AKSU: İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİNE KÜLFET OLARAK BAKILIYOR

İlimizde az sayıdaki A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlarından biri olan İsmail Aksu iş sahiplerinin iş güvenliği hakkında yeteri bilgi sahibi olmadıklarını, iş güvenliğine yapılan harcamalara ihtiyaç değil külfet olarak bakıldığını belirtti. İş Güvenliğine yapılan her harcamanın aslında insana ve iş yerinin geleceğine yatırım olduğunu ifade eden Aksu gazetemize özel açıklamalarda bulundu.

07 Ağustos 2017 Pazartesi 14:57 < GÜNDEM
İlimizde az sayıdaki A Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği
Uzmanlarından İsmail Aksu: 


İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİNE
KÜLFET OLARAK BAKILIYOR


İlimizde az sayıda A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanlarından biri olan İsmail Aksu iş sahiplerinin iş güvenliği hakkında yeteri bilgi sahibi olmadıklarını, iş güvenliğine yapılan harcamalara ihtiyaç değil külfet olarak bakıldığını belirtti. İş Güvenliğine yapılan her harcamanın aslında insana ve iş yerinin geleceğine yatırım olduğunu ifade eden Aksu gazetemize özel açıklamalarda bulundu.



 İş sağlığı ve güvenliği nedir?  İş hayatımıza ne zaman girdi?
İş sağlığı ve güvenliği, adından da anlaşıldığı gibi işyerinde can ve mal güvenliğini sağlayan bir disiplindir. Aslında bu kadar da dar düşünmemek lazım hayatımızın her alanında evimizde, tarlalarımızda bahçemizde karşımıza çıkmaktadır. İnsan canı kutsaldır, her tehlikeye karşı iş sağlığı ve güvenliği tedbirini almak aklı ile hareket eden her insan için bir ödevdir. Hayatımıza ne zaman girdi sorusuna gelince? Son yıllarda ülkemizde sağlanan siyasi istikrar ve güven ile birlikte hızlı bir kalkınma evresine girdi. Bununa bağlı olarak iş kazalarını da beraberinde getirdi. Bu konuda bir yasal düzenleme zorunluluğu doğdu; sonuç olarak 30/06/2012 tarihinde 28339 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanununu yaslaştı, bu yasaya bağlı birçok yönetmelikler yayılmandı, 4 yıldan fazla uygulamalar devam etmektedir,  ancak istenen başarı henüz tam sağlanmış değil.  İş sağlığı ve güvenliği sadece Türkiye’nin değil tüm kalkınmakta olan ülkelerin ortak sorunudur. Ülkeler arasında farklılık olsa da kazaların getirdiği ekonomik kayıp Gayrı Safi Milli hasılatların % 2 ile % 6’sı kadardır. Türkiye’de bu oran ortalama GSMH % 4 civarındadır.

Az önce bu kanunun henüz tam manası ile başarı getirmediğini söylediniz neden başarı getirmedi ?
İş sağlığı ve güvenliği sadece bir disiplin değil yanı zamanda hayatımızın bir parçası olacak bir kültür olarak düşünmek lazım. Bu da ancak zamanla okullarda, Üniversitelerde ve iş yerlerinde verilecek eğitimle uygulamalarla olacak bir iştir. Bilhassa üniversitelerde ders olarak okutulması ve bu eğitimleri veren hocaların veya okutmanların pratik tecrübeleri olan kişilerin olması çok önemli… Teorik İş sağlığı ve güvenliği ile pratik iş sağlığı ve güvenliği arasında çok fark vardır. Ayrıca iş sağlığı ve güvenli disiplinin adı uzaktan çok hoş gelebilir ancak tehlike ve risklerle dolu bir meslektir ve bir disiplindir. Her kazada kendinizi savcılıkta ve mahkemede bulursunuz.



Türkiye ile Avrupa’yı bu konuda karşılaştırdığımızda Türkiye’nin bu konuda durumu nedir?
Avrupa, 1900 yıllarının başında sanayi devrimi ile başlayan kalkınma hamlesi ile beraber iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına erken başladı ve şu anda bence tam manası ile bir kültür haline getirdiklerini düşünüyorum İstatistiklere baktığımızda eğer basında yansıyan rakamlar doğru ise, bizden çok ilerdedirler. Örneğin Avrupa’da her 100 kazada 2 insan ölürken Ülkemizde 12-13 insan ölmektedir. Kalkınma hızına baktığımızda Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesiyiz ama iş kazaları konusunda Avrupa’nın en gerisindeyiz.

Türkiye’de iş kazaların sebepleri daha çok neye dayanmaktadır? Bilhassa madencilikte örneğin Elazığ’da faaliyet gösteren krom maden ocaklarında çok ölümlü kazalar olmaktadır?
Sadece maden ocakları değil diğer sektörleri de ele almamız gerekir. Olaya baktığımızda bilhassa inşaat ve maden sektörlerindeki iş kazaların önemli nedeni Türkiye’de ki mevcut ihale sistemidir. Gerek kamuda gerek özel sektörde ihale usulü ile verilen işler en düşük teklifi veren firmaya verilir. Öyle olunca rekabet ortamında fiyatlar düştükçe düşüyor bu da üretim zorlanmasını beraberinde getiriyor. Çünkü bu fiyatta para kazanması için daha çok üretim yapması gerekir ve iş sağlığı ve güvenliğine masraf yapmaktan imtina eder. Aldığı fiyat ancak dişe dokunur bir kısımdır. Hatırlarsanız geçen Haziran ayında Manisa Er Eğitim Tugayında bir zehirlenme vakası yaşandı. Bunun sebebi yapılan araştırma ve tahkikat sonucu anlaşıldı ve bu konu medyaya da yansıdı; neydi sebebi? Düşük fiyat! 

Siz bir öğün yemeği piyasadan daha ucuz fiyattan alırsanız o zaman kâra geçmek için mutfağa son kullanma tarihi geçmiş, bozulmuş gıda ürünleri ucuza almak zorunda kalırsınız. Savunma bakanlığı bu gerçeği gördü ve yemek ihalesini ihale kategorisinde çıkardı. Bizim ve diğer illerde bulunan maden ocaklarına geçersek burada da aynı yanlışı görebiliriz. Bu yerle de işi en güvenli yapan firmaya değil en düşük teklifi veren firmaya verirler. Öyle olunca para kazanmak için iş sağlığı ve güvenline masraf yapmaktan kaçınır, para harcamaz bununla beraber kâra geçmesi için daha fazla üretim yapmak zorunda kalır. Yani üretim zorlanmasına geçer bu da kazaları beraberinde getirmektedir.

Peki Çalışma Bakanlığından ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden iş müfettişleri denetim için gelmiyorlar mı?
Elbette geliyorlar, gelen müfettişlerin yaş ve meslek geçmişlerine baktığımızda çoğunluğu ya madenle ilgisi olmayan kişiler veya maden mühendisi olsa bile iş tecrübesi olmayan kişilerden olduğunu görmekteyiz. Gelen bu müfettişler yeraltına girip kontrol etmekle beraber daha çok evrak üzerinde denetim yapmaktadır. Bu şekilde bir denetimde maalesef kazalara çare olmamaktadır.



Peki çare? Bu kazaların olmaması için ne gibi tedbirler alınması gerekir?
İş verilecek müteahhitlerin geçmişte yaptıkları işlerine iyi bakılması, yaptığı işlerde iş kazaların olup olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği kültürüne sahip olup olmadığına bakılması gerekir. Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği masrafları ihale birim fiyatına eklenip iş verilirken ihale usulü ile değil güvenli müteahhitlerle karşılıklı anlayış ve her iki tarafın kabul ettikleri bir fiyat üzerinde anlaşarak verilmesi gerekir.

Kaç yıldır bu meslekte çalışmaktasınız izlenimleriniz nelerdir?
4 yıldır bu alanda çalışmaktayım işverenlere ve iş yerlerine danışmanlık hizmetleri vermekteyim.  Birçok iş kazaların şahit olduk bu süreçte öğrendiğimiz şey; gerek işverenlerimiz gerek işçilerimiz henüz iş sağlığı ve güvenliği disiplini anlamış değil. İşverenlerin birçoğu hükümetin bu konuda kendilerine ek bir masraf çıkardıklarını ve bunu yapmadıkları takdirde idari para ve hapis cezalarına çarptırılacaklarını düşünüp istemeye ödevlerini kısmen yapmaktadırlar. Ancak bazı işadamları da vardır ki bu işin önemini kavrayıp yapmaktadırlar bunların oranı da çok çok azdır.

Peki Sayın Aksu bu konuda bizlere zaman ayırdığınız için sizlere teşekkür ederiz işinizde kolaylıklar dileriz.
Asıl biz yer ayırdığınız toplumu bilinçlendirmek için imkan sağladığınız için gazetenize teşekkür ederiz sağ olun…
 
 Röportaj - Foto: Gökay Gürses
1372 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Kadir Çelebi - 07 Ağustos 2017 Pazartesi 23:57
    İsmail Beyi ve röportaj yapan arkadaşı kutluyorum. Çok önemli ancak herkesin çok basite aldığı bir konu. Bu röportaj herkesin okuyup dersler alması gereken bir konu üzerine yapılmış.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:56
Güneş 07:25
Öğle 12:24
İkindi 14:49
Akşam 17:10
Yatsı 18:33
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8910     EURO 4.5831     IMKB 109666     ALTIN 156,548