TV-5’te izledim… Numan Kurtulmuş bir toplantıda yaptığı konuşmanın sonunda -sıkça formatını ve sözlerini değiştirdiği- yeminde şu sözleri katılımcılara tekrarlatıyordu:
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceğime söz veriyorum…”
İnsanlar Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceklerine dair neden Numan Kurtulmuş’a söz versinler?
Numan Kurtulmuş kimdir ki insanlardan Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceklerine dair söz alsın? İnsanlardan böyle bir talepte bulunma hak ve yetkisini nasıl kendinde bululabilir?
Her şey bir yana Allah’tan başkasına kulluk etmemek konusunda Numan Kurtulmuş biat alacak, dinde tabi olunacak, kendisine söz verilecek biri midir?
Numan Kurtulmuş’un ne ilham verecek bir samimi imanı, takvası, ihlâsı ne de örnek alınacak temiz bir ahlakı var…
Her işi bulaşık, mülevves, kirli, netameli; komplocu, entrikacı, işbirlikçi biri Numan Kurtulmuş.
Bukalemun gibi renkten renge, şekilden şekile, tipten tipe giren kılıksız, kişiliksiz; her gün yeni bir zikzak çizip farklı yönde hareket eden, bir sağa bir sola kıvıran omurgasız bir insan neden ve nasıl örnek alınabilir?
Sadakatsiz, vefasız, samimiyetsiz, güvenilmez, riyakâr, bir dediği diğer dediğini tutmaz, çelişkili, günübirlikçi, istikrarsız, kendini bilmez birini insanlar örnek alacaklar da ellerine ne geçecek?
Vıcık vıcık din istismarcılığı yapıp, müptezel, yılışık bir profil ve gayri ciddi bir siyasi tablo çizerek Saadet Partisi’ne kazandırabileceği bir şey olabilir mi Numan Kurtulmuş’un?
Haddini fevkalade aşarak insanlardan Allah’tan başkasına kulluk yapmayacaklarına dair söz almaya kalkışması ise tüm yaptıklarının üzerine tüy diken bir densizliktir.
Erbakan 40 yıldır yaptığı toplantılarda konuşmalarına ilişkin Millî Görüş partilerinin başarısı için çalışacaklarına, gösterdiği hedeflerin gerçekleşmesi için gayret göstereceklerine dair katılımcılardan hep söz alırdı. Tam bir samimiyet, tutarlılık ve karşılıklı güven içerisinde verilen bu sözler hiçbir zaman kişisel hususlara taalluk etmezdi…
Kimseden kişisel ibadetlerine, kulluk görevlerine ilişkin herhangi bir söz vermesi talebinde bulunmazdı. Sadece seminerlerde ve dar çerçeveli özel toplantılarda “Müminler her gün kıldıkları 40 rekât namazda Fatiha okurken yalnızca Allah’a kulluk edip, ne isteyeceklerse yalnızca O’ndan isteyeceklerine söz verdiklerini asla unutmamalıdır” diyerek uyarır, nasihat ederdi. Fakat Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceğimize söz veririz şeklinde yemin ettirdiği hiç vaki değildir.
Bu şekilde böyle bir söz almanın anlamı da, mantığı da, gereği de yoktur. Hele bir siyasi lider için bu asla yakışık alacak bir hareket tarzı da değildir. Esasen söz alınacak hususların gözlemlenebilir, denetlenebilir somut konulara ilişkin olması gerekir.
Ortaya koyduğu neyi varsa kötü bir taklitten ibaret, tam bir maymun iştahı ve mukallitliği ile her şeyi iğdiş eden bu ne yaptığını bilmeyen adam Saadet Partisi Genel Başkanlığına hiç layık değil, Millî Görüş’ün ihtişamına da yakışmıyor.
…Ve de bu böyle gitmez.
Bu tür şaklabanlıklarla bir siyasi parti toplumda saygınlık kazanamaz. Doğrusu Millî Görüşçülerin bu adama tahammül etmesi insanın içini kaçırıyor.
Saadet Partisi’ne asla layık olmayan, Millî Görüş’ün ihtişamına yakışmayan bu meymenetsiz adama topluca karşı gelip bayrak açmak lazım…
Bunun için daha fazla vakit geçirmeden Millî Görüşçülerin Erbakan’a başvurup göstereceği minvalde hareket etmeleri artık kaçınılmaz bir hal almış bulunuyor.
Hızla yaklaşan genel seçimden önce gereken yapılmazsa Saadet Partisi yine nal toplayacaktır.
Saadet Partisi seçim barajının altında kaldığında, masonik medya ve işbirlikçi çevrelerin yapacakları “Numan Kurtulmuş ile Saadet Partisi oyları arttı” türünden güzellemeler karın doyurmaz…
Bizden uyarması…
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<<<<<<<


























