
1960 doğumluyum. Elazığ Öğretmen Okulundan mezunum.
Nurhak Gazetesinin şu anki sahibiyim. Gazetemiz 1978 Temmuz’unda ilk sayısını
çıkardı. Şimdi 38 yaşını doldurmuş durumda. Bizim gazetemiz şahıs gazetesi gibi
görünse de Elazığ’ın gazetesi, halkın gazetesi. Bu yüzden gazetemizde okurlarımızın
tenkitlerine de takdirlerine de yer veriyoruz.
Öğretmenlik okudunuz hedefinizde öğretenlik
vardı… Gazeteciliğe nasıl başladınız?
1978’de öğretmen okulundan mezun oldum ama öğretmen olmak
nasibimde yokmuş. O zamanlar Nurhak Gazetesi’nin başında babam vardı ve
yaşlandığından dem vurup gazetede birlikte çalışmamızı ve başa geçmemi
istiyordu. 1980’de gazeteciliğe başladım. Çıraklıkla başlayan gazeteciliğimde
spor yorumculuğu, muhabirlik, köşe yazarlığı derken matbaanın mutfağında iyice yoğruldum.
Allah’a şükürler olsun bu 30 yıl içinde yanlış yapmamaya çalıştık. Ne okurlarımızdan ne meslektaşlarımızdan ne
de yakınlarımızdan olumsuz tepki almadık. Demek ki doğru bir şeyler yapıyoruz.
O zamanlar gazete çıkarmak ve gazete yayınlamak çok zor
bir işti. Şöyle ki dizgisiydi baskısıydı her şey mekanik. Kurşun eriyor, potaya
gidiyor, potadan baskı yapıyor ondan sonra dökülüyor, elemanlar harfleri,
satırları tek tek diziyorlar. Yani çok
emekli bir işti. Gazetenin dizgisine sabah 9’da 10’da başlardık gece saat 12’de
1’de dizgi biterdi. Ondan sonra sayfa düzenini yapardık sayfayı makineye
atardık tashih çıkardı, tashihe tek tek bakardık. Gece saat 2-3’de gazeteyi
basıp o yorgunlukla eve giderdik. Geçmişte bu iş gerçekten çok zordu.
Bugüne bakıyoruz, muhabirlerimiz yazarlarımız yazılarını
yazıp internetten gazeteye atıyorlar, gazetede bir sayfa düzeni yapılıyor ondan
sonra makineye ve bitiyor. Yani geçmişle arsında dağlar kadar fark var.
Ayrıca o zamanlar malzeme bulamıyorduk. Tüm malzemeler
ithal ediliyordu. İtalya’dan, İngiltere’den, Fransa’dan geliyordu. İthal
gelince de kısıtlı geliyordu. O yüzden de çok sıkıntıya düşüyorduk. Şimdi ofset
tekniği ile gazete hemen basılıp 1 saat içinde okuyucuya ulaşabiliyor.
Bu zorluklara rağmen medyadan kopamayışınızın
sebebi ne?
Geçmişte bizde bir söz vardı. Kurşun kokusunu aldıktan
sonra o kurşun kokusundan kopamıyorsunuz. Uzaklaşsanız da sanki bir tarafınız
yok gibi hissediyorsunuz. Bu bir aşk, tutku meselesi... Biz medya ile
bütünleşmişiz.
İlimizde hatırı sayılır bir medya bolluğu var
bunu neye bağlıyorsunuz?
Bu biraz da pastadan pay almak isteyenlerin bolluğundan
bence… İlimizde gazete sayısı fazla ama bu sayının zirveye ulaştığı dönemler
seçim zamanları… Yani seçimin rantından faydalanmak istiyor bazıları. Böyle olunca
diğer medya kuruluşları da töhmet altında kalıyor. Tabi ilimizin kültürel
birikiminin medyanın bolluğunda payı var ama son zamanlarda bu iş biraz
basitleştirildi… Açıkçası biri bir diğer gazeteye seçim gazetesi dese zoruma
gidiyor.
Gazete sahibi olarak yazarlarınıza
müdahaleniz oluyor mu?
Bizim en büyük özelliğimiz bu zaten… Konu seçerken
ilimizin faydası için ne gerekli ise onu yaparız. Gözümüzü daldan budaktan
sakınmayız tabi… Diğer zamanlarda yazarlarımızla toplantı yaptığımızda sadece
bir şey söylemişimdir. Suç olmamak kaydı ile hangi konuda, kiminle ilgili ne
yazarsanız yazın… Tek müdahalem budur. Onun harici müdahalede bulunmadım,
bulunmam. O konuda çok müsterihimdir.
12 Eylül’ün en büyük mağdurlarından biri benim. O dönemde
hazırlanan anayasanın değişmesi çoktandır gerekiyordu. Şimdiye kadar da kimse
bu konuda bir girişimde dahi bulunamamıştı. Sadece şimdiki Başbakanımız Tayyip Erdoğan
bu girişimde bulundu. Ben değişecek maddelere ana hatları ile baktığımda 3-5
maddeyi çıkarırsanız evet derim. Bu birkaç maddenin haricindeki maddeler
ülkenin lehine olacak değişiklikler olacaktır.
Ama bu oylamada esas yapılması gereken halkın neye oy
verdiği hususunda bilgi sahibi olmasıdır. Halkı bir oylamaya gidiyor ama neyin
değişeceğini çoğu bilmiyor. Halk biraz öğrenmeye çalışsa belki seyri çok daha
farklı olacak bu oylamanın. Ama şu an öyle bir hava hakim ki bu oylamada
şahıslar kazanacakmış gibi hareket ediliyor. Başbakanla, muhalefetin alacağı oy
oranı belirlenecekmiş havası estirilince de vatandaş araştırmaya pek gerek
görmüyor. Yani referandumla ne değişiyor halka bunlar anlatılmıyor. Demokratik
açılım gibi bunun da içinde ne var bilmiyoruz. O da öyle kapalı kutu gidiyor.
Halkımız araştırmalı evet diyen de hayır diyen de ondan
sonra ne karar vereceğini belirlemeli…
Kamuoyunda estirilen bu havada muhalefetin
tutumu da etkili değil mi? Bu aşamaya gelinmesinde muhalefetin uzlaşma istemez
tutumunun payı daha büyük gibi görülüyor…
Muhalefet tamamen uzlaşmaz bir tutum içinde… Bunun
sonucunda da anayasa değişme referandumundan çıktı iktidarın güven oylamasına
dönüştü. Mitingler de şahsi atışmaların olduğu mitinglere döndü. Başbakan ile
Kılıçdaroğlu’nun atışmaları özellikle medyada geniş yer buluyor. Liderler
anayasayı anlatmalı karşılıklı atışmalarla olmaz.
MHP bu süreçte eski yeni ülkücüler denerek bölünmek
isteniyor. MHP üzerinde de oyunlar oynanıyor. BBP ben de ülkücüyüm oyum evet
diyor. Buna saygı duyarım. Bir insan oyunu açıklıyor, böyle oy vereceğim
diyorsa tercihine saygı duyulur. Ama eski ülkücü, yeni ülkücü diye bir ayrım
yapılmasına karşıyım. Çünkü buradaki amaç çok farklıdır. Kısacası MHP bu
süreçte bölünmek isteniyor.
Peki bahsettiğiniz anayasa değişikliği ile
ilgili halkı bilgilendirme hususu olsun, ilimizin müzmin sorunlarının çözüme
kavuşturulmaması konusu olsun. Vekillerimizin durumunu nasıl görüyorsunuz?
Bu dönem de 5 tane vekil verdik ama ne iş yapıyorlar
kimse bilmiyor. İlimizde sorun çok. Ama ilgilenen, sahip çıkan yok. İlde
birlikteliği sağlayacak, insanları yatırımlara teşvik edecek, engelleri ortadan
kaldıracak işler yapmaları lazım. Ama onların eliyle yapılmış ciddi hiçbir şey
yok. Bir genel başkan başdanışmanımız var Necati Çetinkaya istese pek çok şey
yaptırabilir ama pasif kalıyorlar.
Referandum sonrasında artık genel seçimler
için atmosfer oluşacak… İktidar partisi için halkımız nasıl talepte bulunmalı…
Aynı vekillerle devam mı edilmeli? Yeni bir liste mi oluşturulmalı?
Halkımız bu kez liste oluşturulurken söz sahibi olmaya
bakmalı. Ve seçici davranmalı… Oraya bu kez yetenekli insanları gönderelim. Bu
vekillerle bu dönem bir şey görmedik bir dönem daha olmaz. Vatandaş bu kez
yetenek ve hizmet aramalı…
Peki, biraz da şahsınıza gelelim.
Hedefleriniz neler? Nurhak Gazetesi ile ilgili gelecek planlarınız nedir?
Pek çok planımız var tabi… Ama bir kriz döneminden
geçtik. Tabi ki ben de isterim günlük bir gazete renkli olarak çıkarıp millete
sunmak ama… Bir de maliyeti var. Bize soruyorlar niye renkli çıkarmıyorsun
diye… Maliyeti çok yüksek bunun altından bir yerel gazete çıkamaz. Biz de
isteriz gazetemiz daha iyi çıksın daha çok hizmet etsin ama bir de bedeli var.
Şimdilik çok büyük maliyet istiyor. Ama ilerisi bu için bu hedefi
gerçekleştirmek istiyorum.
Siz gazeteyi babanızdan devraldınız sizden
sonrası için birilerini yetiştiriyor musunuz?
Şu an yazı işleri müdürlüğümüzü de yapan kızımı benden
sonrası için yetiştiriyorum. İnşallah ileride bu bayrağı o taşıyacaktır. Diğer
çocuklarımın ise okumasını istiyorum.
Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz. Eklemek
istediğiniz bir şey var mı?
Aslında konuşacak, söyleyecek çok şey var da nerden
başlasak nerden bitireceğimizi bilmiyoruz. Konu çok anlayacağınız. Konuştukça
fincancı katırlarını ürkütmüş oluyoruz daha fazla ileri gitmeyelim. Tabi
kimseye diyet borcumuz yok ama bu kadar yeter sanırım. Gazetenize bizlere yer
ayırıp kendimizi anlatma imkânı sunduğu için teşekkürlerimi sunuyorum. Yayın
hayatınızda başarılar diliyorum.
Röportaj: Osman Gürses
Fotoğraf: Muhammed Gürses

































