Ali Bayramoğlu

alibayramoglu@tnn.net 30 Mayıs 2012 Çarşamba 10:08 DİĞER KÖŞE YAZILARI

BİR AK PARTİ ANALİZİ: TOPLUM VE ÜÇ PARADOKS...

Başbakan partisinin dünkü grup toplantısında şunları söylüyordu: "İşte şu salondaki kadro, Cumhuriyet döneminin en karanlık dönemlerini aydınlığa kavuşturmak için canını ortaya koymuş bir kadrodur. Dersim'in üzerindeki karanlığı siz kaldırdınız. 27 Mayıs'ın üzerindeki karanlığı siz kaldırdınız. 12 Eylül'ü yargıya siz taşıdınız. 28 Şubat'ı sizler yaşadınız, 28 Şubat ile yine sizler, bizler hesaplaştık. 27 Nisan bildirisi karşısında, milletin emanetine en güçlü şekilde sizler sahip çıktınız, biz sahip çıktık. Faili meçhullerin, karanlık cinayetlerin, karanlık suç örgütlerinin üzerine hep birlikte gittik..."

Bunların yaşanmadığı ve demokratik bir değişim sürecini simgelemedikleri söylenebilir mi?

Elbet söylenemez...

Ancak kabul edelim ki, Türkiye'nin 10 yıllık öyküsünün bu gelişmelerden ibaret olduğu ve bu gelişmelerin ise sadece siyasi iktidarın işi olduğu söylenemez...

Bu durumda gereken doğal olarak gelişmelerin bütününü anlamak ve değişimi üreten faktörleri bir bütün olarak değerlendirmektir. Bu değerlendirmeyi AK Parti'yi kuşatan bir dizi paradoks üzerinden yapmakta pek çok açıdan, hem bu partinin hem ülke siyasetinin analizi açısından fayda var.

İlk paradoks, dün söylediğimiz üzere, AK Parti açısından, "süreç olarak demokratikleşme, sonuç olarak relatif başarı" üzerine oturan, buna karşılık "yöntem olarak ise ataerkil siyaset merkezli otoriterleşme"yi barındıran iki kanatlı bir değişim öyküsünden oluşur.

İkinci paradoks AK Parti politikalarının mikro ve makro siyaset alanlarındaki zıt konumlanışıdır. AK Parti'nin, mikro alanda kadın, beden, eğitim, cinsellik gibi konularda, "değişmezler"i öne alan tutucu ve gelenekçi bir politika, izlemesine karşın, makro alanda, durum önemli ölçüde tersidir. AK Parti, devlete değen makro meselelerde, örneğin askerle ilişkili "makro politik" konu ve alanlarda, "tarihsel bir mağduriyetin" temsilcisi de olarak, değişimcidir, reformcudur, olabildiğince demokrattır.

"Üçüncü paradoks"a gelince...

AK Parti'nin siyaset anlayışının temel unsurlarından birisi, siyasetin hükümranlığı ya da özerklik alana tahammülsüzlüğü olsa da, uzun süredir esmekte olan ana "sosyolojik rüzgar" tam ters istikamettedir. Gerçekten de, Türkiye'de son 10 yılın en önemli ve çarpıcı özelliği "toplumsal olan"ın "siyasal"ı kuşatması ve yönledirmesidir.

AK Parti açısından madalyonun (dün ele aldığımız) siyasi yüzünü toplumsal yüzüne bağlayan ana kanal da işte budur.

Şöyle:

"Dayanaklı ekonomi, istikrarlı siyaset, baskın bir dış politika, yükselen kamu hizmeti kalitesi gibi unsurların, yani "AK Parti'nin başarı öyküsü"nün, itici gücünü "demokratikleşme ve yüzleşme süreci" ile bu çerçevede ortaya çıkan "toplumsal özgüven" oluşturmaktadır...

Ancak bilmek gerekir ki, diğer başarı konularından farklı olarak, demokratikleşme ve yüzleşme sürecini mümkün kılan sadece AK Parti'nin iradesi ve politikaları değildir. Aynı zamanda AK Parti'yi üreten, kah besleyen, kah arkasında duran "iç toplumsal dinamikler"dir.

Yaşanan değişim temelde bu iç toplumsal dinamiklerin, iç toplumsal bir dizi toplumsal tecrübenin sonucu olarak karşımıza çıkar.

Peki hangi tecrübeler?

Toplumun son 10 yıldır kendi kimliği ve tarihiyle yeniden yaşadığı karşılaşma bunlardan birisidir. Dersim, 1915, Kemalizm, 19 yüzyıl ve benzeri tartışmalar toplumda ortak kimlikle ilgili bir arınma, yeniden oluşma çerçevesinde yeni bir değer ve algı sisteminin tohumlarının atılmasına yol açtılar.

Askercil değerler ve sivil değerler arasında toplumsal düzeyde yaşanan, "askeri meşruiyeti çatlatan" tokuşma bir diğer deneyimdir.

Seküler bakışın dinsel değerlerle, dini değerlerin seküler olanla yaşadığı karşılaşma ise şüphe yok yaşanan deneyimlerin en önemlisi, en keskinidir.

Bunun sonucu, yeni bir toplumsal sentez olmuştur.

İslami kesimde içeriden gelen farklılaşma ve modernleşme ile laik kesimin hatırı sayılır bir bölümünde yaşanan demokratikleşme eğilimi üzerinden oluşan, diğer tecrübelerden de beslenen bu sentez önemli ölçüde AK Parti'nin etrafında kümelenen, onu destekleyen yeni bir orta sınıf oluşturmuştur.

Tersten bakılacak olursa, makro alanda AK Parti'nin kendi kültürel dokusuyla çağın gereklerini iç içe sokması, bu karşılaşmaları içermiş, bunlar üzerine oturmuş ve bunları hızlandırmıştır.

Ak Parti analizinde madalyonun toplumsal yüzü işte budur...

Özellikle otoriter yöntem, ataerkil siyaset algısı ve tarzı açısından AK Parti'nin siyasi yüzü ile toplumsal yüzü arasındaki mesafe artmaktadır.

Bunun sonuçları olacaktır.

 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 5.3074     EURO 6.0581     IMKB 92024     ALTIN 213,447    
ELAZIĞ ⇓
İmsak 06:01
Güneş 07:29
Öğle 12:26
İkindi 14:50
Akşam 17:11
Yatsı 18:34