“Nizam’la bismillah, Selametle inşallah, Refahla maşallah, Faziletle elhamdülillah, Saadet’e ulaşanlara selam olsun!”
Erbakan, Konya’daki Millî Görüş’ün 40. yıl dönümü etkinliklerinin ilk etabında, 38 yıl önce 1970’de Millî Nizam Partisi’nin bir toplantısında yaptığı konuşma metninde yer alan “Nizam’la bismillah, Selametle inşallah, Refahla maşallah, Faziletle elhamdülillah Saadet’e ulaşanlara selam olsun!” sözlerine ilişkin “Benim bildiğim bir şey yok Allah söyletmiş” dedi.
İster Allah dedirtmiş olsun, ister Allah Erbakan’a geleceği gösterip bildirmiş olsun; çok fark etmez… Nihayet ortada bir gerçek var; Erbakan’ın 38 yıl önce yaptığı, belge olarak elde bulunan ve dinleyenlerden birçok şahidin de henüz sağ olduğu bir konuşma metninde kesin ve net olarak geleceğin programını açıkça gözler önüne sermiş!
Şimdi de diyor ki: Millî Nizam, Millî Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet partilerini birer yıldızla temsil eden Saadet Partisi rozeti ile Millî Görüşçüler sorgusuz sualsiz cennete girecekler!
O günkü sözleri doğru çıktığına göre bugünkü sözleri de elbette doğru çıkacaktır. Akıl, izan ve feraset sahibi hiç kimse buna şüphe ile bakıp itiraz edemez.
Aleyhissalat-ü Vesselam Efendimiz kelime-i şahadet getiren cennete girer buyuruyor. O halde Millî Görüş rozeti ile insanlar neden cennete girmesin? Çünkü Millî Görüş katıksız İslam, yani kayıtsız, şartsız, Müslüman olmak demektir!
Çünkü günümüzde herkes ben Müslüman’ım diyor ama birtakım rezervler koyuyor. Rezerv koyanlar şart öne sürmüş olduklarından imanları sahih olmamaktadır!
Ancak rozet takmanın anlamı üzerinde biraz durmak gerekiyor… Hatırlarsınız; bir ara Tansu Çiller herkese 2 anahtar diye bir seçim vaadinde bulundu. Bu hiç kuşkusuz ki herkese bir ev ve araba vermek demekti. Her halde şu Türkiye’de hiçbir Allah’ın kulu bu sözlerden araba ve ev değil de sadece anahtarlarını verecek anlamını çıkarmadı. Çünkü iki anahtar ev ve arabanın kendisini temsil eder.
Tıpkı bunun gibi de hiç kimse Peygamberimiz (SAS)’in kelime-i şahadet’ten kastının sadece bunu sözle söyleyip gereğini yerine getirmemek olduğunu anlamamıştır. Kelime-i şahadet getirmek demek bir kişinin kayıtsız şartsız İslam Dinini kabul edip bütün gereklerini yerine getirmeye azim ve kararlılık göstermesidir. Aksi takdirde kelime-i şahadet getirmenin pek bir anlamı olmaz.
Bunun da önemli bir belgesi Erbakan’ın 38 yıl önce yaptığı bir konuşmada sabit olan yukarıdaki sözlerinin eksiksiz ve fazlasız şekilde aynen gerçekleşmiş olmasıdır.
Bu uzun süre içerisindeki bunca oluşumu bir şekilde bilip haber vermek herhangi bir insan için mümkün değildir. Çünkü bu sürede birçok askeri darbeler, birçok seçimler, tek başına ve koalisyonlu iktidarlarla dolu çalkantılı uzun yıllar geçti… Bütün bunlar ve hiçbir şey en başta söylenen bu sözlerle ortaya konan programı değiştirmedi. Bu çok büyük ve olağanüstü bir olay!
Bir kişi bu sözleri, ancak bütün hayatı kuşatan ve yaratan yegâne kuvvet ve kudret sahibi Yüce Allah’ın desteği, yardımı ve takdiri ile söyleyebilir. Demek ki Erbakan Yüce Allah’ın destek, yardım ve himayesine mazhar bir kişidir. Bu, Millî Görüş’ün hak dava olduğunu gösteren büyük bir alamettir.
İlginçtir, Türkiye’de Erbakan’ın bu mucizevî sözlerini ilk kez ortaya çıkarıp her toplantıda yaptığı konuşmalarda dile getiren kişi CHP-MSP Koalisyon Hükümetinde Adalet Bakanı olan Av. İsmail Müftüoğlu’dur. Ama ne yazık ki menfaat umduğunda Erbakan’a rağmen Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi Genel Başkanlığına getirilmesi için çalışmıştır. Ama Numan Kurtulmuş da umduğunu vermeyince onun da aleyhine dönmüştür.
Bu olay bir gerçekliği ortaya koyuyor: İnsanlar mucizeleri bile görseler nefsinin etkisinden kurtulamayabiliyorlar! Nitekim İblis de Allah’a böyle isyan etmişti; yani bile bile!
Yine konunun özüne dönersek demek ki Millî Nizam ile başlayan Millî Görüş trenine herhangi bir istasyonda binip de hiç inmeden Saadet’e kadar gelebilenler 5 yıldızlı rozetle sorgusuz sualsiz cennete gireceklerdir. Nasıl ki Erbakan’ın 38 yıl önce söyledikleri hiç hilafsız aynen gerçekleştiyse; bu şimdiki sözleri de aynen gerçekleşecektir.
Çünkü Erbakan Allah’tan hidayet, bilgi, ilham, feyiz, yardım, destek alıp himaye gören yaptığı görev için seçilmiş bir kutlu kişidir.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<<<<<<<


























