Karakter Boyutu A A A
BULUŞLAR İHTİYAÇTAN DOĞAR
29 Ocak 2010 Cuma 23:34

Araçlarda park etmeyi kolaylaştıran mekanizma ile ulusal gündemde adından çokça söz ettiren Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pıhtılı patent aldığı yeni buluşu hakkında gazetemize konuştu.
 
Kısaca sizi tanıyarak başlayalım…

 

1960 Elazığ doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Elazığ’da tamamladıktan sonra 1985’de Fırat Üniversitesi’nden mezun oldum. Bir yıl sonra mezun olduğum Makine Mühendisliği bölümünde asistanlığa başladım. 1988’de yüksek lisansı, 19991’de 9 eylül Üniversitesinde doktorayı bitirdim. O yıllardan beri çalışmalarımız sürüyor.

 

Basında adından çokça bahsedilen gidiş yönüne dik hareket ederek park eden araç projeniz hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Bu çalışmam 2000 yılından beri devam ediyor. 2003-2005 yıllarında bitirdim. Bu projeyle NTV mucitler yarışmasına katıldım, orada bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine patent almaya karar verdim. 2007’de patente müracaat ettik. Değerlendirmesini Avusturya yaptığı için yaklaşık 2 yıl sonra 2009‘da patentimizi aldık. Bunun yanında pek çok projemiz var şu an patent alma aşamasına gelmiş…

Park problemini çözme fikri nasıl ortaya çıktı?

 

Problem olmadıkça ve düşünmedikçe ortaya bir ürün çıkmaz. Bu projeler sürekli karşılaştığımız problemlerin ürünleri. Arabanız var park edemiyorsunuz, nasıl daha kısa sürede park edebiliriz, nasıl daha fazla park alanı çıkarabiliriz diye düşünmeye başlıyorsunuz haliyle... Her şey için bu böyle ilk etapta ihtiyaca binaen çıkar ortaya. Bizim tasarladığımız ürün tek amaca hizmet etmiyor aslında; hem kısa sürede park edebiliyorsunuz hem park alanını % 25 oranında artırabiliyorsunuz hem de kısa sürede arabayı kaldırıp zincir takabiliyorsunuz, lastik değişebiliyorsunuz, patinaja düşme ihtimali ortadan kalkıyor, etrafa hasar vermiyorsunuz, yakıttan tasarruf ediyorsunuz, çevre kirliliğini azaltmış oluyorsunuz… Bin metrelik bir alana normalde 204 araç yerleşirken bizim projemizle 245 araç yerleşebiliyor bu da park alanı problemini azaltmış oluyor.

 

Park etme mekanizmasını daha geliştirecek misiniz?

Tabi ki… Bazı basit sistemlerle daha mükemmel hale getirilebilir… Mesela boş yere geldiğinizde aracın sığıp sığmayacağını size hesap edip söyleyecek bir sistem eklenebilir.

 

Size ne kadara mal oldu?

Tekeri sanayide kimde çıkma var oradan aldık, hidroliğini, kaportasını aynı şekil… Aküyü kendi laboratuarımızda vardı kullandık. Uzaktan kumandaya sadece 50 TL ödedik. Yani bize çok pahalıya mal olmadı ama sıfırdan yapmaya kalkarsan 1-2 bin lira arası tutar tahminimce…

 

Peki, bu yaygın hale getirilebilecek mi?

 

Getirilebilir tabi…  Bunun masrafı 1,5 – 2 bin TL arası değişiyor. Ek bir masraf olarak görünse de öyle değil. Sıfır araçlarda proje ona göre hazırlanabilir. Bu şekilde daha uygun olur. Kullandığımız araçlara adapte etmek de kolay ama biraz daha masraflı olur. Ya da sonradan eklediğimiz için problemli olabilir.

 

Size böyle teklifler geliyor mu?

Türkiye’nin kendine has projesini yaptığı arabaları yok. Bu sebeple tasarımda bir değişiklik yapılmıyor... Hatta bunun için müracaat ettiğim bir firmadan gelen cevapta şöyle diyordu araçlarımızın imalatını Amerika veya Japonya’da yaptığımız için böyle bir yetkiye sahip değiliz. Yurt dışı için de projemizin İngilizce çevirisini yaptık müracaatlarımızı yapacağız.

 

Peki, başka projeleriniz de var mı?

Yakında bitecek projelerim var. Uzaktan kumandalı güneş enerjisiyle çalışan çim biçme makinesi, hidrolik sistemle 5 kata kadar çıkabilecek asansör sistemi, bununla birlikte ağacın boyuna göre kendini ayarlayabilen ilaçlama aparatı geliştirdik. Tavan vinci dediğimiz bir çalışmamız var ve sensorlu ayakkabı temizleme cihazı yaptık çalışmalarımız da devam ediyor.

 

Çalışmalarınızda öğrencilerinizden yardım alıyor musunuz?

 

Tabi ki… Zaten öğrencilerimizi işin içine katmasak verdiğimiz eğitimin bir amacı olmaz. Eğitim teorikle pratiği bir arada yürütmektir, biz de bunu yapıyoruz. İlk teklif, ilk düşünce bizden geliyor sonra öğrencilerimizle beraber uygulamaya koyuluyoruz.



Fakülte mezunlarına bakıyoruz da bilim alanında bir şey üretelim derdinde değiller daha çok kamu sektöründe özel sektörde işe girelim düşüncesindeler bu boşluk nerden kaynaklanıyor? Üniversitelerin bir eksikliği mi?

Aslında üniversitenin değil de sistemin eksikliği desek yeridir. Biz üniversite olarak daha çok bölüm olarak gayet yüksek bir performansımız var.

Türkiye’de ilk 5 içerisindeyiz. Mühendislik Değerlendirme Kurulu (MÜDEK)’e üyeyiz…

Üniversiteler MÜDEK’e üye olmak için yarışıyorlar. Mezuniyetlerde diplomalarımızda MÜDEK de geçiyor ve Avrupa’da da bu diplomalar geçerli oluyor. Biz 3-4 yıl önce üye olmuştuk halen de üyeliğimiz devam ediyor. Türkiye’ye baktığınız zaman Gazi Üniversitesinde, bizde, 9 Eylül Üniversitesinde, İTÜ’de var ama pek çok üniversitede bu üyelik yok.

Sizin bahsettiğiniz sorun şuradan kaynaklanıyor; Türkiye’mizde bilhassa Elazığ’ımızda sanayi yok, sanayi olmayınca mecburen mezunlarımız kendini memurluğa yöneltiyor. Oysa İstanbul’da, Bursa’da, Gebze’de fabrikalardan adım atacak yer yok.  Malatya’da 3. Organize Sanayi kuruluyor. Bizde sanayi yok…

Düşünün bu kadar projemiz oldu bir sanayicimiz de açıp ne yaptın, ne yapıyorsun diye bizleri aramadı. İnsanlar çok kısa sürede köşeyi döneyim derdindeler, sanayici de masrafı olmadan, fazla bir ar-ge yapmadan üreteyim diyor. Oysa geliştirme yenilenme olmadan ilerleyemezsiniz, ürün demode olur, elinizde kalır, batarsınız. Yani ar-ge’si olmayan bir firma yükselemez.

Bir ülkenin üniversitesi ne kadar gelişmişse o ülke de o denli ayakta durur, kalkınır süper ülke dediğimiz ülkeler arasına katılır. Çünkü teknik, bilim, teori üniversiteden çıkar. Şimdi bir buluş bir proje yaptım bende duruyor ama sanayi olunca onu alacak kullanacak üretecek ortaya çıkaracak. Dolayısıyla o ülke de kalkınacak.

 

Kendimizi küçük görmeye şartlanmışız

Buluşunuz hakkında nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Biz bu ürünümüzün patentini aldığımız için %90 olumlu şeyler duyuyoruz ama arada da yersiz kırıcı tenkitler oluyor. Yok efendim niye ODTÜ bulmamış da Fırat bulmuş… Niye Japonlar değil de Türkler? Biz kendimizi hep küçük görme, aşağılama eğilimindeyiz nedense… Çin ortada olmayan bir ülke iken kopya yapa yapa devleşiyor iş kopya ile başlar. Sen de kopya ile başla işi kavra sonra üretimini yaparsın. Şimdi hem Çin’i tenkit ediyoruz hem onlara muhtaç ediliyoruz yavaş yavaş… Arabayı oradan alıyoruz başka bir sürü şeyi Çin’den getiriyoruz. Öyle anlaşılıyor ki yeni süper güç Çin olacak…

İsrail de aynı şekilde yeri yurdu yok ama biz ne yapıyoruz teknolojimizi oradan alıyoruz. Tohumlarımızı falan… Bu üniversitelerinin verdiği eğitimden kaynaklanıyor.

 

Bizim üniversite sistemimizin eksikliği nerede?

Bizim üniversitelerimizde aldığınız patente, geliştirdiğiniz ürüne değil yaptığınız yayına önem veriliyor. Herhangi bir dergide projen yayınlanınca puan alıyorsun ve o puanla doçent ya da profesör oluyorsun. Avrupa ve Amerika’da böyle değil. Oralarda en ufak bir buluşun patenti alınıyor, ona göre derece kazanılıyor. Bu da üretime sevk ediyor insanları.

2000 yılında bir yayın yaptım Almanya’dan arayıp o projeyi istediler. Ne yapacaklar onu kullanacaklar, üretim yapacaklar. Ülkemizde üniversite sisteminde çok büyük eksiklikler, yanlışlıklar var. Özellikle YÖK’ün bunun üstüne gitmesi lazım. Bakın Van’da bir çobanın 17 tane patenti var. Adam çobanlık yaparken fikir de üretip hayata kazandırıyor. İşte bizim yapacağımız yeni bir sistemle bu beyinleri ülkeye kazandırmamız lazım.

ASELSAN, TAİ gibi kuruluşlarımız var alanında çok ileri durumdalar. İşte bunu sadece askeri alanda bırakmayıp genel anlamda da teknolojik gelişim göstermemiz lazım.

 

İhtiyaç oluyor aklımıza geliyor üretiyoruz dediniz. Şu an düşünce aşamasında olan hayata geçirmeyi istediğiniz bir proje var mı?

Siz şu an burada gazeteci olarak değil de iş adamı olarak bana gelseniz ve fabrikamda şu yönde bir eksikliğim, problemim var deseniz biz ona göre kafa yorar bir şey bulmaya çalışırdık. Matematik, fizik problemi gibi bu iş… Tıkanılan yerde size gelecekler ki yardımcı olunabilsin. Buluşlar ihtiyaçlardan doğuyor.

 

Az önce bahsettiğiniz projeler ne durumda?

Onların %90’ı bitmiş durumda… Şu an uzaktan kumandalı güneş enerjisiyle çalışan çim biçme makinesi üzerinde çalışıyoruz. O da bitmek üzere…

 

Onlara patent alacak mısınız?

Patent almak öyle kolay olmuyor. TÜBİTAK destek veriyor ama bir yere kadar. Çünkü çok masraflı bir iş… Park etme projeme de NTV’ye çıktığım için patent aldım. Oradaki bazı arkadaşların çalarlar, taklit ederler telkinlerinden dolayı patent aldım. Yoksa o proje için de patent düşünmezdim. Çünkü bahsettiğim gibi sistem bizleri patent almaya değil yayın yapmaya yönlendiriyor. Patent alıp ne yapacağım ki... Aslında böyle düşünmemek lazım ama ne yazık şu an öyle bir işleyiş var. Öyle düşünmesen ilerleyemiyorsun.

Şu an ülkemizdeki en büyük sorunlardandır bu aslında… Bilim insanları beyinlerini yayın yapmaya odakladıkları için ona yönelik düşünüyorlar. Hâlbuki patente yönelik bir işleyiş olsa o zaman görün ne büyük üretimler yapılacaktır.

Bir örnekle anlatayım… Bursa’da masterımı yaparken bir olaya tanık oldum. Bir yay fabrikasında çalışan işçi orada çalıştığı süre içerisinde her gün o yay makinesinin ölçüsünü almış ve emekli olduğunda aynı makineden kendisin yaparak emekli olduğu fabrikayla rekabete girebilecek güce erişmiş. Yani halkımızın kafası çalışıyor yeter ki gayret edelim. Ve de gayret etmeye yönlendirelim…

  

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Biz yapılan işlerin sonuçlandırılmasını istiyoruz. Ülkemize, dünyamıza fayda versin istiyoruz. Mesela bir buluşa patent aldık ama elimizde kalırsa bir şeye yaramaz. Bunlara sahip çıkılmalı, destek verilmeli…
 
Fotoğraf: Muhammed Gürses
Röportaj: Osman Gürses

234 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Hürriyet yazarı Oktay Ekşi başyazısında Elazığ yerine El-Aziz ismini halk istemez diye yazdı. Gerçekten öyle mi?
Asla istemem
El-aziz ismini tabii ki isterim
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» HEDEF ADİL DÜZEN
» ELAZIĞSPOR DOLUDİZGİN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» NUMAN KOPMA NOKTASINDA
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» ERBAKAN/ '28 ŞUBAT BAŞARILI OLAMADI'
» DÜN DE, BUGÜN DE!
» KERPİÇ EVLERİN FATURASI
» DEPREMLE İLGİLİ SON GELİŞMELER!
» HEDEF ADİL DÜZEN
» Genç/ MİLLİ GÖRÜŞÇÜ BİR TEK ERBAKAN
» ERBAKAN'A RAĞMEN İTTİFAK ISRARI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com