Editör

el-aziz@el-aziz.com 17 Ekim 2017 Salı 21:08 DİĞER KÖŞE YAZILARI

TÜRKİYE VE DÜNYA MİLLî GÖRÜŞ VİZYONU DOĞRULTUSUNDA ŞEKİLLENİYOR!


 
Millî Görüş’ün 40 yıllık mücadelesi sürecinde Siyonizm’in 1945 Yalta Konferansıyla inşa ettiği iki bloklu dünya düzeni SSCB’nin dağılmasıyla yıkıldı. Ardından tek süper ABD’nin liderliğinde ilan edilen Yeni Dünya Düzeni de çöktü. Dünya çok merkezli bir düzensizlik, belirsizlik sürecini yaşıyor.
 
SSCB Afganistan’ı işgal ederek 10 yıl savaştı. Nihayetinde İslami Cihat örgütleri direnişi karşısında yenilgiye uğrayarak geri çekildi. Savaşta yaptığı harcamalar, verdiği kayıplar, yitirdiği prestiji nedeniyle Varşova Paktı çöktü, SSCB dağıldı. Ardından da tek süper güç konumuna gelen ABD ve müttefikleri Afganistan’la Irak’ı işgal ettiler. Onlar da yine on yıl kadar İslami Cihat örgütlerinin direnişine karşı savaşarak büyük askeri, ekonomik kayba uğradılar ve çekilmek zorunda kaldılar.
 
ABD ve müttefikleri Büyük Ortadoğu Projesi kamuflajı içinde Büyük İsrail Planını hayata geçirmek üzere Haçlı Savaşı ilân ederek 22 İslam ülkesinin sınırlarını değiştireceklerinin pervasızca haritalarını yayınladılar. SSCB dağılıp 2 bloklu dünya düzeni sona erdiği için ABD liderliğinde kurulduğu ilan edilen Yeni Dünya Düzeni Birleşmiş Milletler Teşkilatının lağvedildiğini varsayarak oradan bir karar almadan Afganistan ve Irak’ı işgal ettiler. Ama savaştan mağlup çıkınca yine Birleşmiş Milletlere dört elle sarılmak zorunda kaldılar.
 
SSCB de, ABD ile müttefikleri de Afganistan ve Irak’ta devletin resmi/düzenli ordularıyla değil İslami Cihad örgütleriyle savaştılar yenilgiye uğradılar. ABD ile müttefik devletlerini Irak’ta mağlup ederek çekilmek zorunda bırakan İslami Cihad örgütleri de Afganistan’da SSCB’yi mağlup edenlerin yeni versiyonlarıydılar.
 
SSCB işgaline karşı Afganistan’da direniş başlatan İslami Cihad örgütlerini örgütleyerek Pakistan üzerinden Cumhurbaşkanı Ziyaülhak aracılığıyla Erbakan destekledi. Direnişçi liderlerden Burhaneddin Rabbani Cumhurbaşkanı, Gülbeddin Hikmetyar Başbakan olup Afganistan’ı yönettiler. Bu iki lider Millî Görüş’ün önemli etkinliklerine katılmak üzere hep Türkiye’ye gelip Erbakan’a destek veriyorlardı. Bunu öylesine yapmıyorlardı. Erbakan’ın büyük desteğini, yardımını aldıklarından gelip minnet borcunu eda ediyorlardı. Neticede SSCB ve ABD ile müttefiklerini Cihatçı direnişle yenilgiye uğratıp Yalta Düzenini yıkanın Erbakan olduğunu kabul etmek gerekir. Bugünkü siyasi konjonktürde bu gerçekliği ifade edecek bir resmi devlet iradesi olmasa bile önünde sonunda mutlaka olacaktır.
 
Ziyaülhak Erbakan ile kardeş olduklarını ilan etmişti. Erbakan’ı Pakistan’a davet edip 10 gün Başkanlık sarayında ağırlayan Ziyaülhak devletin yeniden yapılanmasını bu süreçte gerçekleştirdi. Erbakan bir seminerde konuya ilişkin şu ilginç anekdotu nakledip İslam’ın önündeki en büyük engelin “Müslüman ulema” olduğuna vurgu yapmıştı:
 
Ziyaülhak Pakistan ulemasını davet edip demiş ki; bakın ben askeri darbe yaptım, şeriat ilan ettim. Ben bir generalim din âlimi değilim. Şeriat kanunlarınızı getirin ki uygulatayım. Âlimler elimizde uygulamaya hazır kanunlar yok demişler. Hazırlayın o halde demiş. Tamam demişler. Uygun bir mekân tahsis edip her türlü imkânlarla desteklemiş. Eğer ülke dışındaki âlimlerle görüşmek, araştırma yapmak gerekirse, size uçak tahsis edeyim demiş. Aradan 6 ay geçince ulemayı çağırıp çalışmalarda ne kadar mesafe alındığını sormuş. Demişler ki 6 aydır şunu tartışıyoruz henüz bir karara varamadık: Kesilen hırsız eli, hastanede takılmak üzere kendisine verilecek mi; verilmeyecek mi? Maalesef günümüz “İslam ulemasının” hali pürmelali budur!
 
Erbakan DAVAM adıyla kaleme aldığı kitabının çok büyük bölümünü Irak işgaline ayırıp o süreçte bölge ülkeleriyle yaptığı temasları anlatmış. Cumhuriyet Muhafızları ordusunu gerilla vaziyetine geçiren Saddam Hüseyin’in işgalcilerle savaşması Erbakan’ın öğrettiği bir taktikti. Uzun süre ABD ve müttefiklerini oyalayan gerilla mücadelesini Küresel Cihad örgütleri Irak’a intikal edince etkin duruma getirip işgal güçlerine ağır kayıplar verdirdiler. Nihayetinde de tek süper güç ABD ve müttefikleri Irak’tan çekilmek zorunda kaldılar. Bu işgal sürecinde verilen askeri kayıplar ve astronomik harcamalar küresel ekonomik krize yol açtı ki henüz içinden çıkılmış değildir. ABD tek süper güç konumunu Irak’ta yitirirken müttefiki olan Avrupa Birliği de dağılma sürecine girdi. Arkada bıraktıkları boşlukta Arap Baharı fırtınası koptu. Lakin doğrudan müdahale etme güçlerini yitirdikleri için teröristleri kullanarak vekâlet savaşlarıyla dolaylı müdahaleye çalıştılar onu da pek başaramadılar.
 
Türkiye 1 Mart Tezkeresini Meclis’ten geri çevirip Irak’ın işgaline iştirak etmeyerek İslam ülkelerinde büyük itibar ve güven kazandı. Oysa ABD Başkanı Bush ya bizimlesiniz ya düşmanımız diye dayatarak Irak işgalini başlatmıştı. ABD ve müttefikleri Irak işgalinden başarılı sonuç alsalardı güney sınırından geçip Türkiye’yi de işgal edeceklerdi. Zaten bu tür tehditkâr ifadeleri 1 Mart Tezkeresi Meclis’ten döndüğünde, İsrailci çevreler pervasız şekilde yazıp çizdiler, televizyon programlarında dillendirdiler. Lakin avuçlarını yaladılar.
 
Evet, öyle olmadı tek süper güç ABD ve müttefikleri Irak’ta verdikleri askeri ve ekonomik ağır kayıplara daha fazla dayanamayarak geri çekildiklerinde bölge Türkiye’nin inisiyatifi altına girdi. Arap Baharı da buna önemli katkılar sağladı. Şu anda Türkiye’nin Suriye’de, Kuzey Irak’ta oldukça önemli bir askeri gücü var ki giderek de artmaktadır. Fırat Kalkanı harekâtından sonra İdlib’e de giren TSK karşı konulmaz bir güç haline gelmiştir. Türkiye Katar’da, Somali’de de askeri üsler kurarak bölgedeki etkinliğini tahkim etmiş durumda.
 
Bütün bu devam eden gelişmeler açıklanmış bulunan Millî Görüş vizyonu doğrultusunda ilerlemektedir. Erbakan tek başına siyasete atıldığı ilk günden itibaren Dünya Siyonizm’i ile mücadeleyi, mevcut küresel sistemi yıkıp Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurmayı hep deklare edegeldi.
 
Erbakan hayatta iken Dünya Siyonizm’inin 20. Yüzyılın ilk yarısında arka arkaya küresel iki savaş çıkartarak bitiminde 1945’te düzenlediği Yalta Konferansında kurduğu 2 bloklu dünya düzeni de, ABD liderliğinde kurulduğu ilan edilen Yeni Dünya Düzeni de çöktü ve Türkiye bölge lideri bir küresel güç haline geldi. Birçok küresel gücün rekabet ettiği, artık Siyonizm’in etkinliğini yitirdiği, Birleşmiş Milletler Teşkilatının da işlevselliğinin kalmadığı bir süreç yaşanırken Türkiye’nin giderek siyasi, askeri ve ekonomik etkinliği artmaktadır.
 
Bölgede, dünyada bunlar yaşanırken; Türkiye’de Millî Görüş vizyonu doğrultusunda çok önemli gelişmeler ve değişim/dönüşüm yaşanmaktadır. Gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni Millî Görüş öngörüyordu. Erbakan’ın 1923 hile rejimi ve köle düzeni dediği statüko değişirken ülkede egemen olan Kemalist ideoloji de itibarsızlaştırılmakta, devrimleri karşıdevrimle süreç içinde bertaraf edilmektedir.
 
Erbakan’ın yerden yere vurduğu ABD, NATO müttefikliği de kâğıt üzerinde kalarak fiilen ortadan kalkmaktadır. Keza Erbakan’ın hedef tahtasına koyduğu Avrupa Birliği üyeliğine de inanıp itibar eden kimse ne Türkiye’de ne de Batıda kalmıştır. Olayı sadece politik bir retorik ve argüman olarak kullanan her iki taraf da gerçekleşmesinden yana değildir.
 
Erbakan’ın İslam Birliği için yürüttüğü fiili çabalar da devam etmekte, Türkiye’nin liderliği bütün Müslüman ülkelerde zımnen kabul görmektedir. Erbakan’ın kurduğu D-8’lere artık işlerlik kazandırma şartları ve ortamı oluşmaktadır. Erbakan’ın sözünü ettiği askeri paktı ise kurulan ve ilk tatbikatını görkemli şekilde yapan İslam Ordusu teşkil etmektedir.
 
Devletin resmi kanalı TRT’de yayınlanmakta olan Payitaht Abdülhamit dizisi, Türkiye’nin vizyonunu en açık net ortaya koymaktadır. Ertuğrul Diriliş dizisi Osmanlı Devletinin nasıl ve hangi idealle kurulduğunu, Payitaht Abdülhamit ise kimler tarafından, nasıl yıkıldığını dramatize etmektedir.
 
Erbakan; 1897 Basel Siyonist Kongresinden bir asır sonra İsviçre’deki aynı salonu tutup İslam Birliği Konferansı yapmıştı. Yahudilerin Osmanlı devletini yıkma, Filistin’i kurtarma ve İsrail’i kurma kararlarını aldığı o salonda Dünya Siyonizm’ine meydan okumuş, İslam Birliği’nin Yeniden Büyük Türkiye liderliğinde kurulacağı müjdesini vermiştir. Bugün artık Türkiye Erbakan’ın çizdiği yol haritasıyla Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen kurmaktadır.
 
Sayı: 986
330 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • o.ışıl - 19 Ekim 2017 Perşembe 12:26
    elhamdülillah.erbakan hocama bol rahmet olsun.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9233     EURO 4.6062     IMKB 103912     ALTIN 161,053