Bugünlerde açılım tartışmaları ve dağdan inen PKK’lılar konusu gündemi işgal ededursun, sessiz sedasız devam eden ve bir senesini dolduran Ergenekon davasında PKK-MİT ilişkileriyle ilgili ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Birinci Ergenekon davasının geçtiğimiz gün yapılan 116'ncı duruşmasında İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi PKK'nın MİT tarafından kurulup kurulmadığı ve terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Ergenekon üyesi olup olmadığının, Genelkurmay Başkanlığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ayrı ayrı sorulmasına karar verdi.
Türkiye nereden nereye geldi. Bundan tam 2 sene önce gazetemizin 28 Kasım 2007 tarihli 480. sayısında El-aziz’den köşesinde “MİT Nasıl PKK’yı Kurar?” başlıklı bir yazı yayınlanmış ve 5187/27 sayılı yasada geçen “Devletin kurum ve organlarını basın yoluyla alenen aşağılamak” suçundan aleyhimizde dava açılmıştı. Gerçi 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava sonuçlanmadan yeni CMUK yasası nedeniyle 2008 yılında düşmüştü ama o günlerde böyle bir iddiayı gündeme getirmek bile dava açılması için yetmişti.
O günkü köşe yazısında PKK’nın MİT tarafından kurulduğundan şüphe olmadığı belirtilmiş ancak bunun tek başına olayı izah etmekten uzak olduğu ifade edilerek şunlar yazılmıştı:
“Abdullah Öcalan Kenya’da yakalanıp paketlenerek Türkiye yetkililerine teslim edildiğinde ben yine devletin hizmetine hazırım benzeri bir ifadesi ekranlara yansıtılmıştı. Gerçek de o ki Abdullah Öcalan şu anda da devletin hizmetindedir. Ancak gözden kaçırılmaması gereken temel husus şudur: Abdullah Öcalan’a PKK’yı kurduran devlet ile onu paketlenmiş olarak Kenya’dan teslim alan devlet aynı devlet değildir.
Abdullah Öcalan’a PKK’yı kurduran, azınlıkçı Sabetayist Cemaat oligarşisinin yönetimindeki devlettir. Kenya’dan paketlenmiş olarak onu teslim alan ise bu oligarşik yapıyı tasfiye eden 12 Eylül 1980 askeri harekâtının gerçekleştirdiği Millî Devlet’tir. Abdullah Öcalan devletteki bu derin değişimin farkında değildir. Hoş, farkında olsa bile onun için değişecek bir şey olmaz…
…Abdullah Öcalan o zaman Türkiye’yi bölme misyonunu üstlenmişti; şimdi ise PKK’yı bitirme misyonu üstlenmiş bulunuyor.”
El-aziz bu yorumuyla her zamanki gibi hedefi tam on ikiden vurmuş, yaşanan son gelişmeler yazıda geçen şu 5 konuda gazetemizin haklılığını bir kez daha ispatlamıştır:
1- PKK’yı Türkiye’yi bölsün diye MİT kurdurmuştur.
2- PKK’yı kurduran güç, İttihat ve Terakkiden beri varolan Sabetayist derin devlettir.
3- Devlet 12 Eylül harekâtıyla el değiştirmiş, Milli Devlet haline gelmiştir.
4- Devletin emrindeyim diyen APO şimdi de Milli Devletin kontrolüne girmiştir.
5- O zaman PKK’yla ülkeyi bölme misyonu yüklenen APO, şimdi ise PKK’yı tasfiye misyonunu üstlenmiştir.
2 yıl önce gazetemizde gündeme gelen ve hakkında dava açılan PKK-MİT ilişkisi konusunu bugün artık devletin savcı ve hâkimleri devletin kurumlarına sormaktadır. Geçmiş dönemle ilgili bu sorunun sorulması dahi devletin el değiştirdiğini göstermez mi?
Yine Devletin Ergenekon adı altında geçmiş döneme ait derin devlet kalıntılarını temizleme kararlılığını göstermesi, ilk defa El-aziz’in haberdar ettiği ve adını Milli koyduğu Devletin tüm unsurlarıyla artık iktidarda olduğunu göstermez mi?
PKK’nın tasfiye sürecine girdiği şu günlerde dağdan inen insanların İmralı sakininin talimatıyla geldiği haber veriliyor. Bu sonuç El-aziz’in daha 2 sene önceden başladığını duyurduğu yeni APO misyonunun varlığını teyid etmiyor mu?
Bu soruların cevapları “Evet” olduğuna ve bu iddialarımız doğru çıktığına göre sizce de sıra “Milli Devletin Patronu Erbakandır” iddiamızın teyid edilmesine gelmedi mi?..
Sıkı okuyucularımız 6 ay boyunca çeşitli etkinliklerle yapılacak olan Milli Görüş’ün 40. Yılı Kutlamaları çerçevesinde bu hakikatin de güneş gibi ortaya çıkacağını yazdığımızı bilirler. Emin olun bugüne kadarki iddialarımız nasıl bir bir çıktıysa bu da öyle olacaktır. Bizi izlemeye devam edin.
HG