Karakter Boyutu A A A
İSTANBUL TARİHİ BİR GÜN YAŞAYACAK
27 Mayıs 2009 Çarşamba 00:50

Millî Görüşün her yıl değişik illerde yaptığı geleneksel İstanbulun fethi şölenlerinin bu yılkisinin İstanbulda İnönü Stadında yapılacağı bildirildi.

Millî Görüş’ün Fethin 556. Yıldönümü Kutlaması İnönü Stadında

 
İSTANBUL TARİHİ BİR GÜN YAŞAYACAK
 
Millî Görüş’ün her yıl değişik illerde yaptığı geleneksel İstanbul’un fethi şölenlerinin bu yılkisinin İstanbul’da İnönü Stadında yapılacağı bildirildi. Beraberindeki başkanlık divanı üyeleri ile birlikte Erbakan’ı konutunda ziyaret edip çalışmaları hakkında 2 saat süren bir brifing veren Anadolu Gençlik Derneği Başkanı İlyas Tongüç İstanbul’un Fethinin 556. yılı kutlamaları hakkında basına açıklamalarda bulundu.
 
Anadolu Gençlik Derneği öncülüğünde yapılan İstanbul’un Fethi kutlamalarının 30 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan bu yılki programına Erbakan’ı davet ettiklerini ve Allah’tan bir mani keder olmazsa aranızda olacağım müjdesini aldıklarını açıklayan Tongüç ayrıca yurt içinde ve dışında birçok önemli kişinin de davet edildiğini bildirdi.
 
Millî Görüş’ün bugüne kadar her halükârda hiç aksatılmayan çok önemli bir geleneği olarak yapılan Fetih kutlamalarının bu yıl daha farklı bir anlam kazanacağı beklentisi şimdiden oluşmuş durumda. Şimdiye kadarki fetih yıldönümü kutlamaları genelde Millî Görüş’ün gayri milli kesimlere karşı bir gövde gösterisi şeklinde gerçekleşirken; bu yılkinde içerideki işbirlikçilere karşı da birtakım mesajlar verileceği beklentisi şimdiden oluşmuş durumda.
 
Genel Başkanlığa getirildikten kısa süre sonra farklı tutum ve davranışlar sergileyerek Saadet Partisi’ni 40 yıllık Millî Görüş mücadelesinden ve asli çizgisinden koparmaya çalışan Numan Kurtulmuş ve avenesine karşı bir gövde gösterisi ve ikaz şeklinde mesajlar içermesi de beklenen bu yılki fetih şöleninin çok heyecanlı olması bekleniyor.
 
Bir anlamda, dışa karşı küçük cihadda birçok zaferler kazanan Millî Görüşçülerin büyük cihad denilen nefisleri ile mücadelede de üstünlük sağlayarak içerideki ihanete karşı da başarı kazanmaları ve zaferlerini taçlandırmaları gerekiyor. El-Aziz Gazetesi olarak bizler Erbakan hayatta iken Millî Görüş’ün farklı bir zihniyetin kontrolüne sokulması çabalarına karşı başarı kazanmanın muhakkak olduğuna inanıyoruz.
 
Millî Görüş mücadelesinin tescilli ezeli karşıtları ile dayanışma ve işbirliği içinde Erbakan’a bayrak açarak Millî Görüşçüleri eşi az görülür bir ihanet ve kalleşlikle karşı karşıya getiren Numan Kurtulmuş ve avenesine bu büyük dava elbette ki terk edilemez. Yaşanan ibret verici acı gerçeklik karşısında hiç kuşkusuz ki ne gerekiyorsa yapılacak, bu kabul edilemez oldubitti asla sineye çekilmeyecektir.
 
Kendisi Bizzat aramızda iken yaşanan bu genel başkanlık düzeyindeki ihanetin sonuçsuz bırakılması çok tabiidir ki Erbakan’ın görev, yetki ve sorumluluğundadır. Ancak bu sorunun da Millî Görüş’ün geleneklerine uygun ve geleceğine ışık tutup örnek teşkil edecek bir mükemmellikte hal edilmesi gerekir. Numan Kurtulmuş ve avenesini bertaraf edelim de ne şekilde olursa olsun anlayışını Erbakan ve Millî Görüşçülerin benimsemesi söz konusu değildir.
 
Bu nedenledir ki bir iç karışıklığa, fitne ve fesada yol açmadan; camianın aydınlatılması, bilinçlendirilmesi sonucu sorumluluğunu kuşanarak disiplin içerisinde hareket etmesi gerekir. Çünkü sorunun çözülmesi kadar nasıl çözüldüğü de büyük önem arz etmektedir.
 
Her zaman oldukça tabii, makul, mantıklı ve dosdoğru istikamet üzere düz bir çizgide hareket eden Erbakan’a karşı oyun oynamaya kalkışan Numan Kurtulmuş bugüne kadar yaptığı tutarsızlıklar, çizdiği zikzaklar nedeniyle hep ters köşeye yatarak üst üste 3 gol yedi.
 
İlk golü, mahkeme kararıyla siyasi yasakları kaldırılarak memnu hakları iade edilen Erbakan’ın bu vesile ile Saadet Partisi Genel merkezinde yaptığı basın toplantısında hazır bulunmayıp tavır koymakla ters köşeye yattığı için yedi.

Çünkü Erbakan’a haksız, hukuksuz ve yürürlükteki anayasa ve yasalar hiçe sayılarak getirilen siyasi yasakları 11 yıl sonra kaldırılıp memnu haklarının iadesinden memnun olmayıp rahatsızlığını ifade eden bu tutumu Numan Kurtulmuş ile bu yasakları koyanları aynı noktaya getirdi.

 
Numan Kurtulmuş, eğer siyasi haklarının iadesi vesilesiyle yaptığı basın toplantısında hazır bulunsaydı bu belki Erbakan’ın Saadet Partisi üzerindeki vesayetini kabul etmek anlamına gelecek ya da böyle algılanacaktı. Bu intibaı vermemek için basın toplantısına gelmemesi ise Erbakan’a karşı bir ihanet ve meydan okuma anlamına geldi. Sonuçta henüz altı doldurulmayan ve bir zemine de oturtulmayan genel başkanlık koltuğunda alınan çok zamansız bir tavır ve yersiz bir tutum oldu.
 
Numan Kurtulmuş, Erbakan’ın İran’a yaptığı ve devlet başkanları düzeyinde kabul gören son derece yüksek prestijli gezisi öncesi ve sonrasında yaptığı basın toplantılarında hazır bulunmayarak da ters köşeye yattı ve bu yüzden birer gol daha yedi. Erbakan’ın gezisi Saadet Partisi’ni ilgilendirmez, özel bir seyahattir demesi ise camiada soğuk duş etkisi yaptı. Bu da çok kötü duruma düşüp takımını moral çöküntüsüne uğratmasına yol açtı.
 
Şu anda Numan Kurtulmuş yine bir kez daha ters köşeye yatıp maçın skorunu belirleyecek son golü de yemek üzere…
 
İstanbul’un Fethi kutlamaları her yıl Millî Görüş gençliği öncülüğünde yapılmaktadır. Bunun nedeni, Erbakan’ın “Asıl milli gençlik bayramımız, 21 yaşında İstanbul’u fetheden genç Sultan Fatih’in bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan dünya tarihi çapındaki büyük zaferinin yıldönümü olan 29 Mayıs günüdür” sözlerindeki espridir. Bu yüzden Fetih Kutlamaları Millî Görüş Gençliğini temsilen Millî Gençlik Vakfı ve onun şimdiki devamı olan Anadolu Gençlik Derneği tarafından hep yapıla geldi.
 
Bu geleneğin devamı olarak haliyle bu yıl da fetih kutlamaları Anadolu Gençlik Derneği öncülüğünde gerçekleştirilmektedir. Millî Görüş Gençliğini temsil eden Anadolu Gençlik Derneğinin Genel Başkanı İlyas Töngüç’ün, Başkanlık Divanı üyeleri ile birlikte Erbakan’ı konutunda ziyaret edip 2 saat brifing vermesi ve bu yılkisi İstanbul İnönü Stadında yapılacak olan Fetih Şölenine davet etmesi Numan Kurtulmuş’u bir kez daha ters köşeye yatıracak gibi.
 
Çünkü eğer İnönü Stadındaki Fetih Şölenine katılırsa Erbakan’ın yanında haliyle ikincil konuma düşecek. Bunu kabul etmesi ise Millî Görüş gençliğinin yıllık büyük kurultayı mesabesindeki fetih günü şöleninde Numan Kurtulmuş’un liderlik mücadelesinde havluyu atması demek olacaktır. Şölene katılmaması ise Millî Görüş gençliği ile de köprüleri atıp gemileri yakması demek olacaktır.
 
Numan Kurtulmuş’un bu girdaptan kurtulmak için birtakım tedbirlere yöneldiği görülüyor. Millî Selamet Partisi dönemindeki Millî Görüş gençlik örgütü Akıncılar Derneğine mensup birtakım eski mensuplarını bir araya getirip birlikte yemek yiyerek yalnızlığını giderme, tutunacak bir dal arama çabasına girmesi bunu gösteriyor. Oysa Millî Görüş davasını, geçilen zor dönemeçlerde potadan dışarı çıkıp cürufa dönüşmüş olan o birtakım eski unsurlar değil; pota içinde kalan asıl cevher olarak Anadolu Gençlik Derneği mensupları temsil ediyor.
 
Keza Numan Kurtulmuş’un Millî Görüşçüleri tasfiye planı gereği doğacağını düşündüğü boşluğu baba ocağı masonik mahfillerden İlim Yayma Cemiyeti ve Aydınlar Ocağı çevreleri ile ikame edip doldurmaya kalkması da umut vermekten uzak bir hain tedbirden başka bir şey değildir.
 
Diğer yandan Millî Türk Talebe Birliği’ni yeniden örgütleme çabaları da Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi’ni Millî Görüşçülerden kurtarıp hile rejimi ve köle düzeni mensupları ile ikame etme çabasının bir diğer göstergesidir.
 
Osmanlı Devleti’nin son döneminde İttihat ve Terakki iktidarında kurulan Jöntürk zihniyetindeki Millî Türk Talebe Birliği, menşei itibariyle Sabetayist Yahudilere ait bir kuruluştur. Cumhuriyet döneminde de tamamen İttihat ve Terakki kadroları tarafından oluşturulan CHP’nin tek parti iktidarında devlet tarafından resmen desteklenip himaye edilmiştir. Nitekim bu gerçeklik, yayımlanan 9 Mayıs 2009 tarihli MTTB Bülteni adlı dergi formatındaki yayında da belirtilmiştir.
 
Daha sonra solcuların eline geçen MTTB, Millî Selamet Partisi’nin iktidar ortağı olduğu yıllarda Millî Görüş çizgisine yaklaşarak Akıncılar Derneği ile rekabete girdi. Ancak nihayet Süleyman Demirel’in 12 Eylül 1980 öncesi son Başbakanlığı sırasında yönetimde yaptığı bir operasyonla MTTB Adalet Partisi çizgisine getirildi. Nihayet 12 Eylül askeri darbe yönetimi MTTB’yi kapatarak zaten devlete ait olan malları hazineye devredildi.
 
İşte Numan Kurtulmuş şimdi kökeni itibariyle bir Yahudi kuruluşu olan bu MTTB’yi önce Anadolu Gençlik Derneği ile rakip hale getirip sonra yerine ikame etmeye çalışıyor!
 
Numan Kurtulmuş ve avenesinin Saadet Partisi’ni Millî Görüş kadrolarından kurtarıp işbirlikçi unsurlarla ikame etme çabası sadece bu kadarla da sınırlı değil. Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan (Kripto Şevko) son günlerde halkla ilişkiler adı altında birtakım illerde pilot bölge olarak yeni bir örgütlenmeye gitmektedir. Bu da doğrudan Saadet Partisi örgütü üzerinde ileride yapılacak olan bir operasyonun habercisi niteliğinde.
 
Ancak dereye su kavuşuncaya kadar kurbağanın gözü patlayacak. Şimdi düşünün… Millî Görüş’ün ak saçlıları zaten Erbakan’ın basın toplantılarında hep yanı başında yer aldılar. AGD Başkanlık Divanının konutunda ziyaret etmesi ve 2 saat boyu brifing vermesi Millî Görüş gençliğinin de Erbakan’ın yanında yer aldığını göstermeye yeterli bir tutum ve davranıştır. Ki bu durumun Fetih Şöleninde daha açık bir şekilde vurgulanacağından hiç şüphe yoktur.
 
Bu durumda Numan Kurtulmuş kendisini destekleyen bir kısım medya ve işbirlikçi çevrelerle birlikte birtakım cüruflaşmış eski unsurlarla baş başa kalacak. Biz Numan Kurtulmuş’un daha fazla direnemeyeceğini ve Fetih Şöleni sonrasında emaneti sahibine iade edeceğini düşünüyoruz. Aksi halde rezil rüsva olacak ve çok daha beter kötü durumlara düşmekten kurtulamayacaktır.
 
Sultan Fatih ve İstanbul’un Fethi, Millî Görüş hareketinin ilk günden beri merkezine alıp en güzel örnek olarak hedefine koyduğu şanlı tarihimizin çok parlak bir sayfasını oluşturmaktadır. Sultan Fatih ve İstanbul’un Fethi aynı zamanda İslam tarihinin en muhteşem bir cihad örneğini de teşkil etmektedir. Bir bütün olarak Sultan Fatih ve İstanbul’un Fethi baştan sona yüksek iman şuuru, üstün azim ve gayret, büyük bir feraset, basiret ve dirayet, eşine az rastlanır bir kararlılık, fedakârlık ve sadakat örneğidir.
 
Fetih, iki cihan güneşi Aleyhissalat-ü Vesselam Efendimiz’in “Kostantiniye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, fetheden ordu ne güzel ordudur şeklindeki mucizevî müjdesi olarak 8 asır sonra gerçekleşmesine karşın; İstanbul daha önce de peygamber övgüsüne mazhar olmak için can atan birçok İslam ordusu ve komutanı tarafından kuşatıldı.
 
Hiç kuşkusuz ki bu kuşatmaların en anlamlısı, Yüce Peygamberi (SAS), Medine’ye Hicret buyurduklarında 6 ay boyunca evinde misafir edip mihmandarlığını ve tüm gazvelerde sancaktarlığını yapan büyük sahabi Eba Eyyub El Ensari (RA) Hazretlerinin 6 tane oğlu ile birlikte içinde bulunduğu İslam ordusunun gerçekleştirdiği kuşatmadır.
 
Çünkü Âlemlerin Efendisi’nin (SAS) İstanbul’un fethini müjdeleyen, bunu gerçekleştirecek olan komutan ve orduyu öven o mübarek sözlerini bizzat şahit olup kulakları ile dinleyen ve bunun ne demek olduğunu en iyi kavrayan bir sahabi idi Eba Eyüp El Ensari Hazretleri.
 
Sultan Fatih ve onun şanlı ordusu -bu mümtaz zaferi 8 asır önceden nübüvvet nazarı ile görülüp övgüyle müjdelendiği için- ayrıca hiçbir kanıta gerek duymayacak kadar üstün ve örnek alınması gereken yüce mertebelere sahiptir. Sultan Fatih Peygamber’den (SAS) diplomalı üstün bir komutan, ordusu mübarek bir ordudur.
 
Bu nedenledir ki Erbakan ve Millî Görüş davasının Sultan Fatih ve İstanbul’un Fethine gösterdiği yüksek alaka ve verdiği büyük değer İslam Peygamberi’ne (SAS) olan derin muhabbetten kaynaklanmaktadır.
 
Buna karşın Sultan Fatih ve İstanbul’un Fethine yönelik kötü tavır ve tutum sergilemenin, olumsuz yaklaşmanın asıl nedeni de İslam Peygamberi’ne (SAS) beslenen kin ve nefretten başka bir şey değildir.
 
Elbette ki Hz. Peygamber (SAS)’in 8 (sekiz) asır öncesinden nübüvvet nazarı ile görüp büyük bir alaka ve övgü ile söz ettiği ve ümmetine müjdelediği İstanbul’un Fethi tüm İslam tarihi içinde çok muazzam bir olaydır. Bu yüzden Sultan Fatih’te ve İstanbul’un Fethi’nde İnananların mutlaka örnek alması gereken ideal davranışlar ve kavraması gereken büyük hakikatler vardır.
 
Önce bir kere Sultan Fatih’in her türlü iç ve dış olumsuz şartlara karşın sarsılmaz bir irade ve kararlılıkla Fethe ve Zafere odaklanması örnek alınması gereken çok üstün bir imani haslettir. Sultan Fatih Fetih için asla hiçbir engel kabul etmemiş, zafere kesin inanmıştır. Bu aynı zamanda Sultan Fatih’in Hz. Peygamber (SAS)’e ve yüce İslam Dinine olan sarsılmaz imanının ve kopmaz bağlılığının bir göstergesidir.
 
Sultan Fatih İstanbul’un Fethi sırasında yalnızca dış düşmanı Bizans’la savaşmadı; aynı zamanda Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa ihaneti ile de içeriden mücadele etti. Bizans işbirlikçisi Sadrazam Çandarlı Halil Paşa, Sultan Fatih’in genç yaşını gerekçe göstererek bu tecrübesiz delikanlının koca Osmanlı Devletini tehlikeye atıp yok etmesine müsaade edilemeyeceğini öne sürüyordu.
 
Sultan Fatih, Fetih için nasıl bir kararlılık içerisinde olduğunu baba yadigârı bu Sadrazama göstermek için çağırıp yatağını gösterdi: Sabahlara kadar Fetih yüzünden gözlerime uyku girmediğini şu yastığın hali sana göstermiyor mu; bre gafil! Diye haykırarak aksine tutum ve davranışlarının bedelini boynu ile ödeyeceğini hain işbirlikçiye anlatmaya çalıştı.
 
Sultan Fatih’in ordusu da kendisi gibi Fethe inanmış, Zafere odaklanmış, her türlü fitne ve fesat kumkumasına karşı bilinçli ve şuurlu, kanının son damlasına kadar sabır ve sebat göstermede kararlı, göz kamaştırıcı bir muhteşem orduydu. Elbette ki aksi halde peygamber övgüsüne mazhar olamazdı. İstanbul’un Fethi her bakımdan iman ve cihad şuurunun zirve yaptığı bir örnek zaferdir.
 
İşte Erbakan Millî Görüş mücadelesi boyunca her yıl en büyük himmetini ve gayretini hasrederek Fethin yıldönümlerini büyük şölenlerle kutlayıp mana ve önemini Millî Görüşçülere kavratmaya ve bu üstün özellikleriyle örnek almalarını sağlamaya çalıştı. Millî Görüşçüler İstanbul’un Fethindeki yüksek imani hasletleri örnek aldıkları sürece hiçbir engel tanımadan daima zafer kazanacaklardır.
 
Ve her yıl 29 Mayıs Günü Fetih kutlamaları yalnızca İstanbul’a münhasır kılınmayarak Anadolu’nun pek çok ilinde de gerçekleştirildi. Bu her zaman ve her yerde Fetih şuurunun, cihad azminin yaşatılması amacını taşıyordu.
 
Görkemli Fetih kutlamaları aynı zamanda birçok nifak ve ayrılık düşüncesinin de uç verdiği platformlar olmaktaydı. Örneğin İstanbul’daki bir Fetih Şöleninde, Refah Partisi’nde Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayip Erdoğan kendi resimlerinin üzerine basıldığı tişörtleri bir grup gence giydirerek ilk nifak emarelerini ortaya koymuştu. Elbette ki Millî Görüş Liderinin katıldığı bir şölende o ilin belediye başkanının resimlerini bastırdığı tişörtleri bir grup gence giydirip ben de varım demesi bir nifak ve başkaldırı işareti idi. Sonrası ise malum…
 
Şimdi de Numan Kurtulmuş, üstelik Saadet Partisi Genel Başkanı sıfatıyla, bu yılki Fetih Şöleninde benzeri bir girişim sergileyebilir. Ya da birtakım nifak grupları Fetih Şöleninin ihtişamına gölge düşürmek amacıyla yakışık olmayan tutum ve davranışlar sergileyebilirler. Millî Görüş gençliği olarak uyanık olunması ve bu tür provokasyonlara asla meydan verilmemesi gerekir.
 
Bizler El-Aziz Gazetesi olarak elbette ki bugüne kadar Numan Kurtulmuş’un ihanet kokan, Millî Görüş Davasına ve Liderine başkaldırı niteliği taşıyan her türlü tutum ve davranışına var gücümüzle karşı çıkıp mücadele etmede asla tereddüt göstermedik, bundan böyle de göstermeyiz.
 
Ancak bizler bu mücadelenin bu tür platformlarda spontane çıkışlarla değil, emir komuta zinciri içerisinde ve disipline azami riayet edilerek yapılabileceğine inanmaktayız. Dolayısıyla mensuplarımızın her ne şekilde olursa olsun bir fevri harekette bulunmaları asla beklenecek ve olacak şey değildir.
 
Biz El-Aziz olarak daha öncekilerde olduğu gibi Numan Kurtulmuş ve avenesinin ihanetine karşı sahip olduğumuz imkânlarla Erbakan’ın Millî Görüş mücadelesindeki öğretisi çerçevesi içerisinde kalarak mücadele etmeye çalıştık, bu minvalde devam edeceğiz. Bugüne kadar asla beklenmedik şekilde hiçbir olumsuzluğa sebebiyet vermedik.
 
Yıllardır her türlü engelleme ve torpilleme çabaları karşısında metanetle direnip sabırla hareket etmeye çalışıyoruz. Erbakan ile görüşüp öğüt ve tavsiyelerini almak için bile zaman zaman çetin mücadele içine girmek zorunda bırakıldık. Ancak buna karşın hiçbir zaman Erbakan’ın Bizzat bir müdahalesi ve olumsuz tutumu ile karşılaşmadık. Çünkü Erbakan’ın kaşlarını çatması halinde bile en ufak bir ısrarda bulunmamız söz konusu dahi olamazdı.
 
Herkes bilir ki bir olay, hareket ve ya söz karşısında sukut hali onay anlamına gelir. Nitekim bazı şeyler Hz. Peygamber (SAS)’in sadece görüp mani olmayışı sonucu Sünnet halini almıştır. Erbakan bugüne kadar El-Aziz Gazetesi'ni çıkardığımız süre boyunca Kendisine ulaşıp görüşmeye muvaffak olduğumuz durumlarda asla olumsuz bir tutum ve yaklaşım sergilemedi. Aksine doğrudan ya da dolaylı şekilde bizi teşvik eden, yüreklendiren birçok söz ve davranışına hep şahit olduk.
 
Her zaman ifade ettiğimiz gibi bizler Millî Görüş Davasında emre itaati lidere itaat şeklinde kabul etmekteyiz. Liderimiz ise hiç tartışmasız, hayatta olduğu sürece Erbakan’dır. Ancak işte bizler tam da bu yüzden ve Erbakan’a rağmen parti teşkilatından dışlandık. Millî Gazete Elazığ Temsilciliği de Erbakan’a rağmen elimizden alındı. Hem de Türkiye’deki en başarılı temsilcilik olmamıza bakılmaksızın. Ama hak ve hakikati temsil eden Millî Görüş davasına asla sırtımızı çevirmedik, hiçbir şekilde kopmadık.
 
Bizler, Millî Gazete temsilciliği elimizden alındığı için El-Aziz Gazetesini çıkartanlar, hep Şevket Kazan’ın hışmına uğradık. Erbakan’a itaat etmeyen kendine din arasın diyecek kadar aşırı sözler sarf ettiğine şahit olduğumuz Şevket Kazan kendisi bizzat, Erbakan’ın bizlerle ilgili ricalarını göz ardı etti, umursamadı bile. Buna defalarca şahit olduk. Bundan Şevket Kazan’ın Erbakan’a itaate yönelik sarf ettiği o aşırı sözlerinin tepkileri örgütlemeye yönelik art niyetli bir amaç taşıdığını anladık.
 
Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk kendileri bizzat her konuda köstek olup ayak sürerken, olumsuz tavır takınıp handikap oluşturmaya çalışırken bu tür aşırı ve kışkırtıcı ifadelerle başkalarını absürt şekilde Erbakan’a mutlak itaate davet ediyorlardı. Sanırız bu ikilinin Fazilet Partisi Büyük Kongresinde Abdullah Gül ve arkadaşlarına “Ya Erbakan’ın elini öper her dediğine başüstüne dersiniz ya da defolup gidersiniz!” şeklindeki provokatif söz ve hareketleri unutulmamıştır.
 
Bu ikilinin bizleri Erbakan ve Millî Görüş davasından koparmak için yaptıkları her türlü kışkırtma karşısında metanetimizi korumaya çalıştık ama yine de dışlandık. Oysa başka hiçbir şey değil, sadece herkes gibi birer nefer olarak Millî Görüş teşkilatlarında çalışmak istiyorduk. Evet, buna izin vermediler ve bunun nedeni olarak da Erbakan’ı göstermeye çalıştılar. Allah’a şükür bunu yutmadık. Ama ne yazık ki bu oyuna gelen birçoklarının durumuna hep şahit olduk. Onlar çekip gittiler, bizler ise Erbakan ve Millî Görüşten hamdolsun kopmadık.
 
Bütün bu yapılanlara rağmen her zaman ve halen de Millî Görüş kuruluşlarına yapabileceğimiz her çeşit desteği verdik, veriyoruz. Bazen eleştirmek zorunda kalsak da hiçbir zaman Millî Gazete’ye ve TV-5’e desteğimizi esirgemedik. Bu sonuncusu da dâhil tüm seçimlerde Saadet Partisi için en fazla gayreti gösterenlerden olduk.
 
Ne var ki teşkilatlardan bizleri farklı ve ayrı bir grup olmakla suçlayanlar hep oldu. Oysa biz sadece Millî Görüş söylemini dillendirdik. Ayrı bir topluluk olarak hareket etmek zorunda bırakanlar ise bizleri dışlayanlardır. Yani Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi! Erbakan dışlamadığı için biz kopmadık. Nitekim Erbakan’ın istemesi halinde hiçbir değerlendirmeye gerek duymadan gazetemizin yayınına son vereceğimizi defalarca açıkladık. Ancak Erbakan asla bize müdahale etmedi, olumsuz bir tutum takınmadı.
 
Millî Gazete temsilciliği olarak Elazığ Eki’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken Tayip Erdoğan’ı Erbakan’a saygısızlık yaptığı gerekçesiyle eleştirdiğimiz için Şevket Kazan temsilciliği bizlerden aldı. Sonra haklı çıktığımız görüldüğü halde Şevket Kazan bize yaptığından zerre kadar pişmanlık duymadı ve bizleri uğrattığı haksızlığı düzeltmek için hiçbir şey yapmadı. Oysa artık Şevket Kazan Tayip Erdoğan’ı eleştirmede pabucumuzu çoktan dama atmıştı.
 
Şimdi yine sert eleştirilerimize karşın Numan Kurtulmuş’u var gücü ile destekleyen de Şevket Kazan’dan başkası değil!
 
Bir yandan basın toplantılarında Erbakan’ın yanında yer almayı ihmal etmiyor, diğer yandan ise Numan Kurtulmuş’u koruma ve kollama çabalarını büyük bir gayretle sürdürüyor. İstanbul Teşkilatında yaptığı bir konuşmada “Erbakan Millî Görüş Lideri, Numan Kurtulmuş ise Saadet Partisi Genel Başkanıdır. Kim hangisine karşı çıkarsa o fitne ve fesat çıkarmış olur” dediği internet sitelerine yansıdı.
 
Oysa Numan Kurtulmuş Erbakan’ı Saadet Partisi’nden uzak tutup Millî Görüş’ün kuyusunu kazmak için elinden geleni ardına koymuyor. Bunu hiç şüphesiz ki Numan Kurtulmuş Şevket Kazan ile işbirliği içinde yapıyor.
 
Böylece bizim Şevket Kazan ile mücadelemiz de finale yaklaşıyor. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor, Numan Kurtulmuş’un Erbakan ve Millî Görüş’e ihaneti giderek aleniyet kazanıyor. Bu durumda artık Şevket Kazan’ın Numan Kurtulmuş ile bağını koparıp yine her zamanki gibi yine Erbakan’ın yanı başına 4 ayak üzerine düşmesi bakalım nasıl olacak?
 
Bunu başaramadığı takdirde Erbakan ile birlikte olma mücadelesinde Şevket Kazan’ı elemiş olacağız!

 

Sayı: 556

1285 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Hürriyet yazarı Oktay Ekşi başyazısında Elazığ yerine El-Aziz ismini halk istemez diye yazdı. Gerçekten öyle mi?
Asla istemem
El-aziz ismini tabii ki isterim
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» HEDEF ADİL DÜZEN
» ELAZIĞSPOR DOLUDİZGİN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» NUMAN KOPMA NOKTASINDA
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» ERBAKAN/ '28 ŞUBAT BAŞARILI OLAMADI'
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» KERPİÇ EVLERİN FATURASI
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» HEDEF ADİL DÜZEN
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com