Sururi Seçmen

s.secmen@el-aziz.com 14 Ocak 2009 Çarşamba 01:18 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ATMACAYI VURDULAR BİR AVUÇ DARI İÇİN

Elazığ’da 29 Mart 2009 Seçim öncesi süreç yerel medya için ekonomik açıdan hiç mi hiç verimli olmadı; kampanya dönemi de oldukça kurak ve çorak geçiyor.

Merkezde belediye başkanlığı seçimini kazanma potansiyeline sahip 3 partiden ikisinin adayı doğrudan genel merkez tarafından belirlenince haliyle çekişmeli bir aday adayı yarışı yaşanmadı. Bu yüzden medyanın ranta dönüştürebileceği çok önemli bir fonksiyonu işlevsiz kaldı.

Önce Başbakan Erdoğan’ın bizzat talimatıyla DP’li Süleyman Selmanoğlu’nun AKP’ye transfer edilip nihayet aday gösterilmesi, yoğun bir aday adayı talebine muhatap olması beklenen iktidar partisinde bir demokratik yarışa imkân bırakmadı. Böylece değerlendirebileceği en önemli bir kaynak medyanın elinin altından kayıp gitti.

Bu yetmezmiş gibi arkasından MHP de adayını herhangi bir yarışa fırsat vermeden doğrudan genel merkezden belirleyip açıklayıverince birçok aday adayının hevesi de bu nedenle kursağında kaldı. Medyanın MHP’li aday adayları arasındaki yarışa bağladığı umut da sönüverdi.

Elazığ Belediye Başkanlığı seçimini kazanma potansiyeli bulunan partilerden sadece Saadet’in adayı demokratik bir uygulama ile oldukça çekişmeli geçen ciddi bir temayül yoklaması ve istişare sonucu belirlendi.

Ancak Saadet Partisi bu parlayan şansını Selmanoğlu’nun AKP’den adaylığı kesinleştikten sonra yakaladığı için gecikmeli bir aday adayı talebi söz konusu oldu. Dolayısıyla Saadet Partisi de pek fazla bir aday adayı yarışı dönemi yaşamadan adayını kesinleştirdi.

Böylece üç partide de herhangi bir yarış yaşanıp aday adaylarının medya üzerinden kendilerini tanıtması söz konusu olmadan adaylar belirlenmiş oldu. Bu durum adayların belirlenmesinde medyayı işlevsiz bırakıp ekonomik bir imkândan mahrum etti.

Görünen o ki aday adayları arasında yarış olmadığı için pek bir iş çıkaramayan medya, adaylar arasındaki seçim yarışına da bigâne kalıyor. Galiba farkında değil; oysa iki adaydan biri erken havlu atarsa diğeri de mücadeleyi sürdüremez, Selmanoğlu’nun 2. dönem Başkanlığı şimdiden kesinleşir ve medya da işlevsiz kalır.

Hatırlanacağı üzere gazetemiz El-Aziz geçtiğimiz hafta yerel medya mensuplarıyla ofisindeki salonunda bir çiğköfteli toplantı yaptı. O gün toplantı saati öncesinde işyerinde oturmakta olduğumuz Yazı İşleri Müdürümüz Mahmut Nacar…

Yeniçağ Gazetesi sahibi Yunus Çelik hacdan dönmüş. Hiç geciktirmeden şu fırsatta gidip ziyaret etsek iyi olacak deyince; kalktık arkadaşlarla birlikte gittik.

Hemen bir arka sokaktaki çalışma ofisinde ziyaretleri kabul eden çiçeği burnunda hacı Yunus Çelik Beyi eda ettiği hac farizası için kutlayıp tebrik ederken bir de baktık ki MHP İl Başkanı Servet Gürgözeler ve adayı Enver Erdem de ziyaret vesilesiyle oradalar.

Musafaha, hoşbeş derken söz seçim kampanyasından açılınca dikkat çeken bir hususu merakımı gidermek için soruverdim. O da şu: Yerel medya MHP adayı olalı beri Enver Erdem Beye neden beklenen müzahereti bir türlü göstermiyordu?

Oysa Enver Bey geçici görevle yürüttüğü Elazığ Özel İdare Genel Sekreterliğinden Malatya’daki Vali Yardımcılığı görevine iade edildiğinde yerel medya bunu sürgün olarak niteleyip adeta kıyametler koparmıştı… Daha sonra da MHP’den aday olması için teşvik edip yüreklendirmiş ve duyumlarımıza göre özellikle bazı etkin meslektaşlarımız destek sözü de vermişlerdi.

Enver Bey, adaylığı kesinleşip seçim çalışmalarına başlayalı epey oluyor. Ne var ki seçim kampanyasında rutin dışında bir destek verip marş enerjisi niteliğinde olsun gemiyi yürütmesi için yelkenlerini şişirecek kadar bir rüzgârı bile henüz estirebilmiş değiller!

Bu ne iş diye sorduğumda İl Başkanı Servet Bey maalesef öyle; medya beklediğimiz desteği henüz vermiş değil, bir tek siz destek oluyorsunuz şeklinde karşılık verdi. Belli ki bizden ummadığı bir destek görürken asıl umut bağladığı medya kuruluşları kendisini hayal kırıklığına uğratmıştı.

Bu arada Enver Erdem Beyin serzenişine muhatap olup doğrusu biraz şaşırdık. Enver Beyi biraz stresli ve sinirli bulduk. Ya da böyle bir anına denk geldik…

Nedeni fındıkkabuğunu doldurmayacak kadar önemsiz. Meğerse arkadaşlar internet sitemizde başlattıkları ankette Enver Beyin yakışıklı olmayan bir fotoğrafını kullanmışlar. Arkadaşlarımız kasıt olmadığını söylediler ama belliydi ki Enver Bey emin değildi. Gerçi arkadaşlar akşam hemen yakışıklı olmayan fotoğrafın yerine bir yakışıklı olanı bulup koydular ama olan olmuş Enver Bey bize gönül koymuştu bir kere.

Hacı Yunus Çelik’in ofisinden ayrılınca misafirlerin gelme vakti yaklaştığı için doğru El-Aziz’in ofisine gittik. Sağ olsunlar çok geçmeden meslektaşlar ilgi gösterip büyük bir çoğunlukla davetimize geldiler. Gerçi çok fazla kalıp gündeme ilişkin değerlendirmeler yapmak pek mümkün olmadı ama yine de kafamızı kurcalayan o soruyu sorma fırsatını bulduk.

Ne var ki tatminkâr bir cevap alabildiğimizi söyleyemeyiz. Bazı meslektaşlar sorumuzu haklı ve yerinde bulurken bazıları yok böyle bir şey, Enver Bey için gereken yapılıyor şeklinde cevaplar verdiler.

Konuyu bu köşeye taşımaya karar verip durumu nasıl izah edeyim diye düşünürken aklıma; atmacayı vurdular bir avuç darı için şeklindeki yanık Karadeniz türküsü geldi. Bir de vatan savunması için savaşa çağrıldığında; hayhay, iyi dersiniz, gidelim de viran olası hanede evladı ayal var diyen bir zatın sözleri geldi.

Bu açıdan bakıldığında hakikaten yerel medyanın ayakta kalabilmesi için gerekli harcamaları asgari düzeyde karşılaması bile herhangi bir destek almadan çok zor. Özellikle resmi ilan alamayan haftalık gazeteler için bu hiç mümkün değildir.

Nitekim El-Aziz Gazetesi 12. yılını idrak ederken bu süreçte Elazığ’da bir düzineden fazla haftalık gazete çıktı ve battı. Bizler yalnızca bir gazeteden ibaret olmayıp bir düşünce kulübü gibi çalıştığımız için gönül veren arkadaşlarımızın ödedikleri aidatlar, verdikleri ekstradan destekler ve meccanen yaptıkları hizmetler sayesinde varlığımızı sürdürebiliyoruz.

Yoksa bir yayın kuruluşunun salt reklâm gelirleriyle yetinip kendi yağıyla kavrulması ve omurgalı bir duruş sergileyerek çizgisini sürdürüp ayakta kalabilmesi başka türlü hiçbir şekilde olası değildir.

Evet; atmacayı vurdular bir avuç darı için diye türkü yakılmış ama bu, Karadenizlinin aç gözlülüğü nedeniyle değil; tarıma son derece elverişsiz olan bölgede atmaca ile çoluk çocuğun yaşamı arasında bir tercihe zorlandığı içindir. Keza hiç tereddütsüz cepheye koşması gereken vatansever için de ailesinin yaşam hakkı vatan kadar kutsaldır.

Yani gerçekler görmezden gelinemez.
 
Sayı: 537
2610 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:18
Güneş 05:46
Öğle 12:30
İkindi 16:07
Akşam 19:02
Yatsı 20:23
DÖVİZ KURLARI
USD 2.9195     EURO 3.2815     IMKB 73.570     ALTIN 106,657    
7 Haziran seçimi sonrası sizce siyasette nasıl bir Türkiye tablosu ortaya çıkabilir?