1 yıllık gazete olmasına rağmen iki büyük organizasyonla
adından söz ettiren Nethaber Gazetesinin Sahibi
Elif Figen Aktepe
AT BİNENİN
KILIÇ KUŞANANIN
Geçtiğimiz günlerde birinci yılını Akgün Otel’de yaptığı büyük bir organizasyonla kutlayan Nethaber Gazetesi Sahibi Elif Figen Aktepe hangi zorluklarla bir yılını doldurduğunu ve bir yıla iki büyük organizasyon sığdırma başarısının sırrını gazetemize anlattı. Yerel şartlarda gazete çıkarmanın çok zor olduğuna vurgu yapan Aktepe tüm olumsuzluklara rağmen birinci yılını doldurmanın mutluluğunu yaşadığını belirtti, at binenin, kılıç kuşananındır dedi.
Öncelikle yıl dönümünüzü tebrik ediyoruz. Bir yılı doldurdunuz. Ne tür zorluklar yaşadınız?
İlk röportajı El-aziz gazetesine verdim ikinciyi de yine size veriyorum. Bu son olacak. Başka hiçbir gazeteye röportaj vermeyi düşünmüyorum.
Bu gazeteyi çok zorluklar içinde çıkardım. Sesimdeki sorundan dolayı gazeteciliğe atıldım. Çünkü radyoculuk yapamazdım. Bunun yanı sıra bir şeyler yapmak, çalışmak zorundaydım. En uygun iş buydu. Bir süre yılların gazetecisi Mehmet Topal ile beraber çalıştık, köşe yazıları yazdım. Bayağı da ses getirdi. Hatta bir milletvekilinin Elazığlılara gösterdiği ilgiyi dile getirdiğim için savcılığa bile düştüm. Ama bu benim için kamçı oldu. İyi ses getiriyor diye düşündüm ve 1 yıl önce zor şartlarda bu gazeteyi kurdum ve Allah’ın izniyle de devam etti.
Yerel gazete çıkarmanın zorluklarını bir yıl yaşamış biri olarak nasıl anlatırsınız?
Sen de çok iyi biliyorsun, bu işlerin içindesin ve başarılı yürütüyorsun. Bunun için takdir ediyorum. Gazetenin gideri çok, matbaası, dizgisi, büro kirası interneti derken 5 bin TL’yi buluyor. Ama bunun karşılığında bir geliri yok. Geçen gece ki yemeğimizde de bunun için herkesten destek istedim. Gazeteye bakış açısı okuyup bir kenara atılan, üzerinde yemek yenilip buruşturulan bir kâğıt parçası olmamalı. O gazete çıkana kadar günlerce uyumuyoruz, röportajları çözüyoruz, haber yapıyoruz, nerede bir şey olsa koşuyoruz. Cumhurbaşkanı Elazığ’a geldiğinde onu takip ederken Cuma namazı süresinde buz gibi ortamda yaklaşık 1 saat bekledik. Yani bu işin zorluğu çok…
Valimizin, Belediye Başkanımızın, iş adamlarının, özellikle sanayi odasının çok büyük önemi var. Sanayi ve ticaret odasından kendi gazeteme pek destek göremediğimi de söylemek isterim. Bünyelerinde 3-4 bin işadamı var. ETSO gazeteleri ayırmadan esnafları iş adamlarını yönlendirseler gazetecilerin maddiyat, iş adamlarının da reklam sorunu kalmaz.
Gazeteler reklam gelirleri üzerine çalışıyor. Ve reklam almak da çok zor. Bu bir ekip işi... Bu ekipte bir halka kopunca zincir kopar gider. Ben yaklaşık bir aydır tek başıma göğüslüyorum bu işi.. Gerek talihsizlikten gerekse de elemanlarımın verdikleri sözleri tutmamasından dolayı.. Yani zorluk çok... 
En zorlandığınız konu?
Adam bulmak. Ekonomi tabi ki bu işin olmazsa olmazı ama adam bulmak gerçekten zor iş. Bir hastalık oluyor, aksaklık oluyor, büromuz kapalı kalıyor. Güvenebileceğim işleri emanet edebileceğim adam bulamıyorum. Elazığ’da işinin ehli adam bulmak çok zor. Şu an İletişim Mezunu bir genç arıyorum buradan da duyurmuş olayım.
Zorluklar yüzünden artık pes edecek noktaya gelip bırakmayı düşündüğünüz hiç oldu mu?
Tabi ki sıkıldığım anlar oldu. Kulağımda bir rahatsızlık oldu. Artık bu gazete benim sağlığımı da götürmeye başladı dedim ve bırakmayı düşündüm. Bunun yanı sıra zaman zaman aile hasreti de çok çekiyorum. Bu hasret beni bırakmaya yönlendiriyor. Belki şimdi değil ama birkaç yıla kadar tamamen İstanbul’a yerleşmeyi de düşünüyorum.
Bu kadar zorluğa rağmen kalıcı olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Bu konuda şanslıyım çünkü geniş bir çevrem var. Alt yapım var. Radyo ve TV’cilikten geliyorum. Bu nedenle çok insan tanıyorum. Bunlar maddi yönü hallettiler. Çünkü kırmak istemediler, bayansın dediler. Belediye Başkanımızın dediği gibi Elazığımızın Figen ablasısın dediler. Ben şu an sitemde bulunan 12 firma ile ayaktayım. Bunların içinde Yasemin Açık Hanım, Çetin İnşaat, Nihat Demirbağ gibi önemli isimler var. Yani büyük firmalar, benim alt yapımı bilen insanlar. Ne zorluklarla yalnız mücadele verdiğimi biliyorlar. Beni ayakta tuttular, tutmaya da çalışıyorlar.
En büyük avantajım ikili ilişkilerim oluyor. Olumlu ikili ilişkiler insanın ileride geçebileceği köprü gibidir. Ne zaman nerede yardımcı olur bilinmez. O yüzden insanlarla aramı iyi tutmaya çalışıyorum. Zaten beni ayakta tutan bir unsur da bu...
Bundan sonra yeni firmalara yönelip onlarla da irtibat halinde olacağız. Yalnız önümüzde birtakım engeller oluyor, önümüzü kesmek isteyenler çıkabiliyor.
Her şeyden önce basın camiasına çık kırgınım… Cemiyet başkanımızı tenzih ederim diğer büyüklerimizden, değer verdiğimiz insanlardan gecemize insanların gelmesine engel olmak isteyenler olmuş. Onlara çok kırgınım… Özellikle bizim camiamızda kıskançlık ve çekememezlik var. Bunlara hiç gerek yok… Rızkı veren Allah’tır. Bakın bir sokak üzerinde aynı işi yapan pek çok dükkân açılıyor ama hepsi de iş yapıyor. Biri diğerini engellemeye çalışmıyor. Hepsi kendi işini iyi yapmaya çalışıyor. Biz de öyle davranmalıyız. Allah herkese ne rızık yazmışsa onu yer, fazlasını değil.
Biz nezaket gösterip gecemize çağırdık. Tabi tüm gelmeyenleri kastetmiyorum ama kimisi kasten gelmedi. Kendilerini de bilirler. Ben programıma katılan El-Aziz Gazetesine, Yeni Ufuk’a ve Kanal E ailesine çok teşekkürlerimi iletiyorum. 
Bu kadar zorlukla mücadele ediyorsunuz. Ses tellerinizdeki sorun ortadan kalksa gazeteciliği bırakıp spikerliğe döner misiniz?
Artık dönmem… 2003-2004 yıllarında işi yeni bırakmışken kanallara hatırı sayılır insanlar aracılığıyla teklif göndermiştim. Hep oyalayıcı cevaplar verdiler. Ben de kendi işimi kendim kurdum. Böylesi daha güzel… Aç ya da tokum kimseye minnet etmiyorum çok şükür… Ama gazeteyi çıkardıktan sonra ve istikrarı yakalayınca bu kez tersi olmaya başladı. Gazeteciliği bırak gel program yapmaya başla dediler. Ama bu kez de ben kabul etmiyorum. Etmeyeceğim de… Bundan sonra bu işi götürebildiğim kadar götüreceğim.
Matbaa mürekkebine bir kez bulaşan bir daha bırakmaz derler. Sizin için de aynı durum söz konusu… Nedir bu işin vazgeçilmeyen tarafı?
Spikerliğim döneminde de ilişkilerim iyiydi.. Etkim vardı ama gazete sahibi olmak ayrı tabi… Bunun prestiji çok farklı. Şimdi Elazığ Net Haber Gazetesi Sahibi olarak anılıyorsunuz. Bir prestij elde ediyorsunuz. Ve gazete ile yönlendirebilen, belirleyici olabilen bir konuma sahip olabiliyorsunuz. Bunlar da insanı cezp ediyor tabi…
Medyada prestij dediniz… Neye bağlıdır medyanın prestiji?
Tabi ki etkisine, fikirlerinin doğruluğuna, öngörülerindeki haklılığa.. Ya da yaptığı işlerdir medya organının prestiji. Bakın biz bugün Türkiye’nin bir numarası, efsane denen Kurtlar Vadisi’nin yapımcısı Raci Şaşmaz’a ve onun gibi alanında öne çıkmış pek çok isme plaket vermişiz. Benim prestijim mesela budur… Bir başkasının da fikirleridir. Öne sürer ve o fikir gerçekleşir.
Medyanın etkisi neye bağlı? Tirajına mı yoksa kamuoyu oluşturmasına mı?
Belirleyici olabilmesine.. Ortaya attığınız fikirlerin gerçekleşmesine ve bunda sizin öncü rol oynayabilmenize. Bu çok önemlidir. Diğer adı toplumu yönlendirebilmektir. Hele de bunu hayırlı işler için iyi bir niyetle yapıyorsunuz çok önemli bir iş yapıyorsunuz demektir.
Bir yıldır gazete çıkarıyorsunuz ama bahsettiğiniz sorunlar çok büyük… Buna rağmen ilimizde bir gazete bolluğu var. Sebebi nedir?
Mesela benim yanımda çalışan bir arkadaş dedi ki bu iş çok basit… Ben de yaparım. Ve yanımdan ayrıldı… Gitti birkaç ay gazete çıkardı, sonra kapattı. O zamanlar –seçim döneminde- mantar gibi gazeteler çıktı… Genelde rant için çıkıyor. Elde edebilen ediyor edemeyen de kapatıp gidiyor. Dışarıdan göründüğü gibi değil. Kirası var, matbaa borcu var, eleman sıkıntısı var… Bir anlık hevesle yapılabilecek bir iş değil…
Sizin için de seçim yatırımı gazetelerden biri dendi…
Her şey denebilir ama sonuç ortada… Ona bakmak lazım. Biz bir yıldır ayaktayız. Ve büyüyerek de devam ediyoruz.
İlimizde medyanın kıymetinin bilinmemesini neye bağlıyorsunuz?
Öneminin anlaşılamamasına… Önemini bilmiyorlar. Bizi haberlere çağırırlar, şunu da girin derler ama bu gazetenin çıkması için destek olmazlar. En azından gazetelere sırayla ilanını, reklamını ver. Onların da ayakta kalmasını sağla… El eli yıkar el de yüzü… Medyanın bu yönü bilinmiyor. Ayrıca bir husus da kıskançlık ve bununla ortaya çıkan engelleme çabaları… Gidip diyorlar ki senin filan gazeteyle aran iyiymiş, boş ver onu.. Bak biz sana daha yakınız ne ihtiyacın var ki ona gibisinden telkinler veriyorlar. Bu da bazı medya kuruluşlarının desteksiz kalmasına sebep oluyor.
Ben medyanın desteklenmesinde en büyük payın ETSO’da olduğunu düşünüyorum. Üyesi pek çok iş adamı var. Onların reklam ihtiyaçları da var tabi… Paylaştır bunları… Hem medyaya destek götürmüş hem de üyene hizmet sağlamış olursun. Tabi bunun yanında belediye, valilik gibi kurumların da medyaya destek vermeleri gerekir. Yalnız bunun sağlanması için de medyanın da birlikte hareket etmesi şart… Medya tek vücut olursa o zaman etkisi daha çok olur ve sesi daha gür çıkar. Böyle olunca da daha çabuk dikkate alınır. Ama ilimizde tam tersi bir durum var.. İnsanlık hali durumlarda en azından insanın yanında olmak lazım. Üzüntüsünde, mutlu gününde yanında ol insanların… Bunu bile çok görüyorlar. Ama kim ne yaparsa yapsın ben hep utandırmışımdır insanları… Yine de utandırmaya devam edeceğim.
Yeni projeleriniz var mı?
Ben artık internet siteme daha çok önem veriyorum. Ve etkisini de görüyorum. Mesela sitemde yazı yazan Ankara’dan bir doktorumuza bizi referans göstererek 40-50 hasta gitmiş.. Yine dışarıdan bir firma sitemizden görerek gitmiş Mis-Aş’la büyük ticari alışverişe başlamış. Yine doktor yazarlarımızdan biri Show TV’de yayınlara katılan ünlü biri… Gazetem El-Aziz gibi artık ulusala açıldı… Ben şu anda internet sitemden para kazanıyorum. Ve güncel olması için de büyük önem veriyorum.
Gazete çıkarmanızdaki amaç neydi? Bir yılda ne kadarına ulaştınız?
Evde oturmaya alışık biri değilim… Amacım bir şekilde geçimimi sağlamaktı… Ve prestijli bir iş olsun istiyordum. Çok şükür ki bunu da sağladım sayılır..
Elazığ’ı gazeteci gözüyle nasıl görüyorsunuz?
Elazığ’a ekonomi açısından bakarsak ülke genelinde olduğu gibi ilimizde de kriz yok… Bahane sadece… İnsanlar bazı şeylerden kaçmak için bahane olarak kullanıyorlar kriz ismini... Diğer yönlerden gelişmeye dönük bir şehir. Dinamikleri iyi değerlendirilirse çok kısa sürede büyüyebilecek potansiyeli var. Ve büyümeye de başlıyor.
Sorularımız bitti eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Başından beri şunu anlatıyorum. Bizi engellemek isteyenler aslında bize daha çok çalışmak için azim veriyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar Allah’ın izni ile bu gazeteyi çıkarmaya çalışacağım. Yaptığım çalışmalarımda desteğini esirgemeyen insanlara, El-Aziz gazetesine, Hocam’a sahibi Mahmut Bey’e, ve çalışanlarına teşekkürlerimi iletiyorum. Çalışmalarınızda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarılar diliyorum.
Röp: Osman Gürses
Foto: Muhammed Gürses