1979
Elazığ Koçkale doğumluyum. 1999 itibariyle de medyanın içerisine girdim. Radyo
yayıncılığı ile uğraşmaya başladım. Aynı zamanda organizasyonlar yapmaya da o
dönemde başladım.
Organizatörlük yanınızı biraz daha
yakından tanıyalım…
10 yıldır
bu işle uğraşıyorum ama bağımsız olarak 5 yıldır bu işle meşgulüm. Askerden
sonra Eylül Ajans’ı kurdum ve böylece bağımsız olarak bu işle ilgilenmeye
başladım. Tabi o zamanlar radyo ile ilgileniyordum ve yayınlarını yaptığımız
hemen hemen bütün sanatçıları ilimize getirdik. Ve bugüne kadar sadece 1
konserimiz iptal oldu onun haricinde iptalimiz de yok.
Ne tür organizasyonlar yaptınız
bugüne kadar?
Daha çok
halk müziği sanatçıları vardı tabi… Arzu, Kıvırcık Ali, 2005’te on sanatçıyla
stadyumda bir konser yaptık. İsmail YK’yı, Eylem’i, yine Hadise’yi, İlkay
Akkaya ve Mikail Aslan konserlerini ilimizde yaptık. Malatya ve Diyarbakır’da
bu tür organizasyonlar yaptık ama en büyük işimiz Tarkan’ı Elazığ’a getirmek…
İlk kez açıklıyorum
Hadise gelemeyecek…
Türkiye’nin en ünlü isimlerini
getiriyorsunuz. Bu isimler nerden aklınıza geldi? İkna süreci nasıl gelişti?
3 yıl
önce Tarkan’la görüşmelerimizi yapmıştık ama kaset çalışmaları olduğu için
getiremedik. Aslında Hadise ve Tarkan konserimizi 2007’de yapacaktık. O zaman
Tarkan’ın kaset çalışmaları vardı. Şimdi de ilk kez burada açıklıyorum Hadise’nin
sağlık sorunları çıktı ve maalesef gelemeyecek. Ama Tarkan gelecek. Ayrıca
biletlerimizi iki sanatçı için duyurduğumuz için Hadise’nin yerine de son
albümünü yeni çıkarmış ve ilk konserini ilimizde verecek olan Yıldız Tilbe’yi
düşündük ve o gelecek. Hadise’nin ayrıca daha önceden bana sözü vardı. Hangi
şehirde dersen hay hay demişti. Menajeri Süheyl Atay da aynı zamanda Tarkan’ın
da menajerliğini, avukatlığını yapmıştı. Yine Hadise’yi Eurovision’a da taşıyan
isimdir Süheyl Atay. Onlar daha önce benim iptal olan konserimden dolayı
zararda olduğumu da biliyorlardı. Sanatçıların paralarını ödemiştim geri de
alamamıştım. Bunu da bildikleri için bana destek de olmak istiyorlardı. Bana
Hadise tamam kimi istiyorsun başka dedi. Ben de Tarkan olsun dedim. Olur, olmaz
epey düşündük. Mesut Bingöl var 20 yıldır bu piyasada olan değerli bir abimiz…
Onu da alarak Uygar Ataş’ın –Tarkan’ın menajeri- yanına gittik. 2,5 dk. sürdü
görüşmemiz. Bize stadın çimlerini kullanabilir miyiz diye sordu hemen Valimizi,
Gençlik Spor İl Müdürlüğünü aradık ve onay aldıktan sonra Ataş Bey’e otel
konusunda da güvence vererek anlaşmayı yaptık. Ama tabi az önce de açıkladığım
gibi Hadise sağlık sorunları nedeniyle doktor raporuyla gelemeyeceğini
belirtti. Ama tabi belirttiğimiz tarihte gelemeyecek. Yaz içinde yine Hadise
konserini de yapacağız.
Peki, en zor kısmı işinizde sanırım
ikna… Nasıl ikna ediyorsunuz sonuçta sanatçılar ve kaprislileri de çok…
Tabi… Şimdi
bir de Tarkan gibi mega star dediğimiz dünyaca ünlü bir ismi getiriyorsunuz.
Yalnız büyük isimlerin çok büyük zorlukları yanında kolaylıkları da var. Mesela
Tarkan’dan artık konser hakkında söz aldın mı bir daha da caymaz, geri adım
atmaz. Tabi benim maddi gücüm fazla değil ama iyi bir kariyerim vardır. Burada
konsere gelen tüm sanatçılar çok memnun ayrılmışlardır. Bunun bir avantajı var.
Bir de ilimizde böylesi büyük bütçeli bir çalışma da yapılmamış, daha önce bir
ön yargı var bunu aşmanız lazım. Çok şükür yaptığımız organizasyonlarda da bu
ön yargıyı kırdık diyebilirim. Son haftaya girerken Hadise’nin gelmemesine hem
o hem de biz çok üzüldük. Hadise biliyorsunuz çok üstüne gidildi ciddi bir
travma geçirdi. Onun yerine de Yıldız Tilbe gelecek. Yıldız Tilbe de son
kasetini çıkardı ve ilk konserini yeni eserleriyle ilimizde verecek. Bunun
yanında pek çok albümde ve tanınmış sanatçılarda eserleri olan biri… Ayrıca
Tarkan’ın da yeni albümüne iki eser vermiş bir isim. Ve ilimize de bir kez
gelmiş şimdiyi kadar. Yani çok önemli bir konser olacak.
600 bin TL’lik bir organizasyon
Maddi boyuttan bahsettik. Tahmini bir
rakam istesek… Ne kadar tuttu bu organizasyon?
Yani tabi
büyük bir iş… Hadise de gelseydi ilk yola çıktığımızda 450 Bin TL olarak
hesapladık. Fakat daha sonra 600 bin TL’yi buldu. Tabi bunun içinde bütün
masrafımız ve ayrıca Hadise’nin gelmemesiyle beraber aldığımız uçak biletleri, otel
masrafları ile 50 bin TL zararımız da içinde… Tabi verdiğim 600 Bin TL’nin
içinde Yıldız Tilbe’nin de ücreti dâhil.
Hadise’ye karşı çıkışların sebebi kan
uyuşmazlığı
Hadise’ye gelmişken bu konu üzerinde
duralım. Hadise ülkemizde -yaygın bir tabirle- hadise oldu Eurovision yarışması
sürecinde… Daha önce bu yarışmaya katılan, büyük destek alan isimlerle
kıyaslanamayacak kadar iyi olmasına rağmen neden bunca aleyhte kampanya
başlatıldı sizce?
Hadise
benim konserime son anda katılamıyor olsa bile ben onun dik duran, kimsenin
önünde eğilmeyen şahsiyetli bir insan olduğunu biliyorum. Tabi ki işin içinde
bu yönü de var. Bahsettiğim gibi şu an organizasyonuma katılmadığı halde
bunları söylüyorum. Bunun yanında malumunuz bu ülkede başarılı sayılmak
yaptığınızla pek de alakalı değil. Başarılı sayılmanız için, desteklenmeniz
için kimliğinize bakılıyor ya da aidiyetinize bakılıyor. Yani Hadise de malum
zümreyle kan bağına sahip olsaydı bakın nasıl anlatıyorlardı. Kaldı ki Hadise
birinci seçildiğimiz zamana kıyasla bile çok büyük bir oy aldı. Eurovision
tarihinde en yüksek oyu Hadise ile aldık. Ama tabi sorun siyasi… Ayrıca yarışmada
halkoylarıyla da 2. seçilmişti ama jüri oylarıyla 4. oldu. Eee tabi bir de
ülkenizden destek yerine engeller gelirse bu dördüncülük çok büyük bir
başarıdır. Ama dediğim gibi malum zümreyle aidiyetinin olmaması ve istedikleri
rantı da alamamaları bu başarının daha büyük olmasının en büyük sebebidir.
Hatırlarsınız elbisesine, kilosuna, saçına ve daha nelerine karıştılar. TRT ile
arasını açmaya çalıştılar. Bu kadar engelin içinde çok büyük bir başarı elde
etti. Ama tabi başarının ölçütleri farklı olunca sonuçta farklı gösteriliyor
topluma. Bakın eğer Hadise’ye çok ısrar etseydim kesinlikle o haliyle buraya
gelir konsere de çıkardı. Ama kendisine saygı duyuyorum ve zarar etme pahasına
da olsa erteliyorum konseri.
Sponsorluk anlayışı gelişmiyor…
Peki, bu kadar büyük bir meblağı
nasıl karşılıyorsunuz? Sponsorlar mı destek oluyor?
Sponsor
işine hiç girmesek yeridir. İlimizde neredeyse gezmediğim firma kalmadı. İnsanları
inandırmak için canlı telefon bağlantıları bile yaptık ama neredeyse sponsorsuz
girdim bu işe… Biletlere güveniyorum. Tabi bu işi ben yapıyorum ama bu ilimiz
için bir ilk ve gelecek için de emsal teşkil edecek. Başaramazsam tamam benim
başarısızlığım ama bu Elazığ’a sayılacak ve bundan sonra da yeni bir
organizasyon yapılacağı zaman önünüze bu başarısızlık konacak. Onun için ne
yapıp edip başarmak zorundayım. Ve yılmadım da bu yönden çok da bir beklentim
yok. Çok büyük bir ilgi göreceğine ve biletlerin masraflarımı karşılayacağına
inanıyorum. Özellikle Elazığ Belediyesi ve ETSO’nun bu işin dışında kalması
beni rahatsız ediyor. Bir ili bundan daha iyi nasıl tanıtabilirsiniz ki?
Ticaret prestij gerektirir
İlimizde sponsorluk anlayışının
gelişmemesinin sebebi nedir?
İlimizde
kaliteli reklamlardan, organizasyonlardan, sponsorluklardan belli bazı
bahanelerle hep geri durulması gerçekten üzücü bir olay. Bugün dünyanın en
büyük iki işi organizasyon ve pazarlama ama bakıyoruz ilimizde bu iki unsur da
çok zayıf. Çünkü bu iki iş de reklamın öneminin bilinmesi ile alakalı. Fakat
bizde hep alışıldık tarz reklamlar var ve maalesef bu konuda katı da bir duruş
var. Böyle olunca kısır bir döngü içinde yaşıyor ilimiz. Bugün çok büyük bir iş de yapsan marka da
olsan bunun pazarlanması ve organizasyonu çok önemli. Maalesef bu önemin
farkında değiliz. Mesela konserimize sponsor olan bir firma 2 ay boyunca ülke
genelinde adını duyurmuş olacak. Bu işin prestijini siz düşünün artık. Zaten
ticaret de prestij üzerine kurulmuyor mu? Bir firma prestijini kaybederse
geriye müşterisi de kalmıyor. Batan firmalara bir bakın hepsinde de bu örneği
fazlasıyla görürsünüz. Bugün bizim organizasyonumuza, Bursa, Ankara, Maraş, Antep,
İzmir gibi yerlerden bile toplu bilet alımları yapılıyor. Bu insanlara
firmanızı duyurmak istemiyorsanız reklam daha ne için yapılır ki?

Neden ben yapamıyorum da o yapıyor
mantığı var
Tek sebebi sadece reklamın öneminin
bilinmemesi mi yaptığınız işe destek olunmamasının?
Tabi ki
hayır... Bundan daha da vahimi maalesef neden ben değil de o yapıyor anlayışının
çok yaygın olması. Yani kıskançlık. Bu büyük işi benim yapmam lazımdı diyor
insan. Artık bu düşüncedeki insandan nasıl destek beklersiniz ki? Bu sadece
ilimizde değil İstanbul’da da var… Ama Sayın Valimiz sağ olsun çok büyük destek
verdi bize. Kaldı ki o da beni ve yaptığım organizasyonlardan haberdar olmadığı
halde ilin tanıtımına katkısı olacağı ve önemini bildiği için desteklerini
verdi, yardımcımız oldu. İl Gençlik ve Spor Müdürlüğümüze çok teşekkür
ediyorum. Beykonak diye bir lokantamız var bize büyük destek veren. Davetiyelerimizin
halka ulaşmasında destek olan firmalarımız var. Yıldız Kardiyo radyo
reklamlarımızı üstlenmiş durumda… Onun dışında çok da büyük bir destek yok.
İşin finansmanında sadece biletlere
güveniyorsunuz yani…
Yani… Ben
bu konserimde ilk kez bandrol aldım Kültür Bakanlığından. 50 bin bandrol aldım
ama 40.000 bilet bastırdım. Ama ben biletlerin iki misli kadar insanın
geleceğine inanıyorum. Yani bilet hâsılatı bu organizasyona yeterli gelecektir.
Biletlere ilgi nasıl? Nerelerden
temin edilebilecek?
Bugüne
kadar yaptığım organizasyonlarla kıyaslanamayacak kadar büyük bir ilgi var. Ve
ben en büyük ilgiyi son haftada bekliyorum. Bilet fiyatlarımızla bugüne kadarki
en ucuza izlenebilecek Tarkan konseri olacak. 30 TL’den halkımız konserimize
gelebilecek. Mado’dan, Boncuk Kozmetik’ten, Beykonak Lokantasından, Şehr-i
Babil Cafe’den ve Can Müzik’ten biletlerimizi temin edebilecekler. Çevre
illerden çok yoğun bir talep var. 2000, 3000 kişilik gruplar halinde bilet
isteniyor bizden.

Kültür Bakanımız
Ertuğrul Günay’ı davet ettim
Konserinize tanınmış kimseleri davet
ettiniz mi?
Ben
Kültür Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’ı davet ettim. Programlarının uygun
olması halinde bize söz verdiler gelecekler. Ve tabi ilimiz protokolünü davet
ettim. Yine bu organizasyonumuza doktor ve avukatlardan büyük bir talep var.
Peki, bu konser sizin için iyi bir
referans olacak… Bundan sonraki hedefiniz kim?
Bu
konserin beni kariyer olarak çok iyi bir yere taşıyacağının farkındayım. Artık
dönemin en popüler isimleri kimlerse onlar gelecek. Ama benim bir hayalim var.
Dünyaca ünlü bir isim olan Jennifer Lopez’i ilimize getirmek istiyorum. Tabi
onun ülkemize gelmesi bir olay ilimize gelmesi ise daha büyük bir olaydır. Ama
Tarkan’ın ilimize gelmesi için de aynı sözler söyleniyordu inşallah
başaracağız. Şimdilik en büyük hedefim bu…
En büyük ikna silahım dürüstlük
Peki, böyle önemli ve genelde de
kaprisli isimleri iknayı nasıl başarıyorsunuz?
Açıkça
söyleyeyim dürüst davranarak. Yani Tarkan’a gittim 80 bin TL borç içinde olan
bir organizatörüm dedim ve böyle bir düşüncem var diye belirttim. Beni samimi
buldular ve kabul ettiler.
Ekibiniz var mı?
Radyoculuk
dönemimizde çalıştığımız bir ekibimiz vardı. Ama tabi radyonun el değişmesi ile
birçoğu buralardan gitti. Kardeşim olsun sponsor firmalarımız olsun bize destek
veriyorlar. Ayrıca Tarkan’ın, menajerleri, asistanları ne zaman ihtiyaç duysak
vakit geçirmeden hemen gelip bize yardımcı oluyorlar. Ayrıca 250 özel
güvenlikçi ile anlaştık onlar da bize yardımcı olacaklar. Ben destek veren
herkese teşekkürlerimi iletiyorum bunun yanında yerel basınımıza da
desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Ayrıca Tarkan ve ekibine verdiğim
güvenden dolayı da Doğu ve Güneydoğu’da yapacakları tüm konserlerin
organizatörlüğünü benim yapmamı istediler.
Peki radyoculuk da yaptınız bir dönem
ve yakın zamanda bıraktınız. Yeniden başlamayı düşünüyor musunuz?
Evet,
Başak Radyo ile başlayan bu süreç Radyo 1’de Fatih Nacar kardeşimle sürdü. Ardından
Ezgi Radyo’yu kurduk ve türkü ve ezgilerle Fatih kardeşimle Radyo 1’de
başlattığımız serüveni sürdürdük. Ve radyoyu Türkiye’nin en çok dinlenen yerel
radyosu unvanıyla devrettik. Düşünün İstanbul ve İzmir gibi illerin
radyolarının da yerel sayıldığı bir değerlendirmede bu başarıyı aldık. Tabi
yeniden döner miyim? Zaman gösterir, düzeysiz, kalite olmayan bir iş yapmayı
pek düşünmüyorum. Yine reklamcılık, radyoculuk, televizyonculuk gibi pek çok
alandan da ciddi teklifler alıyorum ama hiçbirini de kabul etmedim. Bağımsız
olmak daha iyi…
Şairlik de var galiba…
Şairlik
denmez ama şiir yazarım. Özellikle ilimizde iş yaptığımız zamanlar günün belli
zamanları insanlara küsüyorum ve kendimi şiire veriyorum. Onlar içimden geliyor
ve bu küskünlüğümü kendiliğinden yazıya döküyorlar. Şiir yazmak ayrı bir olay…
Kıskançlık ilimizde çok yoğun
İnsanlara küskünlükten bahsederken
Elazığ’ı özellikle vurguladınız…
Evet,
çünkü başarı takdir edilmiyor, başaran da desteklenmeyip engelleniyor. Maalesef
kıskançlığın yoğun yaşandığı bir ilde yaşıyoruz. Dışa yansıtmıyoruz ama içimize
de engel olamıyoruz. Şiirlerle bunu dile getiriyoruz.
Az önce Hadise’yi örnek verdik ve
belirli bir zümreye ait olmak lazım dedik. Yaptığınız organizasyonlarda
birilerine ulaşmada bu konuda siz de sıkıntı çekiyor musunuz?
Tabi ki…
Biz Kuran-ı Kerim’den, kutsal kitabımızdan kula kulluk etmemeyi öğrendik ve
yapmadık da. Ama biliyorsunuz bugün 70 milyon insan 3000 ailenin cebine
çalışıyor. Birilerini memnun etmeyince önünüzü tıkıyorlar. Ama engelleri aşmayı
da böylece öğreniyoruz. Dolayısıyla Hadise gibi biz de belirli bir zümreye ait
olmama konusundan muzdaripiz…
Yaptığınız açıklamalardan dolayı
teşekkür ediyoruz. Son olarak neler söyleyeceksiniz?
Çizginizden
sapmadan yıllardır kimseye eyvallah demeden yaptığınız yayınlardan dolayı
tebrik ediyor, verdiğiniz destekten
ötürü teşekkür ediyorum.
Röportaj: Osman Gürses
Foto: Enes Köymen


























