Editör

el-aziz@el-aziz.com 12 Eylül 2017 Salı 21:45 DİĞER KÖŞE YAZILARI

AKTÖRLER DEĞİŞSE DE TÜRKİYE MİLLî GÖRÜŞ YOLUNDA İLERLİYOR

Türkiye’de ve dünyada yarım asırdır süren Millî Görüş’ün Siyonizm’le mücadelesi daima hedefine doğru ivmelerle, başarıyla yol almıştır, yol almaya da devam etmektedir. Süreç içerisinde Siyonizm hep geriledi. Millî Görüş, daha ilk günde ilan ettiği hedeflerine doğru istikrarlı şekilde ilerlemeye devam ediyor.
 
Eğer Hatice’ye değil de neticeye bakacak olursak bu yarım yüzyılda Siyonizm’in nerden nereye gerilediğini görürüz. Ona mukabil, Millî Görüş lideri Erbakan’ın yola çıkarken ilan ettiği hedefleri, Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen için şartların, küresel konjonktürün ne denli uygun hale geldiğini de değerlendirebiliriz…
 
Önce Erbakan’ın tek başına Millî Görüş hareketini başlattığı 1969 yılında Siyonizm nasıl bir güce ve konuma sahipti; bunun bir tespitini yapalım. İsviçre’nin Basel kentinde, 1897 yılında gerçekleştirilen Siyonist Kongresinde yapılan 100 yıllık plan şöyleydi:
 
“Sultan II. Abdülhamit tahttan indirilecek. Osmanlı İmparatorluğu dağıtılarak kurtarılacak olan Filistin’de ilk 50 yıl içinde İsrail Devleti, ikinci 50 yılda da Arzımevud üstünde Büyük İsrail Krallığı kurulacak. Yahudilerin dünya hâkimiyeti gerçekleştirilecek.” Siyonizm’in bu planı şöyle uygulamaya konuldu…
 
İspanya’dan göç eden, Osmanlı Devletinin Balkanlarda iskân ettiği Yahudiler, Selanik’te nüfusun %70’ini oluşturuyorlardı. Mesih olduğunu iddia ederek Osmanlı Devletine isyan başlatan İzmirli Kabalist Haham Sabetay Sevi tutuklanıp yargılanmış ve idama mahkûm edilmişti. Ancak Saray’daki nüfuzlu Yahudiler bir formül bulup serbest bıraktırmış, bir de görev verilip maaşa bağlanmıştı. Bu Kabalist Haham sonra görevinden ayrılıp Selanik’te Müslüman olduklarını söyleyip gizli Yahudi olarak faaliyet yapan bir cemaat kurmuştu.
 
Siyonist Kongrede alınan karar gereği Sultan Abdülhamid’i tahttan indirme planı Selanik merkezli bir kumpasla hayata geçirilmişti. Şöyle ki; Emanuel Karasso ve Lazaro Franco Selanik’e yerleşerek bir mason locası kurdular. Sonra ordu bünyesinde gizli siyasi örgüt şeklinde İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdular. O dönemde Selanik’ten Osmanlı’nın gizli başkenti diye söz ediliyordu.
 
Halife Padişah Sultan Abdülhamid’e karşı şeriat isteriz diye 31 Mart İrtica Ayaklanması tertipleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti, olayları bastırma gerekçesiyle Selanik’te Hareket Ordusu diye bir askeri birlik oluşturup trenle İstanbul’a gönderdi. Lakin olayları bastırma yerine, Sarayı kuşatıp Sultan Abdülhamid’i tahttan indirip Selanik’e sürgüne gönderdi.
 
Ardından da İttihatçılar bir dizi darbe, baskın, suikast yaparak yönetimi teslim aldılar. Bu arada devleti yağma talan ederek her türden gaspı gerçekleştirdiler. Padişah sembolikti, hiçbir yetki ve kabiliyeti kalmamıştı…
 
Bu süreçte Siyonistler I. Dünya Savaşını tertipleyip örgütlemekle meşguldüler. Sonunda savaşı tertipledikleri bir suikast olayı ile başlattılar. İttihatçılar hiç yere Osmanlı Devletini de dâhil edip birçok cephede birden savaştırdılar. Planlı şekilde yenilgiye uğratıp devleti çökerttiler. Siyonist-Haçlı ittifakı imparatorluğun topraklarını işgal edip paylaştılar. Filistin kurulacak İsrail Devleti için İngilizlerin himayesinde uygun hale getirildi.
 
Çanakkale Savaşında Osmanlının bütün varlığını ve geleceği olan kadrolarını yok ettiler ve İngiliz Donanması -yüz yıldır, geçilmez diye slogan attığımız- Çanakkale Boğazından geçerek başkent İstanbul’u işgal etti. Müttefikleri de Anadolu illerini işgal ettiler.
 
İttihatçılar iki gruptu. İktidardaki Almancı grup “Hazır Osmanlı Devletini ele geçirmiş iken güçlendirelim ABD gibi yönetelim. Filistin çölünde sıfırdan devlet kurmak akıl kârı değil.” diyordu. İngiliz yanlısı İttihatçılarsa “Filistin’de İsrail Devletini kurmak bizim inancımızdır, ondan vazgeçemeyiz” diyorlardı.
 
İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde Almancı İttihatçıların önde gelenlerini bir denizaltıya bindirip Almanya’ya gönderdiler. Siyonizm yanlısı muhalif İttihatçıları ise gemiye bindirip Anadolu’ya çıkartma yapmak üzere Samsun’a gönderdiler…
 
Ankara Hükümeti kurulduktan sonra İngilizler müttefik işgal kuvvetlerine hızlı çekilmeleri ve Anadolu’yu boşaltmaları talimatını verdi. Mustafa Kemal ise eşzamanlı olarak taarruz emrini verdi. Böylece danışıklı dövüş şeklinde “Düşman yenilgiye uğratılıp püskürtülmüş ve büyük zaferler kazanılmış” diye bir dizi kahramanlık hikâyesi ile halk coşturulup itaatli bir toplum haline getirildi. İzmirli Kabalacı Sabetay Sevi’nin torunları/müritleri için TC. bir oligarşi şeklinde kuruldu. Artık sıra Filistin’de İsrail Devletinin kuruluşuna gelmişti.
 
En önemli sorun, Avrupa’da büyük bir zenginlik, konfor içinde yaşayan Yahudileri Filistin çölüne göçe ikna etmekti. Siyonistler bu sorunun çözümünü II. Dünya Savaşını çıkarma ve Yahudileri ölümle korkutmada gördüler. Bunun için Hitler, Mussolini gibi ırkçı liderleri, ideolojilerini kullandılar.
 
II. Dünya Savaşının bitiminde 1945 yılında Yalta Konferansında her iki savaşı kazanmış bulunan İngiltere kenara çekilerek, ABD-SSCB partnerliğinde iki bloklu bir dünya düzeni ve çatısını teşkil eden Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu. Türkiye, Batı Bloku içerisinde yer alıp yönetimi İngiltere’den ABD’ye geçti. Sonra İsrail Devletinin kuruluşu ilan edildi.
 
Erbakan Millî Görüş hareketini başlattığında Türkiye ve dünyanın durumu böyleydi. Tüm dünyada Siyonizm hâkimiyetini kurmuş her dediğini yaptırıyordu, bir karşı güç de yoktu.
 
1897 Basel Siyonist Kongresinde alınan bütün kararlar hayata geçirilmiş geriye yalnızca Arzımevud üzerinde Büyük İsrail’in kurulması kalmıştı. İkinci 50 yılda yani 1997’de bunu da hayata geçirmek üzere Çekiç Güç bölgeye konuşlandırılmıştı. O sırada 54. Hükümeti kuran Başbakan Erbakan Türkiye’yi yönetiyordu, engelledi. Üstünden 20 yıl geçti, halen Büyük İsrail kurulmuş değil, kurulması de mümkün görülmemektedir.
 
Gelelim, Erbakan Millî Görüş hareketini başlattığında gücünün zirvesinde olan Siyonizm şimdi ne haldedir sorusuna: Erbakan 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 askeri müdahalelerini ordu bünyesinde kurduğu ve adına millî derin devlet dediğimiz yapıyla kontrolüne alarak Türkiye yönetiminde etkin rol üstlendi. Afganistan’ı işgal eden SSCB’yi, İslami Cihatçılar direnişini Pakistan üzerinden destekleyerek yenilgiye uğrattı.
 
Bunun üzerine Siyonizm, ABD-SSCB arasında danışıklı dövüş şeklinde yürütülen soğuk savaş sürecini detant (yumuşama) ilan ederek sonlandırdı. Müzakereler sonunda SSCB liderliğindeki Varşova Paktı ve Doğu Bloku kontrollü şekilde tasfiye edildi; tek süper güç ABD liderliğinde Yeni Dünya Düzeni oluşturulduğu ilan edildi.
 
Tek süper güç ABD ve müttefikleri Büyük Ortadoğu Projesi ambalajı içinde Büyük İsrail’i hayata geçirmek üzere Afganistan’la Irak’ı işgale, istilaya giriştiler. Kısa sürede Saddam Hüseyin yönetimi yıkılınca cihatçı örgütlerin direnişi başladı. ABD ve müttefikleri Irak’tan çekilmek zorunda kaldılar. Yaptıkları astronomik savaş harcamalarından dolayı girdikleri küresel ekonomik krizden bir daha çıkamadılar. Sonunda ABD tek süper güç konumunu yitirdi. Siyonizm bu kez de ABD’deki Küreselcilerle Ulusalcılar arasındaki iktidar kavgası nedeniyle etkinliğini yitirdiğinden, dünyanın hiçbir yerindeki gelişmeye müdahale imkânı bulamamaktadır. ABD artık tek süper güç değil, Yeni Dünya Düzeni diye bir şey de yok.
 
Erbakan’ın Millî Görüş hareketini yürüttüğü 40 yıl içerisinde; önce SSCB, ardından ABD dünyanın hegemonik gücü olma konumunu yitirirken Türkiye bölge lideri küresel bir güç olarak yükselişe geçti ve bu trendini sürdürmektedir.
 
Söz konusu bu 40 yıl boyunca; tek başına iktidarlar, sağ ve sol koalisyon hükümetleriyle askeri yönetimler el değiştirirken Türkiye mütemadiyen Millî Görüş istikametinde ilerledi, hiç hedeften sapmadı. Türkiye’yi tek başına 16 yıldır yöneten AKP iktidarına içeriden ve dışarıdan yapılan bütün müdahalelere karşın Millî Görüş çizgisinden saptırılması imkânı bulunamamıştır. Şu anda dünyada yaşanan Millî Görüş ile Siyonizm’in mücadelesidir.
 
Sürekli bıçak sırtı kritik süreçlerden geçmesine rağmen Türkiye’nin yükseliş trendini hep devam ettirmesine kimse akıl, sır erdiremiyor. Terör saldırılarını, nice darbe girişimlerini, ekonomisine kurulan kumpasları, istikrarsızlaştırılan bölge ülkelerinden ihraç edilen tüm sorunları savarak yatırımlarını, gelişmesini de sürdüren Türkiye’nin önlenemez yükselişi devam etmektedir. Çünkü Türkiye’yi Erbakan’ın kurduğu mekanizmalar yönetmektedir.
 
>>>O<<<  
 
Sayı: 981
 
368 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9224     EURO 4.6203     IMKB 104782     ALTIN 163,034