Karakter Boyutu A A A
SP MİLLİ GÖRÜŞ EKSENİNDEN KAYDIRILMAK İSTENDİ
12 Ağustos 2010 Perşembe 23:59

Habervaktim.com Yazarı Suleyman KAYA '11 Temmuz SP Kongresi' ile ilgili görüşlerini Sanal Âlemin en Etkin Mail Grubu 'GenclikGeliyor'a değerlendirdi...
RÖPORTAJ : M.KAYA - E.MERT
 
Süleyman Bey, sizi habervaktim.com adlı haber sitesinde siyasi ve güncel makaleleriyle büyük okur kitlesine sahip bir yazar olarak tanıyoruz. Sizi bir de sizden tanımak istiyoruz.
Süleyman KAYA Kimdir ?   

Türkiye Cumhuriyeti'nin bir vatandaşı ve Habervaktim.com yazarıyım.


 KURTULMUŞ DÖNEMİNDE SP MİLLİ GÖRÜŞ EKSENİNDEN KAYDIRILMAK İSTENDİ


Liste krizinin yaşandığı  Saadet Partisi (SP) kongresinin ardından sessizliğini bozan Milli Görüş Lideri ve eski Başbakanlardan Prof.Dr.Necmettin Erbakan,  SP kongresi ile ilgili "Partimizi gaye ve temel esaslarından uzaklaştırmaya yönelik bir takım arzular yürürlüğe konulmak istenmiştir" açıklamasında bulundu. Sizce Kurtulmuş döneminde SP Milli Görüş ekseninden kaydırıldı mı?
 
Kurtulmuş döneminde SP Milli Görüş ekseninden kaydırılmadı ama kaydırılmak istendi. Erbakan Hoca'nın açıklaması da buna işaret ediyor. Kurtulmuş, Saadet Partisi'ni Milli Görüş'ten kaydırmak isterken, bunu kötü niyetle yapmak istememiştir. Bilakis, bu şekilde Saadet Partisi'ni daha da popülerleştireceğini düşündü. İyi niyetli ancak naif bir düşünce. Akademi ve medya çevrelerinin sizi beğenmesi, halkın sizi beğendiği anlamına gelmez. Akademi ve medya çevreleri sizin kullandığınız jargonu anlayabilir ancak halk bunları anlamaz. Kaldı ki,  Milli Görüş temellerinden ayrıldığınızda sizin varlık sebebiniz ortadan kalkar. Çünkü Milli Görüş, bir medeniyet projesi sunuyor 70 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına, 1,5 milyarlık İslam alemine ve 6 milyarlık dünyaya.  Milli Görüş dışındakiler bir şekilde mevcut Batı medeniyetiyle entegre olmuş durumdalar. Batı medeniyetinin hali ortada. Dünyanın her yerinde açlık ve sefalet, savaşlar mevcut ve bunun sorumlusu da bugünkü ekonomik ve siyasi gücü elinde bulunduran Batı medeniyeti. Milli Görüş ise, güçlü bir Türkiye'yle adil bir dünya düzeni ideali taşıyor. Dolayısıyla Milli Görüş'ten ayrıldığınızda siz ne kadar 'Ben Batı Medeniyeti'nin karşısındayım' deseniz de entegre oluyorsunuz.  Numan Kurtulmuş da, 'Milli Görüş'e karşı duran kesimlerle, ki bu kesimler Batı medeniyetinin üstünlüğünü seve seve kabul etmiş, iyi geçinirse, 'Adil Düzen' söylemini terk ederse, Saadet Partisi'ni iktidar yapacağını düşünüyor. Ama o zaman da adil bir dünya düşüncesinden çıkmış, mevcut adil olmayan düzeni kabul etmiş oluyorsunuz ve bu düzen üzerine politika yapmak zorundasınız. Eğer bu şekilde iktidar olunacaksa, o zaman Saadet Partisi'ne ihtiyaç yok. Hali hazırda sağda ve solda zaten partiler mevcut. 
 
NUMAN BEY, ÇEVRESİNDEKİLERİN BASKISI ALTINDA KALDI


11 Temmuz kongresinde Sayın Numan Kurtulmuş yeşil listeden istifa etmiş  ve bizim listemiz beyaz liste demişti. Sonraki günlerde Prof. Dr. Necmettin Erbakan açıklamasında yeşil listenin Numan Beyle birlikte mutabakata vardıkları liste olduğunu beyaz listenin sonradan hazırlandığını belirtmişti. Numan Bey'in bu tavrını siyaseten etik buluyor musunuz?
 Numan Bey'in neden böyle birşey yaptığını bilmiyorum. Zaten yeşil listede genel başkan olarak onun ismi geçiyor. Kaldı ki Erbakan Hoca ile birlikte istişare ile hazırlanmış bir liste var ve kendisi sonradan bu listeden ayrılarak beyaz liste oluşturuyor. Numan Bey'in burada çevresindekilerin baskısı altında kaldığını düşünüyorum. Çünkü Numan Bey'e 'Erbakan'ı terk et' diye akıl verenler bulunduğunu biliyorum. Bu tip kişilerin Milli Görüş, Adil Dünya Düzeni idealleri yok zaten. “Eğer Numan Bey Milli Görüş'ten ayrılırsa, belki iktidar olur ve bizler de bir yerlere geliriz” düşüncesi taşıyorlar. Keşke Numan Bey, bu kadar nifaka sebebiyet veren beyaz listeye girişmeseydi. Çünkü bu girişim fiili olarak Milli Görüş'ün doğal lideri Erbakan  Hoca'ya itaatsizlik anlamı taşıyor. Milli Görüşçülerin Numan Bey'e en büyük kızgınlıkları da buradan geliyor. Eğer Numan Bey Erbakan Hoca'dan özür diler ve helallik isterse, bu sorun da ortadan kalkar. Milli Görüşçüler  yine Numan ağabeylerini gereken saygıyı gösterirler. 
 
FATİH ERBAKAN İKİ AYRI ŞEREFİ BİR ARADA TAŞİYOR

Milli Görüş Lideri Prof.Dr. Necmettin  Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan'ın bazı Milli Görüş karşıtı medya organlarına demeç vermesini nasıl buluyorsunuz ?
 
Fatih Erbakan iki ayrı şerefi aynı anda taşıyor. Birincisi Muhterem Erbakan Hoca'nın oğlu olması, ikincisi ise Milli Görüşçü olmasıdır. Erbakan Hoca'nın oğlu olması nedeniyle Milli Görüşçüler her zaman muhterem babasına hürmeten kendisine de saygı göstermişlerdir. Fatih Erbakan da, Erbakan Hoca'nın oğlu olduğu için hiçbir zaman ayrıcalık istememiş ve babasının taşıdığı asalete hiçbir şekilde gölge düşürmemiş, her zaman ahlaklı ve mütevazi kalmayı başarmıştır.  Fatih Erbakan'ın ikinci şerefi ise Milli Görüşçü olmasıdır, ki çoğumuz bu yönünü utunuyoruz. Fatih Erbakan'ı tanıyanlar onun üniversite yıllarından beri hatta öncesinde Milli Görüş'ün içerisinde olduğunu bilir. Fatih, Milli Gençlik Vakfı kökenlidir. Dolayısıyla Milli Görüşçü bir donanıma sahip. Üniversite yıllarında diğer Milli Görüşçü gençler gibi, telefon ve elektrik direklerine parti bayrağı asmış, kapı kapı dolaşarak Milli Görüş için oy istemiştir. 'Milli Görüş karşıtı medya organlarına demeç vermesi' olayına gelince; Fatih Erbakan'dan önce Numan Kurtulmuş Milli Görüş karşıtı Milliyet'e 'Erbakan'ın vesayetinden kurtulmak” gibi Milli Görüşçüleri derinden yaralayan ve hayal kırıklığına uğratan talihsiz demeçlerde bulundu. Sonrasında da kongrede beyaz liste diye birşey çıkardı. Kurtulmuş'un, Milli Görüşçü ya da karşıtı medyaya konuşmasında bir sakınca yok Milli Görüş'ü anlattığı sürece. Ama Milli Görüş'le bütünleşmiş Erbakan Hoca için söyledikleri talihsiz açıklamalardı ve bunlar Milli Görüş camiasını derinden üzmüştür. Fatih Erbakan da tüm bu olanlardan sonra Akşam gazetesine konuştu. Ama Fatih Erbakan bu gazeteye konuşurken “Erbakan vesayetinden kurtulmak”, “Milli Görüş'ten kurtulmak” gibi laflar etmemiştir, tersine Milli Görüş'ten kaymaya dikkat çekmiştir. Fatih Erbakan bu açıklamaları da 'Erbakan'ın oğlu' unvanıyla değil, Milli Görüş'ün bir neferi olarak yapmıştır. Yıllardır bu camianın içinde bulunan biri olarak, Milli Görüş temelinden kaymaya karşı diğer Milli Görüşçülerin tercümanı olmuştur. Bence Fatih'in Numan Bey için söylediği sözler üzerinde çok durmamak gerekir. Asıl Numan Bey'in Erbakan Hoca için söylediği 'Vesayetinden kurtulmak' gibi tahilsiz ve korkunç sözü üzerinde durmak lazım. Numan Kurtulmuş da Fatih Erbakan da Milli Görüş'ün birer neferidir ve Milli Görüş'ün doğal lideri de Necmettin Erbakan'dır. Fatih Erbakan'ın sözleri de Milli Görüş davasına ve liderine itaatsizlik yapılmasına karşı söylenmiş sözler olarak algılanmalı. Kurtulmuş, Milli Görüş liderinden helallik ister özür dilerse, Fatih Erbakan da ağabeyi Numan Kurtulmuş'tan helallik diler. 

LİSTE KRİZİ TEŞKİLATLARIN ÇALIŞMA ŞEVKİNİ VE GUVENİNİ KIRMIŞTIR

Liste olayında ve sonraki süreçte Numan Bey'in tavrında ısrarcı  olması sizce teşkilatlarda güvensizliğe sebep olmuş  mudur? 

Liste krizinden sonra Ankara'da bulunan yüzlerce delege küs bir şekilde memleketlerine dönmüşlerdir. Çünkü delegeler böyle birşeyi beklemiyordu. Numan Bey'in de sadece 310 oyla seçilmesi delegelerin liste krizinden duyduğu rahatsızlığı gösteriyor. Liste krizi hiç kuşkusuz parti teşkilatlarının çalışma şevkini ve güvenini kırmıştır. Kırgınlıklar ve küslükler yapılacak yeni kongerede herkesin birbiriyle kucaklaşmasıyla aşılabilir. 

NUMAN BEY'E BAZILARI 'ERBAKAN'DAN KURTUL' AKLI VERİYOR

Son Saadet Partisi (SP) kongresinde Genel Başkanlığa Getirilen Numan Kurtulmuş, Parti tabanının ve Erbakan Hoca taraflarının yeni kongre talebine karşılık Milli Görüş karşıtı medya organlarında " Kendilerine guveniyorlarsa buyursunlar pazar gunu kongre yapalım " diğerek meydan okudu. Ama öte yandan idaalara göre geçtiğimiz günlerde Nevşehir'de yapılan il başkanları toplantısında Kurtulmuş, il başkanlarına yeni bir kongre partiye zarar verir gerek yok vs.. gibi baskı yaptığı öne sürülüyor. Sizce burda bir çelişki var mı ?
 
Eğer kongre yapılmasaydı, bugün bu krizi konuşmamış olurduk ve Saadet teşkilatları da görev bilinciyle tabanda çalışmalarını sürdürecekti. Ama kongre yapılmasında Numan Bey'in ısrarı ve isteği etkili oldu. Kongre yapıldı ve kriz ortaya çıktı. Daha önce de dediğim gibi Numan Bey'e bazıları 'Erbakan'dan kurtul' aklı veriyor ama tabanın Erbakan Hoca'ya ne kadar bağlı olduğunu hesaba katmıyorlar. Numan Bey de yanındakilerin baskısıyla bu tür sözleri söyledi ama tabandan ve teşkilatlardan gelen tepkiyi görünce “Yeni bir kongre partiye zarar verir” dedi. Aslında şu anki mevcut durum partiye de Milli Görüş'e de zarar veriyor. Çünkü bir bölünmüşlük havası hakim. Ve bu bölünmüş havası etrafta dedikodu ve nifakların artmasına sebebiyet veriyor. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın,  Milli Görüş'e bağlı olan Saadet Partisi teşkilatlarının Erbakan Hoca'nın sözünden çıkıp, medyanın sözüne ve etkisine gireceğini zannetmiyorum. Medyanın etkisine girerlerse o zaman Milli Görüşçü değil medya görüşçü olmuş olurlar.  

SP'LİLERİN MEDYA'NIN SÖZLERİYLE HAREKET EDECEK KADAR FERASETLERİNİ YİTİRMİŞ OLDUKLARINI DÜŞÜNMÜYORUM


Vakit Gazetesi Yazarı  Abdurahman Dilipak, SP kongresi ile ilgili ele almış olduğu makalelerinde pek çok Milli Görüş mensubunun tepkisini çekti. Dilipaka ait 05.08.2010  tarihli makalede " SP İl Başkanlarının % 95’i yeni bir kongre istemiyor. İddiaya göre Hoca yeni bir parti kuruluşu için düğmeye bastı bile." ifadeleri yer aldı. Oysa Erbakan Hoca yeni parti idaalarını sert bir dille yalanlamıştı. Sizce Dilipak neden bu iddiada direniyor?
 
Numan Kurtulmuş'un ekibi kendilerini haklı çıkarmak için camianın yakından tanıdığı yazarlardan aldıkları destekle  “Bakın şu yazar da bizi haklı görüyor” propagandası yapıyor. Abdurahman Dilipak'a gelince; Dilipak ne Milli Görüşçü ne de Saadet Partilidir, Gazeteci-Yazar'dır. Ve her partide olduğu gibi Saadet Partisi'nde de tanıdıkları, dostları vardır ve bu dostlarının kendisine anlattığı kadarla Saadet Partisi'ni biliyor. “İl başkanlarının yüzde 95'i yeni bir kongre istemiyor” ifadelerini de, Saadet'teki yakın dostlarından duyduğu için yazdığını düşünüyorum. Ama gerçeğin böyle olmadığı ve parti teşkilatlarının yeni kongre için bastırdığı ortaya çıktı. Dilipak, Numan Kurtulmuş'un yakın dostu olabilir ve bu dostluktan dolayı Kurtulmuş'u destekliyor olabilir ama parti meseleleri, hele ki Milli Görüş davası dostluklar hatırına göre belirlenemeyeceğini Kurtulmuş daha iyi bilir. Kaldı ki, Abdurahman Dilipak gazeteci olması nedeniyle lehte aleyhte yazılar yazabilir ama Milli Görüşçülerin Dilipak'a değil Milli Görüş liderine kulak vermeleri gerekir. Dilipak'ın yazdıkları kendisini bağlar, tıpkı benim söylediklerimin beni bağlaması gibi. Milli Görüşçüler de ne Dilipak'a ne bana ne da başkasına kulak vermeli ama sadece kendi liderlerine... Bizler dışarıdan kendi kafamız estiği gibi, canımız istediği gibi yazıp çiziyoruz ve insanlar bizlerin yazdığını çok ciddiye alıyor. Oysa asıl ciddi olan Milli Görüş'tür, Adil Dünya Düzeni idealidir. Saadet Partililerin gazetecilerin sözleriyle hareket edecek kadar ferasetlerini kaybetmiş olduğunu düşünmüyorum. 

ERBAKAN SULTASI ALTINDA KALMAK ŞEREFTİR

Bazı  kesimler, Milli Görüş camiasının tek temsilcisi olan Saadet Partisi'nde  Genel Başkan Kurtulmuş üzerinde bir vesayet kurulduğunu ve bu vesayetin artık sona ermesi  ve 'Erbakan sultasına son verilmesi' gerektiğini savunuyor. Sizce camiada bir Erbakan sultası hakim mi?
 
“Bazı' dediğiniz kesimler “Saadet Partisi üzerinde Erbakan sultası var” derken aslında doğruyu söylüyorlar ama bunu Saadet Partisi içine nifak koymak için yapıyorlar. Milli Görüşçülerin onlara şunu söylemesi lazım: Evet Saadet Partisi'nde de Kurtulmuş üzerinde bir Erbakan vesayeti var ama biz bu vesayetten onur ve şeref duyuyoruz. Çünkü adil bir dünya düzeninin temellerini atmış Erbakan bizim liderimizdir ve iyiki onun sultası altındayız da, Siyonizm'in ve uzantılarının sultası altında değiliz. “Erbakan sultası”ndan şikayet edenler para-güç-iktidar sultası altında. Kimi Amerika'nın, kimi İsrail'in kimi Almanya'nın, kimi para babasının, kimi mafya babasının, kimi terör örgütlerinin sultası altında. Dolayısıyla Erbakan sultasından çıkacakların da altına girecekleri sultalar belli. Erbakan'ın sultasına son verilmesi gerektiğini söyleyenler, Milli Görüş'e son verilsin demek istiyor. Bu da alternatif dünya düzeni kurmak isteyen Milli Görüş'ün ayaklarının kırılarak Müslümanların kendilerine olan güveninin ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Saadet'teki sultadan bahsederken, bunu sadece basit yönetim tarzı şeklinde ele almamak lazım. Milli Görüş karşıtları, ideolojik saldırılarını bu şekil paketlerle önümüze koyuyor. 'Saadet'te Erbakan sultası var' diyenler, önce kendilerinin kimin sultası altında olduklarına baksınlar. Sultadan şikayet edenler, dünyanın başı boş, herkesin istediği gibi davrandığı bir yer olarak mı görüyor? Demokrasinin kendisi bile bir sulta değil midir? Kural ve kaidelerin olduğu her yerde sulta vardır bir kere... Dolayısıyla, Erbakan gibi adil ve merhametli bir liderin sultası altında olmak, adil olmayan bir düzenin sultası altında olmaktan daha şereflidir.  
 
MİLLİ GÖRÜŞ TARİHİNDE HER ZAMAN BİRİLERİ İHANETTE BULUNMUŞTUR

Bundan sonraki süreçte sizce ne olabilir? Yapılacak olan kongrede Numan Bey yeniden Genel Başkan olamazsa Numan Bey ve ekibi nasıl bir yol izler? Saadet Partisi'nde siyasete devam ederler mi yoksa yeni bir yenilikçi hareket mi söz konusu olur?
 
Bundan sonraki süreci ben de herkes gibi bekliyorum. Kongrede Numan Bey genel başkan olsun olmasın Saadet Partisi yeni bir kongreyle daha güçlü bir şekilde ortaya çıkar. Numan Bey ve ekibinin Saadet Partisi'nde devam edip etmeyeceklerini bilmiyorum ama Numan Bey'in ekibinde bulunan birçok insanın bir zamanlar sağlam Milli Görüşçü olduklarını biliyorum ve inşallah yine öyledirler ve yine Saadet Partisi çatısı altında siyaset yaparlar. Bazılarını çok yakından tanıyorum ve Erbakan Hoca'ya olan saygı ve sevgilerinde, itaatlerinde asla şüpheye duymazdım. Ama insanoğlu bu ve hata yapmaya meyilli. İnşallah bu ağabey ve kardeşlerimiz böyle 'ayrılma' gibi bir yola başvurmazlar. 1969'dan beri Milli Görüş'ün 40 yıllık tarihinde her zaman kopmalar olmuştur ama Milli Görüş her seferinde daha da güçlü bir şekilde çıkmıştır. Hiçbir ağabeyimiz ve kardeşimiz hakkında 'ihanet' suçlamasında bulunmamak gerekir ama şunu da unutmayalım ki, Milli Görüş tarihinde her zaman birileri ihanette bulunmuştur. İnşallah yeni kongre herkesin kucaklaşıp, birbirinden helallik isteyeceği kardeşane bir ortamda geçer. Erbakan Hoca Milli Görüş'ün tabii lideridir. Aynı şekilde Numan Kurtulmuş da Fatih Erbakan da Milli Görüşçülerin ağabeyi ve kardeşleridir. Ağabeylerin ve kardeşlerin biraraya gelerek Erbakan Hoca'nın etrafında toplanmaları Milli Görüşçülerin en büyük dileğidir. 

BAŞBAKAN - ARİEL ŞARON VE FETULLAH GULEN'İN AMERİKADA İKAMET ETMESİNİDE SORGULAMAK GEREKİR


Numan Kurtulmuş  taraftarlarının büyük tepkisini çeken  Önder Sav-Şevket Kazan görüşmesi için ne düşünüyorsunuz?
 
Bildiğim kadarıyla Şevket Kazan, Numan Kurtulmuş'un genel başkanlığa getirildiği kongrede Kurtulmuş'a destek verdi. Numan Kurtulmuş'u, Milli Görüş temellerinden ayrılmak istediği, Şevket Kazan'ı da Önder Sav'la görüştüğü için Milli Görüş ve Erbakan Hoca'ya ihanetle suçlayanlar var. “İhanet” ifadesi çok ağır bir laf. Şevket Kazan'ın Mustafa Kamalak gibi bir Anayasa profesörü dururken, neden gidip Önder Sav'la görüşme yaptığını ben de anlayamadım.  Tabii Sav'la görüşmesinin olay olması, Sav'ın Peygamberimiz ve Hac ile ilgili kullandığı alaycı ifadelerden kaynaklanıyor. Bazıları Kazan'ın Sav'la görüşmesini Erbakan Hoca'yı karalama fırsatı olarak değerlendirdi. Ben habervaktim'deki yazımda da Kazan'ın bu görüşmesini onaylamadığımı söyledim. Ancak eğer bir günahlar çetelesi çıkaracaksak, o zaman 2007 seçimlerinden sonra Saadet Partisi'nden kimlerin hangi görevlerinden neden istifa ettiğinden tutun da Numan Kurtulmuş'un Başbakan Erdoğan'la gizli görüşmesine kadar bir çok olayı da bu çeteleye koymamız lazım. Bu görüşmeyi bir propaganda aracı olarak kullananlara Başbakan'ın Ariel Şaron görüşmesi ve Fethullah Gülen'in Amerika'da ikamet etmesi örneğini verdim. Bu örnekleri vermemin sebebi, Kazan'ın görüşmesini Erbakan'a karşı kullananlara cevap vermek içindi. Yoksa, bu tür eleştiriler ucuz eleştirilerdir. Aslına bakarsanız, Kazan'ın Sav'la görüşmesi bile çok büyütülecek bir olay değildir. Asıl mesele edilmesi gereken Milli Görüş'ün temellerinden bir kopma var mı yok mu? Neden birileri Milli Görüş lideri Erbakan Hoca'nın da onay verdiği listeye karşı liste hazırlıyor? Mesele edilmesi gereken şeyler bunlar.

'GenclikGeliyor' MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERE BAĞLILIK ŞUURUYLA HAREKET EDİYOR Süleyman bey, görüşlerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için  GenclikGeliyor Mail Grup olarak teşekkür ederiz. Son olarak buradan Gençlik Geliyor Grubuna ve Milli Görüş camiasına neler söylemek istersiniz? 

GençlikGeliyor Mail Grubu'na ben çok teşekkür ediyorum ve başarılı çalışmalarının devamını diliyorum. Sanal alemde çok takdir edilecek işler yaparken,  tüketim ve zevk ideolojisinin gençleri hedef aldığı günümüzde sizler milli ve manevi değerlere bağlılık şuuruyla hareket ediyorsunuz.  Bu yüzden siz kardeşlerimi tebrik ederim. Milli Görüş camiasına gelince: Bu camiaya nasihatlerde bulunmak benim haddime değil. Çünkü çok iyi biliyorum ki en alt kademe bulunandan en üst kademede bulunanlara kadar her Milli Görüşçü, Milli Görüş'ün ne olduğunu ve Milli Görüş liderine itaatin ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Milli Görüş, bu ülkenin temelidir. Ve bu insanlar da büyük bir görev ve sorumluluk taşıyorlar. Çünkü temel yıkıldığında hepimiz altta kalırız. Bazıları, Milli Görüş'ün başarısını partilerinin ne kadar oy aldığıyla ölçüyorlar. Ancak son 40 yıla baktığınızda Türkiye'nin özüne ve kimliğine dönüşünü sağlayan görüşün Milli Görüş olduğu görülecektir. Bu bazen iktidar olunarak bazen muhalefette kalınarak gerçekleşmiştir. Milli Görüşçü kardeşlerime haddim olmayarak şunu söylemek istiyorum: Hepimiz uzun ya da kısa bir süre yaşadıktan sonra öleceğiz. Dolayısıyla para-güç-iktidar peşinde koşmanın da bir limiti var. Çünkü öldükten sonra bunlar da bitiyor. Bu yüzden günlük gelişmelere bakıp karar verme yanlışına düşmesinler. Ne benim ne başkasının ne öbürünün ne dediği önemli değil, Milli Görüş'ün temel esaslarının, Milli Görüş liderinin ne dediği en önemlisi. Bazıları Milli Görüş lideri Erbakan Hoca'ya itaatinizi eleştirerek sizleri komplekse sokmak isteyebilir ama Erbakan'a itaat utanılacak bir şey değil, onur duyulacak bir harekettir. Şunu unutmasınlar ki, eğer Müslümanlar bugün eğitimde, bilimde, bürokraside bir yerlerdeyse bu Erbakan Hoca'nın başlattığı hareketin sonucudur. Belki çok abartılı olacak ama bizlere yeme içmesini, oturup kalkmasını, konuşmasını, nezaketi, görgüyü öğreten de Erbakan Hoca'dır. Erbakan Hoca'nın hepimiz üzerinde hakkı vardır. Birileri, “Erbakan Hoca artık yaşlandı, otursun yerinde” deme terbiyesizliği gösterebiliyorlar ama o birileri aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın hasta olmasına rağmen Zivetgar Seferi'ne çıktığını överek anlatırlar, ki merhum Padişah zaferden sonra Hakkın rahmetine kavuştu. Eğer birileri Erbakan Hoca için dediğim ifadeleri kullanıyorsa, bilin ki ya kötü niyetlidir ya da cehaletinden söylüyordur.


GenclikGeliyor Mail Grubu (Özel Ropörtaj)

O.G.

 

1229 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» Uyuyan dev uyanacak mı?
» İsrail İran Dayanışması
» DARBELİ DEMOKRASİ
» SAADET’TEN İ.H.H.'YA VE MÜSİAD'A ZİYARET
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com