Karakter Boyutu A A A
ŞEVKET KAZAN NE DİYOR; ANLAMIYOR MUSUNUZ?
23 Ağustos 2010 Pazartesi 20:14

Hayır, Şevket Kazan'ın Numan Kurtulmuş ile bir sorunu yok, aslında karşı karşıya geldikleri de yok. Sadece Numan Kurtulmuş'un çaylakça yaptığı hataları düzeltmeye, yediği haltları telafi etmeye çalışıyor.
ŞEVKET KAZAN NE DİYOR;
ANLAMIYOR MUSUNUZ?

Saadet Partisi’nin olaylı, sürprizli 11 Temmuz 2010 Olağanüstü Kongresinde yaşananları değerlendirmek üzere televizyonlara çıkan Şevket Kazan açık seçik şunu söylüyordu:

“Asıl mesele üzerinde mutabık kalınan ‘yeşil listenin’ oylanmamış olması ve benim de içinde bulunduğum bazı isimlerin MKYK dışında kalmış olmaları değildir…

Asıl önemli husus, 1250 delegeden yalnızca 310’unun oyunu alabilmiş olan Genel Başkan Numan Kurtulmuş‘un çok ağır bir darbe alması, teşkilatın dağılması ve bu şekilde seçime girmesinin imkânsız hale gelmiş olmasıdır.

Bu yüzden tek istediğim yeni bir kongre yapılması ve tek liste üzerinde uzlaşılarak Genel Başkan Numan Kurtulmuş’un yediği darbenin tamir edilip yeniden seçilmesidir!”

Görüldüğü gibi Numan Kurtulmuş’un Erbakan ve Millî Görüş’e ihanet etmesi, kadrolarını tasfiye etmesi Şevket Kazan’ın umurunda değildir. Dolayısıyla Saadet Partisi’nin Millî Görüş çizgisinde siyaset yapıp yapmaması Şevket Kazan için bir önem taşımıyor!

O sadece tecrübesizce, acemice davranıp ne yaptığını bilmeden bu ağır darbeyi alan Numan Kurtulmuş’un yara berelerinin düzeltilip yeni bir makyajla görevine devam etmesini sağlamak amacıyla kongrenin yenilenmesini istiyor.

Hala ne olup bittiğini doğru dürüst anlayamayıp oynanan oyunun farkında olmayanlar bön bön soruyorlar: Mademki Numan Kurtulmuş Şevket Kazan’ın adamıydı; niçin şimdi karşı karşıya geldiler?

Hayır, Şevket Kazan’ın Numan Kurtulmuş ile bir sorunu yok, aslında karşı karşıya geldikleri de yok. Sadece Numan Kurtulmuş’un çaylakça yaptığı hataları düzeltmeye, yediği haltları telafi etmeye çalışıyor. Bunun için teşkilatı yeniden Numan Kurtulmuş’un etrafında toparlamaya çalışıyor.

Eğer bunu başaramazsa öteki adayının kongrede seçilmesini sağlamaya çalışacak. Öteki adayı ise çiçeği burnunda Prof. Dr. Mete Gündoğan’dan başkası değil.
El-Aziz olarak ta baştan beri hep yazdık. Sabetayist Şebeke Yahudi olmayan Prof. Dr. Mehmet Bekâroğlu’nu tezgâha getirip harcadıktan sonra Erbakan’ı iki Yahudi’den birini tercih etmek durumunda bıraktı: Numan Kurtulmuş ve Mete Gündoğan.

Numan Kurtulmuş ve Mete Gündoğan, her ikisi de Sabetayist Yahudi olarak Millî Görüş Partisi Saadet’in başına getirilmek üzere iki alternatif olarak hazırlandı; biri Erbakan tarafından harcanırsa diğeri ikame edilsin diye.

Elbette ki Numan Kurtulmuş ile Mete Gündoğan’ın uzlaşması mümkün değil ama Millî Görüş içerisindeki işbirlikçi Sabetayist Şebeke için fark etmiyor, hangisi olursa olsun Saadet Partisi’ni Erbakan’dan uzaklaştırıp Millî Görüş’ün ocağına incir ağacı dikecek.

“El-Aziz herkese Sabetayist Yahudi diyor” demenin anlamı yok; çünkü Numan Kurtulmuş Saadet Partisi Genel Baykanlığına aday gösterilmeden önce Meta Gündoğan’la birlikte ikisinin adaylık için hazırlandığını ve ikisinin de Sabetayist Yahudi olduğun yazdık, arşivlerde duruyor. Bu kanaate daha çok siyasi değerlendirmeler ve analizler sonucu varıyoruz.

Bir de bu ısrarlı iddialarımızı Erbakan ısrarla yalanlamıyor ve engellemiyor. Çünkü bunu bilecek konumdaki tek kişi Erbakan’dır.

Esasen Yahudi hiçbir zaman tek çözümle yetinmez, daima bir “B” planı da hazırlar. Hiçbir partiyi ve lideri alternatifsiz bırakmaz.

Millî Görüş partilerinde birbirleri ile daima rekabet eden ve fakat kuyrukları birbirine bağlı iki tilki gibi hiç ayrılmayan Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisi Millî Görüş partilerindeki bütün fitne ateşlerini yakıp ayrılık yangınlarına körükle giden ikili oldu.

Gündüz Sevilgen Millî Selamet Partisi Birinci Büyük Kongresinde ikinci liste çıkardığında Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk her iki listede yer aldılar. Sonra istişare ile hazırlanan listesinin kazanacağını görünce diğer listeden isimlerini sildirdiler. Bu şekilde her iki listede yer alan birçok kişi vardı.

Sonra Gündüz Sevilgen ile birlikte Millî Selamet Partisi’nin 48 milletvekilinden 25’i istifa edip gitti…

Millî Selamet Partisi’nin 1978’deki Büyük Kongresinde Korkut Özal ayrı liste çıkarırken Erbakan’ı Genel başkan olarak gösterdi. Onun da itirazı Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisine idi.

Fazilet Partisi büyük kongresinde de Recep Tayip Erdoğan ve arkadaşları Abdullah Gül’ü aday gösterip ikinci liste hazırlarken bu ikili baş aktör olarak iş başındaydı.

Bütün medya o zaman yer verdiği için hatırlanması gerekir: Oğuzhan Asiltük yenilikçiler için “Ya gelir Erbakan’ın elini öper itaat edersiniz, ya da def olup gidersiniz!” diyerek en aşırı dozda ajitasyon ve provokasyon yapmıştı.

Bu ikili dünya yıkılsa daima Erbakan’la birlikte kaldı, hep başkaları ayrılmak zorunda kaldılar!

Şimdi Numan Kurulmuş olayında da bu ikili yine başrollerde! Ne melanet işleseler Erbakan adına işliyorlar. Her haltı yedikten sonra her defasında hep Erbakan’ın yanına dört ayak üzerine düşüyorlar.

Millî Görüş partilerini yakından izleyen, bilen, içeriden ve dışarıdan herkes şahit olmuştur ki; Erbakan’a en küstahça tavırlar sergileyen, en sert çıkışlar yapan, en olmadık durumlarda itiraz eden, adeta imtiyazlı hareket eden yalnızca bu ikilidir.

Ancak dışa karşı Erbakan’a itaat edilmesi konusunda o kadar aşırı ve bağnaz hareket ederler ki gören insanlar gözlerine, kulaklarına inanamazlar, apışıp kalırlar. Bu tür olaylara çokça şahit olmuşuzdur.

Bu satırları yazan kişi olarak Allah’a ve tüm mukaddesata yemin ederim ki: Şevket Kazan’ın, “Erbakan’a itaat etmeyen kendine din arasın!” dediğine şahit olmuşumdur.

Yine aynı yeminle yemin ederim ki; Erbakan Elazığ’da çok önemli olmayan bir görev bana verdiğinde Şevket Kazan beni çağırdı ve başka şahitlerin de huzurunda “Erbakan benim haberim olmadan böyle bir görevi sana veremez!” dedi!

Yine Allah’a ve tüm mukaddesata yemin ederim ki Şevket Kazan biz Elazığlı 4 kişiyi -isimleri gerekmez, hepsi sağ- haberimiz olmadan ve ne için olduğunu bilmeden BURAK AŞ Binasında huzuruna çıkardığı Erbakan -o da yanımızda iken- bir görevlendirme konusunda bize şunları söyledi:

“Ne diyorsa öyle olsun. Vezir olmuş ama adam olamamış. Sütü bozuktan, kalleşten, (bir kötü sıfat daha saydı bir türlü hatırlayamıyorum) mümin olmaz. Haydi gidin!”

Bu ağır hakaretlere muhatap olan Şevket Kazan gıkını bile çıkartmadığı gibi oralı da olmadı!

Yine aynı şekilde yemin ederim ki; bir defasında Erbakan Bu satırları yazana yine çok önemsiz bir görev verdiğinde Refah Partisi Elazığ İl Başkanı şahitlerin huzurunda şunları söyledi:

“Şevket Kazan bana talimat verdi, Erbakan’ın dediğine bakma, sen benim dediğimi yap; ona asla hiç bir görev vermeyesin!”

Bu cevap üzerine durumu şahitlerle birlikte Ankara’ya gidip arz ettiğimde Erbakan ilginç bir şey yaptı. Kendisi kalktı gitti Beşir Darçın’ı alıp getirdi yanımıza ve “o dediğini tekrar anlat” dedi. Ben de olayı tekrar anlattım. Beşir Darçın’a haydi sen git dedi ve bize dönüp şöyle seslendi:

Ben çağırıp bir görev vermedikçe kimseden hiçbir görev istemeyin!

Bütün bu anlattıklarımız şahitli ve ispatlıdır, şahitleri de sağdır. Sözünü ettiğim şahitler sonra bizim gruptan ayrıldılar, o yüzden isimlerini vermek istemiyorum.

Buna benzer birçok olaya şahit olmuşuzdur. Uzun yıllar sonra Şevket Kazan’ın, Süleyman Arif Emre’nin SİYASETTE 35 YIL adlı kitabında (2. Baskı, Sayfa:216) sözünü ettiği ABD Yahudi Cemaati Temsilcisi Musa Saffet Bayramâşık adlı kişi tarafından Millî Selamet Partisinin kapatılan Millî Nizam Partisi yerine açılabilmesi için şartlı olarak kilit noktalara yerleştirdiği demirbaş kadrodan olduğunu düşünmeye başladık!

Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisini tanımadan Millî Görüş partilerinde ardı arkası kesilmeden yakılan fitne ateşlerini, ayrılıkçı hareketleri doğru anlamak mümkün değildir.

Ancak bu konuda bizler dâhil herkesin söyledikleri zanna, tahlile dayanan düşünce ve kanaatlerden ibarettir. Gerçek bilgiye yalnızca Erbakan ve karşı tarafın adamları sahiptirler.

Bu yüzden tek çözüm ve şaşmaz yol: ERBAKAN’IN DEDİKLERİNİ DİNLEMEK VE ANLAMAYA, GEREĞİNİ YAPMAYA ÇALIŞMAKTIR.

>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<


9852 defa okundu...
Yusuf Erener       NİHAT'a...   29 Ekim 2010 Cuma 14:56
Ne biliyorsun ki neye şahid olasın... Yüzünüze gülen bir iki damla gözyaşı döken Şaron da olsa iyi adam dersiniz. Birazbasiretle baksan görürsün de işine gelmiyor vesselam...
NİHAT       ilim ve mantık neresinde   29 Ekim 2010 Cuma 08:44
hocamızın en azından evliya niteliğinde bir şahıs olduğunu biz biliyoruz sizde aynı şeyi söylüyorsunuz fakat sizin niyetiniz hayır görünmüyor zira diyorsunuz hoca evliya 50 yıldır yanındaki şeytanın uşakları ve onlarla işbirliği yapıyor hadi ordan biz onlara şahidiz
EDİTÖR       Abdulkadir Kaymak'a cevap   29 Eylül 2010 Çarşamba 23:35
Bir insanın Erbakan'ı derin güçlerle işbirliği yapmakla suçlaması, Numan Kurtulmuş ile kanka olması için Sabetayist olması şart değil ki... Birçok Sabetayist olmayan var çeşitli nedenlerle onların safında hareket eden. Bunu anlamayacak ne var? Mehmet Bekâroğlu ile ilgili savunmaya yönelik herhangi olumlu bir şey yazılmış değil.
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» Uyuyan dev uyanacak mı?
» İsrail İran Dayanışması
» DARBELİ DEMOKRASİ
» SAADET’TEN İ.H.H.'YA VE MÜSİAD'A ZİYARET
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com