İl Müftüsü Ömer Kocaoğul, Harput Kültürü Araştırma ve Tanıtma Merkezini gazetemize anlattı:
BÜYÜK BİR HİZMET YAPTIK
Geçtiğimiz hafta il yöneticileri ve medya temsilcilerinin katılımıyla açılan Harput Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Merkezi hakkında gazetemize konuşan İl Müftüsü Ömer Kocaoğul yapılan çalışmanın ilimiz kültürünü araştırma ve tanıtma açısından çok büyük bir hizmet olduğunu söyledi.
Merkezin kuruluş süreci hakkında bilgi alabilir miyiz?
Harput Kültürünü araştırma ve tanıtma merkezinin ortaya çıkışı şöyle oldu… Valimiz İzzetpaşa altındaki Müftülük Kütüphanesini gezerken 1-2 asır önce yazılmış tarihi eserleri görünce bunları dijital ortama aktarırsak daha iyi olur dedi. Bunun üzerine biz de dijital ortama aktaran İstanbul ve Ankara’daki kütüphaneleri gezdik. Onlar bu konuda nasıl çalışma yapmışlar tespitini yaptık, onlardan fikir aldık. Ve onların çalıştığı firmalarla görüştük. Diyanet İşleri Başkanlığının da kütüphanesini dijital ortama aktardığını öğrendik ve onlarla da görüştük. Bu ön çalışmalar neticesinde değerlendirmeler yaptık. Bir firmaya vermeden daha ekonomik olarak nasıl yapabiliriz diye düşündük. Bu konuda daha önce çeşitli yerlere bilgisayar programı yapan bir görevlimiz vardı, kütüphanedeki araştırmaları da o yapmıştı. Kendisi bu işin üstesinden gelebileceğini söyledi ve bunun üzerine bu çalışma ortamına girdik ve başardık.
Ne kadar zaman aldı?
7 ay bu konu ile ilgili çalışmalarımız sürdü. Araç gereçlerin temini, bazı kısımlarının da personelimiz tarafından yapılmasıyla 7 ay sonra faaliyete geçtik.
Siz yapmayıp da bir firmaya verseydiniz ne kadara mal olurdu?
Şu anda tek makinemiz var önümüzdeki günlerde sayıyı 5’e kadar yükselteceğiz. Bunların her birini 15 bin TL’ye mal ettik. Ama bir firmaya yaptırsaydık bilgisayarlarla beraber 50 bin TL’ye mal olacaktı…
Size talep gelse başka yerlerde de kurulum yapabilecek misiniz?
Tek iş makineyi yapmak değil.. O konuyu bilen elemanın olması şart. Bizim elemanımız bu alanda ülke genelinde ilk ona girebilecek yetenekte biri… Yani yetenekli biri lazım sadece kurmak yetmiyor.
Neden bu merkez için il kütüphanesi değil de müftülük tercih edildi?
Bu çok sorulan bir soru… Öncelikle ilimizde tarihi eserler bakımından ilimizde en zengin kütüphane bizimki çünkü Harput’tan kalma eserler bizim kütüphanemizde… Başlangıcın müftülük kütüphanesinde yapılması lazımdı. Üniversitede, İlahiyat Fakültesinde, Tarih Bölümündeki kütüphanelerde konu ile ilgili eserlerin olduğunu biliyoruz ama el yazma eserlerin çoğu bizde olduğu ve bu konuda yetişmiş Arapça, Farsça, Osmanlıca eserleri tercüme edebilecek, fihristini çıkarabilecek elemanlara da sahip olduğumuz için biz tercih edildik. Türkiye Diyanet Vakfı Elazığ Şubesi de maddi finansmanı sağlayacak güçte olduğu için bu çalışmayı başlattık. En önemlisi de böyle el yazma eserlerin günümüze aktarılması dünyanın bundan faydalanabilmesi, Harput’umuzun tanıtılması bizim manevi sorumluluğumuz olduğu için bu konuya talip olduk. Harput Kültürü çok zengin bir kültür mirasıdır. Bu kültürü ilimizin önüne koymak ve bu örnek kültürle tanınmak için önce onu öğrenmemiz öğretmemiz lazım.
Harput Kültürü tanıtma diyoruz. Dijital ortama aktardığınız eserlerin yaygın hale gelmesi için yayın çıkarma çalışmanız var mı?
Bunu sadece müftülük kütüphanesi ile sınırlı tutmayacağız. Bu proje ilimizin en büyük projesi diyebiliriz. Bizim 3 bin tane eserimiz var. Bunları dijital ortama taşındıktan sonra evlerde, tozlanmış raflarda kalmış tüm eserleri toplayacağız. Sayı belki 50 binlere ulaşacak. Bu sadece Arapça, Farsça, Osmanlıca ile de sınırlı değil. Tarihi belge niteliğindeki Türkçe eserleri de değerlendirerek bir nevi Elazığ’ın tüm tarihini ön plana çıkaracağız. İlimizde halen yayınlanan yerel gazetelerin geçmişten bugüne kadar birikmiş arşivini de dijital ortama aktaracağız. Uzun soluklu bir çalışma bu… Ucu açık... Ve oluşturduğumuz dijital arşivi de bir sene sonra kullanıma açacağız. Ve çalışmalar da yine devam edip gidecek.
Bu Harput Kültürünü Araştırma ve Tanıtma merkezi çalışmalarına yıllarca devam edecek bir sene sonra insanlar sanal ortamdan tek tıkla pek çok bilgiye ulaşabilecek.
Arşive aktarılırken ilginç bulunan eserler arada medyaya yansıtılacak mı yoksa hepsi belirli periyotlarla mı kamuoyuna sunulacak?
Elbette gerek görüldüğünde medya ile eserleri paylaşıp halkımıza da duyuru yapacağız. Ayrıca bu eserlerle ilgili araştırma merkezinin üç ayda bir yayınlanacak dergisinde çözülmüş eserlerin Türkçelerini de yayınlamayı düşünüyoruz.
Ne tür eserleri olanlar size başvurabilir?
Vatandaşımızın evinde tarihi önem arz eden Arapça, Türkçe, Osmanlıca, Farsça, 50-100 seneyi geçmiş eserlerini kendisi okuyamasa bile bize teslim etmesinde yarar var. Biz eseri sahiplenmeyeceğiz. Taraması yapıldıktan sonra kitabı sahibine veriyoruz. Ama ben bu esere sahip çıkamam size teslim edeyim dediğinde biz onu kütüphanenin demirbaşı olarak kaydediyoruz ve numarasını o vatandaşımıza veriyoruz.
Şu an başvuru kabul ediyor musunuz?
Şimdiye kadar halka tam anlamıyla bir duyuru yapmdık duyurmadık. Ama sizin vasıtanızla, medya vasıtasıyla cumalardaki vaazlarda duyuracağız. Ve 2010 itibariyle de kitap toplamaya başlayacağız.
Bir yıllık hedefiniz nedir?
Makine sayısını da 5’e çıkarınca bir yılda dijital ortama aktaracağımız eser sayısını 10.000’e çıkarmayı düşünüyoruz.
Şu an kaç personel çalışıyor?
3 personelimiz bulunmakta ama gelecek hafta 15’e kadar yükselecek sayı... Çünkü orada kitapları devamlı okuyan araştıran konusunu ele alan, fihristini çıkaran elemana ihtiyaç olacak.
Yeni makinelerden bahsettiniz onlar ne zaman devreye girecek?
Bir ay içerisinde devreye sokmayı düşünüyoruz. Canon firmasıyla görüşüyoruz pazarlık halindeyiz.
Arşive gelen belgelerin kimden geldiği yer alacak mı? Arşive ulaşanlar bu bilgiyi öğrenecek mi?
Tabi… Arşive alındıktan, dijital ortama aktarıldıktan sonra kimden alındığı ve belgenin orijinaline nasıl ulaşabileceği adresi ile birlikte belirtilecektir.
Yine çok merak edilen konulardan biri de merkezi ezan sisteminden vazgeçilmesi? Neydi bu uygulamadan vazgeçme sebebi?
Biz sayın valimizle bu konuda bir karar aldık. Kararı alırken de ön plana aldığımız husus şu idi… Bizim Harput Eğitim Merkezimiz var. Bu merkez sadece ilimiz değil bölgede hizmet veren din görevlilerinin eğitim gördüğü bir yer… Böyle bir merkezimiz varsa kendi görevlilerimizin de ezan yönünü geliştirelim dedik. 30 kişiyi kapsayan yeni bir ezan kursu açıyoruz. Tabi sonra tekrar açacağız bu kurslardan… 5 hafta sürecek ilk kursumuz. Diğerleri de yine iki sınıf halinde 15’er kişiyi alacağız ve eğitim vereceğiz ezan konusunda. Ve inşallah 6 ay sonra ya da bir yıl sonra daha güzel ezan dinlemeye başlayacağız.
Aynı sıkıntı bazı vaizler için de söz konusu… Türkçesi kötü olan vaizlerimiz var…
Vaiz konusunda geçmiş yıllara göre iyi durumdayız. 5 hanım, 5 de erkek vaizimiz var. Zaman zaman bunları ilçelere, büyük beldelere kalabalık camilere gönderiyoruz. İnşallah bu yıl itibariyle de köylere göndereceğiz. Tabi ki bazı eksikler de oluyor. Ama inşallah onları da benzeri eğitimlerden geçirerek daha iyi hale getireceğiz.
Toplumda artık dini değerlere dönüş başladı… Bu size de talep olarak bir artış getirdi mi?
Son yıllarda tüm dünyada semavi dinlere bir yöneliş var. Özellikle de Müslümanlığa büyük bir ilgi var. Tabi böyle olunca vatandaşların bilgilenme isteği de artıyor. Ve biz de bu ilgiye karşılık vermekten zevk duyuyoruz. Bizim çok şükür personel sayımız da bu taleple orantılı olarak artıyor. Mesela şu an 120 tane Kur’an Kursu öğreticimiz var. Sözleşmeli ve kadrolu olarak… Ayrıca bizim il merkezinden 47 tane Kur’an Kursumuz var. Bu da toplumumuzun isteğinin arttığını gösteriyor.
Toplumda dine yöneliş artınca ibadethaneler de yapılıyor? Bunlarda yönlendirmeniz oluyor mu? Bazı yerlerde yerine uygun olmayan yapıtlar görüyoruz…
Özel vakıflara ya da şahıslarda pek olmuyor. Ama bize ait olan yerler muhakkak bizim kontrolümüzden geçiyor ve gerekli müdahaleyi yapıyoruz.
Peki cami olarak genelde hangi tip projeyi öneriyorsunuz?
Cami en çok yeri nasıl elde ederim anlayışıyla yapılmalı… Altı gen, sekiz gen cami olmaz. En uygunu da bu yüzden kare camiler…
Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
İl merkezi ve beldelerimizde 500, ilçelerimizle 1300’ü aşan personelle ilimize en iyi hizmeti vermenin gayretini gösteriyoruz. Ayrıca evlerinde değerli eserleri olanların merkezimize muhakkak gelip başvurmalarını istiyoruz. Bu konuda en büyük desteği görsel ve yazılı medyadan bekliyoruz. Bu desteği esirgemeyeceğinizi de biliyoruz. Çünkü bu proje badece müftülüğün değil Elazığ’ın meselesidir. Elazığ’ın tarihini çıkarma ve bu manevi mirası gelecek nesillere aktarma açısından hepimiz için çok önemlidir. Ayrıca halkımızın bu konuda eserleri bize ulaştırmalarını, saklamamalarını rica ediyorum. Rafta, dolapta, karanlık bir bodrumda saklanmış kitabın kimseye faydası olmaz. Bunun mutlaka insanların istifadesine sunulması için halkımızın duyarlı davranacağına inanıyorum. Bu hizmete eser vermenin sevabı gizlenip saklanınca da vebali vardır. Gazetenize bu büyük hizmete önem verdiği için teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Röportaj: Osman Gürses
Fotoğraf: Muhammed Gürses