Gazze’ye yardım amaçlı gönderilen Mavi Marmara gemisine yapılan
baskın ile eş zamanlı başlayan ve hız kesmeden devam eden terör olayları ile
ilgili Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Mehmet
Çete’nin görüşlerini aldık…
ŞEHİDİ GAZİSİ OLMAYAN ÜLKE AYAKTA KALAMAZ

1940 Harput Serince doğumluyum. 14
Nisan 1993 tarihinde şehit olan Fikret Çete’nin babasıyım… 1999 yılında Şehit Aileleri Derneği kurduk. O
yıldan beri de başkanlığını yapıyorum.
Ne tür faaliyetler yapıyorsunuz? Ailelere neler sağlıyorsunuz?
Terörle mücadele kapsamında olana
devlet zaten gereken desteği veriyor. Bu kapsamın dışında kalan –trafik kazası,
eğitim kazaları vb- durumlarda ise bizler yaptığımız girişimlerle ailelere ve
mağdurlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda başbakan ilimize geldiğinde
hem sözlü hem de yazılı olarak üç istekte bulunduk. Şehit ailelerine ve malul
gazilere ikinci bir iş hakkı tanınmasını, terörle mücadele kapsamına girmeyen
şehit aileleri ve gazilerin iş hakkından yararlanmalarını ve terörle mücadele
kapsamına girmeyen şehit aileleri ve gazilere konut kredisi sağlanmasını talep
ettik.
Yerel yönetimlerin, ihtiyacı olan
şehit ailelerine ve gazilere bayramlarda gıda vb. yardımlarda bulunmalarını
sağlıyoruz. Yine ihtiyacı olan ailelere kömür yardımı her yıl yapılıyor. Bu tür
destekleri sağlamak için çalışmalarımızı yapıyoruz.
Ama yorulduğumu da söylemek
istiyorum. Gece gündüz koşturuyoruz. Büyük emek istiyor. İnsanlara yardımcı
olmak onların ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak büyük bir onur veriyor ve
maneviyat kazandırıyor insana… Tabi artık yaşım ilerledi derneğin işlerini daha
iyi yürütecek, bu işi daha bir azimle ve gayretle yapacak birini de aramıyor
değilim… Öylesine bırakıp gidemem çünkü burada yılların emeği var insanların
hakları söz konusu… Öyle rastgele birisine değil tabi ki işin hakkını verecek
hak hukuk bilen birine devretmeyi artık düşünüyorum ve öyle biri olsun ki
kendisi ihtiyaç sahibi olmasın ihtiyaçlara koşabilen biri olsun. Ya da en
azından emsal maaşı olan biri olsun ki derneğe yük olmasın.

Çeşitli sebeplerle pek çok ile
gittim. Oradaki dernekleri ziyaret etme imkânı buldum. Baktım ki ilimizde çok
değer verilmiyor şehit ve gazilere… Bunun sebebi ise ilimizin bir kurtuluş
gününün olmaması… Yani işgal altında kalmış kurtuluş günü olan illerde derneklerin
hepsinin bir binası, kendi malları ve kasalarında paraları var Bizim ise ayda
200-250 TL giderimizi karşılayacak durumumuz yok. Şunu anladım ki işgalin,
esaretin ne olduğunu bilmeyen şehit ve gazisinin de kıymetini bilmiyor.
Ülkemizde bahsettiğiniz gibi yıllardır içte ve dışta oyunlar
oynanıyor ama bir türlü başarı sağlanamıyor. Bunda şehit ve gazilerin payı
büyük…
Bakın, şehit ve gazisi olmayan ülke
ayakta kalamaz. Çünkü vatanının bekası için canını her daim vermeye hazır
insanların olduğu bir ülke, düşman işgali altına girmez. Bir de şu hususu göz
ardı etmemeliyiz güçlü bir ordusu olmayan ülke güçlü bir ülke olamaz…
Terör olaylarında son günlerde tırmanışta olduğu söyleniyor ama
bunun, Mavi Marmara gemisinin Gazze’ye yollanması ile başlandığı hep
gizleniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yardım gemisiyle terör
arasında bağlantı olabilir mi?
Açık söyleyeyim esas terörün
sorumlusu dağdakiler değil onların orada kalmalarını sağlayacak desteği
doğrudan ya da dolaylı sağlayanlardır. PKK dağ şartlarında uzun süre desteksiz
kalamaz. Hele bir ülkenin ordusu karşısında böyle uzun süre direnemez. Yani bu
yönüyle düşündüğümüzde gemi gönderilmesi ile terör olaylarının artışındaki
bağlantıyı kolaylıkla kurabiliriz. Sahiplerinin menfaatleri söz konusu olunca
çıkıp ortalığı bulandırarak borçlarını ödüyorlar. İşte Mavi Marmara baskınından
sonra artan terör olayları bu gizli bağlantının resmen ilanıdır artık. Yani
resmen görülmektedir ki PKK bir maşadır. Maşa ile uğraşmak yerine kalıcı çözüm
istiyorsak onu kullanan, tutan el ile bilek ile uğraşmak lazım.
Ayrıca terör eylemlerinde dikkatimi
çeken bir husus da ülkemiz ne zaman gelişme trendine girse o zaman da artış
göstermesi… Yani tesadüfî bir şey yok. Amaçları ülkenin gelişmesini engellemek
çünkü emir öyle…
Hayır, terör örgütü Kürt
kardeşlerimizin hakları için menfaatleri için çalışmıyor. Öyle gösteriyor, Kürt
ismini kullanıyorlar. Bakın gelir kaynaklarına silah kaçakçılığı, uyuşturucu,
kadın ticareti… Hangi Kürt kardeşim bunlardan birini kabul eder? Etmez zaten
görüşüyoruz iç içeyiz beraber yiyip içiyoruz. Hepsi de bu imajdan rahatsız.
Peki Kürt halkımızın PKK ve BDP ile aynı safta kendisini
bulmasında Kürtleri dışlayan, ötekileştiren eski yanlış devlet politikasının da
payı var mı?
Elbette var. Hatta tamamen onun
ürünü de denebilir. Amaç ülkeyi bölmekti bunun için bir senaryo yazıldı çeşitli
mahfillerde ama Türkler ve Kürtler yıllardır iç içe yaşıyor, nasıl
ayrılacaklar? O zaman çeşitli art niyetli unsurlar eliyle ve yanlış
politikalarla halk ayrıştırılmaya çalışıldı. Kürt halkını kışkırtıcı, Türklerle
birbirine kırdırma amaçlı faaliyetlere girildi. Bunların nasıl yapıldığını
Ergenekon’dan takip ediyoruz. Halka ne tür zulümlerin yapıldığını… Devlet
yetkisi elinde olan insanlar bunu yaparsa Kürtler devletine mecburen soğuk
bakacak. Ve halen ülkemizde terörden nemalanan unsurlar var. Bunlar da şu an
terörün bitmemesi için elinden geleni yapıyor. Bakın halklar arasında birlikte
yaşama konusunda bir sıkıntı yok sadece barış ortamından rahatsız olan kesimler
engelleyici çabalara giriyor.
Bu kapsamda hükümetin yaptığı girişimleri nasıl buluyorsunuz?
Olumsuz bir çaba diyemem… Ama zorlu
bir yola girildi… Çünkü engelleyeni çok olacak. Bu ülkede ne zaman iyi bir iş
yapılmaya çalışılsa malumunuz hemen çeşitli entrikalarla engellenmeye
çalışılıyor. Hâlbuki bunun yerine ülke menfaatine olacak işlerde bir araya
gelinmeli birlikte hareket edilmeli…
Dernek kurulalı beri hiçbir partiye
yakınlığım yok… Önceleri Milli Görüş teşkilatlarında istişare kurullarında yer
aldım. Ama dernekte tarafsızlığımı korumak için şimdi ilişiğim yok.
Az önce Ergenekon dedik. Ergenekon kapsamında ortaya çıkan
belgelerde yer alan bilgilere göre, vatana hizmet etmesi için göreve giden
askerler, çeşitli emeller ve ülkeye ihanete varan amaçlar için bazen feda
edilmiş bazen de kullanılmışlar. Bir şehit ailesi olarak bu durumu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Ne denir ki… Söylenecek bir söz yok.
Maalesef üzülüyoruz.
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Terörle mücadele sabır isteyen bir
iştir. Öyle günü birlik davranışlarla çözülmez. O yüzden vatandaşlarımız
sabırlı olsunlar inşallah bu işin sonu bir gün gelecek insanlar barış içinde
olacaklardır. Bize yer ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Gazetenize çalışmalarında
başarılar diliyorum.
Fotoğraf: Muhammed
Gürses
Röportaj: Osman
Gürses

































