Rasim Ozan Kütahyalı

05 Mart 2012 Pazartesi 15:50 DİĞER KÖŞE YAZILARI

UĞUR DÜNDAR ARADI VE...

Cuma günü Beyaz TV'deki "Dinamit" yayınında Memduh Bayraktaroğlu Rahmetli DYP'li bakan Yıldırım Aktuna'nın kendisine anlattığı olayı nakletti...

Aynen şöyle dedi...
"Ertuğrul Özkök'ün odasında yaşanmış olay. Uğur Dündar da orada varmış. Özkök, Yıldırım Bey'in önüne bir fotoğraf koyuyor. DYP seçim otobüsünde Aktuna ile o zaman gazeteci olan Ahmet Tan şakalaşırken Aktuna sanki Tan'ın kucağına oturmuş gibi bir görüntü olmuş. Bunu da muhabir hemen çekmiş. Özkök, Aktuna'ya 'Ben bu fotoğrafı asla basmam, ben buradayken böyle şeyler sizle ilgili olmaz ama bu fotoğrafı başkaları de çekmiş mi bilmem' mealinde konuşuyor.

Sonra bu olaydan tamamen bağımsızmış gibi Aktuna'nın artık istifa etmesi gerektiğine Refahyol'un devrilmesi gerektiğine geliyor iş.

Yıldırım Aktuna da elbette orada mesajı anlıyor. 'Ben salak değilim, eğer istifaya direnseydim Özkök'ün benle ilgili neler yapabileceğini anlamıştım. Eşcinsel olduğum gibi bir yalanı manşete çekeceklerdi' demişti o gün bize..."

Bayraktaroğlu, "Ali Atasagun ile karısı ve iki hanımefendi daha bu olaya şahit" diyor. "Aktuna bize olayı aynen böyle anlattı" diyor... Polonezköy'de bir evde olmuş bu olay... Bu arada şunu söyleyeyim, Yıldırım Aktuna'nın istifa ettirilme sürecinde yaşandığı iddia edilen bu şantaj olayını Aktuna'nın kendine başka anlattıklarıyla başka gazeteciler de teyit ediyor. Mehmet Barlas ve Can Ataklı mesela...

Cumartesi sabahı Uğur Dündar beni aradı... Dedi ki
"Rasim bey, benim şahit olduğum böyle bir olay asla olmamıştır. Bu söylenenler külliyen yalandır. Ertuğrul Özkök benim yanımda böyle bir şey yapmadı. Ben bu olaya şahit olmadım."... Uğur Dündar, Aktuna'nın istifa ettiriliş sürecinde böyle bir lafı, böyle bir iddiayı duymadığını da söyledi. Takdir okurların, tarafların şahitlikleri farklı...

Öte yandan Uğur Dündar'la konuşurken iş malum 1998'deki andıç olayına da konu geldi.

Biliyorsunuz Çevik Bir'in emriyle Şemdin Sakık'ın ifadelerine söylemediği sözler ilave edilmiş ve kimi isimleri bitirme operasyonu başlatılmıştı. O süreçte Akın Birdal da ölümden dönmüştü.

Çandar ve Birand kovulmuştu, ölüm enselerindeydi... O ifadelere dayalı yayın yapanlardan biri de Uğur Dündar'dı... Hatta kendi açtı Dündar bu konuyu diyor ki...
"Genelkurmay, Sakık'ın ifadelerini sızdırmış. O ifadelerde "Şu şu gazeteciler PKK'dan para alarak yazıyor" diyor, kim olsa bu olayı haber yapardı, ben de bunu yaptım. Orada bir andıçla yalan ifadelerin araya konduğunu nerden bileyim? Bunun sorumlusu o zaman bu sorgulamayı yapan Kolordu Komutanı Yaşar Büyükanıt, bu olayı emreden Çevik Bir ve Erol Özkasnak'tır. Biz o ifadeleri gerçek sandık"...Ben de dedim ki; "İyi de Uğur Bey, çok kısa zaman sonra Şemdin Sakık "Ben böyle şeyler söylemedim" diye mahkemede konuştu, hadi bunu dikkate almadınız, 2000 yılının Kasım ayında Nazlı Ilıcak Meclis'te basın toplantısıyla bunu ifade etti, sonra da Genelkurmay bu andıçı kabul etti ama yine Nazlı hanıma küfreden bir metin yayınladı. Ama sonuç olarak o Çevik Bir imzalı resmi belgenin gerçekliği kabul edildi. O zaman çıkıp "Bizi de kullanmışlar, bu alçaklığı yapanlardan hesap sorulmalı" demeniz gerekmez miydi?" dedim... Uğur Dündar o konuda şöyle diyor... "O dönem Nazlı hanım bunu iddia etti ama Genelkurmay bu belgeyi doğrulamadı diye hatırlıyorum ben, net bir açıklama yapmadılar. Bir andıç belgesi olduğu ortaya konmadı" Ben de o dönem, 2000 yılının Kasım ayında Zülfü Livaneli gibi Atatürkçü yazarların da bu andıç kepazeliği üzerine yazdığını, o yasadışı belgenin gerçek olduğunu Genelkurmay'ın kabul ettiğini hatırlattım. Ertuğrul Özkök de bu konuda özür diliyor.

O yalan ifadelerle kimileri biçildi sonra o ifadeler yalan çıkınca bu yasadışı işi yapanlara asla aynı tonda hesap sorulmadı... O yayınlardan ötürü yargılanma meselesiyle ilgili ise Dündar'a tek şey söyledim
"Sizin yayınlarınızı dönemin darbecilerinin talimatıyla yaptığınızın belgesi çıkarsa bu doğal olarak hukukun alanına girer, yok hiçbir talimat ilişkisi olmayıp anlattığınız gibiyse hukukun alanına girmez." Dündar da "Asla ben darbecilerden talimat alarak yayın yapmadım" diyor...
Uğur Dündar'ın bu konuda başka anlattıkları da var.

Zamanında bir Genelkurmay Başkanı'nın onu Divan-ı Harp'le tehdit ettiğini ama ona rağmen o generale direndiğini söylüyor...

Askerler-gazeteciler ilişkisi bağlamında başka anlattıkları da var.
Kendini 2002 yaz aylarına kadar ekrana çıkartmayan siyasetçiyle ilgili anlattıkları var... Onları da yazacağım yarın....
 
899 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:19
Güneş 05:42
Öğle 11:42
İkindi 14:53
Akşam 17:29
Yatsı 18:45
DÖVİZ KURLARI
USD 2.5850     EURO 2.8325     IMKB 82.132     ALTIN 99,276    
Başkanlık sistemine geçilmesini destekliyor musunuz?