BİR FIRLAMA SALATALIK SATIYORUM DESE

Hürriyet'in fırlama yazarı Ahmet Hakan tam da Saadet Partisi 4. Büyük Kongresi öncesinde Oğuzhan Asiltürk'ü Millî Görüş'ün ağabeyi ilan edince büyük bir ilgi topladı, geniş yankı uyandırdı.

17 Temmuz 2011 Pazar 17:08 < GÜNDEM

BİR FIRLAMA SALATALIK SATIYORUM DESE, MİLLÎ GÖRÜŞÇÜ İNTERNET SİTELERİ HABER YAPAR, TUZUNU BIÇAĞINI ALAN ŞUURSUZLAR KOŞAR!

      Hürriyet’in fırlama yazarı Ahmet Hakan tam da Saadet Partisi 4. Büyük Kongresi öncesinde Oğuzhan Asiltürk’ü Millî Görüş’ün ağabeyi ilan edince büyük bir ilgi topladı, geniş yankı uyandırdı.

Tabii, herifin oğlu kurnaz mı kurnaz; Millî Görüşçü oldukları kendilerinden menkul internet siteleri salaş mı salaş; şuursuz Millî Görüşçüler hoppa mı hoppa; mal bulmuş mağribi gibi saldırdılar…

Sanırım Aydın Doğan’ın çığırtkan pazarlamacısının keyfine diyecek yoktur. Başarısını izlerken nasıl da baştan çıkardım diye koltuğunda şöyle bir geriye kaykılıp kahvesinden bir yudum alarak patronundan nasıl takdir ve ödül alacağının heyecanıyla ellerini ovuşturuyordur.

Aydın Doğan’da bu kese, bizimkilerde bu ense varken; Ahmet Hakan hiç geri durabilir mi şamarını paralatmaktan?

Daha dün denilecek bir zaman önce Ahmet Hakan ve benzerleri allayıp pullayıp pazarlayarak Numan Kurtulmuş’u kakalamamışlar mıydı şuursuz Millî Görüşçü salaklara?

O kazık, El-Aziz’in canhıraş feryatları ve Erbakan’ın can havlıyla yaptığı son hamle sonucu güçbelâ çıkartılabildi Millî Görüş’ün bağrından. Şimdi de Masonik şer odaklarının yeni bir tezgâhına gelmek üzereler şu iflah olmaz şuursuz Millî Görüşçüler.

Daha dün Şevket Kazan Millî Görüş’ün yere göğe sığdırılamayan sadakat timsali vefakâr ak saçlı kurmayı ve Erbakan’ın sağ kolu diye parlatılmış; o da Numan Kurtulmuş çömezini Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirme becerisini göstermişti.

Şimdi de Oğuzhan Asiltürk Millî Görüş’ün ağabeyi diye etiketlenerek marka yapılmak ve Saadet Partisi üzerinde vesayet oluşturması sağlanmak isteniyor. Çünkü onun da yıllardır genel başkanlık için hazırladığı bir çömezi var: Prof. Dr. Mete Gündoğan.

Köftehorlar daha düne kadar Numan Kurtulmuş’a Millî Görüşü çizgisinden çıkartmak için dokunulmazlık sahası açmak için Erbakan’ın Saadet Partisi üzerindeki vesayetini dillerine dolarken kalemlerinden kan akıtıyorlardı…

Şimdi ise 4. Büyük Kongrede Saadet Partisi Genel Başkanı seçilmesi halinde Prof. Dr. Mustafa Kamalak ve parti yönetimi üzerinde vesayet oluşturmak için Oğuzhan Asiultürk’e ağabey nitelemesiyle imtiyazlı konum sağlamaya çalışıyorlar.

Ağabeylik, Bediüzzaman Hazretlerinin vefatından sonra masonların Risale-i Nur camiasını kontrolleri altına almak amacıyla oluşturdukları bir etiket olarak literatüre geçti. O masonlar ki, Risale-i Nur müellifine ve talebelerine neler çektirmişlerdi neler!

Sonunda Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin eserlerini basıp milyonlar kazanırken Süleyman Demirel’i "Nurlu Süleyman" ilan edip Risale-i Nur camiasını eski Adalet Partisi için oy deposuna dönüştüren Yeni Asya Gazetesi sahibi Mehmet Kutlular ağabeylerin de patronu oluverdi.

Müslümanlar sahipsiz kalınca şuursuz da kalıyorlar; önüne gelen istismar edip kötü emellerine alet edebiliyor. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeksizin Mustafa Kamalak’ın Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirilmesi ve onun liderliğinde kongreye gidilmesi çok isabetli olmuştur. Çünkü hiçbir durum sahipsiz olmaktan daha kötü değildir.

Bu yüzden de karanlık güç odaklarının işi hiç kolay değil. Saadet Partisi’ni doğrudan yönetme imkânından yoksun bulundukları için bir vesayet kurumu oluşturmak, bunun için de ağabeylik etiketini Oğuzhan Asiltürk’e takıp etkinlik kazandırmak ve o sayede Mete Gündoğan’ı genel başkanlığa getirmek istiyorlar.

Erbakan hayatta iken de ak saçlılar, yenilikçiler, erdemliler gibi türlü çeşitli kavramları gerektiğinde ortaya atıp kullanarak Millî Görüşçülere mal etmeye çalışıyorlardı. Erbakan’ın asla ve kesinlikle hiç kullanmadığı bu kavramlar daima Millî Görüş partilerinin başına bela edilmiştir.

Millî Görüş adını, söylemini, kurum ve kuruluşlarını tespit edip hayata geçiren bizzat Erbakan olmuştur. Buna karşın Millî Görüş’e ait olmayan birçok kavram, tanım, niteleme ve yakıştırma camiaya dışarıdan sokulmaya çalışılmış ve hak dava iğdiş edilmeye çalışılmıştır.

Önce Müslümanlar için irtica, gericilik, yobazlık gibi agresif, karalayıcı, aşağılayıcı tanımlama ve nitelemeler kullanıyorlardı. Millî Görüş karşısında bunlar geçersiz kalınca bu kez siyasal İslam, radikal İslam, kökten dinci, aşırı dinci gibi birtakım kavram ve nitelemeler ikame etmeye başladılar. 

Millî Görüş'ten beslenen o fraksiyonların hepsi şimdi AKP'ye hizmet ediyorlar! Çünkü bu empoze ettikleri tanımlar, kavramlar, bazı kişiler ve gruplarca benimsenip kabullenildiği için Millî Görüş’ü bölme, parçalama, hiziplere ayırma, marjinalleştirme amacıyla kullanıyorlardı.

Oysa Erbakan siyasi mücadelesi boyunca Millî Görüş söylemini, bunun için kullandığı terminolojiyi bizzat kendisi belirleyip yabancı müdahalesine izin vermiyordu.

Türkiye’de ve başka ülkelerde Siyonist odaklar tarafından başlatılan ya da iğdiş edilen siyasi, dini ve fikri cereyanların oluşturdukları doğru, sağlıklı, amaca uygun olmayan terminolojinin Millî Görüş içerisine sokulmasına yönelik büyük çabalar sarf edildiği gibi bunu önlemeye de yönelik büyük çaba ve hassasiyetler hep gösterildi.

Erbakan’a karşı Millî Görüş Partileri ve diğer kuruluşları içerisinde sürekli tefrika, başkaldırı ve ayrılık olayları gelişti, her defasında büyük kopmalar oldu.

Ancak bunların hiç birinin sağlıklı bir muhasebesi yapılmadı, sebep-sonuç ilişkileri masaya yatırılıp raporlar hazırlanmadı. Ders alınabilecek bir Millî Görüş tarihi yeni kuşakların önüne konulmadı. Konu hakkında kitaplar da yazılmadı. Çünkü bu her türlü olumsuzluklara kaynaklık edip yol açanlar hep Millî Görüş partilerinde kilit noktalarda kalmaya devam ediyorlardı; bu olayların içyüzünün yazılmasına müsaade etmezlerdi.

Bu yüzden; Millî Selamet Partisi’nin ilk Genel Sekreteri Nurcu grubunun lideri olarak partiden ayrıldığında 48 milletvekilinin 25’i ardından istifa edip gitti, sebep ve sonuçları şöyle dursun olayı bile bilen yok!

Yerine Genel Sekreterliğe ise Oğuzhan Asiltürk getirildi!

Korkut Özal Millî Selamet Partisi 1978 Büyük Kongresinde ayrı bir liste çıkardı.  Korkut Özal Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan ile kavgalı idi… Nitekim onlara karşı farklı liste çıkardı ama Erbakan’a karşı genel başkan adayı olmadı. Oysa Özal’ın listesi kıl kapı kaybetti.

Tayip Erdoğan ve arkadaşları yenilikçi hareketi başlatırken de Oğuzhan Asiltürk “Ya Erbakan’ın elini öper her dediğini yaparsınız, ya da defolup gidersiniz!” diye rest çekmiş ve bu kışkırtıcı sözleri uzun süre medyada öne çıkarılmıştı.

Oysa Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan’ın Erbakan’a nasıl saygısızlık ettiklerini, her konuda nasıl söz dinlemeyip karşı çıktıklarını, istediklerini dayattıklarını, sonuç alıncaya kadar nasıl heyetler oluşturup üzerine gönderdiklerini Millî Görüş partileri içerisinde ve genel merkezde görev alıp bilmeyen yoktur.

Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün önemli görevlere getirilmesi de Oğzuhan Asiltürk ve Şevket Kazan’ın dayatmaları sonucu gerçekleşti. En son Numan Kurtulmuş’u da onlar getirdi. Şimdi de ikisi birlikte Mete Gündoğan’ı genel başkanlığa getirmeye çalışıyorlar.

Millî Görüş partilerinin başına ne geldiyse hepsi bu ikilinin elinin altından çıktı.

Dikkat edilirse Numan Kurtulmuş’un öne çıkarıldığı süreçte Oğuzhan Asiltürk bir kenara çekilmiş; Şevket Kazan ise kılıç sallıyordu… Numan Kurtulmuş olayı hüsranla bitince bu kez Şevket Kazan “Benim kılıcım artık kesmez” deyip bir kenara çekildi…

Bu defa Oğuzhan Asiltürk kılıcını çekip meydana çıktı… Bu kez de çömezini o genel başkanlığa getirmek istiyor. Bütün mesele Mete Gündoğan’ı Saadet Partisi Genel başkanlığına getirmek, ondan sonra bir kenara çekilecektir.

Millî Görüşçüler ne yazık ki bugüne kadar müminin ferasetini bir türlü gösteremeyip defalarca aynı delikten parmaklarını ısırttılar. Bu kez de aynı deliğe parmaklarını sokup Siyonist yılana ısırttırırlarsa artık akıtacağı zehirden gebermeleri kaçınılmazdır. Çünkü artık onları efsunu ile tedavi edecek Erbakan başlarında yok.

Eğer gebermek istemiyorlarsa bu deliğe bir daha zinhar parmaklarını sokmasınlar!

Ne olur; bu kez olsun Aydın Doğan’ın şövalye kalemşoru Ahmet Hakan’ı değil; El-Aziz’i dinlesinler.

                            >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

 
24144 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Ali Bal - 13 Temmuz 2012 Cuma 18:07
    Erdoğan,A.Gül,N.kurtulmuş sürecinin Asiltürk ve Kazan ikilisinin marifeti olduğunu söylüyorsunuz.Ancak Taraf'tan olumlayarak aldığınız yazı Türkiye'de son on yılda atılan adımları olumlayan bir yazı.Bu bir çelşkidir.Gazeteniz çok iddialı bir gazete.Dolayısı ile bu çelişki gözünüzden kaçmış olamaz.Bakalım bu ikiliyi izleyeceğiz sizi de.
    İran_İsrail işbirliğini ifşa (!) konusunda somut bir dayanağınız yok sadece yorum yapıyorsunuz.Ancak başlığı veriş şekliniz skandal bir belge yakalamış gibi.Yzarlara gelince Harun Yahya son bir kaç seneye kadar çok tanınmıyordu.Ekrana çıktıkça malum nedenlerle bütün karizmasını mahvetti.Ciddiye alınmak istiyorsanız ondan uzak durmanızı tavsiye ederim.
  • selman kalkan - 24 Şubat 2012 Cuma 09:57
    Oğuzhan asiltürk'ün eşi, çocuğu ve Asiltürk'lerin teşkilattaki görevleri hakkında bir inceleme yapın, şaşıracaksınız.. Sandığınızdan daha derindir kendisi.
  • abdullah erzurumlu - 04 Aralık 2011 Pazar 23:20
    şevket kazan için Hocayı dinlemiyordu diye yazmışsınız! adam Hoca nereden istemişse gidip oradan aday olmamışmı? ta Van a bile gidip aday olmmaışmı?
  • ahmet yazıcı - 17 Temmuz 2011 Pazar 12:15
    fatih erbakan ve erbakan ailesi kongrede neden yok ? erbakan ismi saadet partisinden silinmek mi isteniyor ?
  • Hüseyin Çavuş - 17 Temmuz 2011 Pazar 01:23
    Selamun aleyküm
    Elaziz internet gazetesi sizi tebrik ediyorum çok isabetli tespitler ve yorumlar.
    Allah mübarek etsin.
    Allah yardımcımız olsun...
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:00
Güneş 04:53
Öğle 12:33
İkindi 16:26
Akşam 20:00
Yatsı 21:42
DÖVİZ KURLARI
USD 3.5028     EURO 3.9236     IMKB 99639     ALTIN 141,794