Karakter Boyutu A A A
Siz Numan Kurtulmuş'u tanıyor musunuz? (3)
31 Ağustos 2010 Salı 17:14

Numan Kurtulmuş Nereden Geliyor, Nereye Gidiyor? Son zamanlarda basında müthiş bir Numan Kurtulmuş furyası var. Nereden geliyor bu Numan aşkı? Bilen yok.

Numan Kurtulmuş Nereden Geliyor, Nereye Gidiyor?

Son zamanlarda basında müthiş bir Numan Kurtulmuş furyası var. Nereden geliyor bu Numan aşkı? Bilen yok. 

12 Eylülde ‘HAYIR’ diyeceğini açıklayanlar bile Numan’a ‘EVET’ diyor.

Milli Görüş’ün muvafıkı da muarızı da ağız birliği etmişçesine Numan diyor.

Taraf Gazetesi köşe yazarından, Hürriyet başyazarına; Vakit Gazetesinin etkili yazarlarından Yeni Şafak’a, Zaman’a… Oradan da İnternet Gazeteciliğine… Dilim varmıyor ama gene de söylemeliyim; hatta Milli Gazeteye…

Herkes Numan Kurtulmuş diyor. Bu yayın organı da 40 yıllık hocasını bırakıp diğerlerinin peşine takılmış görüntüsü veriyor. İnşallah biz yanılırız.

Nedir Oktay Ekşi’yle, Mustafa Karahasanoğlu’nu, Ekrem Kızıltaş’ı, Necdet Kutsal’ı aynı çizgide buluşturan sebep? ‘Duyda inanma’ kabilinden bir şey bu.

Esas sorulması gereken soru şu?

Siz Numan Kurtulmuş’u ne kadar tanıyorsunuz?

Hatta sıkı durun soruyu bir de şöyle soralım: Numan Kurtulmuş’a görevi tevdi eden irade, Numan genel başkan olsun diye 10 yıldır yırtınan koca, koca ağabeyler… Numan Kurtulmuş’u ne kadar tanıyorlardı? 

Sahi, soruyu birde kendimize soralım:

Biz Numan Kurtulmuş’u tanıyor muyuz?

El cevap: Kocaman bir HAYIR (!)

Bu satırları okurken içinizden bazılarının ‘Hadi Oradan’ (!) dediğini duyar gibiyim.

Ama ben görüşümde ısrarcıyım: Siz de Numan Kurtulmuş’u tanımıyorsunuz.

İtiraf edeyim ki; Sayın Numan Kurtulmuş’u ben de yeterince tanımıyorum.

‘Sen şimdi Saadet Partisi Genel Başkanını tanımıyor musun? ’diye bir sual tevdi edebilirsiniz bana.

 

O zaman ben de derim ki; çık Saadet Genel Başkanlı’ğını, çık Fazilet İl Başkanlığı’nı. Bu sıfatlar giydirilmemişken kim tanıyordu Numan Kurtulmuş’u? Hiç kimse.

Siz… Sayın Kurtulmuşun parti içi mücadelenin dışında her hangi bir konuda ve de her hangi bir yerde isminden söz edildiğini duydunuz mu? 

Gene her hangi bir konuda bu topluma her hangi bir katkıda bulunmuş mudur? 

Sayın Kurtulmuş hangi başarıların altına imza atmıştır?

Okul çalışmaları…

Teşkilatlar…

Kültürel faaliyetler…

Sanat…

Bilimsel çalışma…

Bu alanların hiç birinde yok.

Sayın genel başkan alt basamaklara uğramadan en üstün bir altında buluverdi kendini. Birileri ona torpil geçti anlayacağınız.

39 yaşında FP il başkanı oldu. Sene 1998…

49 yaşında genel başkan oldu. Sene 2008…

Yani kırkından sonra bu işlere bulaştı.  

İşte… Bir başarı aranacaksa bu bir başarıdır.

Türk toplumunda bu kabil başarının ilki; Sayın Süleyman Demirel’e ikincisi de sayın Numan Kurtulmuş’a nasip olmuştur.

Sayın Demirel de 39 yaşında birden bire siyasete girmiş ve Adalet Partisine genel başkan oluvermişti. 

Şimdi beri gelin(!) 

Milli Gazete haberlerinde sayın genel başkana ‘Saadet Lideri’ ifadesine sıkça rastlarız. Bizim bildiğimiz lider sonradan olma bir şey değildir. Hatta – Lider olunmaz, Lider doğulur – diye bir söz vardır. Lider çocukluk yaşlarından itibaren bulunduğu her ortamda; bir davanın, mücadelesini verir, kavganın içinden gelir. Lider bedel öder. Siz Sayın Kurtulmuşun her hangi bir konuda bedel ödediğine şahit misiniz?

Var mı şahitlik eden? 

Yok.

12 yıldır sayın Kurtulmuş genel başkanlık mücadelesi veriyor. İsminin duyulmasıda bu yüzden. Parti içi kavgaları çıkarsanız geriye bir şey kalmaz. Yoksa millet adına, Medeniyet adına verdiği bir kavga yoktur.

Ne Öğrenciyken ne Öğretim üyesiyken adından söz ettiren bir mücadelesi duyulmamıştır.

1978 de Korkut Özal’ın parti içi çekişmelerini hariç tutarsanız 2008 yılına kadar yani ‘30 yıldır’ hatta Milli Nizamdan bu yana ’40 yıldır’ Milli Görüş partilerinde kardeşlik, birlik-beraberlik ve huzur hâkimdi. Şimdi ise teşkilatlar büyük bir tasfiye süreciyle karşı karşıya. Adamcılık oynanıyor, iller ve ilçeler olağanüstü kongreye zorlanıyor, delege hesapları yapılıyor. Parti hiçbir faaliyet yapamaz halde. Teşkilatlar durma noktasına geldi.

‘Bir kısım medya’yı anladık. Onların niyeti belli. Onlar ‘Erbakan gitsin’ diyor. Burada şaşılacak bir şey yok. Esas problem bizim mahalledekilerde.

 

‘Sizi gidi Milli Görüşten geçinenler sizi’… Siz yok mu? Siiiz…

İşte Numan hayranı yazarlardan alıntılar:

TARAF - HİLAL KAPLAN - Istanbul - 23.08.2010

Zira, Hayırcı ittifakın parçası olmak bir yana “Evet” sonucu için yoğun çaba harcayan, seçimde AKP ile ittifak yapıp meclise girmesi muhtemel bir SP, en başta derin güçlerin hoşuna gitmiyor. Bu yüzden bence şu anda AKP karşıtı derin güçlerin Erdoğan’dan sonraki bir numaralı hedefi Kurtulmuş’tur.

Uzun vadede derin güçlere karşı kazananın, linçci grubu teşkilatından tecrit etmiş ve Kurtulmuş’un zarif muhalefetiyle hemhal olmuş bir SP olacağına inanan biri olarak bu süreçte hem SP’lilerin hem de devletin yetkili organlarının çok temkinli ve dikkatli davranması gerekir diye düşünüyorum.

OKTAY EKŞİ-HÜRRİYET 29.08.2010

Erbakan affetmez (29)

TAM bir hayal projesi olan Milli Görüş, nihayet kendi kendini dinamitleme noktasına geldi: Bildiğiniz gibi 11 Temmuz günü toplanan olağanüstü Saadet Partisi Kongresi’nde Genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, yıllardır partili herkes gibi taşımaya mecbur olduğu “Milli Görüş” safsatasından kurtulmaya kalkınca kıyamet koptu.

Kurtulmuş’un Necmettin Erbakan’ın Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Temel Karamollaoğlu, Fehim Adak gibi 70’lik şakirdlerini (çıraklarını) Parti Genel İdare Kuruluna almayıp listeyi partinin genç isimlerinden oluşturması kavgayı açığa çıkardı.

“Milli Görüş” dediği şeyin tutarlılığı var mı yok mu, önemli değil... Uygulanabilirliği söz konusu mu o da sorun değil...

Numan Kurtulmuş bir bilim adamı kimliğiyle tartınca çok muhtemeldir ki bu “Milli Görüş”ün bir tarihte Erbakan tarafından kurulan “Pancar Motor” fabrikası gibi tam bir fiyasko ile sonuçlanacağını görmüş olmalı.

Hele Erbakan’ın başbakanlığı sırasında “500 bin tank yapacak fabrika temeli atması” gibi hayali projelerini de dikkate alınca, o uyduruk “Adil Düzen”i parti arşivlerine yerleştirme zamanının geldiğine hükmettiğini tahmin ediyoruz.

Ama kongredeki kavga patlak verince söylediğimiz gibi, Erbakan’la mücadele etmenin, başka metotlar gerektirdiğini biliyor olmalıydı. Örneğin Erbakan’ın demokratlığının “kendisine tam bir itaat” kaydıyla söz konusu olacağını hesap etmesi gerekirdi.

Kurtulmuş gerçi parti içindeki isyanı son derece olgun bir tavırla örneğin siyaset etiği ile bağdaşmayan beyanları görmezden gelerek karşıladı. Hatta Necmettin Erbakan’dan randevu alıp kendisini ziyaret etti. Muhtemelen Saadet Partisi’nin kendisini yeni koşullara uydurması gerektiğini söyledi. Böylece Saadet Partisi’ni birlik ve bütünlük içinde tutabileceğini umuyor olmalıydı. Ama Erbakan’ın egosunun her türlü mülahazanın önüne geçtiğini, bu deneyimle bir kere daha gördü.

Şimdi yeni bir Olağanüstü Kongre toplanacak. Ama bu kongre Kurtulmuş’un mu yoksa Milli Görüş’ün mü sonunu getirecek birlikte göreceğiz.

Vakit yazarı Sibel Eraslan:

İftar sofrasını Kerbela`ya çevirdiniz!

"BUNU DA GÖRECEKMİŞİZ... İFTAR BASKINI..."

Son anda aldığım güvenlik istihbaratıyla katılamadım Saadet Partisi İftarına... Ajanslardan vahim görüntüler dökülmeye başlar başlamaz Sevgi Kurtulmuş`u aradım derhal...

Baskının ortasından, sloganların içinden teessür dolu ama vakarlı bir sesle yanıtladı; “merak etmeyin iyiyiz, dua edin, dua edin...” dedi... Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş hayatının en ağır imtihanlarına maruz kaldı şu mübarek günlerde... Hamdım, piştim, yandım Elhamdülillah diyen erenlerin sabrıyla duruyor karşımızda...

Bu imtihanlı günler, onu iradesi çelikten daha sağlam bir uzak yol kaptanı olarak çıkaracak... Her şey gözlerimiz önünde cereyan ediyor. Muarızları her gün biraz daha batarken, sabrı ve dirayetiyle pırıl pırıl parlıyor...

YENİ ŞAFAK-Hakan Albayrak

halbayrak@yahoo.com

24 Ağustos 2010 Salı

Erbakan Hoca'nın tavrı

İslam Birliği sevdasına beni Necmeddin Erbakan düşürdü. Anti Siyonist, anti emperyalist hassasiyetimi de Erbakan Hoca'ya borçluyum. Milletle barışık bir devlet istemeyi de Erbakan Hoca'dan öğrendim.

Daha çocuk yaşlarda MSP'yi tutuyordum, kendime "Akıncı" diyordum. Siyasi duruşumun temelinde "Erbakancılık" var. Erbakan Hoca AK Parti hükümetini istediği kadar emperyalist uşağı olarak görsün, ben, AK Parti hükümetinin bazı dış politika hamleleri ile "Demokratik Açılım" gibi ıslahat projelerini alkışlarken ve bunların emperyalist tahakkümden kurtulmamıza ve milletle barışık bir devlete kavuşmamıza hizmet edeceğini ileri sürerken bile, bir şekilde Erbakan Hoca'dan besleniyorum.

Bugün Erbakan Hoca'nın durduğu yerde durmuyorsam, ona saygısızlığımdan değil, davamızı o yerde durarak yükseltebileceğimize inanmadığım için durmuyorum. Erbakan Hoca'dan öğrendiğim davayı Erbakan Hoca'nın da üstünde gördüğümden.

***

Saadet Partisi iç karartıcı, asap bozucu bir söylem tutturmuştu. Asabi, ters, konuşulmaz bir ihtiyar gibiydi. Üstelik "ulusalcı" bir profil çiziyordu. Erbakan Hoca'nın 1969'da yaktığı –daha doğrusu tarihimizden tevarüs ettiği- cihanşümul dava meşalesi bu sevimsiz manzara içinde zayi oluyordu.

'Davayı herkes kendi döneminin şartları içerisinde kendi üslubu ile savunur' diyen Numan Kurtulmuş partinin başına geçince, işler değişmeye başladı. Her şeyden evvel, partinin çehresi aydınlanmaya başladı. Müjdeleyen, nefret ettirmeyen bir siyaset dili geldi. Yeni bir üslup, yeni bir söylem, yeni bir siyaset tarzı, yeni bir muhalefet anlayışı ortaya çıktı. Saadet Partisi bu süreçte itibarını yükseltti, etrafındaki muhabbet halkasını genişletti ve yükseliş trendine girdi. Bu sürece ayak uyduramayan ve hatta ayak sürüyen kesimin son parti kongresinde yönetime girememesi herhalde sürecin daha sağlıklı işlemesine ve süratlenmesine hizmet edecektir.

Saadet Partisi'ndeki gelişmeleri ben özetle böyle değerlendiriyorum. Erbakan Hoca'nın da böyle değerlendirmesini ve davayı 'çağın idrakine söyleten' Numan Kurtulmuş gibi bir halef bulduğu için mutlu olmasını beklerdim. Böyle değerlendirmese de, Numan Kurtulmuş'a tepkisinde ölçülü olmasını... Hiç değilse 'Kaleyi düşmana teslim etmek', 'Davaya sadakatsizlik', 'Sütü bozukluk' gibi fevkalade ağır ithamlarda bulunmaktan imtina etmesini... Numan Kurtulmuş'u hedef göstermekten, bazı kimselerin kin ve nefret duygularını harekete geçirmekten, kardeşleri birbirine düşürmekten Allah'a sığınmasını...

Kongre'deki liste ihtilafından kaynaklanan öfkesi, Erbakan Hoca'nın sağduyusuna ve nezaketine ağır basıyor. Halbuki "hayat sadece politikadan ibaret değildir; dostluklar, arkadaşlıklar, kardeşlikler var." (Numan Kurtulmuş)

Erbakan Hoca'yı böyle görmeye dayanamıyorum. O, Türkiye ve bütün İslam dünyasına büyük hizmetleri geçen, tarihe mal olmuş abidevi bir şahsiyet. Bu saatten sonra parti kongresi tartışmalarına filan sığmayacak kadar büyük bir efsane. Öyle olduğu için, veya onu öyle görmek istediğim için, veya ona öyle olmayı yakıştırdığım için, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu'nda şu veya bu ismin yer almamasını adeta itikadi bir mesele haline getirip Numan Bey'e topyekûn savaş açmasını fena halde yadırgıyorum.

Kızabilir, eleştirebilir, bunda haklı da olabilir; ama topyekûn savaş?

Akıl alır şey değil. 

Erbakan Hoca'yı seviyorum. Bana kazandırdığı dava şuuru için ona medyun-u şükranım. Geçmişteki hizmetlerini (ki maddi ve manevi faydalarından hâlâ nasipleniyoruz) daima saygıyla anacağım. Fakat, Erbakan Hoca'nın bugünkü siyasetini basiret ve feraset gibi kavramlarla izah etmekte müşkülatım var. 

MİLLİ GAZETE-Farklılıklar ve medeniyetimiz / Ekrem Kızıltaş 

23-08-2010 11:58 

İftar akşamını tatsız-tuzsuz bir akşama çeviren gençlerin ne yaptıkları hususunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadıklarını varsayabiliriz... Ancak onları o salona taşıyan, daha sonra oturdukları yerden onlara -başkalarının duyabileceği şekilde hem de- vazife taksimatı yapan ve sonra da huşu içerisinde namazlarını kılmaya gidenler, o akşam yaşananların vebalinin altından nasıl kalkacaklardır acaba?.. 

Kim oldukları, nerelerden ve niçin geldikleri; kim ya da kimler tarafından yönlendirildikleri hususunda değişik rivayetler bulunan gençler, huzursuzluk katsayısını gittikçe artıran bir şekilde salonu rahatsız etmeye başladılar.

Attıkları sloganlar ve bu arada dile getirdikleri taleplere bakılırsa, en hakiki Milli Görüşçüler oldukları zannedilecek gençlerin, neden Kur`an okunurken olsun sessiz kalmadıkları ve zorlu bir oruç ibadetinin ardından, kendisi de bir ibadet makamında olan iftar esnasında, oruçlarını açanları neden rahatsız ettikleri ayrı bir mesele... Kırılan masalar, sandalyeler; sağa sola fırlatılan tuzluklar, çatal-bıçaklar da... 

Ancak farklılıkları bir arada ve barış içerisinde yaşatabilme hususunda, dünyada benzeri olmayan tecrübelere sahip bir ecdadın torunlarının, medeniyetlerini yeniden inşa ve bu inşa sürecini dünyaya hal ve kal ile göstermesi ameliyesi sayılacak bir toplantıda; değişik kesimlerden davetlilerin katıldığı bir iftarda; bırakın başka fikir ve düşüncelerle barış içerisinde olmayı, kendi içimizdeki ufacık bir probleme, azıcık farklı bir bakış açısına bile tahammül kar olmadıklarını deklare etmiş olmaları, işte bu çok vahim... 

Ortaya çıkan tablo, ortalığı karıştıran gençleri oraya toplayan ve onları yönlendirenlerin arzu ettikleri gibi mi; yoksa ondan biraz daha fazla ya da az mı oldu, bilmiyoruz... 

İftarda yaşananlara sebep olarak gösterilen haller, geçici hallerdir ve zaman içerisinde bunların çözüm yolu mutlaka bulunacaktır. 

******** 

Evet, yazılanlar böyle. Konuyla ilgili yazılıp çizilenler sadece bunlardan ibaret değil tabi. Dedik ya; Oktay Ekşi ve benzerleri vazifesini yapıyor, problem bizim mahalledekiler diye. Şimdide diyorum ki; problem bizim evde. 

Ne demek yani? 

İzah edeyim. 

Ekrem Kızıltaş bunları yazmakla yetinmiyor. Hakan Albayrak’ın konuyla ilgili yazısını alıntı yapıp Kendisinin yönettiği bilinen basından alıntılar’ın yer aldığı ‘Medya’ sayfasına yerleştiriyor. 

Şimdi Sayın Necdet Kutsal ve Sayın Ekrem Kızıltaş’ın Numancılık konusunda kat ettikleri mesafeyi düşünebiliyor musunuz? 

Öyle ‘saf’a yatmakla sıyrılamazsınız işin içinden. 

Hakan Albayrak açık, açık yazıyor. Ve diyor ki; 

‘Bu gün Erbakan Hocanın durduğu yerde durmuyorum’. ‘Erbakan Hoca Ak Parti’yi istediği kadar emperyalist uşağı görsün ben Ak Parti’nin bazı politikalarını alkışlıyorum’. 

Sen, adamcağız Numan’ı övdü diye yazıyı alıp olduğu gibi kendi gazetenin sayfasına yerleştireceksin. 

Alıntı yaptığın yazıyı ‘Ey okurlar ben bu yazıyı onaylıyorum ha…’ demiş olmuyor musun? 

İşin bu tarafı fazlaca can sıkıcı. Ama Numan Kurtulmuş’un sebep olduğu, bilerek ve isteyerek yaptığı ‘ifsad’ın boyutu sanılandan daha fazla derin olduğuna bariz bir örnek teşkil ediyor. 

En Büyük Şehadet Hasmın Şahadetidir. 

Sultan Abdülhamid Han stratejik konularda kendi görüşünün sağlamlığını test etmek için Osmanlıya düşman olan devletlerin büyük elçilerini çağırır, onlarla müzakere ederdi. Onların hiçbir zaman Osmanlının hayrına bir düşünce taşımayacaklarını bilirdi. Büyük elçilerin tavsiyelerinin tam tersini uygulardı. En problemli dönemde Osmanlıyı dimdik ayakta tutmasının sırrı burada yatıyordu. 

Milli Görüşçüler ‘ikinci Tayyip’ vakıasıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu imtihan daha ağır geçeceğe benziyor. 

Tercih yapmakta zorlanan saf ve temiz Milli Görüşçülere bir önerimiz olacak: 

Üstteki başlık her şeyi özetliyor aslında. Oktay Ekşi’nin isteğinin tersi doğrunun ta kendisidir. 

Tabi kardeşlik vazifesi olarak bir tavsiyemiz de İslamcı Entelektüellere ve medya patronlarına olacak: 

Sultan Abdülhamit’le mücadele eden, onun devrilmesine katkıda bulunan dönemin önde gelenlerinin pişmanlık dolu şiirlerini, yazılarını bu gözle bir daha okusunlar. Ucuz ve basit kurgularla insanımızı yanlış yönlendirmenin vebali çok ağır olur. 

Efendim neymiş? 

Numan Kurtulmuşa görevi Erbakan vermiş. 

Hocanın yeşil listesinde de Numan Kurtulmuş Genel Başkanmış. 

Hoca Neden Numan’ a Görev Verdi? 

Erbakan Hoca söz vermenin çok kıymetli bir şey olduğuna inanır. Hocanın literatüründe yalan kavramına yer yoktur. Onun 40 yıllık siyasi hayatında bariz yalan söylediği görülmemiştir. Belki bazı konuları abartır, büyütür, küçümser, hicveder ama asla yalan söylemez. Hocanın geldiği kültür nedeniyle yetişme tarzı budur. Sayın Kurtulmuş profesör olmuş. Dedesi, babası iyi insanlar. Topluma hep faydalı olmuşlar. O gelenekten gelenler ekibine aşırı güven duyarlar. Eğer güven duymak suçsa Hoca Sayın Kurtulmuşa aşırı güven duymuştur hepsi bu kadar. 

Erbakan Hoca genel başkanlığa uygun bir isim bulamadığı için bekleme süresini uzun tuttu. Taban bu durumu algılayamayarak Numan Bey’i önerdi ve ısrarcı oldu. 

Hoca neden görev verdi? Ailesinin önemi, kumaşının sağlam oluşu intibahını doğurdu. 

Hepimiz biliyoruz ki; Ecevit’in dedesi Mustafa Şükrü Efendi Sultan Abdülhamid tarafından Çin’e Hamidiye Üniversitesi’ni kurmakla görevlendirilmiş çok kıymetli biriydi. 

Numan Kurtulmuş siyaset öncesi kimlerle oturup kalkıyordu? 

Milli Görüş partilerinde veya Milli Görüşçü kuruluşların her hangi birinde İstanbul İl Başkanlığı ve Genel Başkanlık dışında bir görev üstlenmiş midir? 

Korkut Özal’la irtibatı ne düzeyde? 

Mehmet Ağar’a uzun zaman danışmanlık yapmış Osman Bostan’ın Numan beyin çok yakınında bulunduğunu kaç kişi biliyor? 

Mezkür ismin Sayın Bekaroğlu’na da danışmanlık yaptığı İstanbul Büyükşehir belediye başkan adaylığı döneminde bu kişiden fikri destek aldığı Musa Akbal ile bu üçlünün zaman, zaman bir araya geldiği bir anlam ifade eder mi, bilemeyiz… 

Muhtemeldir ki; hoca şöyle düşündü: 

Biz her ne kadar buna görev veriyorsak ta bir takım tedbirler alalım, onu yalnız bırakmayalım. 

Bu doğrultuda; 

- Başkanlık divanı üzerinden bir kalkan oluşturulmuştur 

- GİK üzerinden bir kalkan oluşturulmuştur 

- İl başkanları üzerinden bir kalkan oluşturulmuştur. 

Sayın kurtulmuş bu tedbirlerin hepsini boşa çıkardı. Son olarak ta olağan üstü kongreye giderek partiyi Hoca’nın elinden tamamen almayı denedi. 

Ama beceremedi. 

Şimdi… 

- Parti kademelerinde görevi bulunanlara, 

- Milli Görüşçü kuruluşlara, 

- Milli Gazeteye, 

- Milli Görüş ikliminde yetişmiş kalem sahiplerine, 

- Vatan perver herkese. 

Tarih önemli bir görev yüklüyor. Gelin yılan’ın deliğinden ikinci kez ısırılmayalım. Milli Görüş bir okuldur. Bu okulu kapatmaya kimsenin gücü yetmez. Herkes bunu çok iyi bilir. Ama müfredatı değiştirmeye çalışanlara müdahale etmez, olanlara göz yumar, öyle veya böyle destek olunursa Oktay Ekşi’yi ve onun temsil ettiği zihniyeti memnun etmenin ötesinde bir şekilde hizmet etmiş olunacağı unutulmamalıdır. 

O.G.


1848 defa okundu...
mesud akgül       MİLLİ GÖRÜŞÇÜ GENÇLER ERBAKANCI,AKSAÇLILAR NUMANCI   01 Eylül 2010 Çarşamba 07:22
2002 seçimleri sonrası Numan Kurtulmuşun istifasını kabul etmeyip partide genel başkanlık için uzun yıllar barındıranlar aksaçlılar,2008 kongresinde Numan kurtulmuşu önce Teşkilatlara sonra da Erbakana dayatanlar aksaçlılar,iki yıldır Numanın Erbakan ve Milli Görüşe yaptığı ihanet ve vefasızlıklara karşı sus pus olanlar aksaçlılar,Teşkilatlardan Numan aleyhine yükselen seslere karşı Numanı savunanlar aksaçlılar,Toplam 65 başkanlık divanı kararlarının altına imza atanlar aksaçlılar,Erbakanın sütü bozuk,kaleyi düşmanlara teslim ediyor şeklinde ki açıklamasına rağmen Erbakanla bir araya getirmeye çalışanlar aksaçlılar.Peki Numanla girdiği mücadelede Erbakan destek olanlar gençler,Erbakan ve Milli Görüşe sahip çıkan gençler,Erbakan ve Milli Görüşe sadakat gösteren gençler,Erbakanı evinde ziyaret edip bağlılıklarını bildiren gençler,Erbakanın proğramlarına katılıp konuşma yaptığı ve destek gördüğü AGD ve gençler.Bazı Numancı işbirlikçi medyanın ve yazarlarının dediği gibi gençler Numancı değil Erbakancı ve Milli Görüşçü.
Yusuf Erener       Bu adamı tanıyor musunuz?   30 Ağustos 2010 Pazartesi 21:46
Bugün övenler de dahil kimse Numan Kurtulmuş'u tanımıyor. Yahudi önümüze koyuyor bizden de takip etmemizi istiyor. Ne gerek var artık onu tanımaya ki...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» Uyuyan dev uyanacak mı?
» İsrail İran Dayanışması
» DARBELİ DEMOKRASİ
» SAADET’TEN İ.H.H.'YA VE MÜSİAD'A ZİYARET
» OĞUZHAN ASİLTÜRK SADRETTİN KARADUMAN’IN YAZILARINA SON VERDİRDİ (Mİ?)
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
» ELAZIĞSPOR: 0 KARŞIYAKA: 2
» KEMALİZM YERİNE İSLAM MI?
» TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com