MHP Genel Başkanı Bahçeli, Salı günü grup konuşmasında "Başbakan sinmiştir, ortalarda görünmemektedir" diyor. Başbakan'ın ABD'de Obama'yla görüştüğü, bütün televizyonların saatlerce canlı yayın yaptığı bir anda MHP liderinin Erdoğan'ın görünmediğini söylemesi, trajikomiktir. Bahçeli, kendisi ortalığa çıkmadığı gibi, televizyon da seyretmiyor olsa gerek, Erdoğan'ı görünmemekle suçluyor.
Gelinen nokta açılımın milliyetçiliğin iki kutbunda yer alan MHP ve DTP tarafından taşa tutulduğunu gösteriyor. MHP ve DTP aynı anda tam tersi söylemlerle hükümete yükleniyor, açılımın altını oymaya çalışıyor. Söylemlerdeki paradoks kendisini gösteriyor:
DTP, PKK'nın muhatap alınmamasını, PKK'yla müzakere yapılmamasını eleştiriyor, MHP PKK'nın muhatap alındığını, PKK'yla müzakere edildiğini söylüyor.
DTP, PKK'nın tasfiye edilmeye çalışıldığını; MHP PKK'nın meşrulaştırılmaya çalışıldığını söylüyor.
DTP, PKK ve DTP'nin taleplerine sırt dönüldüğünü, ciddiye alınmadığını, devre dışı bırakıldığını; MHP, PKK ve DTP'ye taviz verildiğini söylüyor.
DTP açılımın ABD projesi olduğunu, MHP açılımın PKK projesi olduğunu söylüyor.
DTP, statükonun yeni bir kandırmacasıyla karşı karşıya olduklarını, hükümetin oyalama taktiği güttüğünü; MHP hükümetin Türkiye'yi uçuruma sürükleyecek girişimler içinde olduğunu söylüyor.
DTP, hükümetin siyasi kanalları kapattığını, partilerinin üzerine gittiğini; MHP, hükümetin DTP'yi güçlendirdiğini, önünü açtığını söylüyor.
DTP, hükümetin yönlendirdiği emniyetin sert şekilde müdahaleler yaptığını; MHP, eli kolu bağlanan emniyetin sahipsiz kaldığını söylüyor.
DTP, hükümetin PKK'yı bitirmeye dönük bir senaryoyu uygulamaya çalıştığını; MHP hükümetin acziyet ve teslimiyet içinde PKK'yı güçlendirmeye çalıştığını söylüyor.
MHP aylardır, AK Parti hükümetinin PKK'yla ve DTP'yle pazarlık içinde elele kolkola süreci idare ettiğini söylüyor, ama diğer yandan PKK ve DTP hükümeti kendilerini ciddiye almadığı için sert şekilde eleştiriyor.
Öcalan'ın cezaevinde avukatlarına söyledikleri, hükümeti ve Başbakan'ı sert şekilde suçladığını, eleştirdiğini ortaya koyuyor.
Öcalan da Erdoğan'a vuruyor, Bahçeli de Erdoğan'a vuruyor. Öcalan da Erdoğan'ı suçluyor, Bahçeli de Erdoğan'ı suçluyor. Peki MHP ile DTP ve PKK'nın hükümet eleştirisinde aynı noktada durması, ikisinin de iktidarın yürüttüğü çalışmaları tam tersi noktalardan eleştirmesi ne anlama geliyor? Çok açık. İki taraf da hakkaniyetten, samimiyetten, gerçeklikten çok uzak. İki tarafın da söylemleri gerçeği yansıtmıyor. İki taraf da açılımı AK Parti'yi güçlendirecek bir proje olarak görüyor. İki taraf da çözümsüzlüğü, tahriki, çatışmayı, ayrışmayı kendi siyasetlerine daha uygun görüyor. İki taraf da gerilimin artmasını istiyor, iki taraf da ayrışmayı tetikleyecek bir sorumsuzluk sergiliyor.
Acaba PKK'nın yirmibeş yıldır yapamadığı toplumsal ayrışmayı altı ayda başarmış olan siyasi iktidar mıdır, yoksa "bölünme, ihanet, parçalanma" söylemini toplumsallaştırmaya çalışan MHP midir?
Gerilimi artıran hükümetin attığı adımlar mıdır, MHP'nin bölünme tahrikleri veya DTP'nin toplumu ajite eden söylem ve eylemleri midir? Üç aydır hükümetin attığı hangi adım toplumu bölecek mahiyettedir, muhalefetin hangi söylemi bütünlüğü güçlendirecek olgunluktadır?
Ateşi yakan gerçekten iktidar mıdır, yoksa onlarca yıldır yanan ateşe yangın pompasıyla giden muhalefet midir?
MHP ve DTP'nin karşıt ve uç kutuplardan yapmaya çalıştığı aynı kapıya çıkıyor…
10/12/2009


























