Karakter Boyutu A A A
MEDYANIN GÖREVİ OLAYLARA IŞIK TUTMAKTIR
17 Haziran 2009 Çarşamba 18:26

Yıllardır yerel Kanal E televizyonunda hafta sonu haberlerini sunan başarılı spiker Serkan Aksakal bir mensubu olduğu medyacılık hakkında fikirlerini gazetemize anlattı.

Önce kısaca seni tanıyalım…

 

1977 Elazığ Merkez Korucu Köyü doğumluyum. Lise mezunuyum. Uzunu bir süre ticaretle uğraştıktan sonra spikerliğe başladım. Radyo spikerliğinden sonra uzun yıllardır da televizyonda sunuculuk yapıyorum.

 

İstek için telefon açtım

ertesi gün işe başladım 

Spikerliğe ne zaman ve nasıl başladın?  

1994 yılında Mega Radyo ile başladım. Başlamamın da ilginç bir hikâyesi var. Bir gün arkadaşlar Mega Radyo’dan istek istemek için telefon açmışlar illa bana da gel sen de bir tane iste diyorlar. Ben de yok ben istemem diye diretiyorum. Neyse baktım ısrar çok aldım telefonu, başladım isteğimi söylemeye. Tabi çok kibar konuşuyorum karşımdaki adamla… Neyse adam sonra dedi ki sen Elazığlı mısın? Evet dedim. Burada mı yaşıyorsun diye sordu yine evet cevabı verince bana yarın görüşmek istediğini söyledi. Meğerse arkadaşlar radyonun sahibini aramışlar ve benim sesimi dinletmek için böyle bir numara yapmışlar. Ertesi gün gittik anlaştık. Bir iki bir şey öğrettiler takip eden günde de hemen yayına aldılar. Maceram 1994’te bu şekilde başladı daha sonra da kopamadık zaten. Daha sonra Radyo E serüvenine başladım uzun yıllar orada bu işi yaptım. Daha sonra TV’ye geçerek hafta sonu ana haberlerini sunmaya başladım halen de devam ediyorum.

Meslekte kendini geliştirmek için eğitim aldın mı?

 

Yok, bir eğitim, kurs almadım. Tamamen mesleğin içinde yaşayarak tecrübe ederek öğrendiklerimle devam ediyorum. Yerel televizyonlarda spikerlik yapan Surur Öztürk vardı ondan çok şeyler aldım. Yani özel bir eğitimini almadım. Yalnız medyada şunu öğrendim… Eğer haber sunuyorsan, eğlence programı da yapabileceksin, dram da sunabileceksin… Yani çok enteresandır medya. Tek bir şeye bağlı kalınca bazen silinebiliyorsunuz. Zaten bizi de geliştiren genelde bu oldu. Ben de tek habere bağlı kalmadım. Yarışma programları da sundum, daha farklı çalışmalar da yaptım.

 

Radyo’da mı rahat sunum yapıyordun televizyonda mı daha rahat sunum yapıyorsun?

Tabi ki radyoda sadece sesiniz ön planda olduğu için daha rahat ve samimisiniz. Gerçi ben ilk isteği anons ederken Orhan Gencebay’dan Batsın Bu Dünya yerine Bitsin Bu Dünya demiştim ama… (gülüşmeler)  Fakat televizyonda öyle değil. Televizyon insanı çok heyecanlandırabiliyor. Ayrıca televizyonda insanın garip mimikleri ortaya çıkıyor. Ağız çekmeleri, gözün büyümesi falan… Yani bunların hepsini kontrol etmek lazım… Önce televizyon heyecanını, mikrofon heyecanını yenmek lazım... Böyle söylüyorum ama 1994’te başladım ben bu işe mikrofon heyecanımı son 5 yılda ancak yenebildim. Bir gün yayına çıktım baktım ki çok rahatım artık…

 

Tabi bir de heyecanı atamadığın zamanlarda konuk da alıyorduk. Konuk geliyor o heyecan dolu sen heyecanlısın. Eğer belli edersen karşındakine heyecanını program yürümez zaten. Düşünsenize sunucunun da konuğun da sesi titriyor kim izler o programı? Onu da şöyle düşünerek geçtim diyebilirim. Yahu program yapıyoruz yaptığımız bu programı insanlar daha fazla izlesin bunu nasıl yapabilirim diye hareket ettim. Yani izleyiciyi tutmak için, beni daha çok kişi izlesin düşüncesiyle program yapınca gerisi kolay oluyor.

Unutamadığın büyük bir hata yaptığın sunumun oldu mu?

Bir gün teknik bir sorun vardı ve reji ile iletişimimiz kesilmişti, duymuyordum… O sırada Faysal kardeşim bir şey söylüyor ben de anlamıyorum. Birden elimi kaldırarak ne diyorsun sen diye bir bağırdım… Meğerse yayındaymışız. Ne varsa aynen yayınlanmış. (Gülüşmeler)

Patron olsam kendimi kovardım…  

Programda konukların hepsini sen seçmiyorsun tabi ki… Böyle keşke bu konuk olmasaydı dediğin ya da şahsi anlaşmazlığın olduğu ama yayına çıktığın bir konuğun oldu mu?

 

Çok şükür ilimizde öyle sorun yaşadığım kimse olmadı. Genelde de insanlarla ilişkilerim iyidir. O yüzden konuk olarak o sıkıntıyı yaşamadım ama bazen iç dünyanız açısından keşke bu haldeyken yayına çıkmasam dediğiniz oluyor. Mesela o gün keyfiniz yerinde değildir fakat ekrana çıkmak zorunda oluyorsunuz. O zamanlar da mecburen yayına çıkıyorsun ama nasıl çıktığınızı bir Allah biliyor. Gerçi izleyenlere de yansıyor bu… Gerçekten öyle anlarda insan hiç tat vermediğinin kendisi de farkına varıyor. Hatta tamam bu kez beni kesin kovarlar ya da ben patron olsam kesin kovardım bu sunucuyu diye de düşünüyorum.

 

Konuklarına sorular hazırlıyorsun. Yayın arasında ya da başlamadan önce şu soruyu sorma diye sorularına müdahale oluyor mu?

Program öncesi konuklarımızla zaten bir araya geliyoruz. O zaman soracağım konularla ilgili konuşuyoruz sadece o arada şu konuya girmesen iyi olur diye bir rica gelirse önemine göre değerlendiriyorum. Gerçi bazen söylendiği halde unutkanlığımdan soruyu çıkarmadan aynen sorduğum da oluyor. (Gülüşmeler) O zaman da reklam arasında konuk diyor tabi ne yaptın ya sormayacaktın o soruyu… Ama artık iş işten geçmiş oluyor. Onun haricinde sorulara müdahale ettirmem. Ama tabi öyle anlarda da hatayı üstüme alıp gerekli açıklamayı yapmaya da çalışıyorum.

Haberle espriyi  

bir arada götürmek önemli…

Az önce daha çok izleyenim olsun diye yayına çıkıyorum dedin. Bunu sağlamak için özel bir yöntemin var mı?

Bizim programımızı izleyen herkes Serkan Aksakal’ı biraz farklı buluyorlar. Duruşun, bakışın farklı, çok gülüyorsun, hareketlisin diyorlar. Tamam habercilik her yönüyle ciddiyet gerektiren bir iş, sorularınla bunu yansıtacaksın ama bunun yanında tavır ve hareketlerinizle izleyene de istediğini vermek zorundasın. Yani ben haberde espri yaparım. Çok ciddi bir konu da olsa onu bir espri ile bağlamak izleyicinin hoşuna gider diye düşünüyorum. Ayrıca bu konunun anlaşılması için de çok önemli…

 

İleride habercilik dışında yapmayı düşündüğün programlar var mı?

Önceleri de esnaflarımıza yönelik tanıtım programları yapıyorduk o tarz programlar yapacağız. Farklı projeler de önümüzdeki dönemde inşaallah olacak. Bu dönem belki artık Habere Doğru programı olmayacak onun yerine daha uzun soluklu bol konuklu siyaseti, şehir gündemini, eğlenceyi de içine alacak bir program yapmayı düşünüyorum. Aslında aklım da çok proje var ama hayırlısı. İlimizdeki önemli tanınmış isimleri bilinmeyen yönleriyle izleyici karşısına çıkarmayı düşünüyorum.

 

Medya gelişmelere ışık tutar…

Bunca zaman bir mensubu olduğun medyayı nasıl tarif edersin?

Medya öncelikle bir gelişmeye ışık tutmaya yarar. Mesela kapımızın önünde bile bir olay olsa bir gazeteci bunu çok farklı bir gözle görüp değerlendirir eve gidip gazeteni açtığında ya da televizyona baktığında ya böyle mi olmuş bu olay diye kendi gördüğün olayın esas mahiyetini medyadan öğreniyorsun. Ama tabi bu bir silah olarak da art niyetle kullanılabiliyor. Ki günümüzde bunun örneklerini çok görüyoruz. Bir olayı iki farklı kanal aynı açıdan da kameralarına çekseler bir bakıyorsun iki haber arasında adeta uçurum var. Bu da medyanın inandırıcılığına gölge düşürüyor. Bunu için de dezenformasyonlara, manipülasyonlara karşı halk olarak gözü açık olmalıyız. Ayrıntılara boğulup gitmemeliyiz. Bir işin sonuçta kimin işine yaradığı ve bir olayın sunumunda gösterilen tavır aslında çoğu zaman işin hangi yöne çekilmek istendiğini gösterebiliyor. Medyacılık elbette gelişen her olaya ışık tutmaktır. Mühim olan bu ışığı tutan elin o ışığı hangi yöne doğru sürüklediği ve sizi nereye çekmek istediğidir. Bunlara dikkat etmek lazım… Tarafsız medya yoktur bu bilinçte olursak yeter sanırım.

 

Vatandaş bu bilinçte mi?

Yani işin içine görsellik giriyor. Senin düşünceni kontrol etme amaçlanıyor yapılan çalışmalarla... İster istemez de etkilenme oluyor. Ayrıca vatandaşlarımız bizden her türlü haberi girmemizi de istiyor. Halbuki isteseniz de giremeyeceğiniz öyle çok haber oluyor ki… Telsizlerimize, sizin haber merkezinize her gün yaralama vb. adi suçların haberi geliyor. Bunları nasıl giresiniz ki? Bir düşünün Allah aşkına haberler başlıyor yerel ise mahalle mahalle, ulusal ise il il, ilçe ilçe olayları say… Vatandaşın morali mi kalır? Artık insanlar n’oluyor diyip belinde silahla dışarı çıkmaya başlar. Bir medyanın bunlara dikkat etmesi önemli… Çok şükür ilimiz bu yönden iyi yerde.

 

İdeolojik davranmak

İletişimin önündeki en büyük engel

Son günlerde büyük ulusal kanallarda saldırgan üsluplarla haber sunan isimleri görüyoruz. Haberi anlatmaktan çok nasıl anlaşılması üzerinde duruyorlar…

Bir spikerin görevi haberi sunarken yorumu katmamaktır. Tabi yanlış anlaşılmaya müsait konuların önüne geçmeye çalışırsın ama bunu ideolojini ayakta tutmak için bir araç haline getirirsen izleyicin ile iletişiminin önüne duvar çekmiş olursun. Karşı düşünceli bir insan seni görünce bir daha belki o kanalı da açmaz. Yani ideolojik davranmak her zaman için iletişimin önünde en büyük engeldir. Ben o yüzden bu mesleğe yeni başlayan isimleri daha ideal görüyorum.

 

Örnek aldığın bir isim var mı?

 

Serkan Aksakal’ı beğenerek izlerim. (Gülüşmeler) Sadece Surur Öztürk’ü söyleyebilirim onun haricinde yok diyebilirim.

 

Boş vakitlerini verdiğin bir uğraş, spor dalı var mı?

Vardı… Eskiden Kick-Boks’la uğraştım. Epeyce de ilerledim ama bırakmak zorunda kaldım.

 

 
Biraz da Elazığ Port’a gelelim… İlimizin en büyük eksiklerindendi internette firmalarla iletişimi sağlayacak böyle bir site…  

İstanbul’da Altın Port diye bir site var. Bütün illerin isim hakkını almış. Biz de ona bağlıyız. 21 ilde faal olarak bu iş yürütülüyor. Ve bu 21 il içinde birinci de çok şükür ki Elazığ Port… Mart’ta başladık ve 3. ayımızdayız. Gösterdiğimiz performansla öncü konumdayız.

 

Ne tür bir hizmet sunuyorsunuz?

Sitemizi iş kollarına göre ayırmış durumdayız. Ve büyük küçük ayırt etmeden her bir firmaya bir sayfa açıyoruz. Bu sayfada firmamıza gidip aldığımız 5 kare resmi, iletişim bilgilerini giriyoruz. Bu girdiğimiz bilgileri çeşitli etiketlerle arandığında dünyanın en büyük arama motoru Google’da çabuk bulunabilecek şekilde ekliyoruz. Ayrıca firmanın rahat bulunabilmesi için Google Haritadan yer bildirimi yapıyoruz. Yani en kolay nasıl bulunacaksa o şekilde adres tayinini yapıyoruz. Hatta gerekirse kaba tarif denen şekilde de adres bilgilerini giriyoruz.

 

Bu alanda bazı denemeler yapıldı ama başarı sağlanamadı. İnsanlara nasıl güven veriyorsunuz?

 

Bunun için işin resmi olduğunu kanıtlamak için gittik Türkiye’de ilk kez Ticaret ve Sanayi Odasından Olur Karar Belgesini aldık. Ve güvenilirliğimizi kanıtlamak için önce Sanayi ve Ticaret Odası üyelerine mesajla ulaştık. Şimdi de sırada Esnaf ve Sanatkârlar Odası var. Yani işlerimizi biz tamamen resmi olurlarla yapıyoruz.

 

Görenin gözü korkuyor…  

Peki, halkın ilgisi nasıl?

Çok iyi gidiyor. Esnaflarımızın, firma sahiplerinin de desteği ile şu an 21 il içerisinde en iyi konumdayız. Bir kere vatandaş karşılığını görüyor. Bize reklamını veren kasaplardan biri geçen gün aradı. Dedi ki sitenin sayesinde İstanbul’dan sipariş aldım. Dedim nasıl yani oradan et mi istediler? Yok dedi burada düğün yemeği yaptırdılar. Ardından Bingöl’den buraya tayini gelen bir memurun internetten bakıp bu kasabı bulduğunu söyledi ve sürekli müşterisi olduğunu iletti. Yani bu işin etkisi sonradan ortaya çıkıyor. Vatandaşımıza siteyi açıp gösterdiğimiz zaman gözü korkuyor, biz buna ne kadar vereceğiz diye…

Bir yıllığı 50 TL

Peki firmalara külfeti nedir bu hizmetin?

 

Yani bütün giderleri ile beraber bir yıllık bedeli sadece 50 TL. Yani 50 TL veren bir firma 3 iş günü içerisinde internette yerini alıyor ve adını duyurmaya başlıyor.

Eleman arıyoruz

Kaç kişi ile hizmet veriyorsunuz?

Şu an 6 kişiyiz ama işler ilerledikçe bu sayı artıyor. Buradan da duyurmuş olalım elemana ihtiyacımız var. Özellikle halkla ilişkileri güçlü olan, işi sahiplenecek personel ihtiyacımız var. Bu özelliklerle iş arayanları bekliyoruz. Bu site gün geçtikçe etkisi fark edilen bir site… Bir esnafa şikâyetinizi, memnuniyetinizi bu siteden yapabileceksiniz. Böyle olunca çabuk gelişen bir site... Tabi bu da hizmet olarak istihdam olarak ilimize geri dönüyor.

 

Siteden online alışveriş imkanı da sunacak mısınız?

 

Tabi ileriki zamanlarda sitemizden internet aracılığıyla alışveriş yapmak da mümkün hale gelecek. Ve kapıya kadar hizmetler de başlayacak. O zaman da tabi iş dünyasına çok büyük katkılar yapmaya devam edecek.

 

En büyük özelliğimiz güncel olması

Peki, firmaların kampanyalarına yer verecek misiniz?  

Tabi ki… Mesela bir giyim firması ben indirim başlatıyorum şu kadar sürecek bunun sitede yayınlanmasını istiyorum diyecek biz de hemen bunun duyurusunu sitemizden yapacağız. Yani sitenin en büyük özelliği güncel olması…

 

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Bizlere kendimizi, sitemizi tanıtma imkânı sunduğunuz için gazetenize çok teşekkür ediyorum. El-Aziz Gazetesini çok seviyorum… Yönetiminden, gönül verenlerine kadar herkese sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Elazığ’da çok ciddi ilerleyen bir kurum haline geldiniz daha ilerlere geleceğinize inanıyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.
 
Röportaj: Osman Gürses
Foto: Enes Köymen

798 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Hürriyet yazarı Oktay Ekşi başyazısında Elazığ yerine El-Aziz ismini halk istemez diye yazdı. Gerçekten öyle mi?
Asla istemem
El-aziz ismini tabii ki isterim
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» HEDEF ADİL DÜZEN
» ELAZIĞSPOR DOLUDİZGİN
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» NUMAN KOPMA NOKTASINDA
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
DÜN DE, BUGÜN DE!
İsrail, Yahudi Lobisini devreye sokarak ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini soykırım iddiaları ile Türkiye aleyhine kışkırtıp Ermeni halkı üzerinden hedefine ulaşıp sonuca varmaya çalışmaktadır.
KERPİÇ EVLERİN FATURASI
Elazığ'daki deprem nedeniyle Cumhurbaşkanı Gül, "Devlet tüm imkânlarıyla seferber olmuş durumdadır" derken, Başbakan Erdoğan ise kerpiç evlerin faturasının ağır olduğunu ve afet bölgesi için TOKİ'ye talimat verdiğini söyledi.
DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
Bu sabah meydana gelen Karakoçan-Başyurt merkezli depremde ölü sayısının 51 ve yaralı sayısının ise 74 kişi olduğu bildirildi. 19 cenaze defnedilirken, artçı depremler dinmek bilmiyor...Şu ana kadar 90'ı aşkın artçı sarsıntı oldu...
HEDEF ADİL DÜZEN
28 Şubat 1997 post modern darbe sürecinin 13. yılında gelinen durumun bir fotoğrafını çekip bilançosunu çıkarmak ve ortaya koyduğu vizyonun ne hale geldiğine bir projeksiyon tutmak istiyoruz
Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
Nihat Genç: "Ülkede bir tek Milli Görüşçü ERBAKAN HOCA kaldı. SP yöneticileri AKP karşısında etkisiz kalıyor." dedi...
ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
Numan Kurtulmuş Erbakan'a rağmen Tantan ve Şener'le sağda birlik arayışını sürdürüyor.
DEPREM DEDE UYARDI VE ÖNERDİ
Deprem uzmanı Prof.Dr. Ahmet Mete Işıkara, Elazığ'daki deprem bölgesinde incelemelerde bulunarak, Doğu Anadolu'yu bekleyen büyük deprem tehlikesine dikkat çekti ve köy dönüşüm projesinin gerekliliğine vurgu yaptı.
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» KERPİÇ EVLERİN FATURASI
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» HEDEF ADİL DÜZEN
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» DEPREM DEDE UYARDI VE ÖNERDİ
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com