Editör

el-aziz@el-aziz.com 25 Ekim 2016 Salı 23:13 DİĞER KÖŞE YAZILARI

KONGRE İSTİŞARESİ YAPAN SAADET PARTİSİ YİK ÜYELERİ


 
30 Ekim’de büyük kongreye giden Saadet Partisi’nin istişareleri değerlendiren 7 üyesine baktığınızda adeta Yahudilerin 7 kollu şamdanı gibi. Kimi Yahudi, kimi Ermeni, hiçbirinin millîlikle alakası yok; aksine hepsi Millî Görüş düşmanı. Sakarlığı, defosu olmayanını hiç göremezsiniz. İsterseniz her birini şöyle mercek altına alalım görün ne idüğü olduklarını.
 
YİK Başkanı O. Asiltürk: Kripto Ermeni olan O. Asiltürk’ün MİT mensubu olduğunu, bir açıklama gazetemize gönderen Süleyman Karagülle kabul ederek “Ama Millî Görüş için hiç olumsuz bir faaliyeti olmadı, aksine koruyup kolladı” şeklinde bir savunma yaptı.
 
O. Asiltürk’ü çok yakından tanıyan, bilen, uzun yıllar birlikte çalışan Süleyman Karagülle Ermeni olabileceğini ve bunun bir sakıncası olmadığını da belirtiyor. Elbette ki bir insanı Ermeni asıllı diye muaheze etmek, sakıncalı görmek, ihtida edip Müslüman olmuşsa, bir kusur olarak bunu görmek İslami bir anlayış ve yaklaşım olamaz. Lakin söz konusu olan kripto Ermenilikse ve bu kişi MİT mensubu ise, hele hile rejimi ve köle düzeni tarafından Millî Görüş partileri yönetimine ajan olarak yerleştirilmişse onu mühtedi kabul etmeyi hiç mümin feraseti ile bağdaştırmak mümkün mü?
 
Üstelik de 40 yıl boyunca en yakınında bulunduğu Erbakan’a vefatından sonra ümmetin malını çocuklarının adına geçirdi, bana da 30 bin $ borç taktı diyerek, ardından iftiralarla bir karalama, itibarsızlaştırma kampanyası başlattıysa hala ona hüsnü zan edip mühtedi muamelesi yapmanın, sakıncasız piyade gözüyle bakmanın imkânı var mı?
 
Kaldı ki; Erbakan’ın ailesini hedef alan, dışlayan, haksız, hukuksuz muamelelerle zulüm yapan, Erbakan Vakfı’nı gayri meşru sayan icraatlarının da içini dışına vuran müşahhas deliler olduğu nasıl yadsınabilir; görmezden, anlamazdan gelinebilir?
 
Tüm bunlara ilaveten emrivaki yaparak YİK Başkanlığını üstlenip politbüro yöntemleriyle Saadet Partisi’ni yöneten O. Asiltürk’ün; Erbakan ve Millî Görüş düşmanı çevrelerle aynı doğrultuda politika yapması, Türkiye aleyhine çalışan şer odaklarıyla ortak hareket etme çabası göstermesi de gerçek zihniyetini, misyonunu açık seçik ortaya koymaktadır.
 
Karanlık odanın talimatlarıyla Saadet Partisi’ni şekillendirmeye çalışan bu şahsa itaat ile sadakat gösteren diğer YİK üyelerine bakalım şimdi de…
 
Şevket Kazan: “Ben Numan Kurtulmuş olayında çok yıprandım, artık kılıcım kesmez bu defa Oğuzhan Beyin kılıcı kesecek” diyen Şevket Kazan karanlık odanın asıl yetkili olan temsilcisidir. Çünkü o bir kripto Yahudi’dir. Kendisi İzmit’te adayken Çerkez olduğundan, Van’da adayken Türkmen olduğunu söylüyordu; lakin Ağabeyinin Milliyet Gazetesindeki söyleşisinde dedikleri şuydu:
 
Biz Selanikli göçmen bir aileyiz. Ben ticaret hayatına atıldım, toptancılık yapan bir mağazam var. Kardeşim Şevket ise özel dini eğitim aldı, İzmit’te fahri vaizlik yapıp sonra siyasete atıldı.
 
Belli ki özel dini eğitim alıp İslami bir partinin içine sokulmak üzere özel yetiştirilmiş. Zira fahri vaizlik yaparak Şevket Kazan’ın ailesini nasıl geçindirdiği sorusunun cevabı yoktur.
 
Şevket Kazan bir canlı televizyon yayınında “Siz Erbakan’ı ne zaman tanıdınız?” diye yöneltilen soruya karşılık -bizzat şahit olduk- şunları söyledi:
 
Ben Erbakan’ı hayatta ilk defa 1973 Haziran’ında Eskişehir’de verdiği konferansını izlerken görüp ardından kendisiyle tanıştım ve artık hep birlikte oldum!
 
Şimdi bakın hayatta ilk defa Haziran 1973’te Erbakan’ı tanıyan Şevket Kazan o yıl Ekim ayının 15’inde yapılan genel seçimde, İzmit’ten aday olup milletvekili seçiliyor! Siyasette böyle bir şey normalde olabilir mi? Adaylık süresi dikkate alındığında; düpedüz atanmış!
 
Bu; Şevket Kazan’ı bir güç şartlı olarak dayatarak Erbakan’a kabul ettirdi şeklindeki izah dışında nasıl açıklanabilir? Açıkça anlaşılan o ki; Şevket Kazan’ı dini konularda yetiştirip -resmi eğitimi, diploması olmadığı halde- İzmit’te fahri vaiz olarak görevlendiren, halk ile buluşturup İslami kimlik kazandıran güç şartlı olarak dayatarak Erbakan’a kabul ettirmiş! Şevket Kazan; ilk koalisyonda Çalışma Bakanı, hukuk diplomasını aldıktan sonra Adalet Bakanı olarak Erbakan’la birlikte daima hükümetlerde ve parti yönetimlerinde yer aldı…
 
Recai Kutan: O. Asiltürk’ün hemşerisi, Malatyalı olan Recai Kutan’ın da Ermeni olduğu, kanıtlanmasa da hep iddia edilmiştir. DSİ Genel Müdürü iken Demirel’in bürokratı olarak görev yapan Recai Kutan onu daima Erbakan’dan daha fazla sever, sayardı. Bu yüzden Demirel’in Millî Görüş içine soktuğu ajanı olduğu söylenirdi. Oysa Demirel’in değil Recai Kutan karanlık odanın Millî Görüş içerisine soktuğu adamıydı.
 
Numan Kurtulmuş’a yol açmak ve Erbakan’ı seçeneksiz bırakmak için genel başkanlığa aday olmayacağım diye açıklamalar yapan Recai Kutan gerekçe olarak torunları yanına gitmeyi ileri sürmüştü. Oysa hala siyasetin göbek taşında arzı endam ettiğini görüyoruz!
 
Yasin Hatipoğlu: Erken seçim kararı alan Mesut Yılmaz Özal’a yakın isimlere listelerde yer vermeyince 100 civarında milletvekili kararı iptal etmek için yasa teklifi verdi. Meclis’i başkan vekili olarak yöneten Yasin Hatipoğlu ise engellemeye çalıştı. Eğer erken seçimi iptal ettirebilselerdi Mesut Yılmaz’ı genel başkanlıktan düşüreceklerdi.
 
Sonra Refah Partisi’ne kapatma davası açan Başsavcı Vural Savaş, meğerse Erbakan’ı dinletip Yasin Hatipoğlu ile yaptığı telefon görüşmesini kaydettirmiş, dosyasına koymuş. O telefon görüşmesi medyada yer aldı. Milletvekillerinin erken seçimi iptal yasa teklifinin engellenmemesini isteyen Erbakan’a Yasin Hatipoğlu itiraz ediyor. Erbakan sütü bozuk diyerek çıkışıyor. Erbakan Numan Kurtulmuş için de sütü bozuk demişti. Erbakan bunu 2 kimlikli Yahudilere söylüyordu. Şevket Kazan’a da yüzüne karşı sütü bozuk dediğinin bizler şahitleriyiz.
 
Temel Karamollaoğlu: Arkadaşımız Mesud Akgül hakkında yaptığı araştırmayı kaleme aldı, internet sitemizde yayınladı. Siyonistlere eleman yetiştiren Manchester Üniversitesi mezunu olup yüksek lisans yaptığını bir İngiliz’le evlendiğini filan yazdı. Zaten kendisine camiada İngiliz Temel denirdi lakin Erbakan karşıtlığına şahit olduğumuz bir enstantane olayı aktararak durumunu tartışmasız netleştirmek istiyoruz…
 
12 Eylül Darbesi sonrası Erbakan ve Millî Selamet Partisi GİK üyeleri yargılanıyordu. Bu mahkemelere bizler baştan sona katılarak izledik. Bir defasında duruşma bittikten sonra Mamak nizamiye kapısı önünde Temel Karamollaoğlu Ulus’a giden varsa arabaya binin, diye buyur etti. Bizler iki arkadaş, eski tip steyşın Renault arabasına bindik; yanında biri daha vardı…
 
Araba radyosundan TRT 13 Ajansını dinliyorduk. O gün Pakistan Cumhurbaşkanı Ziya-ül Hak Türkiye’yi ziyaret ediyordu. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile görüşme haberinde, iki cumhurbaşkanının birbirini kardeş ilan ettiği açıklanıyordu. Temel Karamollaoğlu o haberi dinlerken, kafasını sallayarak şunları söyledi: Görüyor musunuz? Bir zamanlar Ziya-ül Hak bizimkisiyle de Erbakan’ı kastederek, kardeş olduklarını ilan etmişlerdi!
 
Kafa sallayarak Erbakan’a öyle diyen Temel Karamollaoğlu hiçbir zaman bu tavrını açık edip herhangi bir konuda muhalefet etmiş değildi. Tam aksine, ne zaman Millî Görüş’ten bir kopma olduysa bu ekip hep Erbakan’ın eteğine yapıştı. Sonra Erbakan Refah Partisi ile siyasete devam edince bu ekip gibi Temel Karamollaoğlu da yönetimde yerini aldı.
 
Ahmet Tekdal: Refah Partisi kurulurken 12 Eylül yönetimi onlarca ismi veto etti; nihayet Ahmet Tekdal’ın liderliğindeki kurucular listesini kabul etti. O süreçte Yahudi olmayanlar ya da Yahudi’den icazet almayanlar ne siyasette ne üst düzey bürokraside bir yere gelip görev yapamazlardı. Ahmet Tekdal da icazetli olarak 12 Eylül yönetiminin vetosunu aştı ve Refah Partisi Kurucu Genel Başkanı oldu. Ona sadece bu defo yetmez mi?
 
Mustafa Kamalak: Demirel’in bir fıkrasını anlatalım, Mustafa Kamalak’la ilgili tanık sizin diyelim. Dünür olup gelin almak isteyen konuklarına kızın babası şöyle demiş: kızımızın hiçbir kusuru yok yalnızca birazcık hamiledir! Demirel bu fıkrayı demokrasimizin hali pürmelalini ifade etmek için anlatmıştı. Mustafa Kamalak’ın kusuru da FETÖ yandaşlığı!
 
İşte Saadet Partisi Büyük Kongresi için bu heyet istişareleri değerlendirdi ve karar verdi!
 
Sayı: 936
3903 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • muhammed buyuruk - 13 Eylül 2017 Çarşamba 21:44
    selamun aleykum ben kayseri melikgazi erbakan vakfı ılce bsk yım ırtıbata gecmek ve tanısmak ısterım 05303181738
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:10
Güneş 06:32
Öğle 12:15
İkindi 15:14
Akşam 17:44
Yatsı 19:01
DÖVİZ KURLARI
USD 3.7036     EURO 4.3490     IMKB 107765     ALTIN 151,906