Karakter Boyutu A A A
HER GELEN İZ BIRAKMAK İSTER
17 Şubat 2010 Çarşamba 18:56

Habercilikle başlayıp köşe yazarlığı, editörlük ve bir medya kuruluşunun zirvesi sayılan Genel Yayın Yönetmenliği görevine gelen tecrübeli gazeteci Vehbi Coşkunu bu haftaki röportaj sayfamızın konuğu yaptık.
Kanal 23’ün çiçeği burnunda
Genel Yayın Yönetmeni Vehbi Coşkun:
HER GELEN İZ BIRAKMAK İSTER

4 yaşında babasının aldığı top ve forma ile futbola başlayan ve bu alanda basamakları tek tek çıkarak önce futbolculuk ardından hakemlik ve teknik direktörlük görevlerinde bulunan daha sonra habercilikle başlayıp köşe yazarlığı, editörlük ve bir medya kuruluşunun zirvesi sayılan Genel Yayın Yönetmenliği görevine gelen tecrübeli gazeteci Vehbi Coşkun’u bu haftaki röportaj sayfamızın konuğu yaptık.

Coşkun sporla tanışmasını ve medyaya giriş hikâyesini gazetemize anlattı. Kanal 23’teki yeni görevi hakkında da konuşan Vehbi Coşkun göreve talipli olarak değil çağrılarak geldiğini belirtti. Elinden gelenin en iyisini yapacağını ifade eden Vehbi Coşkun bir göreve gelen her insan iz bırakmak ister dedi. Coşkun Kanal 23’te yapmak istediği yenilikleri gazetemize anlattı.

Sizi tanıyarak başlayalım…

1956 Elazığ doğumluyum. İlköğretimi Mehmet Zeki İlkokul’unda ve Devrim Ortaokulu’nda tamamladıktan sonra Atatürk Llisesinden mezun oldum. Üniversiteyi Erzurum’da okudum. Tokat’ın Zile ilçesinde öğretmenlik hayatıma başladım. 2 yıl sonra tayinimi Elazığ’a istedim ve Sivrice Lisesinde 5 yıl müdür, müdür yardımcılığı, öğretmenlik görevi yaptım. Tayinim Afyon’a çıktı ama Elazığ’a olan düşkünlüğümden dolayı gitmek istemedim, eş durumundan tayinimi Elazığ’a aldırdım. Elazığ merkezde Yüzüncü Yıl Orta Okulunda ve Balak Gazi Lisesinde görev yaptım. 2004 Eylül ayında emekli oldum.

Medyayla nasıl tanıştınız?

Dedem fotoğrafçıydı aile büyüklerinden de birçok kişi İstanbul’da yazar çizerlikle uğraşıyorlardı, basın ailenin kültürüne yerleşmişti. Medyaya ilgi buradan geliyordu.

Ailenin gazeteci kültürü zaman zaman siyasi makaleler de olsa haberciliğe de ilgimi arttırdı. Önceleri Yeni Gün Gazetesinde, Turan Gazetesinde amatör bazda spor değerlendirmeleri yaptım. Daha sonra Elazığspor ile ilgili haberler götürürdüm. Rahmetli Kemal Turan sağ olsun değerlendiriyordu.

Sivrice’de görev yaptığım zaman TEDAŞ’ın abonelerine yaptığı uygulamalardaki bazı farklılıkları haber yapmıştım. Ertesi gün müfettişler ilçeye gelerek bu sorunu çözdüler. Haberciliğe böyle başladım. Daha sonra Yeni Gün Gazetesinde mahlas kullanarak yazılarıma devam ettim. O zamanlar çok da merak ediliyordu yazan kim diye…

Ardından Yücel Çakmak teklif getirdi bizde yazar mısınız diye… Tabi dedim. Yine mahlas isimle yazmaya devam ettim. O zaman mahlasın bana ait olduğu ise Yücel ve benim aramda bir sırdı. Tribündeki adam ismiyle yazıyordum, çok da merak uyandırıyordu. Ardından o gazete kapandı. Ben de teknik direktörlük yapıyordum Elazığ Belediye Spor’da… Takımı 3. Lig’e çıkardıktan sonra o serüveni de kapadık. O dönemde Günışığı Gazetesinden teklif geldi ismimi gizlemeden 1998 yılının Ağustos ayında köşe yazmaya başladım. Daha sonra gazetenin manşetlerini belirlemeye kadar gitti bu iş… Bu görevim halen daha da sürüyor.

Futbola özel bir ilginiz var… Sebebi nedir?

4 yaşındayken babamın aldığı top ve forma ile futbola başladım. Amatörde oynadım. Erzurum’da üniversitede okuduğum zamanlarda Rızaiyespor’da forma giyiyordum. Elazığspor Teknik Direktörü Cevdet Soyluoğlu takımlardan futbolcu seçiyordu. Bizim takımdan da beni sorduğunda üniversitede okuduğum Elazığspor’a geçemeyeceğim söylenmişti. Bu yüzden profesyonel olma şansını yitirmiştim. Futbola babadan gelen böyle özel bir ilgi vardı.

Futbolculuktan sonra antrenör olmayı istedim. Onun için de hakemlik yapma şartı da vardı. Ben de kurslarına gittim. O zaman Osman Erdem Fırat milli hakemimiz bana hakemliğe devam etmemi, antrenörlükte yaş sınırı olmadığını, ne zaman olsa yapabileceğimi söyledi. Bunun üzerine uzun yıllar devam ettim. Daha sonraki yıllarda ilimiz hakemlerinden Dilaver Üstündağ’ın hak ettiği halde A klasmanına alınmayışı ilimizdeki tüm hakemlerin olduğu gibi bizim de şevkimizi kırdı. Daha sonra Diyarbakır’daki bir maçta dizimden de sakatlanınca artık hakemliği de bırakmak zorunda kaldım.

Hakemliğin ardından gözlemci olmaya karar verdim. O zaman sınavla alınıyordu. O dönem ilimizde hakemlik yapan bir astsubay arkadaşla beraber Gaziantep’teki kursa gittik ve sonucunda sınavı örnek gösterilen bir sonuçla kazandık. Gözlemcilik hayatım da böyle başladı. Fakat gözlemcilik çok daha yalnız olmayı gerektiriyordu. Bu da bana sıkıcı geldi. Bir yıl bu işi yürüttükten sonra Belediyespor’dan antrenörlük teklifi geldi. Daha önce Yüzüncıyıl Lisesi takımını şampiyon yaptığım bilindiği için bu teklif gelmişti. Ben de kabul ettim ve antrenörlük yaşamım başladı. Bir süre de teknik direktörlüğü sürdürdükten sonra onu da bıraktım ve bu kez de basının içine girdim.

Aktif sporculuktan medyaya gazetecilikle girdiniz. Uzun yıllar da spor bölümünde gazetecilik yaptınız. Şimdi televizyon kanalında genel yayın yönetmenliğine geldiniz. Adapte olmakta zorlanıyor musunuz?

Aslında televizyonculuğa çok da yabancı sayılmam… Daha önce çeşitli kanallarda yorum yapıyordum. En son da Kanal E’de bu görevi sürdürüyordum. Kanal 23’teki bu görevi yürüten arkadaş görevinden ayrılınca görev bana verilmek istendi ben de bazı görüşmelerden sonra kabul ettim. Yani baştan beri olduğu gibi yine çağrıldığım için bir görevi almış oldum. Göreve talip olmadım.

Talipli olmakla görevin verilmesi ayrımını özellikle vurguluyorsunuz…

Bir işe talipli olduğunuz zaman orada göstereceğiniz eksik ve kusura tolerans gösterilmez çünkü sen istemiştin denir.

Teklifi kabul etmeden önce görüşmeler yaptım dediniz. İsteklerde mi bulundunuz?

Tabi… Öncelikle mevcut durumu gözden geçirdik. Ve neler yapabiliriz, bunun üzerinde durduk. Bunun için teknik donanım açısından ve kalifiye eleman bakımından bazı isteklerimiz oldu. İkinci olarak fikirleriyle bana destek ve yardımcı olacağına inandığım İbrahim Menengiç Hocamın benimle olmasını istedim. Ama şartlarımız sadece kurumu daha iyi nasıl yönetiriz bunu sağlamaya yönelikti yoksa kendi maddi durumumuz için değildi…

İbrahim Menengiç ile Kanal E’de görev yapıyordunuz. Oradan ayrılışınız nasıl oldu?

Beraber gittik Eşref ve Murat beylerle görüştük. Kafamızda bazı fikirlerin olduğunu, bunu gerçekleştirmek için de Kanal 23’ten gelen teklifi değerlendirmek istediğimizi, buna müsaadelerinin olup olmadığını sorduk. Kendileri bizi anlayışla karşıladılar. Dostça ayrıldık yani…

Göreve geldiğiniz günden beri neler yaptınız?

Logodan başladık değişime… Bu önemliydi çünkü onunla insanlarda bir imaj oluşturuyorsunuz.

İlk zamanlar reklam ve haber programımız hariç diğer programların yayınını durdurduk. Kanal 23’te İbrahim Menengiç ile şunu konuştuk. Biz önceleri    televizyon izlerken neleri eleştiriyorsak bunları elimize imkân geçmişken düzeltelim dedik.

Bunun için öncelikle ucu açık program bırakmadık. Yani artık her programın bir süresi var.

Yine haberlerde çok eleştiri alan uzun süreli ve konuşmaların neredeyse tamamını veren haber tarzını değişerek bir süre sınırlaması getirdik. Artık her haber 3 dakikayı geçmeyecek. Tabi olağan dışı hallerde olaya göre gerekli süre ayrılacak.

Bunun yanında yeni isimleri bünyemize kattık.

Günışığı Gazetesiyle aynı medya grubuna bağlıydık ama tam bir irtibat halinde değildik bunu sağlama amaçlı çalışma başlattık. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Bedrettin Keleştimur, Yazı İşleri Müdürü Murat Kuşçubaşı ve yazarlarından Yücel Çakmak artık ayrı birer program yapmaya başladılar. Yine radyodan bize yardımcı olacak arkadaşlarımız var.

Ayrıca Cihan Haber Ajansından Metin Erol Eren kardeşimiz bizimle siyasi bir program yapmayı kabul etti.

Tabi buradaki amacımız hem kaliteli programlar hazırlamak hem de durdurduğumuz programlardan dolayı oluşan boşluğu doldurmaktı.

Aynı anda hem büromuzun hem de stüdyomuzun tadilatını yaptık. Arkadaşlar arasında yeniden bir görevlendirme yaptık. Yani en kısa sürede yeni bir dizayn yapmaya çalıştık.

Yine yayınlarımızı artık 24 saate çıkardık. Yani kanalımızda uyuma yok. Geceleri de burada bir arkadaşımız kalarak programlar arası geçişi sağlayarak sabaha kadar yayın yapmaya başladık.

Bu kadar değişimden sonra kurumdan nasıl bir tepki aldınız?

İlk yaptığımız toplantıda onların da bizlere fikirleri ile destek olmasını istedik. Bizlerin hızına ayak uydurmaları gerektiğini söyledik. Elinizden geleni yapmanızı değil daha fazlasını istiyoruz dedik. Tabi eski alışkanlıklardan vazgeçmek kolay değildi ama yine de olumlu karşıladılar, çalışmalarını ikiye katladılar. Bugüne kadar bizim de fikrimizin sorulmasını bekledik dediler. Olumlu karşıladılar yani…

Peki nasıl bir iz bırakmak istiyorsunuz?

Göreve her gelen insan bir iz bırakmak ister. Tabi ki bu yapılanlarla ve elde edilen başarıyla olmalı… Bu da zamanla olur. Halkımız yaptıklarımızı beğendikçe, onların tepkilerini aldıkça biz de taleplere gerektiği karşılığı vermeye çabalayacağız.

Kurum içerisinde ise kurallara riayet edilmesini özellikle isterim. Bu kurallara da önce benim uymam gerekli tabi ki… Bu bağlamda kurum içerisinde ve kamuoyu gözünde Kanal 23’ü bir adım öteye götürebilirsek iyi bir iz de bırakmış oluruz sanırım.

İlk iş olarak programları sıfırlamayı tercih ettiğinize göre yayın çizginizi oturtmak istediğiniz bir yer var…

Toplumun her kesiminin izleyebileceği programlar yapmak istiyoruz. Halkın aradığı şeyleri kanalımızda bulmasını arzu ediyoruz. Tabi şu anda eksiğimiz var ama imkânlarımızı arttırdıkça inşallah bu istekleri de karşılamaya çalışacağız. Ve televizyonculuk uygulamamızı biraz daha ulusal tarzda yapmak istiyoruz. Yani yerelcilikten biraz kurtulmak istiyoruz. Bu yerel haberlere yer verme açısından değil de daha çok kanalın yayın anlayışı, haberlerin sunum tarzı açısından bunu sağlamayı istiyoruz. Özelikle haberlerde bunu yapmayı istiyoruz. Çünkü iki sayfa açıklama geliyor. Aynen yayınlamayınca bu kez gönderen tepki gösteriyor. Bu anlayış artık değişecek… Ulusalda cumhurbaşkanının bile açıklaması çok kısa özet şeklinde veriliyor, bizde bir açılış olunca katılan herkesin tüm konuşmaları aynen veriliyor. İnşallah bunu değişmekle başlayacağız. Tabi ki bazı ulusallar gibi konunun anlaşılmasını engellemek değil maksadımız.

İlimiz medyasının da en önemli sorunlarından biri etkili olamaması bunu neye bağlıyorsunuz? Konuları ele alış tarzı mı yetersiz yoksa konulara medya kuruluşlarının birlik halinde yaklaşmamasından ortak bir gündem oluşturamamasından mı?

Her medya kuruluşunun, temsilcisinin, mensubunun kendine ait görüşü vardır. Onlar doğrultusunda olayları değerlendirir. Ama bu değerlendirmeyi herkes sadece kendi seçtiği konu üzerinde yapınca ve bir başkaları da bu konuyu da görmezden gelince bu haliyle sesin de cılız çıkmasını sağlıyor. Bir elin nesi ver iki elin sesi var boşuna dememişler.

Seçimler hızla yaklaşıyor. Son olarak sizden genel bir siyasi durum değerlendirmesi alabilir miyiz?

Halkımızın muhafazakâr yapısı ilimizde genelde muhafazakâr partileri hep ön plana çıkarmıştır. İlimizde hep de bir gelenek vardı, mağlup partiden yana oluş… Ama son zamanlarda bu anlayış değişmeye başladı. Gerçi sahipsizlikten yine de kurtulamadı ama…

Halkımız ülkenin genel eğiliminden etkileniyor. Geçenlerde televizyonumuzda bir halk söyleşisinde genel kanı olarak şu vardı… Vatandaş iktidar partisini onaylıyor ama ilimiz milletvekillerinin değişmesi şartını koyuyordu. İktidar partisinin kamuoyunda oluşan bu eğilimi değerlendireceğini umuyorum. Kısacası seçimleri iktidar partisinin listesi yönlendirecek diyebiliriz.

Fotoğraf: Muhammed Gürses

Röportaj: Osman Gürses

 

626 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Yardım gemisi için sizce İsrail'den izin alınmalı mıydı? Bu konuda Türkiyen'nin tavrı mı yoksa otoriteye başkaldırmama anlayışı mı doğrudur?
İsrail'den izin alınmalıydı. otoriteye başkaldırmamak lazım.
Türkiye'nin tavrı doğru, izne gerek yok.
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
Milli Gazete abonelerini tek tek dolaşıp Erbakan'a ihanet ettiği gerekçesiyle gazeteyi kesmelerini söyleyen geri zekâlı ya da fırsatçı kişilere asla itibar edilmemelidir.
ERBAKAN'A MUHTEŞEM KARŞILAMA
Milli Görüş tarihinde kayda geçecek muhteşem bir coşkuyla karşılanan Milli görüş Lideri 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakanın İstanbula gelişi bayram havasındaydı.
Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
Milli Görüş lideri Prof.Dr. Necmettin Erbakan Ajans5.com'un sponsor olduğu AGD'nin ev sahipliğini yaptığı iftarda konuştu...
200 KİŞİYLE MİTİNG YAPTILAR
Milli Görüş liderine başkaldırarak Saadet Partisi'nin üzerine kara bir bulut gibi çöken Numan Kurtulmuş zihniyeti medyadan gördüğü desteği SP tabanından ve milletten göremedi. Kurtulmuş Arnavutköy'de 200 kişiyle miting yaptı.
EVET EKSENİ KAYIYOR
Bugün de Batı Dünyasında Türkiyenin ekseni kayıyor söylemi ile çarpıtılmaya çalışılan, aslında dünyanın ekseninin kaydığı gerçekliğidir.
ERBAKAN:'SENEYE İKTİDARIZ'
Milli Görüş Lideri Prof.Dr.Necmettin Erbakan SP İzmir il başkanlığının organize ettiği iftara katıldı. Erbakan iftardan sonra yaptığı konuşmada seneye yapılacak seçimlerde SP'nin %40 oyla iktidara geleceğini söyledi.
HARUN YAHYA: AĞZINI KULAKLARINA KADAR YIRTARIM
Numanistlerin, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan'a yönelik yıpratıcı söz ve fiilleri Adnan Oktar'ı da çileden çıkardı.
» MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
» ERBAKAN'A MUHTEŞEM KARŞILAMA
» Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
» 200 KİŞİYLE MİTİNG YAPTILAR
» EVET EKSENİ KAYIYOR
» ERBAKAN:'SENEYE İKTİDARIZ'
» HARUN YAHYA: AĞZINI KULAKLARINA KADAR YIRTARIM
» Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
» EVET EKSENİ KAYIYOR
» EKREM DUMANLI'DAN İFTAR İTİRAFI
» 200 KİŞİYLE MİTİNG YAPTILAR
» MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
» BEDİÜZZAMAN VE ERBAKAN
» ÇÖZÜMSÜZ SORUN YARATILMAMIŞTIR
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com