Karakter Boyutu A A A
VEKİLLER CEZALANDIRILMALI
11 Mart 2010 Perşembe 20:36

Elazığ'ımızın siyasi geleceğini değerlendiren Nafiz Koca, ilimizin iktidar nimetlerinden faydalanamamasının sorumlusu olarak milletvekillerini gösterdi ve "Halk, iktidar partisini değil, milletvekillerini cezalandırmalı" dedi.

Yeni Ufuk Gazetesi Sahibi Koca ile

gündemi konuştuk…

VEKİLLER CEZALANDIRILMALI

İşte Koca ile röportajımızdan başlıklar:

İlimizin siyasi geleceği nasıl şekillenir?

Son 10 yılda 9 milletvekilli iktidarda olan Elazığ neden bir bakan çıkaramadı?

İlimizin sorunlarında yerel medyanın payı nedir?

Yerel medya maddi sıkıntılarını, reklam sorunlarını nasıl aşar?

Yerel medyanın yaşadığı etki sorununun sebebi ne?

Cemiyetin durumunu nasıl görüyor?

Elazığ diasporası neden ilimize çekilemiyor? Üzerinde baskı neden kurulamıyor?

Anayasa değişikliği konusunda ne düşünüyor?

Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun milli irade karşısında kale gibi duruşu hakkındaki fikirleri neler?

Hukukla oluşan gündemde Elazığ Barosunun sessizliğini nasıl yorumluyor?

İktidar-medya, iktidar-ordu, iktidar-yargı, iktidar-muhalefet arasındaki mücadelede MHP ve CHP’nin durumunu nasıl görüyor?

Demokratik açılım, Ermeni açılımı, Kuzey Irak açılımları konusundaki fikirleri neler?

Milli İrade artık hakim konuma geldi mi? Yaşanan tartışmalar bu hakimiyetin rahatsızlığı mı?

İlin vali nasıl tartışılmalı?

Saadet Partisi’nin mevcut durumundan neden memnun değil?

Saadet Partisi’nin yeniden atılım yapması neye bağlı?

İlimizin en büyük sorunu ne?

>>>>>>><<<<<<<  

Kısaca sizi tanıyalım…

1968 Palu doğumluyum. İlk ve orta öğretimi Elazığ’da okudum. İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Şeker Fabrikasında işçi olarak çalıştım ama sendikal faaliyetlerden dolayı 28 Şubat sürecinde bazı ithamlar sebebiyle cezaevine girdim. Çıkar çıkmaz 31 yaşında askere gönderildim. Daha üç günlük askerken iş akdim fes edildi. Çok uzun zaman sendikacılıkla iştigal ettim. İş akdim fes edilince önce bir dil dershanesi kurdum. Şimdi ise kendi adıma bir kreşim, bir güzellik merkezine ortaklığım var. Aynı zamanda gazetemiz ve aile şirketimiz var. Ticari olarak faaliyetlerimiz bunlar.

Gazetemize gelince kuruluşumuz çok sıkıntılı oldu. Doğru yolumuzdan sapmama adına kamu baronlarıyla çok kez karşı karşıya geldik. Çok ağır hesaplar ödemek zorunda kaldık. 2006’da bazı yolsuzlukların üstüne gittiğimiz için Türkiye’de hiçbir yerel gazetenin başına gelmeyen bir vergi cezasıyla cezalandırıldık. Bu kez günlük çıkmaya karar verdik. O zaman da Başbakanın fakir fukaraya verilmek üzere göndermiş olduğu kömürlerin dağ başında bulunduğunu deşifre ettik. Bu kez de yine aynı ismin hıncına uğradık. Teknik takipler yapıldı. İşyerimize baskınlar oldu. Matbaalarımıza baskı yaptılar ve gazetemizi çıkaramayacak hale getirdiler. Öyle oldu ki kreşlerimizdeki çocukların ailelerine bile baskı yapıp bizlerden almalarını istediler. Sonuçta yemek üretim merkezimizi, yabancı dil dershanemi, kreşimi ve gazetemi kapamak zorunda kaldım. Ama sonuçta duruşumuzdan da taviz vermedik. Onlardan gelen gülle olsa sinemizde söndürmesini bildik.

Tek işiniz medya değil ama... Medyada birçok engelle karşılaşmanıza rağmen medyadan kopamıyorsunuz. Sebebi nedir?

Mücadeleyi seviyorum. Belki de bu sebeple Allah karşıma mücadele edebileceğim kulvarlar çıkardı. Önce Şeker Fabrikasında sendikal faaliyetlerde işçi haklarını savunduk onun bedelini ağır ödedik. Ama şikâyetçi değilim çünkü gelecek dönemde önümüzü aydınlatan meşaleler oldu onlar.

Basın hayatına 1996’da çıkardığımız Merhaba Elazığ gazetesiyle atıldık. Gazetemiz 15 günde bir çıkıyordu, çünkü teknoloji yetersizdi. O dönemde de gazetemizde tabir-i caizse fincancı katırlarını hep ürkütmüştük.  2003 yılında da Yeni Ufuk Gazetesini kurduk. Kuruluşunda üç ortaktık ama gazete ilkelerine aykırı davranılınca ortaklardan ayrılıp tek başıma yürütmeye başladım. İlk üç yıl haftalık olarak çıkan gazetemiz şimdi ise günlük yayımlanıyor. Bu zamanda da yaşadığımız sıkıntılar mücadeleden kaynaklanan sıkıntılar oldu. Nerde bir yolsuzluk, haksızlık, usulsüzlük varsa biz oradaydık. Tabi bunun için de ağır bedeller ödedik.

Yerel medyanın durumuna gelelim… Sorunlarını neler olarak görüyorsunuz?

Yerel medyanın bir sorunu yok bence. Yerel medyanın kendisi bir sorun. Bırakın yerel medyayı Elazığ’ın sorunları ele alındığında Elazığ’ın ne iktisadi ne siyasi ne ticari bir sorunu var. Elazığ’ın tek sorunu medya... Çünkü medya üzerine düşeni hakkıyla yapıp gereken olayların üzerine giderse ne ekonomik dediğimiz ne siyasi dediğimiz sorunlar kalır. Sahipsizlik sorunu da diğer sorunları da çözülür. Yeter ki medyayı düzeltelim.

Medyanın bir de etki problemi var yeterince kamuyu oluşturamıyoruz bu neden kaynaklanıyor?

Medya asli görevlerini yerine getirmiş olsa etkili olur. Biz medya derken bizim haricimizdeki medya demiyoruz. Bizim de dâhil olduğumuz topyekûn medya sorunlarından bahsediyoruz. Dolayısıyla kendini düzeltip geliştiremeyen medyanın toplumdaki etkisi pek de kalıcı olmaz.

Medyada bir sorun da iyi eleman çalıştırılamaması... Düzelmeye buradan mı başlanmalı?

Düzelme her medya kuruluşunun kendi bünyesinde başlatmış olacağı çalışmalarla olmalı. Herkes aynayı eline alıp kendi artı eksilerini görmeye çalışmalı ve hangisinin daha ağır bastığını ölçmeli. Eminim biz de dâhil olmak üzere eksimiz fazla çıkacaktır. Bu eksilerin nedenlerini bulmaya başlayınca düzelmek için de adım atmış oluruz. Bu olmadığı müddetçe de Elazığ basınında ne kalifiye eleman bulabilirsiniz. Ne bulduğunuz elemanı uygun şartlarda yetiştirebilirsiniz. Medya olarak kendimizi düzeltmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ve en önemlisi bir hareket birlikteliğinin sağlanması…

Medyamızda reklam problemi de var. Gazeteler televizyonlar olsun hepsi perakende reklamlarla geçiniyor. Hâlbuki genele baktığımızda ajanslarla çalışılıyor. Elazığ’da da böyle bir sisteme mi geçilmeli mi?

Elazığ’da artık firmalar kurumsallaşıyor. Kurumsallaşınca da ajanslar ön plana çıkıyor doğru olan da budur. Biz de gazetemiz olmasaydı reklam vereceğimiz zaman ajanslarla çalışırdık. Çünkü firma reklamı verirken hangi gazetenin tirajı, abone sayısı yüksekse onu tercih ediyor diğer gazeteler de niye ona reklam verildi de bize yok diyerek hiç etik olmayan davranışlarla firmayı yıpratmaya çalışıyor. Oysa ajans olayı çok farklı çünkü ajansın anlaştığı tek bir gazete veya televizyon değil birkaç grup vardır o grupların hepsinde firmanın reklamının yayınlanması söz konusu. Üstelik tek bir gruba vereceği para miktarını ajansa veriyor ve birkaç yerde yayınlatma fırsatı buluyor. Dolayısıyla ajansın daha sıhhatli olduğu bir gerçek.

Medyada reklam gelirleri etkini artmasıyla artar mı?

Elazığ’da 30’a yakın gazete var ama kayda değer okur kitlesi yüksek aklı başında gazete sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani 20-25 tane naylon diyebileceğimiz gazete var. Firmalar ya da insanlar niye naylon gazetelere reklam versinler ki.

Cemiyet hakkında görüşleriniz nelerdir? Cemiyeti nasıl buluyorsunuz?

Cemiyetimiz Türkiye çapında köklü cemiyetlerden biri. Kuruluş amaçları Elazığ basınını her geçen gün bir adım daha öteye taşımak, basın mensuplarının sorunlarını dile getirmek. Eşref Bey saygı duyduğumuz başkanımız. Kendisini çok seviyoruz. Ama ilk dönemleri daha çalışkandı son dönemlerde biraz yavaşlamış görüyorum. Belki Eşref Bey son dönem aday olmayı düşünmüyordu ama insanların sensiz olmayız demesinden ve teveccühten dolayı başkan oldu bunun payı var bu yavaşlamada… Ama cemiyetimiz daha güzel şeyler yapabilir.

Ben üye değilim olmayı da düşünmüyorum. Sağ olsun Eşref Bey zaman zaman üyelik için beni teşvik ediyor ama bizim yapımız belli diyorum. Bizi savunamazlar demiyorum ama savunduklarında zor durumda kalacaklarını düşündüğüm için cemiyete üye olmayı düşünmüyorum. Sonraki durum için ne olur bilmiyorum. Cemiyetin daha güzel şeyler yapmasını temenni ediyorum. En azından bir yıl içinde birkaç faaliyete imza atmalarını bekliyorum. Mesela basında kalifiye eleman eksikliği konusuna el atılabilir.

Genel seçimlere bir buçuk yıl var. Elazığ’ın siyasi geleceği nasıl görüyorsunuz?

Ortam çok karışık... Türkiye genelinde malum AKP alternatifsiz gidiyor. İvme kazanan CHP ve MHP ise başbakanın yardımcılarından daha çok iktidara destek oluyorlar. Bu da AKP’yi alternatifsiz kılıyor.

AKP Elazığ’da birçok hizmet yapmıştır. Doğalgaz, duble yol, eğitim, sağlık vs. Bunu tanıtımda AKP sıkıntı çekti. Biz zaman zaman dile getiriyoruz ilimizde AKP zamanında birçok hizmet gerçekleştirilmiştir ama bunların ne olduğunu öğrenmemiz için ne yazık ki bir taziye, bir kaza, elim bir durumun olmasını beklemişizdir ki milletvekillerimiz Ankara’dan gelsin de bize bu hizmetlerden bahsetsinler.

Söylediğiniz medyada da bir genel kanı aslında. Medya 5’i bir yerde diye tabir ediyor vekilleri… Ve milletvekilleri aracılığıyla henüz gelmiş bir hizmet yok. Bahsettiğiniz hizmetlerin hepsi iktidarın kendi politikalarıyla gerçekleşmiş. Milletvekilleri ise hizmet olunca sahiplenmek için sıraya girmişler…

Burada partinin il teşkilatına da büyük görev düşüyor, partinin Elazığ’da yeniden ivme kazanması için reform yapması, teşkilat bazında yenilenmeye gitmesi gerekiyor. Elazığ’da alternatifi olduğunu da zannetmiyorum. Şu an milletvekili adayları da belli değil. Onlar da ortaya çıkmalı ki kamuoyu desteği alabilsinler. Adayları önümüzdeki süreç gösterecek. Şu konjonktürde açılım konusuydu falan AKP’ye oy kaybettirdi dense de bence alternatifsiz konumunu sürdürüyor.

Son 10 yılda 9 milletvekilini iktidar partisine verdik ama bir tane bakan alamadık. Galiba Bingöl’ün bakanı var. Bakan çıkmamasını neye bağlıyorsunuz?

İlimize bakan verilmesi için seçilmişlerin bazı şartları da haiz olması gerekiyor; İlindeki potansiyeli, eğitim durumu, kabiliyeti, yeteneği, ilini temsil etmede yeterli olması vs. İlimiz milletvekillerini değerlendirdiğimiz zaman bu niteliklerin tümüne sahip bir vekil göremiyorum.

Milletvekillerimize biz de destek verdik çok güzel hukukumuz var ama bazı gerçekleri de göz ardı etmemek gerek. Bingöl dedik… Bingöl gibi küçük bir ilden bir Cevdet Yılmaz bakan olabiliyorsa bunu Cevdet Yılmaz’ın meziyetlerine bağlamalıyız. İlimizdeki 5 milletvekiline bakıyoruz da bakanlığı temsil edebilecek vekilimizin olmadığını da biliyoruz. Mesela Hamza Yanılmaz geçen sene yapılan bir istatistikte meclise devamsızlığı en fazla olan vekil unvanını aldı. Meclise gitmeyene bakanlık nasıl verilsin. Yanı sıra Fevzi İşbaşaran’ın konumunu hepimiz gördük. Faruk Septioğlu’nun çevresi çok ama tashihten kaybediyor. Sayın Çetinkaya için hep diyorduk ayda yılda bir gelip televizyondan 2 tane Farsça şiir okumakla kimseye bakanlık verilmez. Bu gerçekleri bilmemiz gerekiyor.

Başbakan Elazığ’a gelecek deniyor bazı açılışlar için. Geçen başbakan söyledi ülke genelinde 170 adalet sarayı var. Duble yollar, havaalanı, doğalgaz iktidar programıyla yapılan hizmetler. Elazığ’a vekillerin getirdiği hizmetler yok. Hatta çalışmak isteyen bürokratlar da bir yerde gelip tıkanabiliyorlar. İlimizde duble yollar büyük bir hızla yapılırken Ağın Köprüsüne, Pertek Köprüsüne gelince ödenek sıkıntısı çalışmayı durduruyor. Bu durumda halk cezayı iktidara mı kesmeli yoksa şahıslara mı? Yoksa alternatifiniz nedir başka bir partiye topluca tepki olarak mı oy vermeli?

Halk cezayı asla hükümete kesmemeli çünkü hükümet Elazığ için elinden geleni yapmıştır. Düşünün 50-60 yıldan beri Elazığ’ın hava alanı problemi vardı. Her gelen platforma çıktığında Elazığ’ın sorunları arasında üç büyük sorun sayardı bunlardan biri havaalanıydı biri doğalgazdı diğeri de hayvancılığıydı falan filan. AKP göreve geldiği günden bu yana Elazığ dâhil tüm illerin çok önemli problemlerini çözmüştür.

Elazığ havaalanının olmayışının bize etkilerini çok iyi hatırlıyoruz. Üniversitemiz kongre düzenleyeceği zaman bile konuk olacak hocalarımızın ilk soruları havaalanınız var mı, oteliniz var mı? Olmadığı için gelmiyorlardı. Doğalgaz problemimiz vardı o da çözüldü. Burada birilerine eksilerle dolu bir karne vermek gerekiyorsa o karneyi önce AKP’nin Elazığ uzantısı olan il, merkez ilçe teşkilatına ardından milletvekillerine vermek gerekiyor. Siz benden bir şey istemediğiniz sürece ben sizin ihtiyacınızı bilemem. İl teşkilatı milletvekillerine, milletvekilleri de kabineye sunacaklar ki kabine de hükümet aracılığı ile o hizmetleri size getirebilsin. Dolayısıyla halkın başbakanın gelişinde başbakana bir şükran borcu vardır yanı sıra olumsuz karneyi de başbakana rapor etme borcu vardır.

Vekiller zaten sıfırlanacak bundan başkası artık iktidarın da ilimizin de işine gelmez. Başbakanı biz eskiden tanıyoruz. Başbakan hangi ilde hangi bürokrat ne kadar çalışıyor, hangi milletvekilinin karnesinde neler var bunları biliyor. Dolayısıyla sayın başbakan kendi hızlarına yetişen bürokratların kimler olduğunu biliyor. Bugün bir Yasin Altınyuva her zaman söylüyoruz Elazığ için bir şanstır. Gazeteniz de bunu ödüllendirdi, onure etti. Biz de Elazığ adına gurur duyduk. Milletvekilleri gereken kıymeti vermeseler de başbakanımız Yasin Altınyuva’nın kıymetini biliyordur, milletvekilleri aracılığıyla değil de başka vesilelerle ona gereken ödeneği çıkaracağına inanıyorum. Altınyuva’nın gidişinin nedenlerini hepimiz de biliyoruz. Neden gitti? Hükümetle aynı hızda koşmasıydı sebep. Bundan da siyasi erkimiz yerelde rahatsız oldular ve biz nasıl kamu baronlarına gazeteciliğimizin bedelini ödediysek Sayın Altınyuva da başarısının bedelini o şekilde ödedi.

Elazığ’da bir başka sorun da diaspora sorunu. Diasporayı bir türlü Elazığ’a çekemiyoruz. Bir türlü Elazığ’a destek olmasını sağlayamıyoruz. Bir türlü üzerinde baskı kurulamıyor.

Elbette medyanın bu konuda bir takım sorumlulukları var. Fakat biz toplum olarak sıkıntılıyız. Bir Malatya’ya, Erzurum’a, Gaziantep’e Kayseri’ye baktığımız zaman o diasporayı görebiliyoruz. Kendi vilayetlerinin dışındaki insanları hemşeri sermayesi adı altında organizasyonlar yapıp kendi memleketine yatırımlar yapmaya zorluyor hatta o insanlar bizzat kendileri gelip yatırım yapmak istiyorlar.

Bunlar gedikleri zaman Elazığ’dakiler gibi bu ne zaman bitecek ne zaman batacak batması için neler gerekli diye düşünen bardağın hep boş tarafını gören insanlar yok. Diaspora için siyasi erkin de çok büyük sorumluluğu var. Ben il dışında olup memleketime yatırım yapacağım zaman artılarımın eksilerimin neler olacağını düşünürüm. Sonra da niçin benden önce yatırım yapması gerekenlerin yatırım yapmadığını düşünürüm.

Mesela insanların en çok konuştuğu bizim de hemfikir olduğumuz Çetinkaya Mağazalarını ele alalım. Hemen hemen her ilde var. Sayın Çetinkaya istese Elazığ Organize Sanayide tekstil üzerine bir yer açamaz mıydı? Ya da mağazasının yan ürünlerini üreten bir yer açamaz mıydı? Dolayısıyla olaya bir de bu zaviyeden bakılması lazım. Dışarıdaki insanlar bırakın Elazığ’a yatırım yapmayı, Elazığ’a yatırım yapanlara sahip çıkılmadığını görüyorlar. Geçen hafta bakan Cevdet Bey’e Keban Plastik

Fabrikasını gezdirdik. Ailevi birtakım sebeplerden kaynaklanan sebeplerle şimdi atıl durumda. Bu fabrikanın bir yılda devlete ödediği KDV milyonlarca lirayı buluyor. Şimdi bu fabrika atıl duruyor. Bunu gören iş adamı artık yatırım yapmaya yanaşmıyor. Kötü bir örnek oluşturuyor bu?

Yakın zamanda yaşadığımız valiyi eleştirme olayları ile ilgili fikriniz nedir? Vali üzerinden siyaset yapılarak iktidara darbe vurma amacıyla mı eleştirilmeli yoksa Elazığ’a hizmet açısından mı eleştiriler yapılmalı?

Sayın Valiyi eleştirirken eleştirenlere bakmak lazım diye düşünüyorum. Bunlara bakınca da resim net bir şekilde ortaya çıkıyor. Nedir o resim diye açıklayacak olursak bu kesimin muhalefet yapacağı, ilimize verebileceği bir şey kalmadığı için kendilerine bu tür şeyleri siyaset malzemesi olarak kullanıyorlar. Tepkilere bakarsak sol cenahtan CHP, DSP, diğeri MHP idi…

Eleştiri şekillerine de bakarsanız valiyi eleştirme niyetleri anlaşılıyor aslında… Eğer makamını siyasileştiren bir vali aranıyorsa iki yıl önceye baksınlar… 2 yıl önceki vali Türk Ocaklarına devletin kasasından kira yardımı adı altında para verdi o zaman makamın siyasileştiği yönünde bir tepki gelmemişti… Biri başbakan hakkında konuşuyor biri siyasi bir partiye maddi destek veriyor devlet kasasından… Bir terör mitinginde kalkıp ülkücü işaretini halka yaptıracak o isim makamını siyasete alet etmeyecek başbakanın ülkeyi geliştirdiğini söyleyen makamını siyasete alet etmiş olacak.

Son olaylarda ilginç bir gelişme de yaşandı DSP Genel Başkanı Ankara’dan buraya açıklama gönderirken il, ilçe teşkilatlarından hiç ses çıkmadı. Soruyoruz siz niye sessiz kalıyorsunuz diyorlar ki biz vicdan sahibiyiz.

Bu olayla ilgili yaptığım araştırmada iki şahıs MHP tabanını gezip olaya tepki vermesini istemiş olduğunu öğrendim. Türk Ocaklarına gitmiş onlar asla biz böyle bir olaya girmeyiz demiş. Ülküm İşçiler Derneğine gidiyorlar onlar da kabul etmiyor. Bu tabanın istemediği tavanın yapmaya zorladığı bir olay. Bu Elazığ’da MHP’ye vurulmuş en büyük darbedir diye düşünüyorum.

Ulusal gündeme değinelim biraz da… Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu milli irade karşısında kurulmuş kaleler gibi duruyor. Bu duruşu neye yoruyorsunuz? Her gelişme karşısında bazı ulusal medya organlarıyla işbirliği halinde saldırıya geçiyorlar.

Milli irade artık gittikçe hâkimiyetini daha da güçlendiriyor. Böyle olunca da bundan rahatsız olanlar ellerindeki imkânları farklı amaçlar doğrultusunda milli iradenin karşısında kullanıyor. Yargıdaki bu kriz bu sebepten kaynaklanıyor. İnsanlarımız eski insanlar değil, zihniyetler değişiyor. Teknolojinin gelişmesi ile toplumda olan değişiklik tüm yurdu çabucak kapsıyor. Dolayısıyla bu sesler de artık gittikçe kısılacaklardır diye düşünüyorum.

Peki, iktidar ordu, iktidar-yargı, iktidar-medya, iktidar-muhalefet arasındaki mücadelede MHP’nin tutumunu nasıl yorumluyorsunuz?

MHP bu tutumuyla AKP Genel Başkan yardımcılarından daha çok iktidar partisine destek etmiş oluyor. Eminim ki bu durumdan partinin tabanı da rahatsız. Bunun yerine yargıya da orduya da haddini bil diyebilecek bir söylem içine girse halktan bu kadar kopmayacaklar. Ama tabi bu Allah’ın takdiri MHP iktidar olma potansiyeli olmayan bir parti durumunda.

CHP için aynı konuda ne diyeceksiniz?

Baykal da Bahçeli gibi aynı yönde politika izliyor o da tabanından büyük bir tepki topluyor. Yani iki partinin de iktidar olma potansiyeli yok, halktan kopmuş ve izlediği politikalarla da kopmaya devam ediyorlar.

Yeni Anayasa tartışmaları gündemde… Sizce yapılmalı mı?

Yeni Anayasa yapılmalı değil yapılmasına geç kalınmış diyebiliriz. Elbette yapılmalıdır. Bu değişiklik yapıldığı takdirde etrafta seslerini yükselten ve yargının yıpratıldığını söyleyen kesimler de seslerini kısmış olacaklar. Artık sığınacakları bahaneleri kalmamış olacak. Milli irade güç kazanmış olacaktır.

Demokratik açılım, Ermeni açılımı, Kuzey Irak açılımı hususlarında neler söyleyeceksiniz?

Bunlara açılım mı yoksa yeniden birlik ve beraberliği sağlama mı demeliyiz bunu iyi tespit etmemiz lazım. Hükümetin bu yönde iyi işler yaptığı zaman o kapatılan DTP’den yapılan çıkışlara bölge insanları sokaklara dökülerek tepki gösterdiler. Düşünün 30 yıldır çözülememiş bir terör sorunu bugün bitme noktasına gelmiş… Hem de hiçbir şey verilmeden. Gerçi kimileri içi boş diyordu sonra taviz vermekle hükümeti suçlamaya başladılar ama onlar zaten Bülent Arınç’ın dediği gibi siyasetten başka her şeyi yapıyorlar.

Ergenekon’u nasıl görüyorsunuz?

Ergenekon ülkenin bağırsaklarını temizleme operasyonudur. Gerçi muhalefetimiz bu temizlenmede sürekli bağırsaklara gaz pompalıyor ama… (gülüşmeler) Olsun yine de bu muazzam bir gelişme. Önceleri dokunulmaz olanlar şimdi içeri alınabiliyorlar.

Burada benim merak ettiğim Ergenekon’un daha fazla ayaklarına dokunulduğunda Elazığ bu yapılanmanın neresinden çıkacak budur. Harput’ta bir kazıda çıkan eserlerden sonra Ergenekon’un çıkış yeri burasıdır diyen devlet erkânından birileri bu davanın neresinden çıkacak bunları merak ediyorum. Ya da 3 yıl önce ilimizdeki kurumları gezen bir astsubay tehdit ve şantajla arsaları birilerine peşkeş çekiyordu ki mahkemesi halen devam ediyor. Bu astsubay’ın yakalanan emniyet müdür yardımcısı ile alakası nedir? Bu astsubayın o zamanlar vilayete elini kolunu sallaya sallaya gitmesindeki sır neydi? Bunu kim sağlıyordu ona? Bu tür ilişkiler yumağının Ergenekonla bağlantısı nedir bunların ortaya çıkmasını bekliyorum.

Peki, yargılanan cephenin pervasız tutumlarını neye bağlıyorsunuz?

Benim de arkamda öyle yüksek rütbeli ya da dışarıdan bağlantılı birileri olsa ben de hiç konuşmama, tavırlarıma sınır koymam bildiğim gibi hareket ederim. Onlar da arkasındaki gücün farkındalar bu pervasızlık oradan geliyor. Bize bir şey olmaz mantığı var yani… Ama geçti…

Saadet Partisi’nin şimdiki durumunu söylem ve eylem bakımından değerlendirecek olursak neler söylersiniz?

Saadet Partisinin söylem ve eylemlerinde özünden çok büyük bir kopuş var. Gerçi bu 28 Şubat’ta da vardı. Saadet Partisinin en büyük sorunu kaliteli insanlarla kadro oluşturamaması… 28 Şubat’ta da o sıkıntıları böyle kifayetsiz isimler yüzünden yaşadı. Partisine liderine sahip çıkan bir tek yetkili olmadı.Tamam 28 Şubat’ın emri dışarıdan verilmişti ama buna gerekçe verenler de içerideki kadroydu biliyorsunuz durumu…

Bizzat ben yaşadım 28 Şubat sürecinde sürecin karşısında sendikal faaliyetlerle duruyordum. O zaman beni kolorduya ihbar ettiler çeşitli iftiralarla… O insanlar aslında 28 Şubat’ın mimarlarından olan partilerini mağdur eden 8. Kolorduya kendi adamları olarak sahip çıkacaklarına iftiralarla şikâyet ettiler. O insanlar teşkilatın üst kademelerinde de görevli oldular. Saadet Partisi böylesi kalitesiz insanlarla ne yapabilir ki? Saadet Partisi özüne, orijinal Milli Görüş söylemine geri dönüp kadrosunu da bu minvalde yeniden kurmadıkça beklenen şahlanışını gerçekleştiremez. Şu anda da bu dirilişten çok uzak bir tablo çiziyor zaten…

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Gazetenizin duruşunu, yayınlarını takdir ediyorum. Sürekli takip ettiğim bir gazetedir. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Röportaj: Osman Gürses
Foto: Muhammed Gürses


643 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
ANKET Diğer Anketler
Yardım gemisi için sizce İsrail'den izin alınmalı mıydı? Bu konuda Türkiyen'nin tavrı mı yoksa otoriteye başkaldırmama anlayışı mı doğrudur?
İsrail'den izin alınmalıydı. otoriteye başkaldırmamak lazım.
Türkiye'nin tavrı doğru, izne gerek yok.
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
Milli Gazete abonelerini tek tek dolaşıp Erbakan'a ihanet ettiği gerekçesiyle gazeteyi kesmelerini söyleyen geri zekâlı ya da fırsatçı kişilere asla itibar edilmemelidir.
Numan Kurtulmuş - Güçlü Türkiye Partisi flörtü
Saadet Partisi'nde 1250'den fazla delegenin sadece 310'unun oyunu alan Kurtulmuş yapılacak olan yeni kongrede Genel Başkan gösterilmezse ya da Genel Başkan seçilemezse kendisine yeni bir yol mu çizecek?
YENİ SİYASİ OLUŞUM KAÇINILMAZ OLUR
Referandum iktidar-muhalefet oylamasına dönüştürüldüğü için eğer EVET oyları yüksek oranda çıkarsa CHP ve MHP bunun altında ezilir; AKP ise ağırlaşacak siyasi yükü bütünüyle tek başına kaldıramayacağı için karşısına yeni bir oluşum çıkması kaçınılmaz olur.
ERBAKAN'A MUHTEŞEM KARŞILAMA
Milli Görüş tarihinde kayda geçecek muhteşem bir coşkuyla karşılanan Milli görüş Lideri 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakanın İstanbula gelişi bayram havasındaydı.
Siz Numan Kurtulmuş'u tanıyor musunuz? (3)
Numan Kurtulmuş Nereden Geliyor, Nereye Gidiyor? Son zamanlarda basında müthiş bir Numan Kurtulmuş furyası var. Nereden geliyor bu Numan aşkı? Bilen yok.
EKREM DUMANLI'DAN İFTAR İTİRAFI
SP'nin İstanbul İftarında yaşanılan provokasyon hadisesini Milli Görüşlü gençliğe ihale etmeye çalışan bir takım Kurtulmuş taraftarlarının çirkin yüzü daha da belirginleşiyor.
Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
Milli Görüş lideri Prof.Dr. Necmettin Erbakan Ajans5.com'un sponsor olduğu AGD'nin ev sahipliğini yaptığı iftarda konuştu...
» MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
» Numan Kurtulmuş - Güçlü Türkiye Partisi flörtü
» YENİ SİYASİ OLUŞUM KAÇINILMAZ OLUR
» ERBAKAN'A MUHTEŞEM KARŞILAMA
» Siz Numan Kurtulmuş'u tanıyor musunuz? (3)
» EKREM DUMANLI'DAN İFTAR İTİRAFI
» Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
Milli Görüş lideri Prof.Dr. Necmettin Erbakan Ajans5.com'un sponsor olduğu AGD'nin ev sahipliğini yaptığı iftarda konuştu...
MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
Milli Gazete abonelerini tek tek dolaşıp Erbakan'a ihanet ettiği gerekçesiyle gazeteyi kesmelerini söyleyen geri zekâlı ya da fırsatçı kişilere asla itibar edilmemelidir.
YENİ SİYASİ OLUŞUM KAÇINILMAZ OLUR
Referandum iktidar-muhalefet oylamasına dönüştürüldüğü için eğer EVET oyları yüksek oranda çıkarsa CHP ve MHP bunun altında ezilir; AKP ise ağırlaşacak siyasi yükü bütünüyle tek başına kaldıramayacağı için karşısına yeni bir oluşum çıkması kaçınılmaz olur.
GAZANIZ MÜBAREK OLSUN!
Millî Görüş davasının 40 haramilere bırakılamayacağını, Millî Görüş lideri Erbakanın 40 yıllık emeğinin heba edilemeyeceğini dosta, düşmana gösterdiniz. Sağ olun, var olun, berhudar olun, elleriniz dert görmesin.
Siz Numan Kurtulmuş'u tanıyor musunuz? (3)
Numan Kurtulmuş Nereden Geliyor, Nereye Gidiyor? Son zamanlarda basında müthiş bir Numan Kurtulmuş furyası var. Nereden geliyor bu Numan aşkı? Bilen yok.
ERBAKAN'DAN İFTAR AÇIKLAMASI
Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan, Saadet Partisi (SP) İstanbul İl Başkanlığı'nın verdiği iftarda çıkan olaylarla ilgili değerlendirme yaptı.
EKREM DUMANLI'DAN İFTAR İTİRAFI
SP'nin İstanbul İftarında yaşanılan provokasyon hadisesini Milli Görüşlü gençliğe ihale etmeye çalışan bir takım Kurtulmuş taraftarlarının çirkin yüzü daha da belirginleşiyor.
» Erbakan: Bünyemize karışmış çürükler temizleniyor!
» MİLLÎ GAZETE ABONELERİNİ KESTİRENLERE DİKKAT!
» YENİ SİYASİ OLUŞUM KAÇINILMAZ OLUR
» GAZANIZ MÜBAREK OLSUN!
» Siz Numan Kurtulmuş'u tanıyor musunuz? (3)
» ERBAKAN'DAN İFTAR AÇIKLAMASI
» EKREM DUMANLI'DAN İFTAR İTİRAFI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.233 93 68
Eposta: info@el-aziz.com