Karakter Boyutu A A A
NUMAN ÇIBANI AZDI
21 Temmuz 2010 Çarşamba 23:59

Saadet Partisinin 11 Temmuz 2010 Günü Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonunda gerçekleşen olaylı ve sürprizli olağanüstü genel kongresinin yankıları ve yol açtığı gelişmeler devam ediyor. Erbakanın bizzat yaptığı çağrı üzerine başlatılan yeni bir olağanüstü genel kongre süreci de işliyor.

Millî Görüş teşkilatları ve medyası tasfiye hedefinde;

NUMAN ÇIBANI AZDI

Saadet Partisi’nin 11 Temmuz 2010 Günü Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleşen olaylı ve sürprizli olağanüstü genel kongresinin yankıları ve yol açtığı gelişmeler devam ediyor. Erbakan’ın bizzat yaptığı çağrı üzerine başlatılan yeni bir olağanüstü genel kongre süreci de işliyor.

Edindiğimiz bilgilere göre yeni bir olağanüstü genel kongre için gönderilen noter tasdikli talep sayısı 572’yi buldu. Araya hafta tatili girmesi nedeniyle yapılamayan noter tasdikli taleplerin hafta başından itibaren devam ettiği ve gerekli sayının çok üzerine çıkacağı edindiğimiz bilgiler arasında.

Kongrede olaylara yol açan yeşil listeyi sahiplenenlerden Şevket Kazan’ın, toplanacak yeni kongrenin yalnızca Numan Kurtulmuş’un darbe alıp hasar gören itibarının iade edilerek yaptığı hataların onarılması amacına yönelik olmasını, bunun için de yalnızca bir mutabakat listesinin kongreye sunulmasını, genel başkan için başka aday gösterilmemesini istediğinden ayak sürdüğü bildiriliyor.

Ancak, Numan Kurtulmuş’a karşı bir aday çıkarılmasına karşı çıkan Şevket Kazan’ın Mete Gündoğan’ın aday gösterilmesi halinde kongrenin yeniden toplanması çalışmalarına destek verebileceği haberleri geliyor.

Buna karşın medyaya konuşan Erbakan’ın oğlu Fatih Numan Kurtulmuş’un mutlaka genel başkanlıktan alınması gerektiği hususuna vurgu yaptı. Erbakan’ın da toplanacak olan kongrede bir genel başkan adayı önereceği, ancak bu ismi hiç kimseye söylemeyip sır olarak tuttuğu ifade ediliyor.

Dolayısıyla yapılacak önümüzdeki ikinci olağanüstü genel kongrede Erbakan’ın yalnızca kendisine karşı bayrak açıp Millî Görüş’e ihanet eden Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’u değil onun arkasındaki Sabetayist şebekenin başı Şevket Kazan ve ekibini de tasfiye etmesi bekleniyor.

Her şeyin yolunda gittiği sanılan olağanüstü genel kongrede yaşanan sürpriz gelişmeler Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un bir “beyaz liste” çıkarıp daha önce istişare yapılarak kararlaştırılmış bulunan “yeşil listeyi” sahiplenmeyip reddetmesi ile başladı.

Sonunda, tek aday olduğu kongrede delegelerin büyük çoğunluğu tarafından protesto edilip 1250 kayıtlı delegenin sadece 310’unun oyunu salt çoğunluk aranmayan üçüncü turda alarak seçilebilmesi itirazlara yol açıp büyük tartışmalara davetiye çıkarmış oldu.

Olağanüstü genel kongreye katılıp bir konuşma yapan Erbakan, kongre salonundan ayrılıp gittikten sonra yaşanan tartışmaların alevlenmesi üzerine gelişen sürece yön veren şu yazılı açıklamayı yaptı:

“Milli Görüş Camiamızın çok aziz ve muhterem mensubu kardeşlerim! Hepinizi gözlerinizden öpüyor, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.

İktidara yürüyen Saadet Partimizin 11 Temmuz 2010 Pazar günü yapılan Olağanüstü Kongre sonrası kamuoyunda tereddütler meydana getirmek için gösterilen faaliyetler karşısında aşağıdaki gerçeklerin açıklanmasında yarar görülmüştür.

Milli Görüş Camiası 11 Temmuz günü mevsim itibariyle elverişli olmayan şartlara rağmen büyük bir coşku ve heyecanla canlı bir kongre yapmıştır. Ve fakat kongre önümüzdeki seçim çalışmaları döneminde birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi ve heyecanla çalışmayı temin bakımından istenen neticeyi vermemiştir.

Bunun sebebi iyi niyetle daha iyisini yapacağız zannıyla partimizi davasından, gaye ve temel esaslarından uzaklaştırmaya yönelik bir takım arzuların yürürlüğe konulmak istenmesidir.

40 Yıllık Milli Görüş davasının tek temsilcisi olan Saadet Partimizin ana hedef, gaye ve esaslarından uzaklaştırılmasını ve diğer partilere benzer bir parti haline getirilmesini camiamız mensubu hiçbir şuurlu kardeşimiz tasvip etmez.

Bu durumda partimizi bütün diğer partilerden üstün kılan mevcut 60 partinin benzeri 61. bir parti olmaktan muhafaza etmek, temel esaslarımızdan uzaklaşılmaması için elden gelen her türlü gayreti göstermek, Milli Görüş’e inanan her kardeşimizin inancının gereğidir.

Temel esasların muhafazası için ve seçime giderken birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşlik örneğinin ortaya konulması ve bunların YENİ BİR KONGRE ile en kısa zamanda bütün milletimize gösterilmesi milli bir görevdir.

Çünkü mevcut yönetimde yer alan milli görüşçü kardeşlerimizin her birinin kıymetli olduğunu biliyoruz. Ancak temel esasların muhafazası için tek tek şuurlu olmak yetmez, ekip olarak temel esasların muhafazasına özel itina gösteren bir yapıda olunması da zorunludur.

Yeni yapılacak Büyük Kongrenin takdiri ile bu ekibin teşkil edilerek hep beraber tek bir vücut halinde kardeşlik, sevgi ve heyecanla önümüzdeki atılımı gerçekleştirmek için camiamızın üzerine düşen görevi en büyük başarıyla yerine getireceğine inanıyorum.

Bu meyanda gerek temel esaslarımızda en mühim yeri işgal ettiği için, ve gerekse camiamızın her zaman şiarı olduğu için yapılacak bu kongrede bütün delegelerimizin ve mensuplarımızın hiçbir ayırım gözetmeden bir birlerini sevgi ve saygıyla kucaklayacaklarına yürekten inanıyorum.

Camiamızın mensuplarının her birini ayrım yapmaksızın gözlerinden öpüyor, bağrıma basıyorum”.

Tevfik Allah’tandır.

Zafer İnananlarındır ve Zafer Yakındır.”

Erbakan’ın yapılmasını gereksiz bulmasına karşın toplanan olağanüstü genel kongre için ısrarlı olan Genel Başkan Numan Kurtulmuş Milliyet Gazetesi yazarı Taha Akyol’un kendisine atfen köşesine aldığı sözleriyle asıl amacını şöyle ortaya koyuyordu:

“Bana Sayın Erbakan’ın hiç müdahalesi olmadı ama partimiz üzerinde bir ‘Erbakan vesayeti’ olduğuna dair kamuoyunda bir algı var. Kongremizde bu algıyı kaldıracağız. Hem söylem, hem kadro olarak!”

Numan Kurtulmuş Milliyet Gazetesini ziyareti sırasında sarf ettiği bu sözleri daha önce de çeşitli platformlarda defalarca dile getirmişti. Nitekim hararetli tartışmalara yol açan Taha Akyol’un söz konusu yazısına herhangi bir itiraz ve açıklamada bulunmaması da bu niyetini saklama gereği duymadığını gösteriyordu.

Kaldı ki genel başkan seçildiği olağan genel kongrenin hemen ardından da bir olağanüstü kongre yapıp MKYK üyelerini kendi istediği şekilde seçmek istediğini parti başkanlık divanında dile getirdiği daha önce de medyada yer almıştı. Fakat yaklaşan yerel seçim nedeniyle konjonktür pek uygun olmadığı için ertelenmişti.

Saadet Partisi Genel Başkanlığı için yıllar boyu her kongrede isminden söz edilen Numan Kurtulmuş Erbakan pek sıcak bakmadığından aday olamıyordu. Nihayet Recai Kutan hiçbir şekilde genel başkan adayı olmayacağını defalarca kamuoyu önünde açıklayınca Numan Kurtulmuş’un önü açılıp adaylığı kaçınılmaz hale geldi.

Ancak yine de kongre öncesi Erbakan’a rağmen resen aday olup gösterilebilecek başka adaylarla yarışmayı göze alamadı, yapacağı yeniliklerden ve değişimden de hiç mi hiç söz etmedi. Bunun yerine ittifakla tek aday gösterilip oy birliği ile seçilmesi için takiye dâhil gereken her şeyi yaptı.

26 Ekim 2008 Günü yapılan bu olağan büyük kongre öncesinde medyada kendinden hep Erbakan’ın veliahdı, baba dostu, Millî Görüş’ün sadık bağlısı diye söz ettirdi.

Ve genel başkan seçilip mazbatasını alınca birden tutumunu değiştiriverdi!

Henüz çiçeği burnunda bir genel başkanken yaptığı ilk açıklamalardan itibaren durup dururken hiç nedensiz “Ben emanetçi olmam, kimsenin vesayetini kabul etmem, gölge yapmasına izin vermem, müdahale ettirmem” şeklinde bir söylemi her çıktığı televizyon programında, her söyleşi verdiği gazetede tekrarlayan Numan Kurtulmuş göndermelerle Erbakan’ı sürekli hedef haline getirdi.

Bununla da kalmayarak siyasi mirasına konduğu Millî Görüş’ün geçmişini diline dolamaya, yeni bir söylem, yeni bir üslup, yeni bir yaklaşım, yeni bir paradigma, yeni bir format, yeni bir kadro, yeni bir seçmen kitlesi ile Saadet Partisi’ni yenilik ve değişim sürecine sokacağını bıkmadan usanmadan tekrarlamaya devam etti.

Ancak bütün bu iddialı, cafcaflı söyleme karşın iki yıldır herhangi bir içerik, görüş, düşünce, eylem ya da eylem planı ortaya koyup dediklerinin altını dolduracak hiçbir şey yapamadı. Ne stratejik olarak ne de güncel politikalara ilişkin farklı bir görüş, düşünce ve proje üretemezken sürekli konuştu ve fakat dişe dokunur hiçbir şey diyemedi. Tüm becerisi tıpkı sol kesimin lafazan liderleri gibi sığ, içeriksiz konuşmalar yapmaktan ibaret kaldı.

İktidarın ortaya attığı projelere ve uygulamaya koyduğu politikalara ilişkin rötuşlar yaparak farkını ortaya koymaya çalışmasına karşın ısrarla muhatap olduğu AKP’den farkınız nedir sorusu karşısında seçmen vatandaşın anlayabileceği ve aklında kalacağı hiçbir şey diyemedi. Kendisi bir akademisyen olması nedeniyle çalışıp öğrendiği bazı afakî bilgileri televizyon stüdyolarından ve gazete merkezlerinden hep parlatılmış olarak sunmaya çalıştı.

Oysa siyaset fildişi kulelerden yürütülebilecek bir görev değildir. Teşkilatla, toplumla içi içe olmayı gerektiren, sürekli duygu, düşünce, bilgi, görüş alışverişi içinde olmayı zorunlu kılan bir çalışma olmadan aracılar üzerinden verilen mesajlarla başarılı bir siyaset yapılamaz.

Sürekli konuşan ve fakat hiçbir şey söylemeyen, ne dediğini kimsenin anlamadığı Numan Kurtulmuş Erbakan’ın söylemini hiç ağzına almama, Millî Görüş’ün projelerinden asla söz etmeme hususunda olağan üstü bir gayret sarf etti. Bu gayreti malum medya ve çevreler tarafından desteklendiği için başarılı olacağını zannetti.

Oysa özellikle son zamanlarda medya desteğini arkasına alıp da başarılı olmuş hiçbir siyasi liderden söz edilemez. Hatta tam aksine Başbakan Erdoğan büyük bir medya desteği ile AKP’yi kurup iktidar olmasına karşın iktidarda kalabilmek için sürekli medya ile çatışmayı yeğledi. Çünkü malum medyanın millet nazarındaki itibarsızlığını çok iyi tespit etmiş bulunuyor.

Esasen öteden beri Millî Görüş geleneği partileri hep medyaya karşı mücadele vererek başarılı olmuşlardır. Medya desteğini almak ile milli konularda taviz vermek millet nazarında aynı anlamı ifade etmiştir. Bu yüzden medya ile içli dışlı, sıkı fıkı olan liderler genellikle milletin güvenini yitirmişlerdir.

Bütün bunlara rağmen arkasına aldığı medya desteğine güvenen Numan Kurtulmuş giderek artan bir eğilimle tutumunu sertleştirmeye, Erbakan ve Millî Görüş’ün izlerini Saadet Partisi’nde silmeye yönelik sistematik bir çaba içine girdi.

Birçok il teşkilatını Erbakan ve Millî Görüş’e bağlı diye görevden alıp yerine atamalar yaptı. Tamamen tepeden inmeci despot bir yaklaşımla parti içi demokrasinin zerresine bile tahammül etmeyerek birçok il kongresini gerçekleştirirken medyadan en küçük bir eleştiri almak şöyle dursun sürekli teşvik ve müzaheret gördü.

Böylece 2008 genel kongresi öncesinde yaman bir takiye yaparak genel başkan seçildiği gibi bu kez olağanüstü genel kongrede birtakım manevralarla istediği isimlerden oluşan bir listeyi delegelere onaylatmaya kalkıştı. Ancak bu kez başaramadı. Yaptığı hileler ayaklarına dolandı, çevirdiği dolapların anaforuna kapılarak tam bir rezalete sürüklendi.

Tek aday olarak girdiği genel başkanlık seçiminde 1250 delegenin ancak 4’te birine bile tekabül etmeyen 310 oy alabildi. Türkiye siyasi partiler tarihinde eşi görülmemiş bir kötü bozgun yaşarken, onurlu hiçbir liderin kabul edemeyeceği şekilde toplam delegenin çeyrek oyunu ancak alabilmiş bir rakipsiz aday olarak büyük çoğunluk istemediği halde genel başkanlık koltuğuna oturmayı içine sindirebildi.

Ancak siyasette güçlü bir sindirme kabiliyeti ile her şey halledilemiyor. Siyaset yapmak için cesaret lazım, basiret lazım, feraset lazım, onurlu hareket edip insanların hayranlığını, güvenini kazanmak lazım…

İki yıla yakın zamandır genel başkanlığını yaptığı ve kendine bağlılığından emin olmadığı il teşkilatlarını değiştirdiği bir parti yönetiminin bizzat olağanüstü kongre kararı alıp gerçekleştirmesi karşısında genel başkanın 1250 delegenin ancak çeyreğini alabilmesi tam bir hezimettir, tuş olmaktır.

Desteğini arkasında bulduğu işbirlikçi medyanın sahiplenmesiyle hezimeti göz ardı edilen Numan Kurtulmuş’un küçük bir delege kesiminin azınlık oyları ile tüzük gereği seçilmiş olmayı asla onuruna yediremeyip istifa etmesi gerekirken; zillet içerisinde büyük çoğunluk tarafından istenmediği bir koltuğa oturmasının çok görülmemesi, hiçbir şey olmamış gibi oralı olunmaması ilginçtir.

Numan Kurtulmuş’un hiçbir ayıbının, kusurunun, başarısızlığının görülmek istenmemesi, aksine her türlü aksaklık ve sakarlığının çeşitli makyajlarla kapatılıp parlatılması değişmez bir eğilim olarak sürmektedir.

Bu son olaylı kongrede de bu eğilim açıkça gözlemlendi. Olağan üstü genel kongreyi isteyen ve yapan Numan Kurtulmuş idi. Üzerinde mutabakata varılan listeyi tanımadığını açıklayıp çıkardığı “beyaz listeyi” sadece sahiplenen kendisiydi. İtirazlara ve karışıklığa yol açan bu sürprizi sonunda protesto edilip listesi ve kendisi delegeden çok düşük oy alan kendisiydi. Yeşil listeden ısrar edip vazgeçmeyen de kendisine genel başkanlık yolunu açan Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisiydi.

Şimdi bütün bu sakarlıkların, yanlışlıkların, çaylaklıkların, öngörüsüzlüklerin sahibi olan Numan Kurtulmuş’a toz kondurulmazken; medya kalantorları infaz mangası gibi hep birlikte Erbakan’ın oğlu Fatih’i ateş altında tutuyorlar.

Birazcık insaf, azıcık utanma duygusu, zerre kadar namus ve haysiyet olsa; bunca berbatlığı gözler önünde duran Numan Kurtulmuş yerine henüz 30’unda olan bir genç olarak Fatih’i verdiği bir röportajdaki üç beş hatalı cümlesi yüzünden dillerine dolamazlar.

Zaten bugüne kadar Numan Kurtulmuş bütün yaptığı çıkışları bir medyacı alayının koruma ateşi altında gerçekleştirdi. Bu yüzden arkasını sağlam destekçilerini güçlü gördüğü için her geçen gün pervasızlaştıkça pervasızlaşıyor. Ancak yine de yetmez…

Erbakan bizzat olaya el koyarak yeni bir kongre ile Saadet Partisi’ne layık bir genel başkan seçilmesi, yeni bir MKYK listesi oluşturulması için start verdi. Hafta tatili nedeniyle ara verilen noterler aracılığı ile gönderilmesi gereken yeni genel kongre taleplerinin ancak Salı günü belli olacağı bildirilirken gazetemiz matbaaya verildiği için son durumu öğrenmemiz mümkün olamadı.

Ancak süreç içerisinde karşılıklı hamleler devam ediyor. Son olarak AKP yanlısı bir internet sitesinde yayımlanan kayda alınmış bir telefon konuşmasında Erbakan Numan Kurtulmuş ile birlikte hazırlanan beyaz liste dışındaki Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisince hazırlanan “yeşil liste” ile bir ilişiği olmadığını söylüyor.

Aslında bunda yeni bir şey yok. Çünkü zaten Erbakan adına yazılan Millî Gazete yer alan “yıldızlı” imzalı başyazıda da aynı şey ifade ediliyordu. İşte o başyazı:

“Erbakan dönemi kapanmaz

Saadet'in olağanüstü genel kongresi beklenenin de üzerinde bir katılım ve coşkuyla yapıldı. Fakat kongrede bu camiayı üzen bazı gelişmeler de yaşandı. Bunlardan birincisi Milli Görüş'ün siyasal hareketinde kırk yıl içerisinde üçüncü kez çift liste çıkması oldu. Hatırlattığımız gibi bu kırk yıl içerisinde üçüncü kez cereyan ediyor. Yani Milli Görüş camiası böyle bir şeye alışık değil. Bunu yadırgıyor. Elbette ki Saadet Partisi her hangi bir siyasi parti olmadığı için camianın bunu yadırgamasından doğal bir şey olamaz.

Bu durumun tek teselli olunabilecek yönü, olup bitenin bir ayrışma değil, tartışma şeklinde ortaya çıkmış olmasıdır. Basının "Saadet'te Erbakan dönemi bitti" şeklindeki değerlendirmesi gerçekçi değildir. Erbakan ismini bir partiyle sınırlandırmak ne kadar doğru olabilir? Çünkü bu ülkede ve bütün dünyada Erbakan dediğiniz zaman akla gelen ilk şey siyasi bir parti değil, büyük bir davadır ki, bunu herkes Milli Görüş olarak bilmektedir. Genel Başkan Numan Kurtulmuş üstüne basa basa, Saadet Partisi'nin Milli Görüş partisi olduğunu söylediğine göre, "Bizim diğerlerinden farkımız Maneviyatçı olmamızdır. Bu milletin kendi özü olmamızdır. Emperyalizme karşı olmamızdır. Bizi değerli kılan ve bütün dünyayı kurtaracak olan şey, ecdadımızın inandığı değerlerin ortaya koyduğu kendi medeniyetimize olan sadakatimizdir. Bizim medeniyetimiz yenilmemiştir. Esas yenilen, Batı'nın ortaya koyduğu yeni dünya düzenidir. Dünyayı bir kez daha barış dünyası haline getirecek olan yeniden bizim medeniyetimizdir.

Bunun için, Saadet Partisi'nin öncülüğünde önce Yeniden Büyük Türkiye inşa edilecek ve Türkiye'nin öncülüğünde Yeni Bir Dünya kurulacaktır." Dediğine göre ideolojik anlamda "Saadet'te Erbakan dönemi bitti" demenin her hangi bir geçerliliği var mıdır?

Bu teknik anlamda da aynen böyledir.

Öncelikle, basının "yeşil liste" diye adlandırdığı listeyi Erbakan vermiş değildir.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, kongreye bizzat gelmiş, salonun içini ve dışını hınca hınç dolduran binlerce Milli Görüşçü tarafından inanılmaz derecede bir sevgi seliyle karşılanmıştır. Erbakan Hoca kongrede yaptığı uzun konuşmasında tarihi değerlendirmelerde bulunmuş, en ufak bir ayrışmadan, ima ile dahi olsa bahsetmemiştir. Saadet'e yönelik baştan sona övgü dolu, ümit vadeden cümleler kullanmıştır.

"Erbakan'ın listesinden 42 kişi istifa etti" sözünün her hangi bir manası yoktur. Çünkü Numan Kurtulmuş'la birlikte bu 42 kişinin tamamı yeni seçilen GİK listesinde bulunmaktadırlar.

Ayrıca "Çatışmadan dolayı salon boşaldı" iddiası geçersizdir. Saatlerce sıcaktan bunalan izleyicinin bir kısmı seçimlere geçildiğinde salon dışına çıkmıştır. Kongreye iştirak eden 800 civarındaki delegenin az bir kısmı bir yanlış anlamadan dolayı oyunu kullanmadan ayrılmış, 650 civarındaki delege büyük bir vakarla oyunu kullanmıştır. Otobüslerin çoğu kalktığı için üçüncü tur oylamaya ancak 310 delege kalabilmiştir.

Kongrenin bizi sevindiren en önemli gelişmesi ise, listelerden birini veren partililerin arasında bulunan ve malıyla, canıyla bu dava için ömrünü feda eden Oğuzhan Asiltürk'e karşı bir avuç kendini bilmezin gösterdiği çirkin tezahürata karşı, Numan Kurtulmuş'un kürsüye çıkarak çok yerinde ve çok sert tepki göstermesi olmuştur. Bu davranış bize bir kez daha "Kardeşler Topluluğu"nun ne demek olduğunu gösterdi.

Ankara'dan ayrılırken tesellimiz ise yazarımız Abdulkadir Özkan ağabeyi tedavi görmekte olduğu hastanede ziyaret etmek oldu. Önümüzdeki günlerde ameliyat olacak olan Abdulkadir ağabeyimiz inşallah sizlerin duasıyla en kısa zamanda sağlığına kavuşup aramıza dönecek.”

Şimdi daha sonraki gelişmeler karşısında Erbakan adına kaleme alındığını kabul etmek durumunda olduğumuz bu başyazıyı nasıl anlamak lazım?

Bir kere olağanüstü genel kongreyi toplayıp gerçekleştiren Genel Başkan Numan Kurtulmuş’tur. Erbakan başta karşı çıkmış olsa da bu sürece olumlu katkı yapmaktan başka bir şey yapmadı. Ancak Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisi ile Numan Kurtulmuş arasında liste dışı bırakılan bazı isimler konusunda anlaşmazlık çıktı.

İki taraf da bu anlaşmazlığı medyanın da desteği ile Erbakan ve ailesi üzerinden yürüterek karşılıklı yıpratmaya çalıştı. Bu yüzden Erbakan’ın çocuklarını ve yakınlarını alet ettiler. Nitekim tam bir tertip olan bu danışıklı dövüş anaforunda Millî Görüş’ü öğütüp yok etmeye kalkışan her iki taraf da şu anda Erbakan’ın toplamaya çalıştığı yeni olağanüstü genel kongre konusunda yine birlikte hareket ediyor!

Erbakan’ın, Bunun sebebi iyi niyetle daha iyisini yapacağız zannıyla partimizi davasından, gaye ve temel esaslarından uzaklaştırmaya yönelik bir takım arzuların yürürlüğe konulmak istenmesidir.

40 Yıllık Milli Görüş davasının tek temsilcisi olan Saadet Partimizin ana hedef, gaye ve esaslarından uzaklaştırılmasını ve diğer partilere benzer bir parti haline getirilmesini camiamız mensubu hiçbir şuurlu kardeşimiz tasvip etmez.

Bu durumda partimizi bütün diğer partilerden üstün kılan mevcut 60 partinin benzeri 61. bir parti olmaktan muhafaza etmek, temel esaslarımızdan uzaklaşılmaması için elden gelen her türlü gayreti göstermek, Milli Görüşe inanan her kardeşimizin inancının gereğidir.

Temel esasların muhafazası için ve seçime giderken birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşlik örneğinin ortaya konulması ve bunların YENİ BİR KONGRE ile en kısa zamanda bütün milletimize gösterilmesi milli bir görevdir.” sözleri ile ortaya koyduğu hedefini engellemek için Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi Numan Kurtulmuş ile aynı doğrultuda çaba sarf etmektedirler.

Çünkütoplanacak kongrede yeni genel başkan adayı gösterilmemesini, sadece yapılan kongrede vurgun yiyip bozguna uğrayan Genel Başkan Numan Kurtulmuş’un sarsılan itibarının ve erozyona uğrayan güveninin onarılıp iade edilmesini, üzerinde uzlaşılmış bir MKYK listesinin sadece oylamaya sunulmasını istemektedirler.

 Oysa Erbakan kendisinin hiçbir dahlinin olmadığı bu kötü durumdan Saadet Partisi’ni kurtarmanın tek yolunun yeni bir genel başkan adayı ortaya çıkaracak bir genel kongre yapmaktan geçtiğini ifade etmektedir.

Medyanın da yoğun müdahalesi ile Saadet Partisi teşkilatı ve Millî Görüş camiası neler olup bittiğini anlamakta zorluk çekse de yalın gerçek şudur: Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi MKYK listesinde yer almak için ufak bir operasyona giriştiler. Deveyi yardan uçuran bir tutam otmuş.

Ancak bu girişimle Numan Kurtulmuş’u fena halde ürküttüler. Zücaciye dükkânına giren fil misali kongre salonunu kargaşa yerine çeviren Numan Kurtulmuş hiç tahmin edemediği bir rezil manzara oluşmasına yol açtı.

Şimdi Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldukları için çok pişmanlar ama iş işten geçti. Onlar yaptıklarının sonuçta Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığını hedef haline getirebileceğini hesaplayamadılar. Ama artık Erbakan yakaladığı bu fırsatı kaçırmak istemiyor.

Nedeni ne olursa olsun orta yerde bir cenaze var ve bu cenazeyi kaldırmak da yine her zamanki gibi Erbakan’a düştü. Erbakan Numan Kurtulmuş’un namazını kıldırıp karanlıklar tarihine gömmek ve yerine kendi istediği birini genel başkan yapmak durumundadır.

Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk de artık bu kez Erbakan’ın yanında dört ayak üzerine düşemeyecekler!

Erbakan’ın niyeti bu kez yeni seçilecek genel başkana tadından yenmez bir Saadet Partisi teslim etmektir.
 Sayı: 615

3567 defa okundu...
zaman       zaman   25 Temmuz 2010 Pazar 16:23
müslümanların dünyadaki itibarlarının neden zedelendiği bu son saadet partisi kongeresinde ortaya çıktı çünkü müslümanlar olayları çözmede yeteneksiz dünyaya adalat getirmeyi düşünen bir siyasi partide keyfiyetin önde olduğunu görmeyi üzülerek seyrediyorum ancak müslümanlar birlik olursa inanlar kazanır diğer türlü kimi gömleği çıkarır kiminin de gömlek sırtında parçalanır alınmaya çalışılır bütün bunlar betbahtların bizden başka kimse bilmiyor mantığıdır allah bu bilğisziliğin için de erbakan hocama yardımcı olsun
yusuf ayyıldız       BİR DOĞUM SANCISI....   21 Temmuz 2010 Çarşamba 14:53
Siyonizm ,dünya ideallerini gerçekleştimek için önünde gördüğü tek engel Milli Görüş ve Erbakan’dır.Çalışmalarınıda hep bu mihvalde gerçekleştirmiştir.Onun için Erbakan’ın 1969 da başlattığı bu kutlu mücadelede ,kurduğu 5 partiye ,yayın organlarına ,ve Milli Görüş’ün tüm kurumlarına bir virüs gibi sızdı.Aşırı Milli Görüş’cü gözüküp kendilerini kamufle eden bu kişiler hep bu kurumların önde gideni oldu.Sen yeterki,gizliden gizliye Erbakan düşmanlığı yap,onun yapmak istediklerine engel ol!Sonra istediğin makam senin olsun!Öyle olmadımı?H.İbrahim Çelik,Hasan Mezarcı,Şevki Yılmaz,H.H.Ceylan ve daha niceleri…Hepsi birer milletvekiliydi.Kimisi bakanlık yaptı.Milli Görüş partilerinin üst düzey yöneticileriydi.Hepsi Erbakan Hoca’ya ayakbağı olmaktan başka ne iş yaptılar?Ya şimdiki halleri?Hepsinin isimleri unutuldu,nesilleri kesildi!Yaptıkları Erbakan düşmanlığıyla sonlarını hazırladılar.Ahiretleri ise meçhul…Birde bunların ağababaları var.Şevket Kazan-Oğuzhan Asiltürk ikilisi…El-Aziz, yaklaşık 10 yıldır bu ikilinin bütün kirli çamaşırlarını pazara döktü.Ama kimse inanmadı!Çünkü ;görevli olarak Hoca’nın yanına yerleştirilenlerin en akıllısı ve en zekileri bu ikili idi.Kendilerini mükemmel bir şekilde kamufle ediyorlardı.Sürekli iyi polis-kötü polis oyununu oynuyorlar.Şimdi bunların durumuna bir bakın!Son yapılan kongre ile tezgahladıkları plan,hiç ummadıkları bir şekilde alehlerine döndü.Şimdi tabandan yükselen ses şudur;’’Her şeyi karıştıran ve ortamı geren bu ikilidir.’’Düştükleri şu rezil duruma bir bakın!Şimdi sıra Erbakan’ın vesayetinden kurtulmak isteyen Numan Kurtulmuş ve onu destekleyen ekibindedir.Elbette Erbakan onlardan kurtulmanın bir planını yapmıştır.Bu işin sonunda artık saflar iyice netleşmiştir.Bir kutlu doğumun sancılarıdır bunlar…21-07-2010 tarihli Milli Gazete'de Zeki Ceyhanı'ın yazısında da ifade ettiği gibi , sonun selamet olması için biraz daha sabır…
mesud akgül       NUMANCILARIN ERBAKAN DÜŞMANLIĞI ARTIK AŞİKARLAŞTI.   21 Temmuz 2010 Çarşamba 08:15
Son kongreden sonra Numan Kurtulmuş ile Erbakan Hoca ve Milli Görüşün arasındaki mesafe artık inkar edilemeyecek kadar açılınca ,açıkça Numanın safında yer alan özde değil sözde Milli Görüş Teşkilat mensupları ,içlerinde gizledikleri Erbakan düşmanlığını açık açık utanmadan,sıkılmadan ahlaksız bir şekilde ortaya koymaya başladılar. Numanın yaptığı ihanetleri savunmaktan aciz olan Numanın macuncuları, Numan gibi Erbakanın geçmişteki eylem ve söylemlerini yargılayıp kendilerini haklı gösterme çabasına giriştiler. Numancılar,Numan Kurtulmuşun ihanetlerini,vefasızlıklarını savunmak için sizlerin Erbakan ve Ailesine hakaret etmek,iftira atmak,karalama kampanyası başlatmak,yalan söylemek kısaca Erbakan düşmanlığı yapmaktan başka çareniz yok mu ?.Siz Numan Kurtulmuşa destek olmak için çözüm olarak Erbakan düşmanlığından başka bir yönteminiz yok mu?.Böyle bir alçaklığı nasıl yapar ve kabullenirsiniz?Böyle aşağılık bir siyasi terbiyesizliği bir insan bünyesi ve vicdanı nasıl onaylayabilir?Meğer ne kadarda büyük Erbakan düşmanlığı içiniz de varmış da haberimiz yokmuş.SP ve Milli Görüş teşkilatlarında ne kadar şiddetli ve ne kadar da çok Erbakan düşmanlığı yapan insanlar varmış da ayakta uyumuşuz..Madem Erbakanı sevmiyorsunuz,beğenmiyorsunuz,kabul etmiyorsunuz o zaman sizlerin SP çatısı altında siyaset yapmanızdan daha büyük ahlaksızlık olur mu?.Numana sahip çıkmak için Erbakan ve Ailesine saldırmak ve hakaret etmek yöntemi kadar büyük bir siyasi kalleşlik ve ihanet olabilir mi? Alın çok sevdiğiniz Numan Kurtulmuşunuzu ayrılın SP den, başka bir parti kurun , sonra hep beraber Erbakan düşmanlığı yapın ve bunun siyasetteki rantından biraz da siz faydalanın.Hem SP çatısı altında siyaset yapacaksınız hem de Erbakan düşmanlığı yapacaksınız.Öyle yağma Hasanın böreği yok.SP ve Milli Görüş teşkilatları Erbakana sadakat şerefimizdir diyenlerin partisidir.SP ve Milli Görüş Erbakan nerede biz oradayız inancına sahip olanların partisidir.Bırakın Erbakan düşmanlığı yapmayı ayrılın gidin. Zaten Numan Kurtulmuşa destek olmaya çalışanların tamamı sırf Erbakan düşmanlığından dolayı destek olmaktadırlar.İnsanlar Erbakan düşmanlıklarını göstermek için,kim Erbakan karşısında yer alırsa hemen onun safında bulunup her türlü desteği vermekten asla çekinmiyorlar.Yani asıl mesele Erbakan düşmanlığı yapmaktır,Numana destek olmak ikinci planda gelmektedir.Erbakana karşı çıkanların ismi Ahmet olmuş,Numan olmuş,Mehmet t olmuş,Hasan olmuş önemli değil. Ben tüm Numan severlere seslenip diyorum ki;azda olsa dürüst olun,ikiyüzlülük yapmayın,kalleşlikten vazgeçin.Madem Numan Kurtulmuşla SP büyük bir sıçrama yapmış!Numan SP den ayrılıp giderse ne kadar seveni varsa peşinden ayrılıp gideceği için Erbakan asıl kötülüğü işte o zaman yapmış olursunuz! SP ayrılıp gitmek için daha ne bekliyorsunuz?Hodri Meydan.
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
El-Aziz'in yıllardır dikkat çektiği ve dikkatli olmaya çağırdığı Milli Görüşçüleri bir kez de Adnan Hoca uyarıyor
DENİZLİSPOR: 0 ELAZIĞSPOR: 1
Bordo Beyazlılar zorlu Denizli deplasmanında M. Ozan'ın kafa golüyle 3 puanın sahibi olurken 19. Hafta sonunda en yakın rakibi ile aradaki puan farkını 4'e çıkardı...
ADNAN HOCA’NIN SÖZÜNÜ ETTİĞİ ERGENEKONCU
Adnan Oktar A9'daki programında kendisini yıllar önce ziyaret eden ve ziyaret esnasında polis baskınının gerçekleştiği bir MSP'linin Ergenekoncu olduğundan söz etmişti. Fatih Altaylı 06.01.2000 tarihinde Hürriyette yazdığı dönemde bu kişinin kim olduğunu açıkça yazmış. İşte o Ergenekoncu...
TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
Türkiye Cumhuriyetinin önemli resmi kutlamalarından olan19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramındaki törenler artık stadyumlarda yapılmayacak...
ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
Geçtiğimiz hafta Habertürk'te yayınlanan programda Ergenekon ve Balyozdan tutuklanan subaylar için 'Onlar kahraman' diyen Saadet Partisi'nin önde gelen ismi Oğuzhan Asiltürk'e tepkiler sürüyor. Milat gazetesi yazarı Nevzat Çiçek de bugünkü yazısında Asiltürk'ün açıklamasına tepki göstererek, bazı sorular yöneltti.
ASİLTÜRK'E ERGENEKON TEPKİSİ BÜYÜYOR
Müntesiplerinin bile çok fazla savunamadığı Ergenekon terör örgütünü SP'nin ağabeyi diye lanse edilen Oğuzhan Asiltürk'ün savunması tüm kesimlerde büyük tepki yarattı.
İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
1 Şubat 2012 tarihinde Kanal A Televizyonu'nun konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Şevket Kazan konuya bihaber rolleri yaparak, Asiltürkle aynı görüşleri savundu ve Ergenekona destek çıktı
» SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
» DENİZLİSPOR: 0 ELAZIĞSPOR: 1
» ADNAN HOCA’NIN SÖZÜNÜ ETTİĞİ ERGENEKONCU
» TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
» ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
» ASİLTÜRK'E ERGENEKON TEPKİSİ BÜYÜYOR
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
OĞUZHAN ASİLTÜRK’E GÖRE YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
OĞUZHAN ASİLTÜRK'E GÖRE KUDÜSTE AĞLAMA DUVARI ÖNÜNDE DUA EDEN, KÖKTEN DİNCİ YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
1 Şubat 2012 tarihinde Kanal A Televizyonu'nun konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Şevket Kazan konuya bihaber rolleri yaparak, Asiltürkle aynı görüşleri savundu ve Ergenekona destek çıktı
ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
Geçtiğimiz hafta Habertürk'te yayınlanan programda Ergenekon ve Balyozdan tutuklanan subaylar için 'Onlar kahraman' diyen Saadet Partisi'nin önde gelen ismi Oğuzhan Asiltürk'e tepkiler sürüyor. Milat gazetesi yazarı Nevzat Çiçek de bugünkü yazısında Asiltürk'ün açıklamasına tepki göstererek, bazı sorular yöneltti.
SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
El-Aziz'in yıllardır dikkat çektiği ve dikkatli olmaya çağırdığı Milli Görüşçüleri bir kez de Adnan Hoca uyarıyor
TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
Türkiye Cumhuriyetinin önemli resmi kutlamalarından olan19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramındaki törenler artık stadyumlarda yapılmayacak...
Elazığ’ın nüfusu 558.556
Elazığ'ın nüfusu, 2011 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 558.556...
EL-AZİZ’İ DOĞRULAYAN İTİRAFLAR
El-Aziz Gazetesi'nin 12 Eylül'le ilgili olarak yıllardır ortaya koyduğu gerçekler yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor...
» OĞUZHAN ASİLTÜRK’E GÖRE YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
» ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
» SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
» TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
» Elazığ’ın nüfusu 558.556
» EL-AZİZ’İ DOĞRULAYAN İTİRAFLAR
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com