Editör

el-aziz@el-aziz.com 18 Nisan 2017 Salı 20:35 DİĞER KÖŞE YAZILARI

“ALLAH KİME YARDIM EDERSE ANCAK O GALİP GELİR”


Saadet Partisi YİK Başkanı O. Asiltürk’ün bir videosu sosyal medyaya düştü. Millî Görüş partilerinin en fazla % 22 oy alabildiğini, ardından sürekli düşüş yaşandığını ifade ediyor ve şunu diyor: Saadet Partisi giderek sıfıra yaklaşıyor. Toplum yapısı ortada, kaçınılmaz sondan kurtuluş yok.

Anlaşıldığı kadarıyla O. Asiltürk adeta Saadet Partisi’nin sıfırlanması için nöbet tutmada ve bunu ifade etmekte sakınca görmüyor; çok ilginç bir durum. Neden sıfırlanıncaya dek Saadet Partisi YİK Başkanlığını sürdürmek istediğini ise anlayabilmiş değiliz. O ki ölüyor başkasının kollarında can versin istemez mi insan?

Saadet Partisi’nin Erbakan zamanında sürekli gerilediğine işaret ederek kendisinin suçu olmadığını anlatmaya çalışırken Millî Görüş başarısız oldu demeye getiriyor. Görevimi başarıyla yerine getirdim, Millî Görüş’ün başarısına müsaade etmedim, mi demek istiyor yoksa Sayın O. Asiltürk? Böylece ağababalarına mesaj mı veriyor, pek belli değil.

El-Aziz’den başka söz eden olmadığından fazla bilinmese de gerçek o ki; Erbakan’ı dört partisini kapatarak, dört defa siyasi yasaklı yaparak, 4 defa da kadrolarını, tabanını fitne tefrika çıkartıp kopartarak engellenmeye çalışan 1923 hile rejimi ve köle düzeni bunda başarılı olamadı. Ancak Erbakan başardı, her ne vadettiyse birer birer gerçekleşiyor.

Erbakan’ın yolunu kesmek amacıyla hepsi de ABD’de planlanıp gerçekleştirilen 12 Mart 1971 Muhtırası ile Millî Nizam Partisi’ni, 12 Eylül 1980 Darbesiyle Millî Selamet Partisi’ni nihayet 28 Şubat 1997 post modern darbesiyle de Refah ve Fazilet partilerini kapattıran vesayet rejimi Erbakan’ın yolunu kesemedi, Millî Görüş’ü engelleyemedi.

Hepsi bu kadar m; ne gezer? Her baskıcı despot rejimin muhalif liderlere yaptığını 1923 hile rejimi ve köle düzeni de Erbakan’a yapmış, işbirlikçi ajanlarıyla da yakın çevresini tahkim etmişti. Erbakan elbette yapılanın farkındaydı. Plan ve projelerini o şekilde yaptı. Küresel güç ve kontrolündeki vesayet rejimiyle mücadelesini öyle başarıyla tamamladı.

Millî Nizam Partisi’nden itibaren Erbakan’ın en yakınında yer alan O. Asiltürk’ün MİT’ten olduğunu, (birlikte uzun yıllar çalışmış olan) Süleyman Karagülle’nin gönderdiği, internet sitemizde yayınlanan açıklamasında belirtiliyordu. Karagülle açıklamasında O. Asiltürk’ü savunup hiçbir zaman Millî Görüş aleyhine olumsuz rapor vermedi, daima koruyup kolladı diyordu. Karagülle’nin sözleri doğru kabul edilecek olsa bile amaç Erbakan’ın bir şekilde elimine edilmesi ve işbirlikçi ajanların Millî Görüş yönetimine getirilmesiydi.

Süleyman Arif Emre SİSYASETTE 35 YIL isimli kitabında Millî Nizam Partisi’ni kapatma davası ile tehdit eden Musa Saffet Bayramâşık diye bir şahıstan söz etmektedir: Kendisi ABD Yahudi Cemaati temsilcisi olduğunu söyleyerek benden, Erbakan ile görüştürmemi istedi, durumu bildirdim. Erbakan kabul ettiğinde şunları söyledi: ABD Yahudi Cemaatini temsilen taleplerini iletmek için geldim. Halkın inancıyla bütünleşmiş, toplumsal desteğe sahip bir partiyi desteklemek istiyorlar. Lakin Siyonizm karşıtı, İsrail aleyhtarı söyleminizi terk etmenizi istiyorlar. Yoksa partinizin kapatılacağını söylüyorlar!

Erbakan ona dedi ki: Dünyanın birçok yerinde İsrail karşıtı yapılanmalar İsrail’e hizmette bulunuyorlar. Biz de İsrail karşıtı söylemle iktidar olursak daha iyi İsrail’e hizmet edebilir, daha faydalı oluruz. Bu teklifini kabul etmeyince Erbakan bu defa şöyle dedi: Peki, İsrail aleyhtarlığını terk etsek bu yeter mi? Hayır, şimdiye kadarki söyleminizi de düzeltmenizi istiyorlar cevabını aldı. Ardından kapatma davası açıldı, Millî Nizam Partisi kapatıldı.

Ancak ardından Erbakan Süleyman Arif Emre’nin başkanlığında Millî Selamet Partisi’nin kuruluşunu gerçekleştirdi, sonra kendisi başına geçti. Siyonizm karşıtı ve İsrail aleyhtarı söylemini terk etmek şöyle dursun aksine arttırarak devam ettirdi. Böylece Millî Selamet Partisi kurulduktan bir yıl sonra 1973 Genel Seçimine girdi ve 52 parlamenterle Meclis’e girdi, çeşitli koalisyonlarla 4 yıl aralıksız iktidar ortağı oldu. Hakkında kapatma davası da açılmadı. Ta ki, 12 Eylül darbesiyle tüm partiler kapatılıncaya kadar! Şimdi bu yaşanmış gerçek durum nasıl açıklanabalir?

Elbette kaçınılmaz şekilde şöyle: Erbakan demek ki, Millî Nizam Partisi kapatılınca ABD Yahudi Cemaati ile diyaloga geçerek temsilcileri Musa Saffet Bayramâşık’a önerdiklerini kabul ettirip onlarla anlaştı!

Peki, ABD Yahudi Cemaati Erbakan’dan nasıl bir güvence alarak anlaştı? Bunun da tek bir izahı var ki o da şudur: Millî Selamet Partisi yönetimini Erbakan dışında işbirlikçilerini yerleştirerek kontrolünde tutmak! ABD Yahudi Cemaati bunun dışında Erbakan’dan asla bir güvence alamazdı. İleride Erbakan’ı elimine eder partiyi kullanırız diye düşündüler.

Denilebilir ki peki, Erbakan nasıl öyle bir riski alabildi? Erbakan siyasete atılmadan önce ordu bünyesinde gizli illegal bir örgüt kurmuştu. Türkiye’yi o örgüt aracılığıyla kontrolüne alıp Yahudi vesayetinden kurtarmayı planlıyordu. Millî Görüş’e toplumsal taban yapmak, kamuoyu oluşturmak içinse ABD Yahudi Cemaati ile anlaştığı gibi Siyonizm-İsrail karşıtı söylemi sürdürüp kullanacaktı.

Millî Görüş partilerinde yaşanan onca ayrılmalara, kopmalara rağmen dünya yıkılsa asla Erbakan’dan ayrılmayan, ak saçlılar denilen yönetim kadrosu tamamen işbirlikçi ajanlar olarak yakın çevresine yerleştirilmiş kişilerden oluşuyordu. Rejim Erbakan’ı elimine edip onları yönetime getirecekti ama bunu hiçbir zaman, hiçbir şekilde başaramadı.

Erbakan Millî Görüş söylemiyle toplumu sarsarken; ordudaki derin yapıyla 12 Mart 1971 Muhtıra, 12 Eylül 1980 Darbe ve 28 Şubat 1997 post modern müdahale süreçlerine ardı ardına yön ermeyi, Türkiye’yi vesayet rejiminden kurtarmayı başardı. ANAP gibi AKP de özünde Erbakan’ın projesiydi. Her iki projeyi de Yahudi önce destekledi, sonra var gücü ile bertaraf etmeye çalıştı. ANAP’ı bertaraf etti. Lakin AKP’ye 15 yıldır güç yetiremiyor.

Erbakan Millî Görüş partilerini yakın çevresine yerleştirilen işbirlikçi ajanlara bırakmadığı gibi; dolaylı, manipülatif destek verdiği ANAP ve AKP’nin Yahudi’nin eline geçmesine de imkân vermedi. En son Numan Kurtulmuş ve ekibini de Saadet Partisi’nden uzaklaştırdı ve kendisi başına geçip vefatına kadar elinde tuttu. Böylece AKP’yi bölmesine Türkiye’yi istikrarsızlığa sürüklemesine fırsat vermedi. Numan Kurtulmuş ise tıpkı Bülent Arınç gibi AKP’de bir süre kullanıldıktan sonra bir kenara atılacaktır. Her ikisi de Yahudi kökenlidir.

O. Asiltürk Millî Görüş en çok % 22 oy alabildi, Saadet Partisi sürekli küçülüyor demekle bir gerçeğe işaret ediyor. Ancak Erbakan başarılı oldu; çünkü Millî Görüş davası AKP ile devam ediyor. Erbakan ne vadettiyse hepsini AKP iktidarı bir bir gerçekleştiriyor.

O. Asiltürk Saadet Partisi’nin başarısından ümidini kesmiş. Lakin yakasından düşmüyor; gerçek Millî Görüşçülerin eline geçmesin diye nöbet tutuyor. Oysa inkârcılardan başkası Allah’tan ümidini kesmez. Allah kime yardım ederse ancak o galip gelir.

Erbakan tek başına Konya’da Millî Görüş davasını başlatarak, tek çiçekle bahar gelmez diyenlere inat her bahar tek çiçekle başlar dedi ve Allah yardım ettiği için başardı. Şimdi Saadet Partisi muhteşem mazisine, büyük teşkilatına ve Türkiye’deki özgürlük ortamına rağmen sürekli küçülüyorsa Allah’ın yardımından mahrum kaldığı içindir.

Allah kime yardım eder, kime yardım etmez konusu üzerinde durulması gerekir. Aslında Yüce Allah dünyada inanan-inanmayan ayırımı yapmadan herkese gösterdikleri gayrete göre karşılığını verir. Bediüzzaman Hazretleri küfürde bile samimi gayret gösterenler başarılı olurlar demektedir. Saadet Partisi kabuk yönetimi ise Millî Görüş’e samimiyetle inanmadığı, azim ve gayret göstermediği için başarılı olamamaktadır.

Erbakan Yahudi’nin yakın çevresine yerleştirdiği işbirlikçi ajan takımını ters köşe ederek Saadet Partisi’nin içini boşalttı, vefatından sonra da onlara bıraktı. Lakin terk etmiyorlar. Dibini buldukları, hiçbir umutları kalmadığı halde bırakmıyorlar, kene gibi yapışmışlar.

Ancak Millî Görüş’ün temsilcisi Saadet Partisi sürgit bu ihanetçi şebekenin eline bırakılır diye düşünmek kesinlikle yanlış olur. Millî derin devlet Türkiye’ye tam hâkim olduğunda, hiç şüphesiz Saadet Partisi’ni de Yahudi’nin elinden alacak ve gerçek sahiplerine teslim edecektir. Bunun aksi düşünülemez.

Millî Görüş Türkiye’yi ele geçirdi, şimdi Siyonizm ile küresel boyutta mücadeleye devam etmektedir. Bu mücadeleyi de kazanacak, Allah vadettiği gibi nurunu tamamlayacaktır.

Sayı: 961
                                                      >>>O<<<
 
472 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:16
Güneş 05:00
Öğle 12:27
İkindi 16:18
Akşam 19:41
Yatsı 21:16
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5616     EURO 4.0009     IMKB 96400     ALTIN 144,302