AYAĞINA DOLANDI

Kontrolündeki unsurlara kimyasal bombalar attırarak İdlib katliamına yol açan İsrail, Trump’a Suriye’nin bir üssünü bombalatarak Esat’la Putin’i tehditle uyarmaya çalıştı. Lakin sergilediği bu vahşi oyunu İsrail’in ayağına dolanmaya başladı.

12 Nisan 2017 Çarşamba 01:22 < MANŞET
İsrail Suriye’de bir oyun kurdu;

AYAĞINA DOLANDI

Suriye’de yaşananları, İsrail penceresinden bakılmadıkça net görmenin, doğru anlamanın, isabetli açıklamanın imkânı yoktur. Ancak gerçeklerin görülmesini önlemek için illüzyonlar, doğru anlaşılmamasını sağlamak için envaitürlü çarpıtmalar yapılmaktadır. Yine de gerçek ortaya çıktığında dile getirmek isteyenleri baskı yaparak, tehdit ederek, engeller çıkartarak konuşturmamaktadırlar. O yüzden tüm planlar, projeler İsrail odaklı yapıldıkları halde adını hiç kimse yaşananlar bağlamında anmamaktadır. İsrail’in dillere düşürülmesi, yıpratılması, sorumlu tutulması, eleştirilmesi, hedef yapılması önlenmektedir. Rahat hareket etmesi için gerekli ortam ve şartlar oluşturularak İsrail’in istediğini yapması sağlanmaktadır. Lakin her şeye rağmen hataları, ayağına dolanan oyunları yüzünden tüm gelişmelerin İsrail aleyhine döndüğü gözlemlenmektedir.
 
Önce şu temel tespiti yapmak ve gelişmeleri açıklamada esas almak gerekir ki o da şudur: Petrolü, doğal gazı, başka zenginlikleri ve stratejik bir konumu olmayan Suriye yalnızca ve sadece İsrail için olağanüstü değerlidir. Ve bu değeri hayati önemdedir. Suriye rejimine kol kanat gerip ülke yıkılırken ayakta tutan İsrail’dir. Suriye’yi vazgeçilmez kılan 50 yıldır işgali altında bulunan Golan Bölgesinin İsrail’in su ihtiyacını karşılaması veya sınır güvenliği için taşıdığı öneminden de ibaret değildir. Asıl önemlisi Suriye’de Türkiye’nin kontrolüne imkân tanıyacak bir yönetimin oluşması riskidir. Çünkü İsrail’in bölgedeki tek hasmı/tehdit unsuru olarak Türkiye’yi gördüğü bir vakıadır. Olaylar Türkiye-İsrail karşıtlığı ekseninde gelişiyor.
 
Suriye’de yıllardır İsrail hesabına savaştıklarından İran ve Şii Hizbullah Örgütü hoşgörüyle karşılanırken Türkiye’nin sınırdan adımını atmasına NATO’lu müttefikler müsaade etmeyip yaşanan iç savaşın her çeşit olumsuz etkilerine maruz bırakıyorlardı. İsrail’in Pentagon ve NATO üzerindeki etkinliği nedeniyle, IŞİD ve PKK/PYD terörüne maruz kalmasına rağmen Türkiye’nin önü kesilerek Suriye’ye müdahalesi engelleniyor, sınırdan adımını içeri atması istenmiyordu. Oysa Suriye ile sınırı olmayan İran iç savaşa en aktif şekilde katılıyordu.
 
İç savaşın yaşandığı Suriye’deki terör örgütleri Türkiye’ye havan mermileri atarak sınırdaki yerleşim alanlarında can ve mal kaybına yol açıyordu. Güvenlik sağlanamadığı için okullar tatil edilip ilçeler boşaltılıyordu. Güvenlik sağlanması talebiyle halk her gün sokakta gösteri yapıyor hayatın durma noktasına gelmesine çare bulunmasını istiyordu. Bunlar yetmezmiş gibi, sınır ötesinden tertiplenen terör olaylarıyla her gün ülke sarsılıyordu…
 
Diğer yanda; Esat rejiminin hava saldırılarıyla, varil bombalarıyla, kimyasal silahlarla yakıp yıktığı, katliam yaptığı Suriye şehirlerinden can havlıyla kaçıp gelen mülteciler için Türkiye on milyarlarca $ harcıyor, savaşın her türlü külfetine katlanmak zorunda kalıyordu…
 
Bu durum sürgit devam ederken, Rusya’nın hiç beklenmedik şekilde Suriye’ye müdahalesi ile her şey değişmeye başladı. Rusya’nın müdahalesine İsrail sessiz kalırken, yerine Batılı dostları tepki vermeye başladılar. NATO donanmasına bağlı savaş gemileri Doğu Akdeniz bölgesine yığınak yaparak Rusya’ya gözdağı vermeye çalıştılar, lakin sökmedi.
 
Rusya’nın Suriye’de bir çıkarının olmadığını, yalnızca Türkiye hesabına vekâlet savaşında yer almak için bodoslamasına girdiğini en iyi İsrail biliyordu. Gürcistan ve Ukrayna işgalleri sırasında NATO tarafından sıkıştırıldığında Türkiye’den stratejik önemde destek görmüştü Rusya. Suriye’ye müdahil olmasına izin verilmeyince Türkiye de diyet borucunu ödemesini istediğinden müdahale etmek zorunda kalmıştı. Rusya’nın NATO’ya karşı Türkiye’ye daha çok ihtiyacı vardı ve gerçekte bu stratejik bir işbirliği idi.
 
İsrail bu yüzden FETÖ üzerinden Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeye çalıştı, lakin sonuç alamadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan kaç kez Rusya’yı ziyaret ettiyse bir gün önceden Netanyahu’nun Putin ile görüşmesi öylesine ya da rastlantı olamazdı. O nedenle Rusya’ya İsrail’in ne teklif götürdüğünü Putin biliyordu. Uçak düşürme olayının, büyükelçi suikastının Türkiye ile Rusya’yı çatıştırma planı olarak özünde “Suriye’den uzak durun!” ikazı vardı.
 
İsrail asıl sorunu oluşturan Türkiye’nin işini bitirmek için 15 Temmuz darbe girişimini FETO kamuflajına bürünmüş NATO üzerinden başlattı. Lakin tam aksine bir karşı darbe harekâtı ile karşı karşıya kaldı. Türkiye’deki derin yapılanması çok büyük ölçüde tasfiye edildi.
 
Türkiye bununla da kalmadı; Rusya’nın sağladığı destekle Fırat Kalkanı harekâtını başlattı ve Suriye’de 2500 km² alanı kontrolü altına aldı. Fırat Kalkanı adı verilmesi, İsrail’e verilen bir mesajdı. İsrail’in Kızılelma’sı Arzımevud’un doğu sınırı Fırat’a dayanıyor. Fırat’a kalkan olacak bir askeri harekâtın anlamı Türkiye buna müsaade etmeyecek demektir. Bu mesajı sembollerle iletişim kurmanın üstadı Yahudiler elbette ki çok iyi anladılar. Bu nedenle İsrail Türkiye’yi Suriye’den çıkarmaya yönelik yeni bir oyun kurgulayıp uygulamaya koydu. Esat, Rusya’nın etkisiyle Fırat Kalkanı harekâtına göz yumduğu için İsrail’in hedefindeydi.
 
Açıkçası İsrail Rusya’ya Suriye’den elini çek derken, Beşşar Esat’a da Putin’i dinleme beni dinle, seni bugüne kadar ben ayakta tuttum diye bastırıyordu. Ama Beşşar Esat Suriye’nin ve ailesinin geleceğini İsrail’e emanet etmenin sonucunu görüyordu. Kaldı ki Putin’e itiraza mecali de yoktu. Eğer İsrail Rusya’nın Suriye’den el çekmesini sağlayamıyorsa, Esat bunu nasıl yapabilirdi? Zaten Esat İsrail’in bu acizliğini gördüğü için Rusya ile iş tutuyordu.
 
Aslında Rusya Suriye’den el çekse İsrail’in Esat yönetimiyle bir sorunu yoktu her istediğini yaptırabiliyordu. Hala Suriye’yi resmen temsil ettiği için Esat yönetimi Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere şikâyet edilmesinde hala yetkiliydi. Oysa Rusya Astana sürecinde Esat’a Türkiye ile yakınlaşmayı empoze ediyordu. Esat “Başta Türkiye’yi dinleseydim bütün bunlar başıma gelir miydi?” diye de düşünüyor olmalıydı.
 
İsrail bu duruma daha fazla tahammül edip Türkiye lehindeki şartlara teslim olacak değildi. Putin ile Esat’ı birlikte köşeye sıkıştıracak bir oyun kurguladı. Bu oyunun faturasını masum sivil halka ödetecekti. Kontrolündeki unsurlara kimyasal bombalar attırarak İdlib katliamına yol açan İsrail bundan Esat yönetimini sorumlu tutarak köşeye sıkıştırırken Putin’i de suçla ilişkilendiriyor. Daha önce hiçbir katliamda olmadığı kadar dünyayı ayağa kaldıran İsrail, Trump’a Suriye’nin bir üssünü bombalatarak Esat’la Putin’i tehditle uyarmaya çalıştı. Lakin sergilediği bu vahşi oyunu İsrail’in ayağına dolanmaya başladı.
 
Şöyle ki… Önce bir kere İsrail bu oyunu ile Siyonistleri ABD’de zor duruma soktu. Trump’a yöneltilen Rusya’nın desteği ile seçim kazandı iddiası çökmüş oldu. Oysa İsrail için ABD’yi kaybetmek çok daha büyük risktir. Trump’ın konumu güçlenirse dünyanın jandarmalığında gözü yok, İsrail’i koruyup kollamak için bölgeye asker yollamaz. Oysa İsrail’in asıl maksadı ABD’nin asker göndermesini ve Türkiye’nin Suriye’den çıkarılmasını sağlamaktır.
 
İkincisi, ABD ile Rusya’nın karşı karşıya gelmesi Türkiye’nin denge politikalarının geçerlilik kazanmasını sağlar. Ne ABD ne Rusya Türkiye’yi yanına almadan üstünlük sağlayabilir. O halde bu füze saldırısı Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta daha etkin rol almasının yolunu açar.
 
Üçüncüsü, Rusya’nın NATO karşısında Türkiye desteğine ihtiyacı daha çok artacağından, Suriye politikalarını daha fazla desteklemek zorunda bırakacaktır. İsrail’in yararı Rusya ve ABD’nin Türkiye karşısında ittifak kurmasındadır. İsrail böylece ayağına sıkmış oldu.
 
Dördüncüsü, Trump’ın Tomahawk füzeleriyle yaptığı saldırı öncesi Putin’i, Esat’ı haberdar ettiği ve saldırının çift yönlü bir kurgu olduğu anlaşılmaktadır. Böylece Putin’le Trump’ın da İsrail’e karşı ortak bir oyun içinde oldukları, birlikte hareket ettikleri sonucu çıkmaktadır. Bu oyunun bir parçasının da Türkiye olduğundan şüphe yoktur. Trump’ın, Putin’in, Erdoğan’ın İsrail tehdidi karşısında derin bir ittifak kurdukları izlenimi doğmaktadır. İsrail, üçünün ortak düşmanı ve başının belası olduğundan ittifak kurmaları çok tabiidir.
 
Lakin İsrail ABD’de olduğu kadar Rusya ve Türkiye’de de çok güçlü bir yapılanmaya sahip olduğundan kolay pes etmesi asla beklenmemelidir. Ne var ki kurduğu hiçbir oyunu başarı getirmeyen İsrail’in siyasi akıl üstünlüğünü Türkiye’ye yitirdiği rahatlıkla söylenebilir. Bunu, İdlib’de vahşi bir katliam yaptırarak dünyayı ayağa kaldırdığı halde Esat’ı teslim alamayan, Putin’i Suriye’den vazgeçiremeyen İsrail’in kurguladığı oyunun ayağına dolanmasında çok açık net görmek mümkündür.
 
İsrail, Suriye’de Pentagon üzerinden Türkiye ile ABD’yi karşı karşıya getirmek için de oyun kurdu fakat yine başaramadı. Türkiye Rusya’nın vizesiyle Fırat Kalkanı harekâtını başlatıp ilerlerken Menbiç’e de gireceğini defaatle deklare etti. Pentagon unsurları ABD bayrağının asıldığı PYD merkezlerine TSK’nın saldırmasını bekleyip çatışma çıkarmak istediler. Lakin Türkiye bu oyuna gelmedi. El Bab’a yönelerek IŞİD’in elinden alınca harekâtın bittiğini ilan etti. Böylece İsrail’in Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirme planı akamete uğratıldı. Kaldı ki, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi gibi Suriye Kürtleri de sonunda Türkiye’nin himayesi ile ancak varlıklarını sürdürebilirler. Irak ve Suriye’de PKK-PYD ile savaş gereksizdir.
 
Herkesin Suriye ve Irak’a girmek için bahanesi IŞİD olmasına karşın İran’a tanınan bu hak Türkiye’ye tanınmıyordu. Oysa IŞİD’in İran’da yaptığı bir eylem yok iken, Türkiye’de birçok eylem gerçekleştiriyordu. Rusya bile IŞİD ile mücadele bahanesiyle Suriye’ye girdiği halde Pentagon Türkiye’ye bu imkânı vermiyordu. Türkiye Rusya ile anlaşarak IŞİD’le mücadele gerekçesiyle nefsi müdafaa kuralınca Suriye’ye girdi. Yerleşmek için de tahkimat yapıyor.
 
İsrail Suriye’deki bu askeri varlığı nedeniyle Türkiye’nin nefesini ensesinde hissediyor. Bu, İsrail’in güvenlik ve beka sorunu olarak görüldüğünden, Türkiye’nin Suriye’den mutlaka bir şekilde çıkartılmasını kaçınılmaz kılıyor. Kurgulanan bütün oyunların amacı budur.
 
Türkiye, Beyaz Saray’la daima iyi ilişkiler kurabildi. Buna Clinton, Bush, Obama dönemleri de dâhildir. Lakin Siyonistlerin kontrolündeki Pentagon’la hiç başı dertten kurtulmadı. İsrail Pentagon üzerinden ABD politikalarını etkilediği gibi, Türkiye’nin siyasetini de dizayn etme çabasından hiç vazgeçmedi. Türkiye Beyaz Saray yetkililerinden çok Pentagon yetkililerini ağırlamak durumunda bırakılıyorsa nedeni budur. Zira İsrail TSK üzerinde de büyük etkiye sahiptir. İsrail NATO üyesi olmadığı halde müttefiki olan Türkiye’den çok daha yararlanma imkânına sahipse bu Pentagon sayesindedir.
 
Ne var ki önce Ergenekon, ardından da FETÖ nedeniyle TSK’daki İsrail yanlısı generalleri Türkiye büyük ölçüde bertaraf etti. Ordu artık büyük ölçüde sağlam kadroların elinde; İsrail bu yüzden Türkiye’deki etki gücünü yitirmiş durumdadır.
 
Türkiye’de önce siyaset İsrail’in güdümünden çıktı. Sermaye ve medyadaki tekeli de kırıldı sayılır. Bürokraside, sivil toplum örgütlerinde de İsrail hinterlandı çökmüş durumdadır. Milli savunma sanayii de artarda harikalara imza atmaktadır. Türkiye İsrail’in avucundan uçtu!
 
Artık uluslararası güç dengeleri ve küresel konjonktür de Türkiye’den yana İsrail aleyhine gelişmektedir. Üstün siyasi akıl ile yönetilen Türkiye yaptığı ince denge hesaplarıyla bölge lideri küresel güç olmayı başararak yükselen yıldız olmaya devam ediyor.
 
Sayı: 960
1007 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:00
Güneş 04:53
Öğle 12:33
İkindi 16:26
Akşam 20:00
Yatsı 21:42
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5028     EURO 3.9236     IMKB 99639     ALTIN 141,794