Karakter Boyutu A A A
Medya toplumun sinirleridir...
19 Mayıs 2009 Salı 23:27

İlimiz haberlerini duyuran ilk ağızlardan olan Kanal E TV Ana Haber spikeri Yunus Üstündağ'a haberlerini sunduğu, sorularıyla konuklarını bunaltan stüdyosunda, kendi koltuğunda sorularımızı yanıtladı.

Kısaca sizi tanıyalım…

1974 Elazığ doğumluyum. İlk orta, lise ve üniversiteyi Elazığ’da okudum. Evli ve bir çocuk babasıyım.

 

 

İlimizin hemen tüm radyolarında görev yaptım…

Spikerlik hayatınız nasıl başladı?

1993’te FM 23’te tonmayster olarak işe başladım. Daha sonra radyoda çalışan arkadaşlar sesimizi beğenerek yayına başlamamı istediler.  Ben de bir kaset doldurdum ve 120 kişi arasından seçmelere katıldım. Neyse… Bir gün Sayın İbrahim Taşel beni yanına çağırdı. Hiç unutmuyorum elinde de 48 numaralı kasetim vardı. Gittim yanına dedim ki beni çağırmışsınız. Hayır dedi… Allah, Allah dedik… Sonra bu kaset senin mi dedi? Evet dedim… Beni tanıyordu ama ses kasetinin bana ait olduğunu bilmiyordu. Öyle radyoda sunuculuğa başladım. Tabi o zamanlar radyoculuk böyle değildi. Daha ağır, seviyeli programlar vardı. FM 23, Radyo Hazar, Dünya FM, Radyo E, Radyo Türkiyem’de DJ’lik yaptım. Hemen hemen bütün radyolarda bu işi yapmış sayılırım. 1999 yılında da Murat Turan’ın artık televizyonda bize lazım demesiyle spikerliğe başladım.

 

Spikerlik kendini geliştirmeyi gerektiriyor…

Spikerlik genelde kolay bir iş gibi görülür. İyi konuşabiliyorsanız, yüzünüz de iyiyse yeterli oluyor mu?

Spikerlik gerçekten zor bir iş… Dışarıdan kolay gibi gözükse de… Ama kendinizi geliştirmeniz lazım. Gündemi takip etmek, okumak, konular hakkında malumat sahibi olmak lazım. Ayrıca Elazığ gibi 600 bin nüfuslu bir ilde görev yapmak da kolay değil. İnsanları sizi tanıyor. Adab-ı muaşeret kurallarına, yaptıklarınıza, oturup kalktığınız kişilere, yerlere dikkat etmeniz lazım. Bu her insanın görevi olduğu gibi toplum önüne çıkan bir insanın çok daha büyük bir görevi… Ayrıca zaten yüz kızartıcı bir suç işleyen kişilerin spikerlik yapması kanunla da yasaklandı. Ama tabi böyle olmasa da insan yaşantısına dikkat etmeli. Yani kısaca spikerlik hemen hemen her alanda kendini yetiştirmek demektir. Ayrıca kişiliğini korumak, aldığın aile terbiyesini işine katmak çok önemli… Yani kendinizi bilmek zorundasınız en başta… 10 yıl boyunca ben de buna gerçekten dikkat etmeye çalıştım. Bunlar özel hayattaki yönlerimiz. Bir de iş hayatında var. Mesela televizyonda izlenen bir dakikalık görüntünün burada hazırlanışı en az 18 dakikadır. Artık gerisini siz düşünün…

 

 
İyi spikerlik metni içselleştirmeyi gerektiriyor

Spikerlikte amaç izleyeni habere odaklamaktır. Sizin bunu yaparken izlediğiniz bir yöntem var mı?

Bir haber sunmak vardır bir de okumak vardır. Okumak daha çok perfore yani dip ses için geçerlidir. Ekran karşısındaki kişi haberi sunmak görevindedir. Ben de sunmaya çalışıyorum. En azından işimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Habere odaklamak gerçekten de bir spiker için en önemli iştir. Bunun için de habere uygun bir format geliştirmeniz ve ona uygun da sunum yapmanız, vurgularınızı, ses tonunuzu ve yüzünüzü ona göre kullanmanız gerekiyor. Bir yerde iyi spikerlik metni içselleştirmeyi de gerektiriyor. 

Haber metinlerini de galiba siz hazırlıyorsunuz?

Haber merkezimizde çok değerli insanlarla çalışıyoruz. Sadece bir tek kişi hazırlamıyor tabi… Ama böyle biraz da özenip üzerinde durduğunuz zaman gerçekten de çok iyi ve etkili bir haber çıkardığımı da tecrübe etmişimdir. Mesela duygu yüklü, duygu yoğunluğu fazla olan metinlerle genelde ben ilgileniyorum. Biraz duyguyu işin içine katıyorsunuz, ona göre sunuyorsunuz böyle olunca da etkili oluyor.  

 

Bir metinde en önemli kısım giriş cümlesidir

Hazırladığınız metinde nelere dikkat edersiniz?

Öncelikle giriş cümlesi çok önemlidir. Bu haberi sonrasına bağlayan unsurdur. Yani insanların haberin ya da yazının devamına nasıl bakacağını giriş cümlesi belirler. Ben de bunu okuduğum yazılarda, izlediğim haberlerde takip ederim ve önem veririm. Ayrıca bunun yanında hitap cümleniz de önemli. Ben de sevgili seyirciler demeyi özellikle tercih ediyorum.  

Ulusal televizyonlarda bile ne kadar başarılı olsalar da bir isim çok uzun yıllar bir yerde kalamıyor. Sizin on yıldır aynı kanalda olmanızın sebebi nedir?

Bunun bence üç sebebi var. Sevgi, saygı ve güven… Bunlar karşılıklı olunca kalıcılık da oluyor. Siz işinizi iyi yaptıkça kalıcı da oluyorsunuz. Bizler Murat Turan olsun, Eşref Turan olsun, Zeki Akbıyık olsun hepsiyle çok iyi ve yakın ilişkiler içindeyiz ama tabi ki saydığım bu üç temel esas üzerine... Artık aile gibi görüyoruz ve ailece gidip geldiğimiz evler arasına girdiler. Çok güzel bir ortamımız var burada…

 

Artık iletişim çağındayız yerel televizyonlarda da olsa canlı yayınlarda yaşanan gaflar anında ülke genelinde izlenebiliyor. Sizin böyle canlı yayanda yaşadığınız unutamadığınız aksilikler oldu mu?
 

Tabi biz de canlı yayın yapıyoruz bu da zor tabi… Mesela bazen haber görüntüsü yetişmiyor arkadaşlar da içeriden sunumu uzat diye bilgi veriyor. Eee yapacağınız bir şey yok, mecbur artık kendinizden bir şeyler katarak uzatmaya çalışıyorsunuz. Bizim yaşadığımız zorluklar genelde bu tarz oluyor.

 

Prompter’a ihtiyacım artık yok…

Prompter (metin takip aracı) ile aranız nasıl?

Ben de artık bir meziyet hâsıl oldu. Prompter cihazını kullanmıyorum. Artık haber metinlerini ezberden okuyorum.(Gülüşmeler) Dolayısıyla hiç işim olmuyor prompterla…

 

Bir Umut yeniden başlayacak…

Yeni bir program yapma düşünceniz var mı? Bir dönem sizi yardım ulaştıran bir programla tanıyorduk…

Bir Umut isimli bir programımız vardı ama onu durdurmak zorunda kaldık. Çünkü televizyonumuz artık yardım için gidip gelenlerle dolup taşıyordu. Artık başka işle ilgilenemez olduk. Bu sebeple durdurduk ama yakında yeniden bu program yayına başlayacak. İnşallah yine pek çok ihtiyaç sahibine ulaşırız. Bizim o zamanki amacımız gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmaktı ve gerçekten de çok ihtiyaç sahibi kişilere ulaştık ve hayırsever kişilerle buluşturduk. Biz bir köprü olduk yani…

Gelecekle ilgili hedefleriniz neler? Bir ulusal kanalda spikerlik yapmayı düşünür müsünüz?

Artık ulusal kanal ya da yerel kanal demektense yaygın izlenen kanal diyelim… Çünkü yerel televizyonlar da artık internetten izlenebiliyor ama yaygın değil. Ulusal kanala yeterlilik açısından bakarsak ben kendimi yeterli görüyorum. İnsan ulusaldaki bazı sesleri duyunca kendine güveni daha da artıyor. Yani yapabilirim ulusalda da... 2002 yılında Kanal 7’den bir teklif almıştım. O zaman Ahmet Hakan sunuyordu ve ben de bu kanalda ses tonumuzu beğendikleri için çalışmaya çağrıldım. Ama o zamanki şartlar uygun olmadığı için gitmemiştim. Bundan sonra olur mu bilemem. Ama kendinizi pazarlamadıkça ya da pazarlayanınız olmadıkça transferde pek mümkün olmuyor. Böyle bir girişimim de pek olmadı… İstemedim de… Gerçi spikerlikte yüz yıpranıyor da… Yani belli bir süre ancak yapabiliyorsunuz.

 

Spikerde sataşmacı bir üslup tasvip etmiyorum

 

Yüz yıpranması günümüz için pek de geçerli değil sanki. Mehmet Ali Birand, Uğur Dündür spikerlik yapabiliyor hâlâ…

Evet, son zamanlarda böyle isimleri de görmeye başladık. Ama tabi onlar biraz daha farklı bir üslup kullanıyorlar. Ben sataşmacı olmayı tasvip etmiyorum.  

 

Peki, 1 dakikalık görüntü için 18 dakika uğraşıyoruz dediniz. Günlük çalışma temponuz nasıl geçiyor?  

Malumunuz gazetecilikte zaman mefhumu yoktur. Tabir-i caizse gün 8'de başlar ne zaman biteceğini Allah bilir… Bizim arkadaşlar da sabahın 8’inden itibaren görüntüler almaya, haber getirmeye başlarlar. Metin yazmaya başlarız. Montajları yapılır, seslendirme gerekirse yapılır. Ve ayrıca her gün hiç aksatmadan saat 17’de yaptığımız bir haber toplantımız vardır. O toplantıda da bir araya gelir haberlerimizi masaya yatırır eksiklerimizi belirler, yapılabilecek olan şeyleri de yaparız. Ve akşam 20.00’ı gösterdiğinde de 1 saat ya da 45 dakikada da tüm malzemelerimizi tüketiriz.

Mesleğinizde örnek aldığınız biri var mı?  

Bilmiyorum izleyenler benim üslubumu birine benzetiyor mu ama ben kimseyi örnek almadım. Alsam samimiyetimle söylerdim. Kendime has bir üslubum var diyebilirim.  

Spikerlik dışında yaptığınız başka bir iş var mı?  

 

Yok… Ancak vaktimizi bu işe yetiştirebiliyoruz. Bunun haricinde uğraşmıyorum.  

Medyaya girmesem öğretmen olurdum

Spiker olmasaydınız kendinize yakın gördüğünüz bir meslek ne olurdu yapmayı düşündüğünüz?  

Radyoculuk olsun televizyonculuk olsun kendiliğinden başladılar bir uğraş vermedim desem yeridir. Ama bu mesleğe girmeseydim medya alanında olmayı da pek istemezdim. Öğretmen olurdum galiba. O işi iyi yapabileceğime inanıyorum.  


 

Medya bir toplumun sinirleridir

Peki, hem ilimiz haberlerinin duyulduğu ilk ağız olarak hem de ilimizde tanınan biri olarak aldığınız tepkileri ya da izlenmeyen yerlerde şahit olduğunuz durumu değerlendirirseniz medyayı nasıl tanımlarsınız?  

Bu çok önemli… Gerçekten de bir haber yapıyorsunuz ya da program… Bunun etkisini pozitif ya da negatif etkisini direk toplumun içinde görebiliyorsunuz. Bazen daha televizyondan dışarı çıkınca alıyoruz. Bazen yolda bizi durdurup ya tebrik ediyor ya da telkin ediyorlar. Tabi yine şahsımla gideceğim… Hiç izlenmeyen bir yere de gittiğinizde sizi Kanal E’nin spikeri diye tanıttıklarında bir bakıyorsunuz hiçbir tepki vermiyor, tanımıyorum diyor. Şahsımdan cevap verdim ama bu habercilik, medyacılık konusunda da geçerli bir ölçüdür. Yani medyayı bir toplumun sinirleri diyerek tanımlamak doğrudur derim. Yani medyanın ulaştığı yerden tepkiyi alabiliyorsunuz diğer yerlerde hiç his yok denebilir.

Keke…  

Arkadaşlarınızın da az önce size hitabını duyduk daha önceleri de pek çok kişinin size Keke diye hitap ettiğine şahit olmuştuk. Nedir Keke’nin sırrı?  

Radyoculuk yıllarımda DJ’lik yaptığımda Fatih Kısaparmak’ın “Keke eyvah duman oldum” diye bir türküsü vardı. Ben de çok sever ve çok sık yayınlardım. O zamanlardan beraber o işe başladığımız arkadaşım Vahap Bilgeç bana yayına gelirken “keke geldi, keke gitti” derdi. Oradan bana lakap olarak yapıştı kaldı. Gerçi televizyonculuğa başladıktan sonra bu azaldı ama yine de kullanılıyor. Bu arada söyleyeyim Keke küçük kardeş demek… 

Sizi haber sunarken, konuk ağırlarken çok gördük… Soru sormak mı kolay cevap vermek mi?  

 

Tabi soru sormak için de epeyce hazırlık yapmak gerekiyor ama yine de cevap vermekten kolay. Siz hiç haber sunarken ya da soru sorarken böyle terlediğimi gördünüz mü? (Gülüşmeler)

Peki, iyi ilişkilerimiz var dediniz ama sonuçta ne de olsa yönetimle muhatap oluyorsunuz… Yaptığınız haberlere yönetimin müdahalesi oldu mu hiç?  

Elbette ki müdahale oluyor ama tabi bunlar da işin gereği artık… Medya öyle kolay yürütülebilen bir sektör değil. Ama müdahale çok olmuyor… Rahatız bu konuda.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 
Ben ilimizde etkili yayınlar yaparak basın camiasında kendine has bir yere sahip olan El-Aziz Gazetesine bizlere yer ayırdığı için çok teşekkürlerimi iletiyorum. Yayınlarınızın ve başarılarınızın devamını diliyorum.

Röportaj: Osman Gürses

Foto: Enes Köymen

 

 

Sayı: 555 

946 defa okundu...
turkanyildirimli       ne ses   26 Temmuz 2009 Pazar 22:36
masallah
SELAMİ KARATAS       MEMLEKETE SELAM   28 Haziran 2009 Pazar 00:27
SAYIN YUNUS USTUNDAG, YURT DISINDAKI ELAZIGLILAR OLARAK HER AKSAM SAAT 7 DE MUTLAKA HABERLERINIZI IZLIYORUZ MEMLEKETTE HASRETIMIZ DINMIS OLUYOR BIRAZDA OLSA.HAMBURG DAKI ELAZIGLILAR OLARAK SIZI DAVET EDIYORUM ONLAR ADINADA CUNKU BURADA SEVILDIGINIZI BILMENIZI ISTIYORUM BASARI DILIYORUM SAYGILARMI SUNUYORUM
HÜLYA ARAL       ses budur   26 Haziran 2009 Cuma 13:50
kişiliği ve ses tonuyla dinletip izleten bir sunucu ses tonuna bayılıyorum başarılarının devamını diliyorum hülya
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Hürriyet yazarı Oktay Ekşi başyazısında Elazığ yerine El-Aziz ismini halk istemez diye yazdı. Gerçekten öyle mi?
Asla istemem
El-aziz ismini tabii ki isterim
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» HEDEF ADİL DÜZEN
» ELAZIĞSPOR DOLUDİZGİN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» NUMAN KOPMA NOKTASINDA
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN/ '28 ŞUBAT BAŞARILI OLAMADI'
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» KERPİÇ EVLERİN FATURASI
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» HEDEF ADİL DÜZEN
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com