ADİL BİR DÜNYANIN KURULMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ

Saadet partisi Elazığ il kadın kolları başkanlığının düzenlediği İl Divan toplantısında konuşan İl Kadın kolları başkanı Kevser AYDIN "Adil bir dünyanın kurulması için mücadele ediyoruz" dedi.

16 Mart 2015 Pazartesi 11:43 < SİYASET
Saadet Partisi Elazığ il kadın kolları başkanı Kevser AYDIN

ADİL BİR DÜNYANIN KURULMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ
 
Saadet partisi Elazığ il kadın kolları başkanlığı Şubat ve Mart ayı divan toplantısını gerçekleştirdi. Divan toplantısına, Elazığ il kadın kolları başkanı Kevser AYDIN, Genel merkez teşkilat başkanı Ayşe BÖLÜKBAŞI, Halkla ilişkiler başkanı Nazire AL , Bölge başkanı Serap ERKAL, Tunceli İl başkanı Ülkü ÇİTAK ,  AGD üyeleri ve çok sayıda partili kadın katıldı.
Programda açılış konuşmasını yapan Elazığ il kadın kolları başkanı Kevser AYDIN 7 haziran genel seçimlerinin önemine değindi. Aydın konuşmasında; "7 haziran 2015 tarihinde yapılacak “genel seçimlere” neredeyse 3 aydan daha az bir süre kalmıştır. Her seçim çok önemlidir fakat ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu şu zaman dilimini değerlendirdiğimizde yapılacak seçim,  gerçekten çok büyük öneme sahiptir" dedi.
Aydın konuşmasını şu şekilde sürdürdü; "Verilecek bir oy, ile ülkenin geleceği belirlenecektir, ümmetin istikbali belirlenecektir. Türkiye ve dünya gündemine baktığımızda, haberleri izlediğimizde gördüklerimiz;
-Sömürü, savaş, çatışma, kavga, kan ve gözyaşı,
-Başımızı nereye çevirirsek bir yangın var.
-Şu an dünyanın 80 ayrı bölgesinde İslam coğrafyası başta olmak üzere, iç savaş, çatışma ve kaos hakim.
-Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre 52 Milyon insan açlık, yoksulluk ve çatışmalar yüzünden yerini, yurdunu değiştirmek zorunda kaldı.
-Afrika’da her 4 çocuktan birisi 5 yaşını görmeden hayatını kaybediyor. Her 10 dakikada bir çocuk önlenebilir hastalıklar nedeniyle ilaç bulamadığı için ölüyor.
-Son 10 yılda savaşlar neticesinde iki milyondan fazla çocuk öldü. 5 milyonu sakat kaldı.
-Yılda 2,5 milyon çocuk kaçırılıyor. 1,5 milyonu fuhuş pazarına sürülüyor.
-Dünyadaki 7 milyar 125 insanın yarısı günde 2 dolardan (5 liradan) az bir para ile yaşamaya çalışıyor.
Bu istatistiklerin uzaması mümkün dünyada maalesef olan, ama görmek istemediğimiz, gözümüzü kaçırdığımız hatta moralimiz bozuluyor diye duymak dahi istemediğimiz gerçekler bunlar. İfade ettiğimiz bu gerçeklerin sebeplerini değerlendirdiğimizde şu sonuca varıyoruz. ”Dünyadaki, NİMET-KÜLFET dağılımında, dengesizlik var.” Sizce dünyadaki servet dağılımı nasıl? Dünyanın en zengin 85 ailesi;  3,5 milyar insanın toplam mal varlığından daha fazla servete sahip.  (İngiltere Oxfam verilerine göre)
 
Oysa bu dünyada herkese yetecek yer de var nimet te var ancak ADİL BİR DÜZEN  yok.
Saadet Partisi olarak bizler modern kölelik düzeni dediğimiz bu düzene karşıyız. O yüzden  “Yeni Bir Dünya Düzeni” diyoruz.
Her türlü zulme karşıyız.
Sömürüye karşıyız.
Daha fazla silah satmak için, daha fazla çatışma çıkaran düzene karşıyız.
Bir damla petrol için, bin damla kan akıtmaktan çekinmeyen sisteme karşıyız.
Biz Saadet Partisi olarak
HAK VE ADALET MERKEZİ ADİL BİR DÜNYANIN KURULMASI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ.
Çünkü bizim temelimiz sevgidir- barıştır- kardeşliktir. Bu dünyada ;
-Savaş değil; barış
-Çatışma değil diyalog
-Çifte standart değil adalet
-Üstünlük değil eşitlik
-Sömürü değil hakça paylaşım
-Baskı ve zulüm değil, demokrasi ve insan hakları hakim olacak…
Ve biz bunu gerçekleştirebiliriz, Çünkü biz, insana, topluma, hayata bakışımızı belirleyen en temel unsurumuz; inancımız gereği yüzyıllarca barış ve huzuru hâkim kılmış medeniyetin insanlarıyız.
Adil bir Dünyaya ulaşmak için öncelikle “kuvvete değil hakka dayalı; adil bir uluslararası bir düzenin” kurulması gerektiğine inanıyoruz.
Saadet Partisi, yeryüzünde yaşayan bütün insanların huzur ve barış içinde yaşamasını kendisine gaye edinmiş ve “YENİ BİR DÜNYA” kurma amacını ilan etmiş yegane siyasi partidir.
Bunun için 1997 yılında 54.Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan önceliğin de; D-8 kuruldu. Nüfusu 50 milyondan büyük  8 ülkenin; Türkiye, İran, Malezya, Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Mısır, Nijerya’nın bir araya gelmesi sağlandı.
 Gelişen ekonomisi,
 Büyük nüfusu,
 Geniş coğrafyası,
 Yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle, Afrika-Avrupa-Asya’ ya yayılan bir milyarlık 8 ülkenin;
Ticaretin geliştirilmesi,
 Uluslararası düzeyde karar alma mekanizmalarında, ortak hareket etmek,
 daha iyi yaşama şartlarını sağlamak,
 sosyal ve ekonomik alanda işbirliği yapmak amaçlandı.
Bugün D-8 aktif olarak çalıştırılsaydı, dünyada ve İslam coğrafyasında olan kan ve gözyaşı asla olmayacaktı. D-8 dünyayı yönetme gücünü elinde tutan ülkelerin karşısında bir denge olacaktı, fakat değerlendirilemedi. Dünyada, özellikle İslam coğrafyasında yaşanan zulümlere yönelik çözüm üreten bir parti var mı Allah aşkına?  Hepsi birbirinin tekrarını yapacak.Gidilecek yol aynı olduktan sonra, geminin rotası  aynı olduktan sonra , kaptan Ahmet olmuş, Mehmet olmuş ne fark eder?..
Avrupa  ülkeleri,  “Avrupa Birliği”  olarak tek bir devlet olurken; ortak parlamentoları, ortak ekonomileri, ortak para birimleri,ortak askeri güçleri ile kuvvetlerini birleştirerek dünyada söz sahibi olurken ,maalesef  İslam Dünyası hızla bölünmektedir.
Tunus 3 ‘e , Libya 6’ya, Irak  3’e bölünmüş durumdadır. ”Böl-parçala-yut” taktiği uygulanmaktadır. Bütün bu yaşananlar BÜYÜK PLAN’ ın  küçük parçalarıdır. Amaç, çevresi zayıflatılmış Büyük İsrail’i kurmaktır.
Tüm partiler üzerimizde oynanan bu oyuna seyirci kalırken, sadece SAADET PARTİSİ bu oyunu bozacak ve yeni senaryoyu yazacak cesarete, bilgi birikimine, tecrübeye sahiptir. Çözüm;  İSLAM BİRLİĞİ’dir.  Biz bunu dedik ve D-8’i gerçekleştirdik.
Bu hükümet bunu gerçekleştiremez. Onların böyle bir derdi de yok, hayali de yok.  Olsaydı 13 senede yaparlardı. Soruyoruz D-8’i kuran Erbakan Hocamızın çektirdiği gibi bir fotoğrafları var mı? Onlar ancak Fransa’da batılılarla poz verirler. Biz ise, temenni etmeyiz,  YAPARIZ.
Bu yüzden, SAADET PARTİSİ’ nin meclise girmesi şarttır.
 Ve inşallah bu kölelik düzeninin yerine yeni bir dünya düzenini kurmak için, kararlıyız ve yapacağız.
Değerli  kardeşlerim,
Ülkemizde meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiğimizde; şu tespitleri yapmak mümkün,
AKP’nin 13 yıllık iktidarı döneminde olumlu icraatlar olarak algılanan Anayasa Referandumu, Askeri  Vesayeti kaldırmaya yönelik adımlar, darbe ve darbecilerle mücadele sürecinde, dün büyük başarı diye yapılanların bugün nasıl değiştirildiğini ibretle izliyoruz. Yollar, hastaneler, havalimanları, hızlı tren, sağlık hizmetlerindeki yenilikler, TOKİ vasıtasıyla vatandaşı ev sahibi yapma gibi hizmetler, hükümetlerin yapması gereken gündelik hayatı kolaylaştıran icraatlardır.
“Biz yol yaptık, kalkındık.” diyorlar.
Yol yapmakla kalkınma olmaz. Kalkınma ancak Sanayileşme ve Teknolojide yapılacak hamle ile olur. Dünya çapında marka olmuş firmalara sahip olmakla, yerli otomobilini, yerli uçağını, tankını yapmakla, bilişim teknolojisinde dünya ile yarışla olur. Kısacası üretimle, üretimi artırmakla olur. Maalesef  AKP iktidarında ülkemiz sanal bir iyilik halindedir.
Kardeşlerim,
AKP’nin iktidara geliş ortamının hazırlanması ve AKP’nin13 yıllık politikaları şu temel görüşler ekseninde  gerçekleştirilmiştir..
AB bir medeniyet projesidir ve mutlaka AB’ye girilmelidir.(sosyal politikalar )
ABD dünyanın gerçeğidir ve stratejik ortağımız olmalıdır. (iç ve dış siyaset)
Faiz bir dünya gerçeğidir. Ekonomimizi küresel ekonomiye entegre etmeli ve Faizci Kapitalist Düzen ile beraber çalışılmalıdır.(ekonomik politikalar)         .
“AB  bir medeniyet projesidir.” diyerek AB’ye teslim oldular. Bütün Ahlaki tahribat ve saymaktan hicap duyacağımız değişiklikler bu başlık altında yapıldı ve yapılmaktadır. 
(6 .12.2009 tarihinde;İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve AB Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan “AB Merkezi İstanbul Ofisi”ni hizmete açarken zamanın başbakanı RTE:”AB bir medeniyet projesidir.AB’ye katılım Türkiye’nin çağdaş medeniyet  seviyesinin üzerine çıkma idealini gerçekleştirmek için çok önemli bir süreçtir. AB’ye katılım yolunda çalışmalarımız artık etkin devlet politikasına dönüşmüştür” demiştir.)
(29.Ekim.2004 yılında dönemin Başbakanı RTE ve Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül, Roma’da 25 üye ülke liderinin katıldığı törenle “Avrupa Birliği Anayasası’nı imzalamıştır.”
AB Uyum Yasaları çerçevesinde düzenlemeler yapılmıştır.
Bu düzenlemeler bizim inancımızla, kültürümüzle, tarihimizle bağdaşmayan, toplumumuzun yapısını bozmaya yönelik uygulamalardır. Nitekim Ahlaki Tahribat hızla yayılmıştır.
Aile yapımızın temeline dinamit konulmuş, gençliğimiz ve gelecek nesillerimiz öz benliğinden koparılmıştır. Bu konuda yapılan  3 kanunu sizinle paylaşacağım.
12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan TCK(Türk Ceza Kanunu)5237 sayılı kanun ile zina suç olmaktan çıkarılmıştır.1.Haziran.2005 tarihinde yasa yürürlüğe girmiştir. Daha önce varolan ve kaldırılan, 765 sayılı TCK ”Adab-ı Umumiye ve Nizam-ı Aile Aleyhinde Çözümler” başlıklı 8. Babının zina başlıklı 5.faslında 440dan 444. Maddeye kadar yeralan maddeler de zina, suç olarak tanımlanıyordu.
1 Mart 1926 günü kabul edilen kanun 1926 ‘dan beri uygulanıyorken kimin arzusu ile kaldırılmıştır?
%99’u müslüman olan bu memlekette, bunu yapmanızı kim istemiştir? ”Ailenin ve neslin korunması“ devletin birinci vazifesi iken, bu kanun hangi amaç doğrultusunda çıkmıştır? Bu kanundan sonra 2002’de 33 bin olan kürtaj sayısı, 2012’de  78 bin 961’e ulaşmıştır.
 Yine;
7 Temmuz 2006 Cuma tarihli 26221 sayılı Resmi Gazete’de
Tebliğ no:2006/31 madde 4-ç:diğer kasaplık hayvanlar: Domuz ve yaban domuzu ifadesi bulunmaktadır.
Acaba bu yasayı kim için çıkardınız? Dinimizde haram olarak kabul edilen, tıbbi olarak fizyolojik ve psikolojik olarak zararı bilinen bu necis hayvanın kesimi yasaklanması gerekirken, bunu bir de kendini “muhafazakar” olarak ifade eden hükümet tarafından devlet eliyle düzenlenmesi ve desteklenmesi tek kelime ile ya gaflet ya da dalalettir. Daha  önce olduğu gibi, hristiyan vatandaşlarımız için “vakumlu poşetlerde “ ithal edilerek ülkeye giren domuz eti yine bu şekli ile  gıda  sektöründe bulunmalıdır.Yine,
29.kasım.2011 Salı tarh ve sayı 28127 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6251 no’lu kanun ile “Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin onaylaması ile; kendini LGTB olarak ifade eden insanların toplumsal-bireysel-hukuksal haklarının devlet eliyle teminat altına alınması sağlanmıştır.
yayın mecburiyeti getirilmektedir.
Ayrıca , ayrımcılık gösterdiğiniz takdirde (örn .evinizi bu tercihteki insanlara kiralamadığınızda ) 3 yıl hapis cezası var. Ayrıca bu insanların cinsiyet değiştirmelerine yönelik hastane masrafları psikolojik destek masrafları devlet eliyle karşılanmaktadır.
Biz bahsettiğimiz manevi hayatımızı bu gün ve istikbalde etkileyecek bu 3 kanun karşısında, gerçekleri halkımızla paylaşmak üzerimize borçtur.
 3 kanunda, inancımız gereği haram unsurlar , helal sayılmıştır.Bu gerçekleri görüp duyduktan sonra “bir bildikleri vardır.” Diyemeyiz. Bu kanunlar gerçektir.
Ve biz inşallah, Saadet Partisi’nin meclise girmesi ve iktidarı ile bu kanunlar olması gerektiği gibi değiştirilecektir.
Ve   fertten devlete “ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT” diyeceğiz..
Eğitim sistemi ve  müfredatı sürekli değiştirildiğinden, iyileştirilmediğinden, yetersiz kalmakta, kaliteli eğitim olmamaktadır.
Boşanma, intihar, uyuşturucu, içki, fuhuş gibi suçlar hızla artmaktadır.
Yolsuzluk, rüşvet, partizanlık, adam kayırma, haksızlık ve hukuksuzluk almış başını gitmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre;
Türkiye nüfusu  son 20yıl da %26 artmış,suç oranı ise % 400 artış göstermiştir.
1994 yılında 38.931 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2014 de 152.335e  yükselmiştir.
Hırsızlık, uyuşturucu, adam öldürme ilk  3 sıradadır.
Nitekim son üç yılda, hırsızlık ve yolsuzluk gibi olaylar % 68 nispetinde artarak vaka sayısı  50.000’den 84.000’e ulaşmıştır.
Herkes, Türkiye nereye gidiyor? endişesi taşımaktadır.
Saadet Partisi olarak çözüm önerilerimizi şöyle sıralayabiliriz.
Önce Ahlak ve Maneviyat diyoruz.
Ahlaki ve Manevi değerler, eğitimin her kademesinde ele alınmalıdır.
Sanayi ve Kalkınma hamlesi başlatılmalıdır. Üretim, istihdam ve ihracata dayalı bir ekonomi uygulanmalıdır.
Ekonominin bünyesindeki faiz mikrobundan kurtularak, faizsiz ekonomik düzene geçilmelidir.
Devlet-Millet kaynaşması sağlanmalıdır. Kamplaşma, kutuplaşma ve kavgaya son verilmelidir.
“Herkese Refah” anlayışıyla ülkenin imkanlarından herkesin adaletli bir paylaşımla faydalanması sağlanmalıdır. Bütün çalışanlara, işçiye, memura, emekliye, engelliye insanca yaşama imkanı sağlanmalıdır.
Şahsiyetli Dış Politika, Lider Ülke Türkiye ideali ile bağımsız politika uygulanmalıdır. Bunun için güçlü ekonomiye sahip olmamız gerekir.
Ülkemizde ve Dünya’da Huzur, Barış ve Kardeşliğin hakim olması için Hak ve Adalete dayalı Yeni Bir Dünyanın kurulması gerekir.
Milli Görüş iktidar ortağı olduğu bütün dönemlerde bu alanlarda en başarılı icraatları gerçekleştirmiştir.
Biz yine geleceğiz, aynı başarıları yine göstereceğiz. Bu yüzden SAADET PARTİMİZ’in  meclise girmesi için var gücümüzle çalışacağız.  İnanıyoruz ve biliyoruz  ki ;
ZAFER  İNANANLARINDIR  VE   ZAFER YAKINDIR. "

HG
2367 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:02
Güneş 05:34
Öğle 12:34
İkindi 16:17
Akşam 19:21
Yatsı 20:46
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5161     EURO 4.1312     IMKB 107202     ALTIN 145,263