Editör

el-aziz@el-aziz.com 07 Kasım 2017 Salı 21:12 DİĞER KÖŞE YAZILARI

“OL MAHİLER Kİ DERYâ İÇREDÜR DERYAYI BİLMEZLER”


 
Günümüz Türkçesiyle balıklar derya içinde yaşadıkları halde deryayı bilmezler anlamını taşıyan bu şiir mısraı Türkiye’nin yaşadığı bir gerçekliği gayet güzel ifade etmektedir. Bu yaşanan, lakin fark edilemeyen gerçeklik şudur: Millî çıkarlarını gözeterek ürettiği özgür, bağımsız iç ve dış politikalarla bölge lideri küresel güç konumuna gelen; dünyanın hiçbir şekilde göz ardı edemediği bugünkü Yeni Türkiye Erbakan’ın eseridir.
 
Bir aysberg gibi henüz su üstüne çıkan ucu gözükmekte olan bu gerçekliği milletimizden gizleme gayretinde olan küresel güç Siyonizm ve yerli yapılanması hala durumu tersyüz edip keenlemyekûn kılmaya çalışıyor. Bu maksatla ardı arkası gelmeyen hamleler yapıp Sevr Planını artık gerçekleştirmek için gözünü karartmış bulunuyor. En son 15 Temmuz FETÖ kamuflajlı NATO Darbe Girişimiyle yapılan hamle de püskürtüldü lakin vazgeçmiş değildir. Millet Türkiye’nin başarılarının kaynağının Millî Görüş olduğunu fark edemezse, Küresel Siyonizm bu durumu daha kolay tersine çevirebileceğini biliyor.
 
Erbakan’ın karşısında bağımsızlık/özgürlük mücadelesi vererek adına hile rejimi ve köle düzeni dediği 1923 yönetimini Osmanlı Devletini yıkarak Dünya Siyonizm’i kurdu. Birinci Dünya Savaşını bu amaçla çıkartan Yahudiler 1897 Basel Siyonist Kongresinde alınmış olan kararları uyguladılar. Bu kararlar şöyleydi: Sultan Abdülhamid tahttan indirilecek ve Osmanlı Devleti yıkılacak. Kurtarılacak Filistin topraklarında, ilk 50 yılda İsrail Devleti, 2. 50 yılda ise Arzımevud üzerinde Büyük İsrail Krallığı kurulacak.
 
Sonuncusu hariç bunların hepsini gerçekleştiren Siyonizm; ikinci 50 yılda bölgeye Çekiç Güç göndererek Büyük İsrail’i de hayata geçirmek istedi. 1897’nin 100. Yılında, 1997’de Erbakan’ın Başbakan olmasıyla, Çekiç Güç bölgeden sökülüp geri gönderildi. İsraillilerin “Erbakan planımızı 10 yıl geriletti” şeklinde açıkladığı olayın üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen Büyük İsrail gerçekleştirilmiş değil. Büyük Ortadoğu Projesi ambalajıyla yeniden gerçekleştirilmeye çalışılan Büyük İsrail planını da Türkiye 1 Mart Tezkeresini Meclis’ten geri çevirerek sonuçsuz bıraktı.
 
Siyonizm’in Büyük İsrail’i kurmak için yaptığı bütün girişimleri dünyadan bağımsız/özgür politikalar üretip uygulamaya koyan Türkiye engelleyerek sonuçsuz bırakmaktadır. Arap Baharı ile başlatılan süreç Büyük Ortadoğu Projesi kılıfıyla Büyük İsrail’i hayata geçirme girişimiydi. Aykırı politikalar izlediği için projeyi gerçekleştiremeyen Siyonizm Türkiye’nin hedef haline getirilerek yıkılmasında çareyi görüyor. Sevr Planını acilen uygulamanın bir yolunu bulmak için bastırıyor. Türkiye her defasında Siyonist saldırıları püskürtüyor.
 
Türkiye’nin Küresel Siyonizm karşısında bağımsız millî politikalar izlemesi sanıldığı gibi, 15 yıllık AKP iktidarında başlayan bir süreç değildir. Millî Görüş’ün hükümet ortaklığında gerçekleştirilen 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından bu yana Türkiye, olabildiğince bağımsız politikalar izlemektedir. O nedenle de askeri/ekonomik ambargo, sağ-sol anarşisi, Alevi-Sünni çatışmaları, Ermeni soy kırım iddiaları, ASLA, PKK ve diğer sürüyle terör örgütleri ve bir dizi siyasi suikast daha önce hiç yokken bu tarihten itibaren başladı. Aslında diğer tüm olumsuzluklar da Millî Görüş hareketiyle başladı. 12 Mart 1971 Muhtırası sürecinde Millî Görüş’ün ilk Partisi Millî Nizam kapatıldı. 12 Eylül 1980 Darbesiyle de Millî Selamet Partisi kapatıldı. 28 Şubat 1997 Post Modern Darbe Sürecinde Refah ve Fazilet partileri kapatıldı. Erbakan 1969’da Millî Görüş hareketiyle Dünya Siyonizm’ine karşı Türkiye’nin bağımsızlık ve kurtuluş savaşını başlattı ve 40 yılda geriye dönülmez noktaya getirdi.
 
Bu milli kurutuluş ve bağımsızlık mücadelesinin kuru bir Siyonizm karşıtı siyasi söylemle gerçekleşmesi elbette ki olacak şey değildi. Erbakan ta baştan kapsamlı plan/programla yola çıkarak bunu adım adım gerçekleştirdi.
 
Önce ordu bünyesinde millî derin devlet örgütünü kurdu. Ardından Millî Görüş partilerini, siyasi söylemini topluma yansıtmak ve örgütlemek amacıyla her kapatıldıklarında tekrar kurdu. Erbakan bir seminerde Millî Görüş’ün gizli-açık 28 örgütü var demişti. Sadece bu kadarıyla da Küresel Siyonizm’e, Türkiye’deki uzantısı 1923 hile rejimi ve köle düzenine karşı Millî Görüş hiç şüphesiz ki bağımsızlık ve kurtuluş savaşı veremezdi.
 
Erbakan ESAM’da verdiği bir konferansında -ki, internette de videosu yayınlanmaktadır-  şunları söylüyordu: Biz hakkı üstün tutan bir medeniyete mensubuz ancak kuvvetin de kıymetini biliriz. Batılılar sadece güçten anlıyorlar. Bizim onları barış masasına oturtacak müeyyidelerimiz var. Onların sahip oldukları silahlara sahip olmakla biz onlara üstün gelemeyiz. Onlarda olmayan, üstün savunma teknolojilerine sahibiz. Onların füzelerini havada yakalayıp, uzaktan kumandayla geldikleri yere gönderen teknolojiye ve daha nelere sahibiz. Unutulmasın ki ben aynı zamanda bir teknoloji profesörüyüm.
 
Son zamanlarda, Erbakan’ın kurduğu başta ASELSAN birçok savunma sanayi kuruluşu art arda şapkadan tavşan çıkarır gibi üstün teknoloji ürünü araçları kamuoyu ile paylaşır oldu. Bir kısmının dünyada benzeri olmayan teknoloji harikası savunma sanayii ürünleri, Türkiye’nin içeride ve dışarıda bağımsız politikalar üretip uygulamasının asıl dayanağını oluşturmaktadır. Yoksa Küresel Siyonizm Türkiye’nin böyle küresel bir güç olarak dünya sahnesinde boy göstermesine hiç tahammül eder mi?
 
ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin bir büyük küresel ekonomik kriz pençesinde kıvrandığı süreçte, Türkiye’nin art arda küresel ölçekte büyük projeler hayata geçirmesinin esrarını kimse çözmüş değildir. Ki bu projelerin tamamını Erbakan Başbakanlığı sırasında basın toplantısı yaparak kamuoyuna açıklamış ve çizimleri medyada yer almıştı.
 
Bir yandan PKK ve diğer sol terör örgütleriyle, Ergenekon darbe hazırlıklarıyla, FETÖ ile mücadele ederken, Fırat Kalkanı harekâtını yürütürken harcadığı ekonomik kaynakların; öbür yanda sürdürdüğü kalkınma hamlelerinde kullandığı mali meblağların açıklamasını kimse yapamamaktadır. Ekonomi yazarları buna akıl, sır erdirememektedirler. Türkiye’yi ekonomik krize sürüklemek için küresel sermayenin kurduğu kumpaslar sonuç vermeyip kalkınma süreci bir türlü akamete uğratılamamaktadır.
 
Türkiye’nin artarda, bir arada içeride ve dışarıda onca felaketle mücadele edip savarken dünyanın gıpta ile izlediği güllük gülistanlık bir ülke olarak her alanda gelişmesini devam ettirmesi dört bir yanında yakılın savaş ve terör yangınlarına, içeriden yapılan ihanetlere rağmen nasıl gerçekleştiriliyor kimse bilmiyor!
 
İşte “Ol mahiler ki derya içredür deryâyı bilmezler” mısraı Türkiye’de yaşayıp bu ortamın farkında olmayan insanları en iyi anlatan bir ifade olduğundan yazımızın başlığına aldık. Erbakan “bir gün gelecek ne güzel devletimiz var diyeceksiniz” demişti. İşte o günleri biz artık yaşıyoruz. Lakin kimin sayesinde yaşadığımızın farkında değiliz. Çünkü bunu bilen ve anlatması gerekenler özellikle ketmediyor, bu parlak hakikatlerin üzerini örtüyor.
 
Bu gerçekliği iktidar partisi AKP yönetimi kendine mal ettiğinden tabiatıyla dillendirmeye yanaşmıyor. Saadet Partisi ise, Erbakan’sız bir Millî Görüş oluşturma projesi yürütmekte olduğundan işine gelmiyor. Bu gerçekliği en iyi bilen Yahudi’nin, topluma mal edilmeden bu süreci bir şekilde akamete uğratıp tersyüz etme gibi bir hesabı olduğundan gizlemeyi yeğlediğini yukarıda belirttik.
 
Israrla üzeri örtülüp gizlenmek istenen bu muhteşem gerçekliği günışığına çıkarmak için geriye şu zavallı El-Aziz Gazetesi kalıyor. Bu muazzam gerçekliğin yükünü omuzlamayı büyük bir şeref bilsek de altında yedi büklüm olduğumuz da bir vakıa; bunu başarmamız imkânsız. Akıl, izan ve insaf sahibi insanların azlığı da işimizi zorlaştıran ayrı bir faktör...
 
Bütün ümidimiz millî derin devletin insanlık tarihinin bu en muhteşem gerçekliği üstünde dolaşan karabulutları dağıtıp Erbakan güneşinin, başta milletimiz tüm insanlığa ışıklarını yansıtmasıdır. Elbette ki Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya, Adil Düzen kurulmadan Erbakan gerçeğini insanlığa anlatmak mümkün olmayacaktır.
 
Evet; başta Aleyhissalat-ü Vesselam bütün peygamberlerin ümmetlerini korkuttukları ve sakınmalarını vasiyet ettikleri Deccal Küresel Siyonizm’dir. Siyonizm Yalta Konferansını artarda iki dünya savaşı çıkartarak gerçekleştirip BM ve iki bloklu dünya düzenini kurdu, insanlığa tarifsiz zulümler, acılar, sapkınlıklar yaşattı.
 
Erbakan da yine Başta Aleyhissalat-ü Vesselam Efendimiz bütün peygamberlerin müjde verdikleri, ümmetlerine kurtarıcı diye bildirdikleri beklenen Mehdi olarak insanlığı Deccal Siyonizm’in hegemonyasından kurtaracak mücadeleyi geri dönülmez raddeye getirmeyi başarmıştır. Erbakan’dan sonrası, Hz. Muhammed (SAS)’den sonrası gibi sancılı geçse bile kesinlikle başarıya ulaşacaktır.
 
Sayı: 989
481 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9233     EURO 4.6062     IMKB 103912     ALTIN 161,053