Yeni Ufuk Gazetesi Sahibi Koca ile
gündemi konuştuk…
İşte Koca ile röportajımızdan
başlıklar:
İlimizin siyasi geleceği
nasıl şekillenir?
Son 10 yılda 9
milletvekilli iktidarda olan Elazığ neden bir bakan çıkaramadı?
İlimizin sorunlarında
yerel medyanın payı nedir?
Yerel medya maddi
sıkıntılarını, reklam sorunlarını nasıl aşar?
Yerel medyanın yaşadığı
etki sorununun sebebi ne?
Cemiyetin durumunu nasıl
görüyor?
Elazığ diasporası neden
ilimize çekilemiyor? Üzerinde baskı neden kurulamıyor?
Anayasa değişikliği
konusunda ne düşünüyor?
Yargıtay, Anayasa
Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun milli irade karşısında kale
gibi duruşu hakkındaki fikirleri neler?
Hukukla oluşan gündemde
Elazığ Barosunun sessizliğini nasıl yorumluyor?
İktidar-medya, iktidar-ordu,
iktidar-yargı, iktidar-muhalefet arasındaki mücadelede MHP ve CHP’nin durumunu
nasıl görüyor?
Demokratik açılım,
Ermeni açılımı, Kuzey Irak açılımları konusundaki fikirleri neler?
Milli İrade artık hakim
konuma geldi mi? Yaşanan tartışmalar bu hakimiyetin rahatsızlığı mı?
İlin vali nasıl
tartışılmalı?
Saadet Partisi’nin
mevcut durumundan neden memnun değil?
Saadet Partisi’nin
yeniden atılım yapması neye bağlı?
İlimizin en büyük sorunu
ne?
>>>>>>><<<<<<<
Kısaca sizi tanıyalım…
1968
Palu doğumluyum. İlk ve orta öğretimi Elazığ’da okudum. İmam Hatip Lisesi
mezunuyum. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Şeker Fabrikasında
işçi olarak çalıştım ama sendikal faaliyetlerden dolayı 28 Şubat sürecinde bazı
ithamlar sebebiyle cezaevine girdim. Çıkar çıkmaz 31 yaşında askere
gönderildim. Daha üç günlük askerken iş akdim fes edildi. Çok uzun zaman
sendikacılıkla iştigal ettim. İş akdim fes edilince önce bir dil dershanesi
kurdum. Şimdi ise kendi adıma bir kreşim, bir güzellik merkezine ortaklığım
var. Aynı zamanda gazetemiz ve aile şirketimiz var. Ticari olarak
faaliyetlerimiz bunlar.
Gazetemize
gelince kuruluşumuz çok sıkıntılı oldu. Doğru yolumuzdan sapmama adına kamu
baronlarıyla çok kez karşı karşıya geldik. Çok ağır hesaplar ödemek zorunda
kaldık. 2006’da bazı yolsuzlukların üstüne gittiğimiz için Türkiye’de hiçbir
yerel gazetenin başına gelmeyen bir vergi cezasıyla cezalandırıldık. Bu kez
günlük çıkmaya karar verdik. O zaman da Başbakanın fakir fukaraya verilmek
üzere göndermiş olduğu kömürlerin dağ başında bulunduğunu deşifre ettik. Bu kez
de yine aynı ismin hıncına uğradık. Teknik takipler yapıldı. İşyerimize
baskınlar oldu. Matbaalarımıza baskı yaptılar ve gazetemizi çıkaramayacak hale
getirdiler. Öyle oldu ki kreşlerimizdeki çocukların ailelerine bile baskı yapıp
bizlerden almalarını istediler. Sonuçta yemek üretim merkezimizi, yabancı dil
dershanemi, kreşimi ve gazetemi kapamak zorunda kaldım. Ama sonuçta
duruşumuzdan da taviz vermedik. Onlardan gelen gülle olsa sinemizde söndürmesini
bildik.
Tek işiniz medya değil ama... Medyada birçok engelle
karşılaşmanıza rağmen medyadan kopamıyorsunuz. Sebebi nedir?
Mücadeleyi
seviyorum. Belki de bu sebeple Allah karşıma mücadele edebileceğim kulvarlar
çıkardı. Önce Şeker Fabrikasında sendikal faaliyetlerde işçi haklarını savunduk
onun bedelini ağır ödedik. Ama şikâyetçi değilim çünkü gelecek dönemde önümüzü
aydınlatan meşaleler oldu onlar.
Basın
hayatına 1996’da çıkardığımız Merhaba Elazığ gazetesiyle atıldık. Gazetemiz 15
günde bir çıkıyordu, çünkü teknoloji yetersizdi. O dönemde de gazetemizde
tabir-i caizse fincancı katırlarını hep ürkütmüştük. 2003 yılında da Yeni Ufuk Gazetesini kurduk.
Kuruluşunda üç ortaktık ama gazete ilkelerine aykırı davranılınca ortaklardan
ayrılıp tek başıma yürütmeye başladım. İlk üç yıl haftalık olarak çıkan
gazetemiz şimdi ise günlük yayımlanıyor. Bu zamanda da yaşadığımız sıkıntılar
mücadeleden kaynaklanan sıkıntılar oldu. Nerde bir yolsuzluk, haksızlık,
usulsüzlük varsa biz oradaydık. Tabi bunun için de ağır bedeller ödedik.
Yerel
medyanın bir sorunu yok bence. Yerel medyanın kendisi bir sorun. Bırakın yerel
medyayı Elazığ’ın sorunları ele alındığında Elazığ’ın ne iktisadi ne siyasi ne
ticari bir sorunu var. Elazığ’ın tek sorunu medya... Çünkü medya üzerine düşeni
hakkıyla yapıp gereken olayların üzerine giderse ne ekonomik dediğimiz ne
siyasi dediğimiz sorunlar kalır. Sahipsizlik sorunu da diğer sorunları da
çözülür. Yeter ki medyayı düzeltelim.
Medyanın bir de etki problemi var yeterince kamuyu
oluşturamıyoruz bu neden kaynaklanıyor?
Medya
asli görevlerini yerine getirmiş olsa etkili olur. Biz medya derken bizim
haricimizdeki medya demiyoruz. Bizim de dâhil olduğumuz topyekûn medya
sorunlarından bahsediyoruz. Dolayısıyla kendini düzeltip geliştiremeyen
medyanın toplumdaki etkisi pek de kalıcı olmaz.
Medyada bir sorun da iyi eleman çalıştırılamaması... Düzelmeye
buradan mı başlanmalı?
Düzelme
her medya kuruluşunun kendi bünyesinde başlatmış olacağı çalışmalarla olmalı.
Herkes aynayı eline alıp kendi artı eksilerini görmeye çalışmalı ve hangisinin
daha ağır bastığını ölçmeli. Eminim biz de dâhil olmak üzere eksimiz fazla
çıkacaktır. Bu eksilerin nedenlerini bulmaya başlayınca düzelmek için de adım
atmış oluruz. Bu olmadığı müddetçe de Elazığ basınında ne kalifiye eleman
bulabilirsiniz. Ne bulduğunuz elemanı uygun şartlarda yetiştirebilirsiniz.
Medya olarak kendimizi düzeltmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ve en önemlisi bir
hareket birlikteliğinin sağlanması…
Medyamızda reklam problemi de var. Gazeteler televizyonlar olsun
hepsi perakende reklamlarla geçiniyor. Hâlbuki genele baktığımızda ajanslarla
çalışılıyor. Elazığ’da da böyle bir sisteme mi geçilmeli mi?
Elazığ’da
artık firmalar kurumsallaşıyor. Kurumsallaşınca da ajanslar ön plana çıkıyor
doğru olan da budur. Biz de gazetemiz olmasaydı reklam vereceğimiz zaman
ajanslarla çalışırdık. Çünkü firma reklamı verirken hangi gazetenin tirajı,
abone sayısı yüksekse onu tercih ediyor diğer gazeteler de niye ona reklam
verildi de bize yok diyerek hiç etik olmayan davranışlarla firmayı yıpratmaya
çalışıyor. Oysa ajans olayı çok farklı çünkü ajansın anlaştığı tek bir gazete
veya televizyon değil birkaç grup vardır o grupların hepsinde firmanın
reklamının yayınlanması söz konusu. Üstelik tek bir gruba vereceği para
miktarını ajansa veriyor ve birkaç yerde yayınlatma fırsatı buluyor.
Dolayısıyla ajansın daha sıhhatli olduğu bir gerçek.
Medyada reklam gelirleri etkini artmasıyla artar mı?
Elazığ’da
30’a yakın gazete var ama kayda değer okur kitlesi yüksek aklı başında gazete
sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Yani 20-25 tane naylon diyebileceğimiz
gazete var. Firmalar ya da insanlar niye naylon gazetelere reklam versinler ki.
Cemiyet hakkında görüşleriniz nelerdir? Cemiyeti nasıl
buluyorsunuz?
Cemiyetimiz
Türkiye çapında köklü cemiyetlerden biri. Kuruluş amaçları Elazığ basınını her
geçen gün bir adım daha öteye taşımak, basın mensuplarının sorunlarını dile
getirmek. Eşref Bey saygı duyduğumuz başkanımız. Kendisini çok seviyoruz. Ama
ilk dönemleri daha çalışkandı son dönemlerde biraz yavaşlamış görüyorum. Belki
Eşref Bey son dönem aday olmayı düşünmüyordu ama insanların sensiz olmayız
demesinden ve teveccühten dolayı başkan oldu bunun payı var bu yavaşlamada… Ama
cemiyetimiz daha güzel şeyler yapabilir.
Ben üye
değilim olmayı da düşünmüyorum. Sağ olsun Eşref Bey zaman zaman üyelik için
beni teşvik ediyor ama bizim yapımız belli diyorum. Bizi savunamazlar demiyorum
ama savunduklarında zor durumda kalacaklarını düşündüğüm için cemiyete üye
olmayı düşünmüyorum. Sonraki durum için ne olur bilmiyorum. Cemiyetin daha
güzel şeyler yapmasını temenni ediyorum. En azından bir yıl içinde birkaç
faaliyete imza atmalarını bekliyorum. Mesela basında kalifiye eleman eksikliği
konusuna el atılabilir.
Genel
seçimlere bir buçuk yıl var. Elazığ’ın siyasi geleceği nasıl görüyorsunuz?
Ortam
çok karışık... Türkiye genelinde malum AKP alternatifsiz gidiyor. İvme kazanan
CHP ve MHP ise başbakanın yardımcılarından daha çok iktidara destek oluyorlar.
Bu da AKP’yi alternatifsiz kılıyor.
AKP
Elazığ’da birçok hizmet yapmıştır. Doğalgaz, duble yol, eğitim, sağlık vs. Bunu
tanıtımda AKP sıkıntı çekti. Biz zaman zaman dile getiriyoruz ilimizde AKP zamanında
birçok hizmet gerçekleştirilmiştir ama bunların ne olduğunu öğrenmemiz için ne
yazık ki bir taziye, bir kaza, elim bir durumun olmasını beklemişizdir ki
milletvekillerimiz Ankara’dan gelsin de bize bu hizmetlerden bahsetsinler.
Söylediğiniz
medyada da bir genel kanı aslında. Medya 5’i bir yerde diye tabir ediyor
vekilleri… Ve milletvekilleri aracılığıyla henüz gelmiş bir hizmet yok.
Bahsettiğiniz hizmetlerin hepsi iktidarın kendi politikalarıyla gerçekleşmiş.
Milletvekilleri ise hizmet olunca sahiplenmek için sıraya girmişler…
Burada
partinin il teşkilatına da büyük görev düşüyor, partinin Elazığ’da yeniden ivme
kazanması için reform yapması, teşkilat bazında yenilenmeye gitmesi gerekiyor.
Elazığ’da alternatifi olduğunu da zannetmiyorum. Şu an milletvekili adayları da
belli değil. Onlar da ortaya çıkmalı ki kamuoyu desteği alabilsinler. Adayları
önümüzdeki süreç gösterecek. Şu konjonktürde açılım konusuydu falan AKP’ye oy
kaybettirdi dense de bence alternatifsiz konumunu sürdürüyor.
İlimize
bakan verilmesi için seçilmişlerin bazı şartları da haiz olması gerekiyor;
İlindeki potansiyeli, eğitim durumu, kabiliyeti, yeteneği, ilini temsil etmede
yeterli olması vs. İlimiz milletvekillerini değerlendirdiğimiz zaman bu
niteliklerin tümüne sahip bir vekil göremiyorum.
Milletvekillerimize
biz de destek verdik çok güzel hukukumuz var ama bazı gerçekleri de göz ardı
etmemek gerek. Bingöl dedik… Bingöl gibi küçük bir ilden bir Cevdet Yılmaz
bakan olabiliyorsa bunu Cevdet Yılmaz’ın meziyetlerine bağlamalıyız. İlimizdeki
5 milletvekiline bakıyoruz da bakanlığı temsil edebilecek vekilimizin
olmadığını da biliyoruz. Mesela Hamza Yanılmaz geçen sene yapılan bir
istatistikte meclise devamsızlığı en fazla olan vekil unvanını aldı. Meclise
gitmeyene bakanlık nasıl verilsin. Yanı sıra Fevzi İşbaşaran’ın konumunu
hepimiz gördük. Faruk Septioğlu’nun çevresi çok ama tashihten kaybediyor. Sayın
Çetinkaya için hep diyorduk ayda yılda bir gelip televizyondan 2 tane Farsça
şiir okumakla kimseye bakanlık verilmez. Bu gerçekleri bilmemiz gerekiyor.
Başbakan Elazığ’a gelecek deniyor bazı açılışlar için. Geçen
başbakan söyledi ülke genelinde 170 adalet sarayı var. Duble yollar, havaalanı,
doğalgaz iktidar programıyla yapılan hizmetler. Elazığ’a vekillerin getirdiği
hizmetler yok. Hatta çalışmak isteyen bürokratlar da bir yerde gelip
tıkanabiliyorlar. İlimizde duble yollar büyük bir hızla yapılırken Ağın
Köprüsüne, Pertek Köprüsüne gelince ödenek sıkıntısı çalışmayı durduruyor. Bu
durumda halk cezayı iktidara mı kesmeli yoksa şahıslara mı? Yoksa
alternatifiniz nedir başka bir partiye topluca tepki olarak mı oy vermeli?
Halk
cezayı asla hükümete kesmemeli çünkü hükümet Elazığ için elinden geleni
yapmıştır. Düşünün 50-60 yıldan beri Elazığ’ın hava alanı problemi vardı. Her
gelen platforma çıktığında Elazığ’ın sorunları arasında üç büyük sorun sayardı
bunlardan biri havaalanıydı biri doğalgazdı diğeri de hayvancılığıydı falan
filan. AKP göreve geldiği günden bu yana Elazığ dâhil tüm illerin çok önemli
problemlerini çözmüştür.
Elazığ
havaalanının olmayışının bize etkilerini çok iyi hatırlıyoruz. Üniversitemiz
kongre düzenleyeceği zaman bile konuk olacak hocalarımızın ilk soruları
havaalanınız var mı, oteliniz var mı? Olmadığı için gelmiyorlardı. Doğalgaz
problemimiz vardı o da çözüldü. Burada birilerine eksilerle dolu bir karne
vermek gerekiyorsa o karneyi önce AKP’nin Elazığ uzantısı olan il, merkez ilçe
teşkilatına ardından milletvekillerine vermek gerekiyor. Siz benden bir şey
istemediğiniz sürece ben sizin ihtiyacınızı bilemem. İl teşkilatı
milletvekillerine, milletvekilleri de kabineye sunacaklar ki kabine de hükümet
aracılığı ile o hizmetleri size getirebilsin. Dolayısıyla halkın başbakanın
gelişinde başbakana bir şükran borcu vardır yanı sıra olumsuz karneyi de başbakana
rapor etme borcu vardır.
Vekiller
zaten sıfırlanacak bundan başkası artık iktidarın da ilimizin de işine gelmez.
Başbakanı biz eskiden tanıyoruz. Başbakan hangi ilde hangi bürokrat ne kadar
çalışıyor, hangi milletvekilinin karnesinde neler var bunları biliyor.
Dolayısıyla sayın başbakan kendi hızlarına yetişen bürokratların kimler
olduğunu biliyor. Bugün bir Yasin Altınyuva her zaman söylüyoruz Elazığ için
bir şanstır. Gazeteniz de bunu ödüllendirdi, onure etti. Biz de Elazığ adına
gurur duyduk. Milletvekilleri gereken kıymeti vermeseler de başbakanımız Yasin
Altınyuva’nın kıymetini biliyordur, milletvekilleri aracılığıyla değil de başka
vesilelerle ona gereken ödeneği çıkaracağına inanıyorum. Altınyuva’nın
gidişinin nedenlerini hepimiz de biliyoruz. Neden gitti? Hükümetle aynı hızda
koşmasıydı sebep. Bundan da siyasi erkimiz yerelde rahatsız oldular ve biz nasıl
kamu baronlarına gazeteciliğimizin bedelini ödediysek Sayın Altınyuva da
başarısının bedelini o şekilde ödedi.
Elazığ’da bir başka sorun da diaspora sorunu. Diasporayı bir
türlü Elazığ’a çekemiyoruz. Bir türlü Elazığ’a destek olmasını sağlayamıyoruz.
Bir türlü üzerinde baskı kurulamıyor.
Elbette
medyanın bu konuda bir takım sorumlulukları var. Fakat biz toplum olarak
sıkıntılıyız. Bir Malatya’ya, Erzurum’a, Gaziantep’e Kayseri’ye baktığımız
zaman o diasporayı görebiliyoruz. Kendi vilayetlerinin dışındaki insanları
hemşeri sermayesi adı altında organizasyonlar yapıp kendi memleketine
yatırımlar yapmaya zorluyor hatta o insanlar bizzat kendileri gelip yatırım
yapmak istiyorlar.
Bunlar
gedikleri zaman Elazığ’dakiler gibi bu ne zaman bitecek ne zaman batacak
batması için neler gerekli diye düşünen bardağın hep boş tarafını gören
insanlar yok. Diaspora için siyasi erkin de çok büyük sorumluluğu var. Ben il
dışında olup memleketime yatırım yapacağım zaman artılarımın eksilerimin neler
olacağını düşünürüm. Sonra da niçin benden önce yatırım yapması gerekenlerin yatırım
yapmadığını düşünürüm.
Mesela
insanların en çok konuştuğu bizim de hemfikir olduğumuz Çetinkaya Mağazalarını
ele alalım. Hemen hemen her ilde var. Sayın Çetinkaya istese Elazığ Organize
Sanayide tekstil üzerine bir yer açamaz mıydı? Ya da mağazasının yan ürünlerini
üreten bir yer açamaz mıydı? Dolayısıyla olaya bir de bu zaviyeden bakılması
lazım. Dışarıdaki insanlar bırakın Elazığ’a yatırım yapmayı, Elazığ’a yatırım
yapanlara sahip çıkılmadığını görüyorlar. Geçen hafta bakan Cevdet Bey’e Keban
Plastik
Fabrikasını
gezdirdik. Ailevi birtakım sebeplerden kaynaklanan sebeplerle şimdi atıl
durumda. Bu fabrikanın bir yılda devlete ödediği KDV milyonlarca lirayı
buluyor. Şimdi bu fabrika atıl duruyor. Bunu gören iş adamı artık yatırım
yapmaya yanaşmıyor. Kötü bir örnek oluşturuyor bu?
Sayın
Valiyi eleştirirken eleştirenlere bakmak lazım diye düşünüyorum. Bunlara
bakınca da resim net bir şekilde ortaya çıkıyor. Nedir o resim diye açıklayacak
olursak bu kesimin muhalefet yapacağı, ilimize verebileceği bir şey kalmadığı
için kendilerine bu tür şeyleri siyaset malzemesi olarak kullanıyorlar.
Tepkilere bakarsak sol cenahtan CHP, DSP, diğeri MHP idi…
Eleştiri
şekillerine de bakarsanız valiyi eleştirme niyetleri anlaşılıyor aslında… Eğer
makamını siyasileştiren bir vali aranıyorsa iki yıl önceye baksınlar… 2 yıl
önceki vali Türk Ocaklarına devletin kasasından kira yardımı adı altında para
verdi o zaman makamın siyasileştiği yönünde bir tepki gelmemişti… Biri başbakan
hakkında konuşuyor biri siyasi bir partiye maddi destek veriyor devlet
kasasından… Bir terör mitinginde kalkıp ülkücü işaretini halka yaptıracak o
isim makamını siyasete alet etmeyecek başbakanın ülkeyi geliştirdiğini söyleyen
makamını siyasete alet etmiş olacak.
Son
olaylarda ilginç bir gelişme de yaşandı DSP Genel Başkanı Ankara’dan buraya
açıklama gönderirken il, ilçe teşkilatlarından hiç ses çıkmadı. Soruyoruz siz
niye sessiz kalıyorsunuz diyorlar ki biz vicdan sahibiyiz.
Bu
olayla ilgili yaptığım araştırmada iki şahıs MHP tabanını gezip olaya tepki
vermesini istemiş olduğunu öğrendim. Türk Ocaklarına gitmiş onlar asla biz
böyle bir olaya girmeyiz demiş. Ülküm İşçiler Derneğine gidiyorlar onlar da
kabul etmiyor. Bu tabanın istemediği tavanın yapmaya zorladığı bir olay. Bu
Elazığ’da MHP’ye vurulmuş en büyük darbedir diye düşünüyorum.
Milli
irade artık gittikçe hâkimiyetini daha da güçlendiriyor. Böyle olunca da bundan
rahatsız olanlar ellerindeki imkânları farklı amaçlar doğrultusunda milli
iradenin karşısında kullanıyor. Yargıdaki bu kriz bu sebepten kaynaklanıyor.
İnsanlarımız eski insanlar değil, zihniyetler değişiyor. Teknolojinin gelişmesi
ile toplumda olan değişiklik tüm yurdu çabucak kapsıyor. Dolayısıyla bu sesler
de artık gittikçe kısılacaklardır diye düşünüyorum.
Peki, iktidar ordu, iktidar-yargı, iktidar-medya,
iktidar-muhalefet arasındaki mücadelede MHP’nin tutumunu nasıl yorumluyorsunuz?
MHP bu
tutumuyla AKP Genel Başkan yardımcılarından daha çok iktidar partisine destek
etmiş oluyor. Eminim ki bu durumdan partinin tabanı da rahatsız. Bunun yerine
yargıya da orduya da haddini bil diyebilecek bir söylem içine girse halktan bu
kadar kopmayacaklar. Ama tabi bu Allah’ın takdiri MHP iktidar olma potansiyeli
olmayan bir parti durumunda.
CHP için aynı konuda ne diyeceksiniz?
Baykal
da Bahçeli gibi aynı yönde politika izliyor o da tabanından büyük bir tepki
topluyor. Yani iki partinin de iktidar olma potansiyeli yok, halktan kopmuş ve izlediği
politikalarla da kopmaya devam ediyorlar.
Yeni Anayasa tartışmaları gündemde… Sizce yapılmalı mı?
Yeni
Anayasa yapılmalı değil yapılmasına geç kalınmış diyebiliriz. Elbette
yapılmalıdır. Bu değişiklik yapıldığı takdirde etrafta seslerini yükselten ve
yargının yıpratıldığını söyleyen kesimler de seslerini kısmış olacaklar. Artık
sığınacakları bahaneleri kalmamış olacak. Milli irade güç kazanmış olacaktır.
Demokratik açılım, Ermeni açılımı, Kuzey Irak açılımı
hususlarında neler söyleyeceksiniz?
Bunlara
açılım mı yoksa yeniden birlik ve beraberliği sağlama mı demeliyiz bunu iyi
tespit etmemiz lazım. Hükümetin bu yönde iyi işler yaptığı zaman o kapatılan
DTP’den yapılan çıkışlara bölge insanları sokaklara dökülerek tepki
gösterdiler. Düşünün 30 yıldır çözülememiş bir terör sorunu bugün bitme
noktasına gelmiş… Hem de hiçbir şey verilmeden. Gerçi kimileri içi boş diyordu
sonra taviz vermekle hükümeti suçlamaya başladılar ama onlar zaten Bülent
Arınç’ın dediği gibi siyasetten başka her şeyi yapıyorlar.
Ergenekon’u nasıl görüyorsunuz?
Ergenekon
ülkenin bağırsaklarını temizleme operasyonudur. Gerçi muhalefetimiz bu
temizlenmede sürekli bağırsaklara gaz pompalıyor ama… (gülüşmeler) Olsun yine
de bu muazzam bir gelişme. Önceleri dokunulmaz olanlar şimdi içeri alınabiliyorlar.
Burada
benim merak ettiğim Ergenekon’un daha fazla ayaklarına dokunulduğunda Elazığ bu
yapılanmanın neresinden çıkacak budur. Harput’ta bir kazıda çıkan eserlerden
sonra Ergenekon’un çıkış yeri burasıdır diyen devlet erkânından birileri bu
davanın neresinden çıkacak bunları merak ediyorum. Ya da 3 yıl önce ilimizdeki
kurumları gezen bir astsubay tehdit ve şantajla arsaları birilerine peşkeş
çekiyordu ki mahkemesi halen devam ediyor. Bu astsubay’ın yakalanan emniyet
müdür yardımcısı ile alakası nedir? Bu astsubayın o zamanlar vilayete elini
kolunu sallaya sallaya gitmesindeki sır neydi? Bunu kim sağlıyordu ona? Bu tür
ilişkiler yumağının Ergenekonla bağlantısı nedir bunların ortaya çıkmasını
bekliyorum.
Peki, yargılanan cephenin pervasız tutumlarını neye
bağlıyorsunuz?
Benim
de arkamda öyle yüksek rütbeli ya da dışarıdan bağlantılı birileri olsa ben de
hiç konuşmama, tavırlarıma sınır koymam bildiğim gibi hareket ederim. Onlar da
arkasındaki gücün farkındalar bu pervasızlık oradan geliyor. Bize bir şey olmaz
mantığı var yani… Ama geçti…
Saadet
Partisinin söylem ve eylemlerinde özünden çok büyük bir kopuş var. Gerçi bu 28
Şubat’ta da vardı. Saadet Partisinin en büyük sorunu kaliteli insanlarla kadro
oluşturamaması… 28 Şubat’ta da o sıkıntıları böyle kifayetsiz isimler yüzünden
yaşadı. Partisine liderine sahip çıkan bir tek yetkili olmadı.Tamam 28 Şubat’ın
emri dışarıdan verilmişti ama buna gerekçe verenler de içerideki kadroydu
biliyorsunuz durumu…
Bizzat
ben yaşadım 28 Şubat sürecinde sürecin karşısında sendikal faaliyetlerle
duruyordum. O zaman beni kolorduya ihbar ettiler çeşitli iftiralarla… O
insanlar aslında 28 Şubat’ın mimarlarından olan partilerini mağdur eden 8.
Kolorduya kendi adamları olarak sahip çıkacaklarına iftiralarla şikâyet
ettiler. O insanlar teşkilatın üst kademelerinde de görevli oldular. Saadet
Partisi böylesi kalitesiz insanlarla ne yapabilir ki? Saadet Partisi özüne,
orijinal Milli Görüş söylemine geri dönüp kadrosunu da bu minvalde yeniden
kurmadıkça beklenen şahlanışını gerçekleştiremez. Şu anda da bu dirilişten çok
uzak bir tablo çiziyor zaten…
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?































