Fırat Gazetesi Sahibi, ressam
Kemal Ergun Arslan
İLİMİZDE MEDYANIN
DURUMU İÇ AÇICI DEĞİL…
“Haydi Dersim’e Gidek” ve “Haydi Harput’a Gidek” isimli iki sergi hazırlığı içinde olan Aslan sergilerin içeriği hakkında bilgiler verdi, sanat geçmişi ve sanatçıların yaşadığı zorluklar hakkında konuştu. Gazete sahibi şapkasıyla ilimiz medyasını da değerlendiren Aslan yerel medyada tüccar zihniyetin gazeteciliğin önüne geçtiğini söyleyerek medya açısından ilimizde durumun iç açıcı olmadığını vurguladı, önümüzdeki hafta etkili bir silah olarak tanımladığı -sağlık sorunları yüzünden bırakmak zorunda kaldığı- köşe yazmaya yeniden başlayacağını dile getirdi…
Öncelikle sizi tanıyalım…
Kırk yıldır resim ve gazetecilikle uğraşıyorum. Dördüncü sergimi daha açmaya hazırlanıyorum. Bu sergimi Adana’da açacağım. Bir sergi hazırlığım da Elazığ için… 300 resim hazırlamışım. İki başlık altında çalışıyorum. Biri Haydi Dersim’e Gidek, biri de Haydi Harput’a Gidek… Yani Harput ve Dersim’in geçmişi ve bugünü ile ilgili önemli yerlerini, kişilerini resmetmişim.
Resimle tanışmanız nasıl oldu? Eğitimini mi aldınız kendiniz mi öğrendiniz?
Lisedeyken iyiydim. O zamanki hocamın büyük teşviki oldu… Daha sonraki zamanlarda da büyük ressamların atölyelerinde çalıştım. Çalışma süresi içinde bu üstatlardan biri bana sergi açacaksan dedi. 1966’da İstanbul’da bir sergi açtım. Daha sonra Elazığ’da, Adana’da Tunceli’de açtım. Yine hazırlanıyorum.
İlimizde serginize ilgi nasıl?
İlimizde de resim sanatının ilgilisi çoktur… 2007’de burada açtığım sergide bir günde yaklaşık doksan bin kişiden fazla insan seyretti. Elazığ ve Adana resme daha ilgili… Bunu gördüm.
40 yılınızı verdiğiniz resimden maddi manada bir şeyler kazanabiliyor musunuz?
Yok, bugünkü şartlarda satmak, para kazanmak çok zor... Sanatkârların o tür sıkıntıları var.
Genelde ne tür resimler çizmeyi tercih ediyorsunuz?
Genelde doğa resimleri çiziyorum. Onları da bazen resimden bakarak bazen de yerine bizzat giderek çiziyorum. Özellikle kuru havada yerine gidip resim çizmeyi tercih ediyorum. Mesela şu an çizdiğim resmi Tunceli’de Tağar Çayına gidip astarını atmıştım. Sonra da çektiğim resimden gerisini tamamlıyorum.
Portre çizimi de yapıyorsunuz..
Evet pek çok portre çizimim de var. Özellikle portre çizimlerimle ön plana çıktığımı söylesem abartmış olmam…
Kimleri çizdiniz bugüne kadar?
Portreleri çoğunlukla sipariş üzerine yapıyorum. Genelde de Elazığlıları çiziyorum. Mesela eski müftümüz Fikret Karaman, Suat Öztürk, Nihat Demirbağ, Belediye Başkanımız gibi topluma mal olmuş şahısların portrelerini çizdim.
Kaç gün sürüyor bir resmi çizmek?
Havasına göre değişiyor, bazı resim bir gün, bazısı üç beş gün bazısı da birkaç ay sürebiliyor.
Resmin zorluğundan bahsettiniz, getirisi de yok dediniz ama bunlara rağmen vazgeçilmez niçin?
Sanatkârım diyen insanlar para için sanat yapmazlar zaten. Özelliklede resim için bu böyledir. Günlük geçimlerini sağlarlarsa ne ala yoksa çoğu meslektaşım fakir ölmüştür, hatta cenazesini belediyenin kaldırdığına üzülerek tanık olduğum ressamlar var. Ressam eğer iyi ise öldükten sonra eserleri kapış kapış olur çok para eder.
Mesela Rönesans devri ressamlarının eserleri şimdi 5-10 milyon dolar ediyor.
Onların da yaşarken kıymetleri bilinmemişti?
Evet evet onlar da öyle… Mesela Goya çıldırmıştır, delirerek ölmüştür.
Kırk yıl oldu resim hayatım dediniz. Zordur ama 40 yıla kaç tablo sığdırabildiniz?
Piyasada yaklaşık bin tane toplamda ise 2000 tane vardır…
Yağlı boya mı çalışıyorsunuz sadece?
Hayır… Karakalem resimlerim de var ama ağırlıklı olan yağlı boya…
Karikatür yaptığınızı da biliyoruz..
Evet iyi bir karikatür çizeriyim… Tabi karikatür sanatı zor biraz ama ilimizde yapması çok daha zor... Büyük şehirlerde sanatkâr daha iyi yapar işini çünkü resmin kıymet bileni daha fazladır.
Büyükşehre göçmeyi düşündünüz mü?
Ben büyük şehirden buraya geldim. İstanbul’da 18 sene çalıştım. İdealim yerel bir gazete çıkarmaktı onun uğruna oraları bırakıp Elazığ’a geldim. İlk amacım yerel gazetedeydi yani resim ikinci plandaydı benim için… Yerel gazeteyi çıkarıp belli bir yol aldıktan sonra bu kez gazeteciliği ikinci plana aldım tekrar resme döndüm.
Fırat Gazetesine gelelim o zaman…
24 yıl oldu Fırat Gazetesi çıkaralı… Gazeteciliğin dışarıdan pek öyle görünmüyor belki ama işin içine girince çok büyük sıkıntıları var. Özellikle maddi anlamda çok sıkıntı çektim. Ailemden kalan tarlaları sattım. O mallar bugün elimde kalsaydı belki trilyonlarca para ederdi… Ama şimdi gazetecilik uğruna bankaya borçlu biriyim..
Gazeteciliğe sizi bağlayan nedir?
Tutku… Gazetecilik tutku işi… Olmazsa götüremezsiniz. İstanbul’da ulusal basında da çalıştım. Ben profesyonelim, bu işi diğerlerine göre daha iyi yaparım diye düşünüyordum ama bu işte profesyonel olmak çok da para etmiyor. Zaten devletin de yerel basına bakışı kötü… Ulusal basının birkaç gazetesi onlar için çok önemli… Onların tarafında onları koruyan bir grup varsa ve ayaktaysa devlete yeterli geliyor. Devlet yerel basına pek de sıcak bakmıyor desek yeridir. Çünkü yerel basın olmazsa siyasiler belki de daha rahat ederler. Böyle olunca gazete sahipleri de maddi kaynak bulmada sıkıntı içine düşüyorlar.
Türkiye genelinde 870 tane günlük 800 civarında da haftalık yerel gazete var. Bunların ilan parasından aldığı pay %4-4,5’tur. Geri kalanını da 10 tane ulusal gazete alıyor. Bu da korkunç bir adaletsizliktir.
Karikatüristlik ve ressamlığın yanında bir de ses getiren köşe yazarlığınız var…
Ağır bir ameliyat geçirene kadar yazılar yazıyordum. İstanbul’u da sayarsak 25 yıla yakın köşe yazarlığı yaptım. Dört beş yıllık aradan sonra tekrar yazmaya başlayacağım.
Ne zaman başlayacaksınız?
Arkadaşlarımdan çevremden büyük bir istek var haftaya başlamayı düşünüyorum.
İlkyazınızda hangi konuya değinmeyi istiyorsunuz?
Türkiye’de gündem her zaman zengindir ilimizde de zengin diyebiliriz… DTP’nin kapanması, kürt açılımı konuları ilgimi çekiyor. Bakalım artık.
Karikatürün iyi bir silah olduğunu söylediniz… Neden vazgeçtiniz devam ettirmek zor muydu?
Karikatüre ara verdim. Zorluğundan ziyade başıma iş açtığından… Çünkü karikatürün ana amacı eleştiridir. Ve bu eleştiri için biri seni dava edip mahkemeye giderse ceza alma riskin çok yüksek. O sebeple bıraktım yoksa ulusal çapta karikatürler çiziyordum.
Konularınızı ulusal gündemden seçmenizin sebebi nedir?
Çünkü bir valiyi, belediye başkanını karikatürize etmek çok etik olmuyor diğer şahıslar açısından da farklı handikapları var o yüzden çok nadiren işlerdim karikatürde yerel konuları…
Karikatüristlik ve yazarlık yapmış biri olarak medyada hangisini daha etkili görüyorsunuz…
Karikatür mücadele için etkili bir silah… Konuları kısaca özetleyebiliyorsunuz. Ama köşe yazısı ise daha ayrıntılı ve köklü bir biçimde fikir sunmak, ikna etmek için büyük bir unsur. O yüzden köşe yazısı daha etkili diyebilirim.
Peki gazeteciliği nasıl tanımlıyorsunuz?
Gazetecilik bir yerde eleştirmektir. Bir kamu hizmetidir. Gerçi Türkiye’deki yerel basında eleştiri yönü çok ağırlıklı değil. Görev sahası içinde yüzde 10-15’i bulmaz. Ama özellikle yerelde yapıcı eleştiri şarttır. Yerel gazete halka dönük olmalıdır. Ama bizim yerel gazeteler yöneticilere dönük genelde.. Ve eleştirici değil daha çok övücü nitelikte… Eleştirmek isteyenler de uzun süre yapamıyorlar.
Uzun sürmemesi medyada birliktelik sağlanamamasından mı kaynaklanıyor?
Basında biri tüccarlık, biri hizmet amacı güderse sonuç böyle olur. Hizmet etmek isteyen mücadeleye her zaman 2-0 geriden başlıyor demektir. İlimizde basen öyle şeyler oluyor ki başka taraflarda olsa onu yapanlar eleştiriden dışarı çıkamaz herhalde…
Uzun yıllardır medyanın içindesiniz… Nasıl bir değişim geçirdi medya?
40 yıla yakındır medyanın içindeyim. Geçmişte gazetecilik yokluk içinde yapılıyordu ama şimdi yalılarda, köşklerde gazetecilik dönemi başladı. Özellikle de ulusal basında gazetecilik kullanılarak büyük servet sahibi olunabiliyor. Bu da 12 Eylül sonrası oldu.
Şu an sağlık durumunuz nedir? Çalışmanıza bir engel oluşturuyor mu?
İlaçlarımın yan etkileri biraz rahatsız ediyor ama eskiyle oranla çok daha iyiyim. Gerçi artık gençlikteki gibi olmuyor her şey ne de olsa yaş ilerledi… Ama çalışmama engel olacak bir şey yok.
İlimizdeki medyacılık anlayışını nasıl buluyorsunuz?
Beğenmiyorum. Elazığ’daki basının da ulusal basının da eleştirilecek çok yönü var. Özellikle benden genç olan arkadaşlarımın kendilerini düzeltmelerini bekliyorum. Çünkü gazetecilik öyle geçiştirilecek bir iş değildir. Geçmişi ve geleceği etkileyen bir meslektir. Aile konumunu da düşünerek daha etkili ve düzgün, ilkeli gazetecilik yapmalarını öneriyorum. Mesela kimi gazeteciliği şantaj aracı olarak kullanıyor. Madem paraya ihtiyacın var o zaman ticaret yap. Gazetecilik ticaret amacıyla yapılamaz. Tabi işini iyi yapan, dürüst çalışanlar da var. Ama ben bazı medya sahiplerini kastediyorum.
Sizden sonrası için yetiştirdiğiniz kimseler var mı?
Var tabi… Arkamızda işimizi devam ettirebilecek insanlar yetişti.
Ailenizden resme, gazeteciliğe ilgisi olan var mı?
Yok ailemden kimse benim işime ilgi duymadı.
Elazığ’da ne zaman sergi açacaksın?
İlkbaharda falan açmayı düşünüyorum.
Açıklamalarınız için teşekkür ediyoruz, eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Özellikle gençlerin her şeye rağmen meslek ilkelerine bağlı kalarak ahlaklı bir şekilde işlerini yapmalarını öneriyorum. Çünkü böyle insanlara çok ihtiyaç var. İnşallah o günleri de görürüz. Gazetenizi de ilkeli yayınları için tebrik ediyor başarılarının devamını diliyorum.