Tarihi, tarihi yazan ve yaşayanlardan öğrenmek gerekir. Türkiye
gibi dünya ülkelerinde hergün yeni tarihler yazılır ve yeni
tarihler yapılır. Türkiye’de bu günlerde yaşananlar gelecekte daha
iyi değerlendirilecektir.
Milli görüş lideri ve 54. hükümetin
başbakanı Erbakan Hoca'nın,Türkiye’nin son 60 yıllık siyasi ve sosyal
tarihinde önemli yeri var. Sayın Erbakan 28 Şubat post modern darbesi
ile başbakanlığı bırakan bir lider. Kendisi ile önce 28 Şubat
sürecinin perde arkasını konuşacağız.
28 ŞUBAT ABD OPERASYONU
Tarihin canlı tanığı olarak, Sayın Erbakan’dan 28 Şubat süreci,
yaşananlar ve olayların perde arkasını anlatmasını istiyoruz? Soruma
tek tek cevap verirken, şu gizli belgeyi getirin diye yardımcılarına
talimat verdi. Şeffaf poşet içerisinde "ABD Dişişleri Bakanlığı’nın,
ABD’nin Ankara Büyükelçiliğine gönderdiği" yazıyı okumamız için
bana vererek şunları söylüyordu :
"28 Şubat tam anlamı ile
bir ABD operasyonu. Biz iktidara gelip Türkiye'yi ABD güdümünden
kurtarıp Dünya ülkesi yapma çalışmalarımızdan ABD çok rahatsız
oldu. Ekim 1996 tarihinde ABD devlet başkanı adına ABD Dişişleri
bakanlığı ABD Ankara Büyükelçiliğine " GİZLİ " başlığı altında
gönderdiği yazıda Erbakan’ın Başbakanlıktan indirilmesi için her
türlü eylem ve çalışmanın yapılması isteniyor. Ünlü 28 Şubat Milli
güvenlik kurulunda görüşülen bildiri maddeleri ABD tarafından dikte
edildiğini daha sonra ele geçirdiğimiz bu gizli ABD belgesinden
anladık" dedi.
Bu belgeyi yeni ele geçirdiklerini söyleyen
Erbakan "hiç bir şey gizli kalmıyor. 28 Şubat 1997'deki ünlü milli
güvenlik kurulundaki maddelerin tümü ABD gizli belgesinde de var.
Türkiye'ye yazık oldu. Türkiye çok zaman kaybetti." diye konuştu.
• ABD’NİN GİZLİ BELGESİNDE NELER VAR ?
1. Departmanımız,
Türk hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan’ın
ideolojisinden ilham alarak dış politikayı Batı’dan ayırıp Arap ve
Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirmesinden dolayı derin endişe
içerisindedir. Kanaatimizce Türkiye’nin İran, Irak, Libya, Nijerya ve Sudan ile bağlarının kuvvetlendirmek konusundaki mevcut tutumu, bizim
milli menfaatlerimize aykırıdır(düşmancadır).
2. Doğru
Yol Partisi, Erbakan’ın radikal İslami söylemlerini (taahhütlerini)
ılımlaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin Refah partisi ile
koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu Çiller’in
koalisyondan çekilmesi Erbakan’ı düşürür ve ülkeyi erken genel
seçimlere götürür. Sonuç kesin olmamakla birlikte, Refah Partisi büyük
bir ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü çıkacaktır.
3. Türkiye,
Birleşik devletlerin anahtar stratejik ortağı kalmak mecburiyetindedir
ve onun bu pozisyonunun gerçekleştirip, sürdürmede ki başarınız bizim
milli menfaatlerimiz doğrudan etkileyecektir. Türk askeriyesi, bu
sonucu elde etmeye doğru daha büyük bir çaba sarf etmesi için harekete
geçmeye zorlanmalıdır. Bu konuda ki aksiyon planlarınızı ve
yorumlarınızı bekliyoruz.
* MİLLİ GÜVENLİK KURULUN’DA NELER YAŞANDI ?
Prof.Dr. Erbakan’a, 9 saatlik milli güvenlik kurulunda neler
yaşandığını sorduğumda kısa bir sure durakladı, adeta o günleri
yeniden yaşıyor gibiydi. Kurulda ilk sözü askerler aldı. Askeri
kanat daha önce ayrı ayrı konuşuyor ve kuvvet komutanları
görüşlerini ayrı ayrı açıklıyordu. Bu kez farklı davrandılar.
Askerler "Biz karar aldık, bu toplantıda Genel Kurmay adına tek
bir kişi konuşacak ve bu konuşma Genel Kurmayın görüşü olacak
denildi. O zaman Genel Kurmay istihbarat başkanı olan Çetin Doğan Paşa söz alıp tam 5 saat konuşma yaparak sözde irtica tehlikesi ile
ilgili görüşlerini açıkladı. Kurul bildirisinin acilen imzalanarak
Hükümet tarafından uygulanmasını istediler. 5 saatlik konuşmayı sakin
bir havada dikkatle dinledim. 5 saat sonra kapıda duran Askeri
yaveri yanıma çağırıp Demirel'in önünde duran Anayasa kitapçığını
istedim ve kitapçığı elime aldığımda şunları söyledim.
NEDEN ANAYASA’NIN BİRİNCİ MADDESİNİ OKUMUYORSUNUZ
Söz
sırası bana gelmişti. Tansu Çiller ve ekibi beni yalnız
bırakmıştı. Kurulda adeta tek başıma kalmıştım. Söze Neden
Anayasanın ikinci maddesini okumuyorsunuz. Anayasanın birinci
maddesinde Türkiye’nin Sosyal bir Hukuk devlet olduğunu neden
söylemiyorsunuz diye sordum. Askeri kanadın şikayetine tek tek cevap
verdim. Tam 4 saat konuşma yaparak Askerlerlere cevap verdim.
Başbakan yardımcısı Tansu Çiller, Milli Savunma bakanı Turan Tayan
ve İçişleri bakanı Meral Akşener hiç konuşma yapmadılar.Yalnız olmama
rağmen 2 parti koalisyon hükümeti değil de, tek başına iktidar
gibi hükümeti savundum. Alınan kararların Tavsiye kararı olduğunu,
bu karanın uygulanıp ugulanmamasına hükümetin karar vereceğini
açıkladım.
DEMİREL ASKERLERİ DESTEKLEDİ
Ropörtajın bu bölümünde Sayın Erbakan’a ; Her fırsat da demokrasiden
söz eden, 6 kez gidip 7 kez gelmekle öğünen Cumhurbaşkanı
Demirel’in tutumunun ne olduğunu sordum.
Erbakan’ın cevabı çok ilginçti?
Demirel
hiç ses çıkarmadan askerlerin yaptığı konuşmayi adeta tasdik
ediyordu. Hükümete ve demokrasiye hiç sahip çıkmamıştı.
Ben 28
Şubat postmodern ABD darbesi yüzünden istifa etmedim. Bizim
hükümet ortağımız DYP milletvekillerine istifa baskısı yapıldığı
için istifa ettim . Tansu Çiller bir gün bana gelerek, partimden 50
milletvekili istifa edecek hükümet düşecek, ben bu milletvekillerini
seçimde tümü ile tasfiye edeceğim dedi..
Genel seçime gitmek
şartı ile hükümetin istifasını Demirel'e bildirme kararı aldık. 290
imza ile Demirel'e çıkıp "Bakın sayın Demirel siz bulun 226'yı
düşürün hükümeti diyordunuz. Ben de 290 milletvekilinin imzasını size
getirdim. Ben istifa ediyorum, seçime gitme şartı ile Tansu Çiller'in
başbakan olmasını destekliyorum" dedim.
Demokrasi şampiyonu
Demirel 290 milletvekili imzasını hiçe sayarak Hükümeti kurma
görevini Mesut Yılmaz’a verdi. Ondan sonrada yaşananlar malum.
KARADAYI PAŞA’DAN TEŞEKKÜR?
Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’a 28 Şubat darbesinin
mimarlarından olan Askeri kanat ile hiç görüşüp görüşmediğini
sordum. Aldığım cevap çok ilginiçti .
Bir gün Karadayı paşanın
kendisine gelip “Sayın Başbakan’ım biz ilk kez sizin döneminizde
askerler olarak çok iyi maaş aldık. İlk kez sizin döneminizde
maddi
olarak rahat ettik. Biz sizlerden şikayetçi değiliz. Sizlere
güveniyoruz.” Dedikten sora cebinden iki ayrı fotoğraf çıkarıp şu
açıklamayı yaptı .
Fotograflardan birinde Fatih Çarşambada
çekilen çarşaflı hanımlar yer alıyordu. Bu fotoğrafı gösteren
Karadayı "Sayın Başbakan bizim endişemiz Türkiye'nin bu duruma
düşmesinden endişe ediyoruz" dedikten sonra diğer fotoğrafı da
gösteren Karadayı paşa sözlerine şöyle devam etti.
“Bakın
Sayın Başbakan benim ailemde de başı kapalı hanımlar var. Ben
esker olarak babamın adına Cami bile yaptıran bir Genelkurmay
başkanıyım. Babasının adına cami yaptıran paşa dine karşı olmaz"
dedi.
Karadayı Paşaya cevaben şunları söyledim..
“Sayın
Paşam siz fotograflarla bana geleceğinizi söyleseydiniz ben de size
Almanya'nın başkenti Berlin'den çok sayıda çerşaflı hanım
fotografı gösterebilirdim. Sayın paşam örtülülerden korkmayın,
onlardan devlete ve millete zarar gelmez diye cevap verdim.
Yarın : Kıbrıs Barış Harekatı kararını kim imzaladı ?
Kaynak: Gebze Gazetesi