Gürkan Hacır

26 Ağustos 2012 Pazar 11:22 DİĞER KÖŞE YAZILARI

HARİTALAR ÇİZİLİRKEN TÜRKİYE'DE BOMBALAR PATLAR

14 MAYIS 1948:    İsrail devlet olduğunu ilan etti: Yahudi Arap savaşı başladı...
1 Mart 1949:       Türk girişimci Nuri Paşa Mısır'dan yüklü miktarda silah siparişi aldı. 
2 Mart 1949:     Nuri Paşa'nın Sütlüce'deki silah fabrikası havaya uçtu. 26 işçisiyle can verdi. 
28 Mart 1949:   Türkiye İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke oldu. 

Peki ya Antep.... Bu patlama kimin işne yaradı?

Dünyada illegal bütün örgütler, ülkelerin ve istihbarat servislerinin çalışma alanlarıdır. Ama PKK gibi hem silah hem taraftar hem yayıldığı coğrafya hem de yönettiği parasal güç olarak dünyanın en büyük örgütü söz konusu olursa istihbarat servisleri cirit atar. 
Ortadoğu bu yönden bulunmaz bir coğrafya, PKK da çok kullanışlı bir örgüttür.
Bunu aklımızın bir köşesine yazalım. Ama ben sizi yakın tarihimizde bir başka harita değişikliğine götüreyim. Bakın o zaman da Türkiye'de nasıl büyük bir bomba patladı?
14 Mayıs 1948'de İsrail Devleti bir oldu bittiyle ilan edildi. 2.Dünya savaşı ve toplama kamplarının yarattığı mağduriyet rüzgarıyla kamuoyu desteğini arkalarına almışlardı. 
Önce İngiliz Birlikleri, Filistin bölgesinden çekildiklerini duyurdular. BM kararından sonra İsrail'i ilk tanıyan ülkeler ABD ve Sovyetler Birliği oldu. Birleşmiş Milletler'in İsrail'in kuruluşunu kabul ettiğini ilan etmesinden sadece 3 saat sonra Mısır ve Ürdün, Arap yerleşim bölgesinde böyle bir Yahudi devletinin 'kondurulmasına' izin vermeyeceklerini duyurarak İsrail'e savaş ilan ettiler. 
Böylelikle yüzyılın ilk büyük Arap-Yahudi savaşı başlamış oldu.
İşte tam bu sıralarda gözler Türkiye'ye çevrildi. Türkiye'nin takınacağı tavır önemliydi. Ama ilginç bir fısıltı haberi, İsrail'in ve ona destek veren Sovyetler Birliği dahil güçlü ülkelerin canını sıkmaya yetmişti. Türkiye'den bir girişimci Mısır ve diğer Arap ülkelerine yüklü miktarda silah anlaşması yapıyordu.
Kimdi peki bu gözü kara müteşebbis kimdi? Enver Paşa'nın kardeşi Nuri (Kıllıgil) Paşa. 1.Dünya savaşı sırasında 'Azerbaycan fatihi' olarak ünlenen Nuri Paşa önce Zeytinburnu'nda metal ev eşyası imal eden bir fabrika açmış sonra da bunu silah fabrikasına dönüştürmüştü. Bir yıl sonra fabrikayı Sütlüce'ye taşımıştı. 
Nuri Paşa Araplardan ön talep almıştı. Ama BM, Suriye ve Mısır'a silah satışını yasaklamıştı. (BM'nin, İsrail ve güçlü devletlerin genel çıkarlarına dokunan tek kararı var mıdır acaba? Ben baktım ama göremedim)

SÜTLÜCE'DEKİ PATLAMADA 27 İŞÇİ YANDI

Ancak paşa kararlıydı. Araplara silah satacaktı. Hem İslam alemiyle olan yakınlığı, duygusal bağı da 
bu kararında etkili oldu. Parça parça silah top ve mühimmat sevkıyatları başladı. Ama asıl büyük parti mal satış için Nuri Paşa Mısır'a gitti. Teknisyenleriyle beraber 1 Mart günü Türkiye'ye döndü. Aldıkları sipariş epey yüklüydü. 
Tam ertesi gün, yani 2 Mart 1949 günü... 
Akşam saatlerinde Sütlüce'de korkunç bir patlama duyuldu. O günün tanıklarının anlattıklarına göre bu İstanbul'un her yerinden duyulan bir patlamaydı. Yarım saat sonra bir büyük patlama daha oldu. Bu arada fabrikada büyük bir yangın da çıkmıştı. 
Ve asıl önemlisi yangın baruthaneye sıçramıştı. Patlamalar ardı ardına geldi. Yangın ertesi gün söndürüldüğünde fabrikada çalışan 27 kişinin yanarak hayatını kaybettiği anlaşıldı. Ölenler arasında fabrikanın sahibi Nuri Paşa da vardı. Kimsenin cesedine ulaşılamadı. Hepsinin bedeni kavrulmuştu.
Nuri Paşa sembolik olarak boş bir tabutla defnedildi. 
Peki patlama sabotaj mıydı? Başbakan Şemsettin Günaltay'ın talimatıyla araştırma komisyonu kuruldu. Komisyonun başına İçişleri Bakanı Emin Erişirgil getirildi. Ancak soruşturma bir türlü ilerlemiyordu. Hem görgü tanıkları hem fabrikayı bilenler bunun bir sabotaj olduğunu düşünüyorlardı. Üstelik itfaiye raporu da bu yöndeydi. Ancak yine de faile bir türlü ulaşılamıyordu.
Konu 18 Mart günü Meclis'e taşındı. Ama yine bir sonuç alınamadı. Herkesin bildiği sır olarak kaldı. 
Kirli dedikodular da yayılmadı değil. Güya patlama olduğu gün fabrikada çalışan Yahudi işçiler işe gitmemişti. Fabrikada gerçekten Yahudi işçi çalışıyor muydu, bilmiyoruz. Ama ölenler arasında Yahudi yoktu. Bu neyi ifade eder. Elbette hiçbir şeyi.
Ama bakınız sonra neler oldu. 

VE TÜRKİYE İSRAİL'İ TANIYOR 
İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye oldu. Arap aleminin büyük tepkisine rağmen kendimizi tutamamış ve İsrail'i tanımıştık.  (Türkiye ile İsrail arasında hep bir metres ilişkisi olduğunu ilan eden kişi İsrail Başbakanı Ben Gurion du. Gurion'a göre aslında evliydik ama bir türlü ilan edemiyorduk. Ama İsrail'e ilk büyük dostluk elini uzatmıştık.  Hem de Araplarla düşman olmak pahasına.) 
İsrail yüzyılın ilk büyük Arap savaşını kazandı. Ve kavgasını verdiği harita kesinlik kazandı. Artık onlara da yer açılmıştı. Filistin bölgesindeki toprak alanını % 56'dan % 78'e nüfusunu ise 608 binden 760 bine çıkardı. Ayrıca 700 bine yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı.
Mısır'da ise İsrail yenilgisi kargaşa başlattı. Darbeler dönemi başladı. Kral Faruk bir askeri darbeyle tahttan indirildi ve yerine General Necib getirildi. 

HER YOLA BAŞVURABİLECEĞİNİN İŞARETİ 
Hiç kuşkusuz Sütlüce silah fabrikasının havaya uçması İsrail'e savaş kazandırdı diyemeyiz. Ancak sonuçsuz kalan soruşturma herkesin aklına İsrail mi yaptı seçeneğini getirdi. Sonraki gelişmelere de bakınca İsrail'in Ortadoğu coğrafyasında bir devlet olarak yaşamak istemesi için her yola başvurabileceğinin işareti sayıldı.
Sütlüce bombalaması İsrail'in gizli bir operasyonu olarak anıldı. Üstelik MOSSAD'ın İstanbul'un göbeğinde Mısır apartmanında kurulduğunu göz önüne alırsak; bu hiç de zor değil. İsrail'in kuruluşundaki bütün operasyonları Türkiye üzerinden yürüttüler. Burada izinleri dışında bir Arap desteği yaratılmasına izin veremezlerdi...!
Olan da elbette ailecek yaşadıkları büyük trajedilerin gölgesinde (biraz da manevi değerlerin etkisiyle) ticari başarı arayan Nuri Paşa'ya oldu. Hem canından hem de canından çok sevdiği fabrikasından oldu. Ailenin talihsiz bireyleri kervanına o da katıldı. 
Son söz:  Geçen hafta yazmıştım. PKK'ya 'son hafriyat' yaptırılıyor diye. Evet hafriyat devam ediyor. Ama bir yandan da hızla PKK ve Apo sonrasının planları yapılıyor. 
Kötü Kürt belli: Apo! 
Peki ya iyi Kürt kim? Ona gönül rahatlığıyla anahtarı teslim mi edeceğiz?
Twitter.com/gurkanhacir

ABD ANTEP VE FOÇA'YI AYLAR ÖNCESİNDEN BİLMİŞ!
Bugünden bakacak olursak... Yaşanan insanlık dışı saldırıyı olağan şüpheli PKK'nın sırtına yüklemek işin kolayına kaçmak olur. Sebep ve sonuçlarını incelemeli ve gün geçtikçe artan bu dehşet ortamına bir dur diyebilmeliyiz. Bunun da yolu doğru analiz ve iz sürmekten geçiyor.  Bu kadar önemli bir coğrafyada bu kadar önemli bir uluslar arası operasyon yürütülürken bu iş hiçbir zaman üç beş başıbozuk saldırgana bırakılmaz. Daima büyük devletlerin dediği olur. Onlar da sözlerini gizli servisleri aracılığıyla söyler. Ve tarihe baktığımızda da görüyoruz ki haritada birilerine yer açılacaksa mutlaka Türkiye'de bombalar patlıyor. (Bu satırları yazdığım sıra düşen bir haber tam da yazdıklarımı doğrular nitelikteydi. ABD'de 3 düşünce kuruluşu bir similasyon projesi yapmışlar ve aylar öncesinden Antep'te ve Foça'da yaşananları tahmin etmişlerdi. Ne tesadüf değil mi?)  Sormamız gereken soru şudur. Bu vahşet kimin işine yaradı?

Neden böyle bir vahşete kalkıştı?
Geçen hafta yazım şu cümleyle başlıyordu: 'Haritada Kürtlere yer açılıyor' Yaşadığımız kabus dolu hafta harita düzenlemesinin nasıl kanlı olacağını hepimize gösterdi. Gaziantep'te patlayan bomba her türlü siyasi coğrafi hesabın ötesinde bir vahşetti. Çoluk çocuk genç yaşlı tanımadan yaratılan terör dalgası herkesin nefretini kazandı...
Peki ama 'olağan şüpheli' PKK neden böyle bir eyleme kalkışmıştı? Tam da Aygün'ü serbest bırakırken gösterdikleri zarafet (!), BDP konvoyunda gazetecilere yapılan ajitasyonla beyaz propagandayla sonuç almaya çalışırken, neden bu kör vahşet?
PKK'nın saldırıyı üstlenmemesi de ayrı bir tuhaflık... Örgüt bugüne kadar yaptığı eylemleri üstlendi. (Üstlenmedikleri içinde de örgütle bağlantılı eylemler sonradan ortaya çıktı. Taksim Çevik kuvvet, Güngören saldırısı gibi...)
Ancak yine de böyle bir dönemde neden tüm insanlığın nefretini üstüne toplayacak bir eyleme kalkışsın. Gözü dönmüş bir intikam hissi mi bu eylemi yaptırdı deyip geçeceğiz.
Sahi Gaziantep vahşeti, PKK'nın ne işine yaradı?

1931 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:36
Güneş 07:02
Öğle 12:16
İkindi 14:52
Akşam 17:15
Yatsı 18:36
DÖVİZ KURLARI
USD 3.9175     EURO 4.6103     IMKB 103905     ALTIN 162,327