Karakter Boyutu A A A
HAH, İŞTE BÖYLE NUMAN BEY...
30 Haziran 2009 Salı 23:55

Numan Kurtulmuş, fiili bir durum olarak kabullendiği Erbakan'ın liderliğini ve kendisinin ikinci adam konumunu içine sindirip samimiyetle teslim mi olmuştur; yoksa...

 
HAH, İŞTE BÖYLE NUMAN BEY; HADDİNİ BİL ŞÖYLE HİZAYA GEL…
 

En son ve çok yeni olay şu… Saadet Partisi Ankara İl Başkanlığı Millî Görüş’ün 40. Yılı etkinlikleri bağlamında “Ahde Vefa Gecesi” tertipleyerek ilk günden bu yana Millî Görüş hareketi içinde bulunup sağ kalan mensuplarını TES-İŞ Konferans Salonunda bir araya getirip buluşturan bir program gerçekleştiriyor. Millî Görüş’e hizmeti geçen vefat etmiş kişiler rahmetle yad edilerek ruhlarına Fatihalar hediye ediliyor. Ve çok tabii, Saadet Partisi teşkilatlarında görevli bulunan-bulunmayan Millî Görüş erleri, maruf adıyla tüm mücahitler bu Ahde Vefa Gecesi’ne katılıyorlar.

Ama biri var ki Ahde Vefa Gecesi’ne katılması ve Erbakan ile birlikte sıcak görüntüler vermesi fevkalade dikkat çekip adeta olay oluyor. Bu biri Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’tan başkası değil. Peki, Millî Görüş’ün Partisi Saadet’in genel başkanının eski Millî Görüşçülere yönelik tertiplenen Ahde Vefa Gecesi’ne katılmasından ve Erbakan ile birlikte sıcak görüntüler vermesinden daha doğal ne olabilir; bunun nesi fevkalade dikkat çekiyor ve dahası olay oluyor?

Çünkü Numan Kurtulmuş Saadet Partisi’nin 26 Ekim 2008 Büyük Kongresine kadar çizdiği Millî Görüş’e bağlı, liderine sadık, bütün herkesin beğenisini kazanan dava adamı profilini genel başkan seçildikten sonra bir yana bırakıp başka havalara girdi, başka görüntüler sergilemeye başladı. Yani artık büyük kongreye kadarki gibi şişede durduğu gibi durmayarak bodoslama dalarak her şeyi değiştirip yeniden tanzim etmeye ve damgasını vurmaya kalkıştı.

 Bu nedenle de yeni bir söylemden, yeni bir üsluptan, yeni bir paradigmadan söz etmeye ve yeniden bir değişim ve dönüşüm projesi peşinden koşmaya başladı. Seçim sonrasında da oy patlaması yaptığını, yeni söylem ve paradigmasının tuttuğunu, liderliğinin onaylandığını, bu seçimde daha önce Saadet Partisi’ne oy vermeyenlerin kendisine oy verdiğini, böylece yeni bir taban oluştuğunu, daha önce Millî Görüş karşıtı olan kesimlerin büyük ilgi ve desteğine mazhar olduğunu, artık Erbakan’ın bir kenara çekilip kendisine gölge yapmaması gerektiğini dile getirmeye başladı.

Bu tutumunun hareketlerine bir yansıması olarak da Erbakan’ın siyasi yasağının mahkemece kaldırılıp memnu haklarının iadesi vesilesiyle parti genel merkezinde yaptığı basın toplantısına, müteakiben İran’a gerçekleştirdiği 12 günlük fevkalade önemli geziye başlarken ve dönüşünde yaptığı basın toplantılarına katılmayarak tavır göstermeye başladı.

Arkasından Millî Görüş’ün en önemli geleneksel etkinliklerinden İstanbul’un fetih şölenini konuşmasını yaptıktan sonra Erbakan’ın konuşmasını beklemeyerek henüz programın başında terk edip gitmesi ve D-8’in 12. Yıldönümü etkinliklerine katılmayarak Avusturya gezisi ile kaçamak yapması izledi. Ki D-8, Erbakan’ın 20. Asrın 21. Asra en büyük armağanıdır diye tanımladığı en iddialı başarısıdır.

Bütün bunlarla da hızını alamayarak bir gece ansızın İstanbul İl Başkanı Sadrettin Karaduman’ı görevinden alıp yerine Erol Erdoğan diye kendisine yakınlığı iddia edilen birini getirdi. Daha birçok il başkanının değişeceğine dair haberler yayılmaya başladı… Ve işte dananın kuyruğu da böyle koptu… İnternet sitelerine adeta tepki yağmaya başladı…

 …Ve sonuçta öyle anlaşılıyor ki Numan Kurtulmuş pes edip nedamet getirerek Ankara İl Başkanlığınca tertiplenen Ahde Vefa Gecesine katıldı ve Saadet Partisi Genel Başkanı olarak Millî Görüş Lideri Erbakan’ın yanında ikinci adamlığı kabullenmek durumunda kaldı.

Numan Kurtulmuş, fiili bir durum olarak kabullendiği Erbakan’ın liderliğini ve kendisinin ikinci adam konumunu içine sindirip samimiyetle teslim mi olmuştur; yoksa bulduğu ilk fırsatta yine baş kaldırıp bildiğini yapacak mıdır? Başka bir deyişle Numan Kurtulmuş kendisi isteyerek mi tekrar şişeye girmiştir; yoksa zorla mı içine tıkılmıştır? Bunu önümüzdeki günlerde görüp izleme fırsatı bulacağımızı umuyoruz.

Ancak Numan Kurtulmuş bütün bunları yaparken kesinlikle haklı noktada değildi, zerre kadar bile haklılık payı yoktu. Çünkü bir kere kendisi daha baştan rüştünü ispat etmek üzere siyasi mücadele yolunu tercih etmek yerine; itaatkâr, sadık, vefalı, davaya bağlı, lidere saygılı bir profil çizdi. Sırf bu yüzden kendisi ittifakla tek aday gösterilerek bütün teşkilatların desteği ile kongrede genel başkan seçildi.

Artık o saatten sonra siyasi bir mücadele içerisine girip liderliğe soyunması ve rüştünü ispatlamaya çalışması söz konusu olamaz. Bundan sonra bu yönde atılacak her adım, yapılacak her girişim vefasızlık olarak, ihanet olarak, kalleşlik olarak, köprüyü geçinceye kadar iki yüzlülük etmiş biri olarak algılanacaktır.

Bu nedenle şu husus artık değişmez ve değiştirilemez bir sabite halini almıştır: Numan Kurtulmuş liderlik için mücadele yolunu tercih etme fırsatını kaçırmış ve ebediyen yitirmiştir. Artık yalnızca genel başkan olarak konumuna razı olmak zorundadır. Aksi halde kulağından tutulup atılmaktan kendini koruyacak hiçbir siyasi imkân ve dayanağa sahip değildir.

 Numan Kurtulmuş görevini Erbakan’ın izniyle Recai Kutan’dan devralmıştır. O da Kutan gibi ikinci adam olmaktan öteye asla geçemez. Liderlik yoluna sapabileceği kavşak geride kaldı. Önünde artık böyle bir kavşak yok.  Çünkü ancak Erbakan ile siyasi bir mücadeleye girmesi halinde lider olabilirdi. Numan Kurtulmuş için bu artık söz konusu değildir. Liderlik yolu Numan Kurtulmuş ile siyasi bir mücadeleye girişecekler için sadece açıktır.

Umarız Numan Kurtulmuş bükemediği bileği öptükten sonra bir kez daha saygısızlığa ve yeniden ipini koparmaya yeltenmez. Yol yakın iken yanlıştan dönmesi çok iyi oldu. Geçmiş olsun.

Öte yandan her türlü ahlak dışı ve siyasi etiğe aykırı bir girişimi karakterine yakıştırıp gayrimeşru bir liderliğe soyunmayı içine sindirse bile buna dayanak yapabileceği bir başarıyı geride bıraktığımız ilk girdiği seçimde gösterememiştir. Çünkü o kendi etrafında dans ettirmeye çalıştığı rakamlar ortadadır, hiçbir şekilde çarpıtılamayacak kadar açık ve nettir.

Recai Kutan ile girilen 28 Mart 2004 Yerel Seçiminde Türkiye genelinde alınan oy oranı % 4.77’dir. Numan Kurtulmuş ile girilen 29 Mart 2009 Yerel Seçiminde ise alınan oy oranı % 5.17’dir. İstanbul il bazında ise durum daha da vahimdir. İstanbul’da 2004’te Saadet Partisi’nin oyu % 6.51 iken 2009’da % 4.9’a düşmüştür. Yani net % 1,61 oranında gerilemiştir. Ayrıca bütün Türkiye’de tek bir il belediye başkanlığı ve koca İstanbul’da tek bir ilçe belediye başkanlığı alınamamıştır.

Bu açık hezimeti seçim başarısı olarak göstermek, hele oy patlaması yaptım demek için kişinin Zatızungur’dan daha büyük bir illüzyoncu olması gerekir. Nitekim Numan Kurtulmuş böyle bir illüzyoncu olmadığı için nihayet pes edip el etek öpmek zorunda kalarak eski konumuna razı olmuştur. Umarız bir daha şişeden çıkmaz!
 
El-Aziz
 

1254 defa okundu...
asya       neden   01 Temmuz 2009 Çarşamba 19:05
Numan Beyin hiç bir sıkıntısı yoksa neden böyle bir görürtü vermeye ihtiyaç hissetti... Sanal alemde bu kadar tartışma neden yapılıyor... kendi kendine mi çıkıyor.... Bu tartışmalara kim sebep oluyor... elbetteki Numan Beyin Tutumu, davranışları ve konuşmaları...
emirberkay       Münafık Derin Kesim ile Vitrinlik Sığ Kesim   30 Haziran 2009 Salı 18:01
Daha önce Tayyip Erdoğan Erbakan Hoca'ya başkaldırdığında, Erbakan Hoca'nın yanında ve Erdoğan'ın karşısında saf tutup dik duruş sergileyenlere ve Milli Görüş davasının geleceği için bütün riskleri göze alıp mücadeleden kaçmayanlara "FİTNECİ!" diye tepkiler yağmıştı. Ne var ki davasına sadık insanları fitneci diye etiketleyen kesimlerden VİTRİNLİK ASİ KESİM çekip gitmek zorunda kaldı; ama MÜNAFIK DERİN KESİM hâlâ Milli Görüş camiasında arzı endam edip aynı taktiği uygulamaya devam ediyor. Bu kez başkaldıran ve bunu Tayyip gibi mertçe yapmak yerine sinsice/münafıkça yapmayı tercih eden Numan bey oldu ve NUMANCILAR denilen yeni bir VİTRİNLİK SIĞ KESİM daha türedi. İstediğiniz kadar ayıklayın ayrık otu gibi nifak yine türüyor işte!.. PEKİ MİLLİ GÖRÜŞ CAMİASINDAKİ NİFAK TOHUMLARININ KAYNAĞI NEDİR? NİFAK HAREKETİNİN BAŞMİMARLARI yani MÜNAFIK DERİN KESİMİN ÖNCÜLERİ KİMLERDİR? Elbette ki Erbakan Hoca'nın yanıbaşından ayrılmayarak sureti haktan görünüp fitne ve ayrılık tohumları eken, bunun için boyutsuz ve hain kesimleri kullanmayı prensip edinen ŞEVKET KAZAN ve OĞUZHAN ASİLTÜRK münafık ikilisi ile onların sünepe yardakçılarıdır. Lütfen artık uyanalım, dost ve düşmanlarımızı iyi tanıyalım. Camiamızdaki dava adamı kılığındaki vefasızları ve Milli Görüş'ü özünden uzaklaştırıp başka mecralara sürüklemek isteyen öncü görünümlü gizli-hain düşmanlarımızı tanıyıp tedbirimizi ona göre alalım artık. Referansımız ve liderimiz Milli Görüş Lideri Necmettin ERBAKAN Hocamızdır, öyle olmalıdır. Ey Numan bey! Önce fırsatını buldukça Sn. Erbakan'ı eleştirip saygısızca tutum ve davranışlar sergileyeceksin, sonra çıkmaza girince Hoca'nın yanında görüneceksin. Böyle zikzaklar hoş görülemez, görülmemelidir. BU ÇABAN BOŞUNA, ARTIK DİKİŞ TUTMAZ NUMAN BEYEFENDİ! BU MÜNAFIKÇA MANEVRAN, TUŞ OLDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR. Allah boşuna "HAK GELİNCE BATIL ZAİL OLUR" dememiştir. Hangi kılıkta görünürsen görün, batılı ve nifakı şiar edindiğin için, Hak ve hakikat da tecelli ettiği için kaybetmeye mahkumsunuz, ey Numan ve numancılar! Batıl karanlıktır, Hak ise aydınlıktır. AYDINLIK GELİNCE KARANLIK YOK OLUR...
karabüklü       Allah'ında bir hesabı var   29 Haziran 2009 Pazartesi 00:02
kimin bir hesabı varsa allah'ında bir hesabı olduğunu unutmasın. Her kim olursa olsun
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Hürriyet yazarı Oktay Ekşi başyazısında Elazığ yerine El-Aziz ismini halk istemez diye yazdı. Gerçekten öyle mi?
Asla istemem
El-aziz ismini tabii ki isterim
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» HEDEF ADİL DÜZEN
» ELAZIĞSPOR DOLUDİZGİN
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» NUMAN KOPMA NOKTASINDA
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
DÜN DE, BUGÜN DE!
İsrail, Yahudi Lobisini devreye sokarak ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini soykırım iddiaları ile Türkiye aleyhine kışkırtıp Ermeni halkı üzerinden hedefine ulaşıp sonuca varmaya çalışmaktadır.
KERPİÇ EVLERİN FATURASI
Elazığ'daki deprem nedeniyle Cumhurbaşkanı Gül, "Devlet tüm imkânlarıyla seferber olmuş durumdadır" derken, Başbakan Erdoğan ise kerpiç evlerin faturasının ağır olduğunu ve afet bölgesi için TOKİ'ye talimat verdiğini söyledi.
DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
Bu sabah meydana gelen Karakoçan-Başyurt merkezli depremde ölü sayısının 51 ve yaralı sayısının ise 74 kişi olduğu bildirildi. 19 cenaze defnedilirken, artçı depremler dinmek bilmiyor...Şu ana kadar 90'ı aşkın artçı sarsıntı oldu...
HEDEF ADİL DÜZEN
28 Şubat 1997 post modern darbe sürecinin 13. yılında gelinen durumun bir fotoğrafını çekip bilançosunu çıkarmak ve ortaya koyduğu vizyonun ne hale geldiğine bir projeksiyon tutmak istiyoruz
Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
Nihat Genç: "Ülkede bir tek Milli Görüşçü ERBAKAN HOCA kaldı. SP yöneticileri AKP karşısında etkisiz kalıyor." dedi...
ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
Numan Kurtulmuş Erbakan'a rağmen Tantan ve Şener'le sağda birlik arayışını sürdürüyor.
DEPREM DEDE UYARDI VE ÖNERDİ
Deprem uzmanı Prof.Dr. Ahmet Mete Işıkara, Elazığ'daki deprem bölgesinde incelemelerde bulunarak, Doğu Anadolu'yu bekleyen büyük deprem tehlikesine dikkat çekti ve köy dönüşüm projesinin gerekliliğine vurgu yaptı.
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» KERPİÇ EVLERİN FATURASI
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» HEDEF ADİL DÜZEN
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» DEPREM DEDE UYARDI VE ÖNERDİ
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com