Türkiye
Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı ve Habervaktim.com yazarıyım.
KURTULMUŞ DÖNEMİNDE SP MİLLİ GÖRÜŞ
EKSENİNDEN KAYDIRILMAK İSTENDİ
Liste krizinin
yaşandığı Saadet Partisi (SP) kongresinin ardından sessizliğini bozan
Milli Görüş Lideri ve eski Başbakanlardan Prof.Dr.Necmettin Erbakan, SP
kongresi ile ilgili "Partimizi gaye ve temel esaslarından uzaklaştırmaya
yönelik bir takım arzular yürürlüğe konulmak istenmiştir" açıklamasında
bulundu. Sizce Kurtulmuş döneminde SP Milli Görüş ekseninden kaydırıldı mı?
Kurtulmuş döneminde SP Milli Görüş
ekseninden kaydırılmadı ama kaydırılmak istendi. Erbakan Hoca'nın açıklaması da
buna işaret ediyor. Kurtulmuş, Saadet Partisi'ni Milli Görüş'ten kaydırmak
isterken, bunu kötü niyetle yapmak istememiştir. Bilakis, bu şekilde Saadet
Partisi'ni daha da popülerleştireceğini düşündü. İyi niyetli ancak naif bir
düşünce. Akademi ve medya çevrelerinin sizi beğenmesi, halkın sizi beğendiği
anlamına gelmez. Akademi ve medya çevreleri sizin kullandığınız jargonu
anlayabilir ancak halk bunları anlamaz. Kaldı ki, Milli Görüş
temellerinden ayrıldığınızda sizin varlık sebebiniz ortadan kalkar. Çünkü Milli
Görüş, bir medeniyet projesi sunuyor 70 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına,
1,5 milyarlık İslam alemine ve 6 milyarlık dünyaya. Milli Görüş
dışındakiler bir şekilde mevcut Batı medeniyetiyle entegre olmuş durumdalar.
Batı medeniyetinin hali ortada. Dünyanın her yerinde açlık ve sefalet, savaşlar
mevcut ve bunun sorumlusu da bugünkü ekonomik ve siyasi gücü elinde bulunduran
Batı medeniyeti. Milli Görüş ise, güçlü bir Türkiye'yle adil bir dünya düzeni
ideali taşıyor. Dolayısıyla Milli Görüş'ten ayrıldığınızda siz ne kadar 'Ben
Batı Medeniyeti'nin karşısındayım' deseniz de entegre oluyorsunuz. Numan
Kurtulmuş da, 'Milli Görüş'e karşı duran kesimlerle, ki bu kesimler Batı medeniyetinin
üstünlüğünü seve seve kabul etmiş, iyi geçinirse, 'Adil Düzen' söylemini terk
ederse, Saadet Partisi'ni iktidar yapacağını düşünüyor. Ama o zaman da adil bir
dünya düşüncesinden çıkmış, mevcut adil olmayan düzeni kabul etmiş oluyorsunuz
ve bu düzen üzerine politika yapmak zorundasınız. Eğer bu şekilde iktidar
olunacaksa, o zaman Saadet Partisi'ne ihtiyaç yok. Hali hazırda sağda ve solda
zaten partiler mevcut.
NUMAN BEY, ÇEVRESİNDEKİLERİN BASKISI
ALTINDA KALDI
11 Temmuz
kongresinde Sayın Numan Kurtulmuş yeşil listeden istifa etmiş ve bizim
listemiz beyaz liste demişti. Sonraki günlerde Prof. Dr. Necmettin Erbakan
açıklamasında yeşil listenin Numan Beyle birlikte mutabakata vardıkları liste
olduğunu beyaz listenin sonradan hazırlandığını belirtmişti. Numan Bey'in bu
tavrını siyaseten etik buluyor musunuz?
Numan Bey'in neden böyle birşey
yaptığını bilmiyorum. Zaten yeşil listede genel başkan olarak onun ismi
geçiyor. Kaldı ki Erbakan Hoca ile birlikte istişare ile hazırlanmış bir liste
var ve kendisi sonradan bu listeden ayrılarak beyaz liste oluşturuyor. Numan
Bey'in burada çevresindekilerin baskısı altında kaldığını düşünüyorum. Çünkü
Numan Bey'e 'Erbakan'ı terk et' diye akıl verenler bulunduğunu biliyorum. Bu tip
kişilerin Milli Görüş, Adil Dünya Düzeni idealleri yok zaten. “Eğer Numan Bey
Milli Görüş'ten ayrılırsa, belki iktidar olur ve bizler de bir yerlere geliriz”
düşüncesi taşıyorlar. Keşke Numan Bey, bu kadar nifaka sebebiyet veren beyaz
listeye girişmeseydi. Çünkü bu girişim fiili olarak Milli Görüş'ün doğal lideri
Erbakan Hoca'ya itaatsizlik anlamı taşıyor. Milli Görüşçülerin Numan
Bey'e en büyük kızgınlıkları da buradan geliyor. Eğer Numan Bey Erbakan
Hoca'dan özür diler ve helallik isterse, bu sorun da ortadan kalkar. Milli
Görüşçüler yine Numan ağabeylerini gereken saygıyı gösterirler.
FATİH ERBAKAN İKİ AYRI ŞEREFİ BİR ARADA
TAŞİYOR
Milli
Görüş Lideri Prof.Dr. Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın bazı
Milli Görüş karşıtı medya organlarına demeç vermesini nasıl buluyorsunuz ?
Fatih
Erbakan iki ayrı şerefi aynı anda taşıyor. Birincisi Muhterem Erbakan Hoca'nın
oğlu olması, ikincisi ise Milli Görüşçü olmasıdır. Erbakan Hoca'nın oğlu olması
nedeniyle Milli Görüşçüler her zaman muhterem babasına hürmeten kendisine de
saygı göstermişlerdir. Fatih Erbakan da, Erbakan Hoca'nın oğlu olduğu için
hiçbir zaman ayrıcalık istememiş ve babasının taşıdığı asalete hiçbir şekilde
gölge düşürmemiş, her zaman ahlaklı ve mütevazi kalmayı başarmıştır.
Fatih Erbakan'ın ikinci şerefi ise Milli Görüşçü olmasıdır, ki çoğumuz bu
yönünü utunuyoruz. Fatih Erbakan'ı tanıyanlar onun üniversite yıllarından beri
hatta öncesinde Milli Görüş'ün içerisinde olduğunu bilir. Fatih, Milli Gençlik
Vakfı kökenlidir. Dolayısıyla Milli Görüşçü bir donanıma sahip. Üniversite
yıllarında diğer Milli Görüşçü gençler gibi, telefon ve elektrik direklerine
parti bayrağı asmış, kapı kapı dolaşarak Milli Görüş için oy istemiştir. 'Milli
Görüş karşıtı medya organlarına demeç vermesi' olayına gelince; Fatih
Erbakan'dan önce Numan Kurtulmuş Milli Görüş karşıtı Milliyet'e 'Erbakan'ın
vesayetinden kurtulmak” gibi Milli Görüşçüleri derinden yaralayan ve hayal
kırıklığına uğratan talihsiz demeçlerde bulundu. Sonrasında da kongrede beyaz
liste diye birşey çıkardı. Kurtulmuş'un, Milli Görüşçü ya da karşıtı medyaya
konuşmasında bir sakınca yok Milli Görüş'ü anlattığı sürece. Ama Milli Görüş'le
bütünleşmiş Erbakan Hoca için söyledikleri talihsiz açıklamalardı ve bunlar
Milli Görüş camiasını derinden üzmüştür. Fatih Erbakan da tüm bu olanlardan
sonra Akşam gazetesine konuştu. Ama Fatih Erbakan bu gazeteye konuşurken
“Erbakan vesayetinden kurtulmak”, “Milli Görüş'ten kurtulmak” gibi laflar
etmemiştir, tersine Milli Görüş'ten kaymaya dikkat çekmiştir. Fatih Erbakan bu
açıklamaları da 'Erbakan'ın oğlu' unvanıyla değil, Milli Görüş'ün bir neferi
olarak yapmıştır. Yıllardır bu camianın içinde bulunan biri olarak, Milli Görüş
temelinden kaymaya karşı diğer Milli Görüşçülerin tercümanı olmuştur. Bence
Fatih'in Numan Bey için söylediği sözler üzerinde çok durmamak gerekir. Asıl
Numan Bey'in Erbakan Hoca için söylediği 'Vesayetinden kurtulmak' gibi tahilsiz
ve korkunç sözü üzerinde durmak lazım. Numan Kurtulmuş da Fatih Erbakan da
Milli Görüş'ün birer neferidir ve Milli Görüş'ün doğal lideri de Necmettin
Erbakan'dır. Fatih Erbakan'ın sözleri de Milli Görüş davasına ve liderine
itaatsizlik yapılmasına karşı söylenmiş sözler olarak algılanmalı. Kurtulmuş,
Milli Görüş liderinden helallik ister özür dilerse, Fatih Erbakan da ağabeyi
Numan Kurtulmuş'tan helallik diler.
Liste olayında ve sonraki süreçte
Numan Bey'in tavrında ısrarcı olması sizce teşkilatlarda güvensizliğe
sebep olmuş mudur?
Liste krizinden
sonra Ankara'da bulunan yüzlerce delege küs bir şekilde memleketlerine
dönmüşlerdir. Çünkü delegeler böyle birşeyi beklemiyordu. Numan Bey'in de
sadece 310 oyla seçilmesi delegelerin liste krizinden duyduğu rahatsızlığı
gösteriyor. Liste krizi hiç kuşkusuz parti teşkilatlarının çalışma şevkini ve
güvenini kırmıştır. Kırgınlıklar ve küslükler yapılacak yeni kongerede herkesin
birbiriyle kucaklaşmasıyla aşılabilir.
NUMAN BEY'E BAZILARI 'ERBAKAN'DAN KURTUL' AKLI VERİYOR
Son Saadet
Partisi (SP) kongresinde Genel Başkanlığa Getirilen Numan Kurtulmuş, Parti
tabanının ve Erbakan Hoca taraflarının yeni kongre talebine karşılık Milli
Görüş karşıtı medya organlarında " Kendilerine guveniyorlarsa buyursunlar
pazar gunu kongre yapalım " diğerek meydan okudu. Ama öte yandan idaalara
göre geçtiğimiz günlerde Nevşehir'de yapılan il başkanları toplantısında
Kurtulmuş, il başkanlarına yeni bir kongre partiye zarar verir gerek yok vs..
gibi baskı yaptığı öne sürülüyor. Sizce burda bir çelişki var mı ?
Eğer
kongre yapılmasaydı, bugün bu krizi konuşmamış olurduk ve Saadet teşkilatları
da görev bilinciyle tabanda çalışmalarını sürdürecekti. Ama kongre yapılmasında
Numan Bey'in ısrarı ve isteği etkili oldu. Kongre yapıldı ve kriz ortaya çıktı.
Daha önce de dediğim gibi Numan Bey'e bazıları 'Erbakan'dan kurtul' aklı
veriyor ama tabanın Erbakan Hoca'ya ne kadar bağlı olduğunu hesaba katmıyorlar.
Numan Bey de yanındakilerin baskısıyla bu tür sözleri söyledi ama tabandan ve
teşkilatlardan gelen tepkiyi görünce “Yeni bir kongre partiye zarar verir”
dedi. Aslında şu anki mevcut durum partiye de Milli Görüş'e de zarar veriyor.
Çünkü bir bölünmüşlük havası hakim. Ve bu bölünmüş havası etrafta dedikodu ve
nifakların artmasına sebebiyet veriyor. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın,
Milli Görüş'e bağlı olan Saadet Partisi teşkilatlarının Erbakan Hoca'nın
sözünden çıkıp, medyanın sözüne ve etkisine gireceğini zannetmiyorum. Medyanın
etkisine girerlerse o zaman Milli Görüşçü değil medya görüşçü olmuş
olurlar.
SP'LİLERİN MEDYA'NIN SÖZLERİYLE HAREKET EDECEK KADAR
FERASETLERİNİ YİTİRMİŞ OLDUKLARINI DÜŞÜNMÜYORUM
Vakit Gazetesi
Yazarı Abdurahman Dilipak, SP kongresi ile ilgili ele almış olduğu
makalelerinde pek çok Milli Görüş mensubunun tepkisini çekti. Dilipaka ait
05.08.2010 tarihli makalede " SP İl Başkanlarının % 95’i yeni bir
kongre istemiyor. İddiaya göre Hoca yeni bir parti kuruluşu için düğmeye bastı
bile." ifadeleri yer aldı. Oysa Erbakan Hoca yeni parti idaalarını sert
bir dille yalanlamıştı. Sizce Dilipak neden bu iddiada direniyor?
Numan Kurtulmuş'un ekibi kendilerini
haklı çıkarmak için camianın yakından tanıdığı yazarlardan aldıkları
destekle “Bakın şu yazar da bizi haklı görüyor” propagandası yapıyor.
Abdurahman Dilipak'a gelince; Dilipak ne Milli Görüşçü ne de Saadet Partilidir,
Gazeteci-Yazar'dır. Ve her partide olduğu gibi Saadet Partisi'nde de
tanıdıkları, dostları vardır ve bu dostlarının kendisine anlattığı kadarla
Saadet Partisi'ni biliyor. “İl başkanlarının yüzde 95'i yeni bir kongre
istemiyor” ifadelerini de, Saadet'teki yakın dostlarından duyduğu için
yazdığını düşünüyorum. Ama gerçeğin böyle olmadığı ve parti teşkilatlarının
yeni kongre için bastırdığı ortaya çıktı. Dilipak, Numan Kurtulmuş'un yakın
dostu olabilir ve bu dostluktan dolayı Kurtulmuş'u destekliyor olabilir ama
parti meseleleri, hele ki Milli Görüş davası dostluklar hatırına göre
belirlenemeyeceğini Kurtulmuş daha iyi bilir. Kaldı ki, Abdurahman Dilipak
gazeteci olması nedeniyle lehte aleyhte yazılar yazabilir ama Milli
Görüşçülerin Dilipak'a değil Milli Görüş liderine kulak vermeleri gerekir.
Dilipak'ın yazdıkları kendisini bağlar, tıpkı benim söylediklerimin beni
bağlaması gibi. Milli Görüşçüler de ne Dilipak'a ne bana ne da başkasına kulak
vermeli ama sadece kendi liderlerine... Bizler dışarıdan kendi kafamız estiği
gibi, canımız istediği gibi yazıp çiziyoruz ve insanlar bizlerin yazdığını çok
ciddiye alıyor. Oysa asıl ciddi olan Milli Görüş'tür, Adil Dünya Düzeni
idealidir. Saadet Partililerin gazetecilerin sözleriyle hareket edecek kadar
ferasetlerini kaybetmiş olduğunu düşünmüyorum.
ERBAKAN SULTASI ALTINDA KALMAK ŞEREFTİR
Bazı kesimler, Milli Görüş camiasının tek temsilcisi
olan Saadet Partisi'nde Genel Başkan Kurtulmuş üzerinde bir vesayet
kurulduğunu ve bu vesayetin artık sona ermesi ve 'Erbakan sultasına son
verilmesi' gerektiğini savunuyor. Sizce camiada bir Erbakan sultası hakim mi?
“Bazı' dediğiniz kesimler “Saadet
Partisi üzerinde Erbakan sultası var” derken aslında doğruyu söylüyorlar ama
bunu Saadet Partisi içine nifak koymak için yapıyorlar. Milli Görüşçülerin
onlara şunu söylemesi lazım: Evet Saadet Partisi'nde de Kurtulmuş üzerinde bir
Erbakan vesayeti var ama biz bu vesayetten onur ve şeref duyuyoruz. Çünkü adil
bir dünya düzeninin temellerini atmış Erbakan bizim liderimizdir ve iyiki onun
sultası altındayız da, Siyonizm'in ve uzantılarının sultası altında değiliz.
“Erbakan sultası”ndan şikayet edenler para-güç-iktidar sultası altında. Kimi
Amerika'nın, kimi İsrail'in kimi Almanya'nın, kimi para babasının, kimi mafya
babasının, kimi terör örgütlerinin sultası altında. Dolayısıyla Erbakan
sultasından çıkacakların da altına girecekleri sultalar belli. Erbakan'ın
sultasına son verilmesi gerektiğini söyleyenler, Milli Görüş'e son verilsin
demek istiyor. Bu da alternatif dünya düzeni kurmak isteyen Milli Görüş'ün
ayaklarının kırılarak Müslümanların kendilerine olan güveninin ortadan
kaldırılması anlamına geliyor. Saadet'teki sultadan bahsederken, bunu sadece
basit yönetim tarzı şeklinde ele almamak lazım. Milli Görüş karşıtları, ideolojik
saldırılarını bu şekil paketlerle önümüze koyuyor. 'Saadet'te Erbakan sultası
var' diyenler, önce kendilerinin kimin sultası altında olduklarına baksınlar.
Sultadan şikayet edenler, dünyanın başı boş, herkesin istediği gibi davrandığı
bir yer olarak mı görüyor? Demokrasinin kendisi bile bir sulta değil midir?
Kural ve kaidelerin olduğu her yerde sulta vardır bir kere... Dolayısıyla,
Erbakan gibi adil ve merhametli bir liderin sultası altında olmak, adil olmayan
bir düzenin sultası altında olmaktan daha şereflidir.
MİLLİ GÖRÜŞ
TARİHİNDE HER ZAMAN BİRİLERİ İHANETTE BULUNMUŞTUR
Bundan
sonraki süreçte sizce ne olabilir? Yapılacak olan kongrede Numan Bey yeniden
Genel Başkan olamazsa Numan Bey ve ekibi nasıl bir yol izler? Saadet
Partisi'nde siyasete devam ederler mi yoksa yeni bir yenilikçi hareket mi söz
konusu olur?
Bundan
sonraki süreci ben de herkes gibi bekliyorum. Kongrede Numan Bey genel başkan
olsun olmasın Saadet Partisi yeni bir kongreyle daha güçlü bir şekilde ortaya
çıkar. Numan Bey ve ekibinin Saadet Partisi'nde devam edip etmeyeceklerini
bilmiyorum ama Numan Bey'in ekibinde bulunan birçok insanın bir zamanlar sağlam
Milli Görüşçü olduklarını biliyorum ve inşallah yine öyledirler ve yine Saadet
Partisi çatısı altında siyaset yaparlar. Bazılarını çok yakından tanıyorum ve
Erbakan Hoca'ya olan saygı ve sevgilerinde, itaatlerinde asla şüpheye
duymazdım. Ama insanoğlu bu ve hata yapmaya meyilli. İnşallah bu ağabey ve
kardeşlerimiz böyle 'ayrılma' gibi bir yola başvurmazlar. 1969'dan beri Milli
Görüş'ün 40 yıllık tarihinde her zaman kopmalar olmuştur ama Milli Görüş her
seferinde daha da güçlü bir şekilde çıkmıştır. Hiçbir ağabeyimiz ve kardeşimiz
hakkında 'ihanet' suçlamasında bulunmamak gerekir ama şunu da unutmayalım ki,
Milli Görüş tarihinde her zaman birileri ihanette bulunmuştur. İnşallah yeni
kongre herkesin kucaklaşıp, birbirinden helallik isteyeceği kardeşane bir
ortamda geçer. Erbakan Hoca Milli Görüş'ün tabii lideridir. Aynı şekilde Numan
Kurtulmuş da Fatih Erbakan da Milli Görüşçülerin ağabeyi ve kardeşleridir.
Ağabeylerin ve kardeşlerin biraraya gelerek Erbakan Hoca'nın etrafında
toplanmaları Milli Görüşçülerin en büyük dileğidir.
BAŞBAKAN - ARİEL ŞARON VE FETULLAH GULEN'İN AMERİKADA
İKAMET ETMESİNİDE SORGULAMAK GEREKİR
Numan
Kurtulmuş taraftarlarının büyük tepkisini çeken Önder Sav-Şevket
Kazan görüşmesi için ne düşünüyorsunuz?
Bildiğim kadarıyla Şevket Kazan, Numan
Kurtulmuş'un genel başkanlığa getirildiği kongrede Kurtulmuş'a destek verdi.
Numan Kurtulmuş'u, Milli Görüş temellerinden ayrılmak istediği, Şevket Kazan'ı
da Önder Sav'la görüştüğü için Milli Görüş ve Erbakan Hoca'ya ihanetle
suçlayanlar var. “İhanet” ifadesi çok ağır bir laf. Şevket Kazan'ın Mustafa
Kamalak gibi bir Anayasa profesörü dururken, neden gidip Önder Sav'la görüşme
yaptığını ben de anlayamadım. Tabii Sav'la görüşmesinin olay olması,
Sav'ın Peygamberimiz ve Hac ile ilgili kullandığı alaycı ifadelerden
kaynaklanıyor. Bazıları Kazan'ın Sav'la görüşmesini Erbakan Hoca'yı karalama
fırsatı olarak değerlendirdi. Ben habervaktim'deki yazımda da Kazan'ın bu
görüşmesini onaylamadığımı söyledim. Ancak eğer bir günahlar çetelesi
çıkaracaksak, o zaman 2007 seçimlerinden sonra Saadet Partisi'nden kimlerin
hangi görevlerinden neden istifa ettiğinden tutun da Numan Kurtulmuş'un
Başbakan Erdoğan'la gizli görüşmesine kadar bir çok olayı da bu çeteleye
koymamız lazım. Bu görüşmeyi bir propaganda aracı olarak kullananlara
Başbakan'ın Ariel Şaron görüşmesi ve Fethullah Gülen'in Amerika'da ikamet
etmesi örneğini verdim. Bu örnekleri vermemin sebebi, Kazan'ın görüşmesini
Erbakan'a karşı kullananlara cevap vermek içindi. Yoksa, bu tür eleştiriler
ucuz eleştirilerdir. Aslına bakarsanız, Kazan'ın Sav'la görüşmesi bile çok
büyütülecek bir olay değildir. Asıl mesele edilmesi gereken Milli Görüş'ün
temellerinden bir kopma var mı yok mu? Neden birileri Milli Görüş lideri
Erbakan Hoca'nın da onay verdiği listeye karşı liste hazırlıyor? Mesele
edilmesi gereken şeyler bunlar.
GençlikGeliyor Mail Grubu'na ben çok
teşekkür ediyorum ve başarılı çalışmalarının devamını diliyorum. Sanal alemde
çok takdir edilecek işler yaparken, tüketim ve zevk ideolojisinin
gençleri hedef aldığı günümüzde sizler milli ve manevi değerlere bağlılık
şuuruyla hareket ediyorsunuz. Bu yüzden siz kardeşlerimi tebrik ederim.
Milli Görüş camiasına gelince: Bu camiaya nasihatlerde bulunmak benim haddime
değil. Çünkü çok iyi biliyorum ki en alt kademe bulunandan en üst kademede
bulunanlara kadar her Milli Görüşçü, Milli Görüş'ün ne olduğunu ve Milli Görüş
liderine itaatin ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Milli Görüş, bu ülkenin
temelidir. Ve bu insanlar da büyük bir görev ve sorumluluk taşıyorlar. Çünkü
temel yıkıldığında hepimiz altta kalırız. Bazıları, Milli Görüş'ün başarısını
partilerinin ne kadar oy aldığıyla ölçüyorlar. Ancak son 40 yıla baktığınızda
Türkiye'nin özüne ve kimliğine dönüşünü sağlayan görüşün Milli Görüş olduğu
görülecektir. Bu bazen iktidar olunarak bazen muhalefette kalınarak
gerçekleşmiştir. Milli Görüşçü kardeşlerime haddim olmayarak şunu söylemek
istiyorum: Hepimiz uzun ya da kısa bir süre yaşadıktan sonra öleceğiz.
Dolayısıyla para-güç-iktidar peşinde koşmanın da bir limiti var. Çünkü öldükten
sonra bunlar da bitiyor. Bu yüzden günlük gelişmelere bakıp karar verme
yanlışına düşmesinler. Ne benim ne başkasının ne öbürünün ne dediği önemli
değil, Milli Görüş'ün temel esaslarının, Milli Görüş liderinin ne dediği en
önemlisi. Bazıları Milli Görüş lideri Erbakan Hoca'ya itaatinizi eleştirerek
sizleri komplekse sokmak isteyebilir ama Erbakan'a itaat utanılacak bir şey
değil, onur duyulacak bir harekettir. Şunu unutmasınlar ki, eğer Müslümanlar
bugün eğitimde, bilimde, bürokraside bir yerlerdeyse bu Erbakan Hoca'nın
başlattığı hareketin sonucudur. Belki çok abartılı olacak ama bizlere yeme
içmesini, oturup kalkmasını, konuşmasını, nezaketi, görgüyü öğreten de Erbakan
Hoca'dır. Erbakan Hoca'nın hepimiz üzerinde hakkı vardır. Birileri, “Erbakan
Hoca artık yaşlandı, otursun yerinde” deme terbiyesizliği gösterebiliyorlar ama
o birileri aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın hasta olmasına rağmen
Zivetgar Seferi'ne çıktığını överek anlatırlar, ki merhum Padişah zaferden
sonra Hakkın rahmetine kavuştu. Eğer birileri Erbakan Hoca için dediğim
ifadeleri kullanıyorsa, bilin ki ya kötü niyetlidir ya da cehaletinden
söylüyordur.
GenclikGeliyor Mail
Grubu (Özel Ropörtaj)
O.G.

































