Televizyonlara çıkan bazı stratejik araştırma kuruluşları yöneticileri AKP karşısında iktidar alternatifi olabilecek yeni bir oluşumun henüz ufukta gözükmediğini şartlarının da pek oluşmadığını ifade ettikten sonra hemen sözü Saadet Partisi alternatif olabilir mi sorusuna getiriyorlar…
Bu soruya cevap olarak da iktidar alternatifi olma potansiyeline sahip ama Saadet Partisi iki başlı ve de iki farklı söylem dillendiriyor. Böyle giderse toplumdan beklenen teveccühü göremez diye bir hüküm cümlesi kuruyorlar.
Tabii, Saadet Partisi Erbakan ve Millî Görüş’ten vazgeçmeli, Numan Kurtulmuş ve onun yeni paradigması etrafında bütünleşmeli diyecekler ama dışarıdan gazel okumak durumuna düşüp kuşku uyandırmamak için bu noktada durup gerisini getirmiyorlar.
Ancak onların bu demek isteyip de diyemediklerini, Saadet Partisi içindeki işbirlikçi şebekenin organize ettiği yorum yazıcıları dile getiriyorlar internet sitelerine gönderdikleri yorumlarda…
Bu aklı evvel yorum yazıcıları da Saadet Partisi iki başlı bir görüntü veriyor, iki ayrı söylem dillendiriyor, bu böyle gitmez, Erbakan geri plana çekilsin diyerek gerisini tamamlıyorlar.
Böylece bir merkezden hazırlanan senaryoyu Saadet Partisi dışındaki Masonik-Sabetayist unsurlarla içerideki işbirlikçi uzantıları rolleri paylaşarak birlikte Millî Görüş camiasına karşı bir mizansen oynuyorlar.
Bu nalıncı keseri gibi hep kendine doğru yontan köftehorlar Saadet Partisi’nin iki başlılığının ve her konuda farklı politikalar dillendirilmesinin asıl nedeninin Numan Kurtulmuş’un ikiyüzlü, ihanetçi, güvenilmez, samimiyetsiz ve dönek tutumu olduğu gerçekliğini gözlerden kaçırmaya çalışıyorlar.
Numan Kurtulmuş Büyük Kongre öncesindeki tutumunu değiştirmeden sürdürüp 40 yıldır nice emeklerle oluşturulmuş bulunan Millî Görüş söylemini değiştirmeden dillendirse, Erbakan ve Millî Görüş ile farkını ortaya koymaya çalışmak yerine Saadet Partisi ile AKP’nin farkını ortaya koymaya çalışsa bu iki başlılık da iki ayrı söylem de oluşmaz.
Peki, neden iki başlılığa ve farklı söyleme yol açan Numan Kurtulmuş olduğu halde bunu ortadan kaldırmak için geri plana çekilip susması gereken Erbakan olmalıymış?
Görüldüğü gibi herifler ne kadar da uyanık!
Erbakan, uğruna hayatını adayıp bir ömür harcadığı Millî Görüş’ü 40 yıl boyunca olağanüstü bir azim ve gayretle Türkiye ve dünya siyasetinin alternatifi ve tek çözüm yolu haline getirmeyi başarmışken davasından vazgeçecek de…
Tekkeyi bekleyip çorba içmekten öte bir şey yapmadan Saadet Partisi Genel başkanlığına tebelleş eden Numan Kurtulmuş bu farklı söyleminden vazgeçmeyecek… Oysa farklı dediği söylemi AKP’ninkinden farksız!
Peki, nedeni ve gerekçesi neymiş Erbakan 40 yıllık Millî Görüş söyleminden vazgeçsin de Numan Kurtulmuş bu nevzuhur türedi söyleminden vazgeçmesin dayatmasının?
Numan Efendi Yahudi bir ailenin çocuğu olarak üstün ırktan diye mi? Yani doğuştan mı bu imtiyazın tanınmasını hak ediyor Bay Çıfıt?
Yok, öyle yağma Hasan’ın böreği…
Numan Efendi eğer gerçekten Müslüman ve mühtedi ise Müslümanlığın gereğini yapıp Millî Görüş camiasının kendisine emanet ettiği Saadet Partisi Genel başkanlığını adam gibi 40 yıllık Millî Görüş çizgisinde yürütsün.
Millî Görüş bugüne kadar birçok koalisyon hükümetinde yer alıp ülkeye büyük hizmetler yaptı. İçinden ANAP ve AKP gibi ikişer dönem tek başına iktidar olan partiler çıkardı. Refah Partisi ile seçimden birinci çıkıp liderini Başbakan yaptı…
Bütün bu muhteşem geçmişi, bu muazzam birikimi mirasyedi hovardalığı ile çarçur eden Numan Kurtulmuş ise, Masonik-Sabetayist medyanın ve köşe yazarlarının onca desteğine, pohpohlamasına ve şakşakçılığına rağmen ancak bir önceki yerel seçime göre sadece %04 oy artışı sağlayabildi.
Buna rağmen Erbakan Millî Görüş söyleminden vazgeçip geri plana çekilecekmiş de Bay Çıfıt tek başına meydanda göbek atıp kıvıracakmış.
Haydi oradan kendini bilmez edepsizler!
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<

































