Ahmet Altan

ahmetaltan111@gmail.com 06 Ocak 2012 Cuma 09:03 DİĞER KÖŞE YAZILARI

BAŞBUĞ VE ULUDERE

Bundan beş yıl önce hayal bile edilemeyecek bir olay gerçekleşti dün.

Eski bir Genelkurmay Başkanı “andıç” davasından dolayı savcılığa çağrıldı.

Suç işleyen ya da suç işlediğinden kuşkulanılan birinin, makamı ve sıfatı ne olursa olsun hukuka hesap vermesi, hukuk karşısında kimsenin ayrıcalığının bulunmaması çok önemli bir gelişme.

Demokrasiye doğru ciddi bir adım.

Ama yeterli değil.

Bu demokrasi yolculuğunun menzile varabilmesi için bütün sistemin değişmesi, Genelkurmay’ın Savunma Bakanlığı’na bağlanması, ordunun suçlarından siyasilerin de sorumlu olması ve devletin şeffaflaşması gerekiyor.

Başbuğ’u yargıya gönderiyoruz ama devleti şeffaflaştırmaktan dikkatle kaçınıyoruz.

Şu Uludere katliamıyla ilgili tam bir karartma yaşıyoruz.

Ne olduğunu hiç bilmiyoruz.

Biz, “istihbaratın” MİT’ten gittiğini söyleyen haberler yaptık.

MİT, dün “kendisinin asla böyle bir istihbarat vermediğini” belirten bir açıklama yayınladı.

Aksine bir belge çıkmadığı sürece MİT açıklamasını baştan aşağı doğru kabul etmek zorundayız.

Şimdi bu açıklamanın ışığında olaylara bakalım.

Genelkurmay Başkanlığı, Uludere bombalamasını “istihbarata” dayalı olarak yaptıklarını resmen açıkladı.

Bu istihbarat MİT’ten gitmediyse kimden gitti?

Bu istihbaratı kim verdi?

Ne zaman verdi?

Bu istihbaratlara rağmen köydeki insanların “kaçağa gitmesine” tanınan serbestiyet son bir ayda neden genişletildi?

Tam aksinin yapılması, “kuşkulu” bölgeye bir süre kaçakçıların sokulmaması gerekmez miydi?

Kaçakçıların gidiş gelişlerini denetleyecek olan karakol bu istihbarata rağmen neden on gün önce boşaltıldı?

Neden askerler, tanık ifadelerine göre, kaçakçıların dönüş yolunu kesti de onları “kuşkulu” arazide hedef halinde bıraktı?

PKK’nın birkaç katırdan fazlasıyla eyleme gitmediği bilindiği halde neden yetmiş katırlı bir kaçakçı kervanı bombalandı?

Neden bombardımandan önce bölge birliklerine “o arazide kaçakçı olup olmadığı” sorulmadı?

Kaçakçı kervanının saptanmasıyla vurulması arasında geçen üç saat boyunca “bölgeden” hiçbir bilgi alınamadı mı, kaçakçıların “arazide” olduğunu söyleyen çıkmadı mı?

Ve, bombardıman emrini kim verdi?

Kim, ortadaki bütün bu soru işaretlerine rağmen “uçaklar bombalasın” dedi?

Bu korkunç katliamın sorumlusu kim?

Orgeneral Başbuğ’u adalete sevk edecek kadar demokratız ama 35 insanın öldüğü bir askerî operasyonla ilgili bütün gerçekleri saklayacak kadar da demokrasiden uzağız. 
1628 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:41
Güneş 06:04
Öğle 12:23
İkindi 15:47
Akşam 18:29
Yatsı 19:46
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4910     EURO 4.1702     IMKB 104123     ALTIN 145,971