızlaştırma planları Allah’a şükür ters tepti. Erbakan ailesine iblisçe kurulan tezgâhların hiçbiri işlemedi. Fatih Erbakan çok kısa sürede duruma vaziyet edip Erbakan ailesini fırsatçıların gözlerinden, kem bakışlarından uzaklaştırdı.

Fatih Erbakan bugüne kadar üzerine düşeni yaptı, yapıyor. Bunun ötesinde çok şey beklemek ise haksızlık olur. Fatih ortaya çıkıp bu kaşar Ak Saçlılara ve çürümüş kof kabuk yönetime bayrak açamaz, açarsa doğru olmaz.

Şimdi Fatih Erbakan etrafında iç içe geçmiş tuğlalardan örülmüş duvar gibi kenetlenme zamanıdır ki bunda geç kalınmamalıdır. Şu ipliği pazara çıkmış Ak Saçlıların vesayeti altındaki kof kabuk yönetime üfleseniz savrulacak. Üfleyecek takatiniz de mi kalmadı sizin?

Adamlarını gönderiyorlar teşkilat toplantılarında hala Numan Kurtulmuş’u hayırla yâd ediyorlar, özlemle anıyorlar. Karşılarına kimse çıkıp bir çift söz edemiyor? Bu ne haldir böyle Ya Rabbi!

Erbakan’ın Millî Görüş’e sahip çıkmayı şuuruna, basiretine, ferasetine ve heyecanına emanet ettiği gençler neredesiniz?

Unutmayın ki onca teşkilat himayesine, medya desteğine karşın bir avuç gencin yaptığı protesto, Numan Kurtulmuş için sonun başlangıcı olmuştu!

Kimse yanlış anlamasın. Çatal, kaşık, tuzluk fırlatmayı savunuyor değiliz. Zaten Erbakan da onu asla tasvip etmedi. Ama o protesto daha münasip, şık, zarif şekilde yapılabilirdi ve daha da etkili olurdu…

Millî Görüşçü gençlerin Numan Kurtulmuş’u protesto etmeleri yanlış değildi. Ama şeklini, biçimini ve yöntemini doğru yapmadılar. Millî Görüşçüler geçmişten dersler çıkartırken yapılan yanlışları, hataları, ayıpları asla tekrarlamadan; yalnız doğru, uygun, şık ve isabetli olanı yapmaktan imtina etmemelidirler.

Kaldı ki günümüzde Erbakan’ın Allah’ın nimeti dediği teknolojiden yararlanıp internet imkânlarını sonuna kadar kullanmalıyız. İhvan, Tahrir Meydanını sosyal medyayı kullanarak doldurdu!

Şunu da unutmayın ve asla göz ardı etmeyin ki: Sabetayist/Masonik medya -buna sözde İslami medya da dâhildir- karanlık oda işbirlikçisi Ak Saçlılarla onların vesayeti altındaki kabuk yönetim aleyhinde hiçbir olumsuz olayı, gelişmeyi haber yapmamaktadır. Ama eğer siz en ufak bir hataya yol açarsanız bunu aleyhinize sonuna kadar kullanacaklardır. Dikkatli olun ama korkmayın!

Hatırlayın; Numan Kurtulmuş’a delegenin sadece 4’te biri oy verdiği halde hiç kimse demokratik teamül gereği istifa etmesi gerektiğinden söz etmedi. Gelişen olaylardan da salonda bulunmayan Erbakan’ı sorumlu tuttular! Oysa Ak Saçlıların oyunları kendi ayaklarına dolanmıştı. Oyunlarının amacı, Numan Kurtulmuş ile karşı karşıya getirip Erbakan’ı yenilgiye uğratarak bertaraf etmekti.

Fatih Erbakan’ın etrafında kenetlenmek en risksiz olanıdır ama uygun ve şık bir şekilde yapılacak protestolarla kabuk yönetimi zor durumlara düşürüp köşeye sıkıştırmak da çok etkili olabilir. Yani bu olup bitene seyirci kalmak olmaz, herkes ne elinden geliyorsa asil ve zarif şekilde yapmalıdır.

Erbakan’ın sözü ile konuyu noktalayalım: İman varsa çare de var!

>>>O<<<

Sayı: 737


1755 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:19
Güneş 05:42
Öğle 11:42
İkindi 14:53
Akşam 17:29
Yatsı 18:45
DÖVİZ KURLARI
USD 2.5850     EURO 2.8325     IMKB 82.132     ALTIN 99,276    
Başkanlık sistemine geçilmesini destekliyor musunuz?