YALÇINTAŞ-KURTULMUŞ
- İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın başına gelen rüşvet olayıyla ilgili konuşanlar da var:
“Yalçıntaş’ın tutuklanmasından sonra bir şeye takıldım. Babası AKP kurucularından Prof. Nevzat Yalçıntaş... Eski RP/FP milletvekili, 1999’da Ahmet Necdet Sezer’e karşı aday olan önemli bir isim. Sonra, İstanbul Ticaret Odası’na bağlı, ‘Ticaret Üniversitesi’nin internet sitesine girdim. Prof. Numan Kurtulmuş’un öğretim üyeliğinin devam ettiğini gördüm.
Sonra düşündüm, “Sen misin parti kurmaya kalkan” diye içten içten tepki gösterilen Numan Kurtulmuş’u, “Üniversitede barındıran sen misin?” diye Murat Yalçıntaş’ın başına bu işler gelmiş olabilir mi? Çünkü, Yalçıntaş ile Kurtulmuş’un dostlukları iyidir.
İkisinin de başına gelen olaylar çok iyi tahlil edilmelidir.
Daha fazla konuşmak istemiyorum ama bu isimleri yan yana getirirseniz, zor şifreyi çözebilirsiniz.
Biliyorsunuz, ‘torpilli’ olarak İ.Ü. Hukuk Fakültesi Anayasa Bölümü’ne yerleştirilen, Anayasa Mahkemesi’nin eski raportörü Osman Can’ın, Ticaret Üniversitesi’ne doçentlik başvurusunun reddedildiği de bilinir. Bu gerçeği de dikkate almak gerekir.”
Bir Sabetayist olan Yalçın Bayer’in Saadet Partisi eski genel başkanı Numan Kurtulmuş ile İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’ın başına gelenler diyerek kurduğu ilgi ve alakaya bakın!
Numan Kurtulmuş bizzat kendisinin topladığı olağanüstü büyük kongrede Saadet Partisi’ni Millî Görüş’ten uzaklaştırıp Erbakan’ı tasfiye etmeye çalışırken; başlattığı sürecin sonunda nihayet kazdığı kuyuya kendisi düşerek genel başkanlıktan istifa etmek zorunda kaldı.
İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ise karıştığı bir rüşvet olayında teknik takibe takılıp mahkeme tarafından hapse konuldu.
Bu iki olay arasında illiyet bağı kurup tek merkezden planlanan bir komplo sonucu gerçekleştirildiğini anlatmaya çalışıyor. Açıkçası her iki olayın da devlet tarafından organize edilip sonuçlandığını ifade ediyor.
Önce bir kere yazıda belirtildiği gibi Murat Yalçıntaş’ın babası Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş eski Refah ve Fazilet Partili ve yeni AKP’li. Dünya âlem biliyor ki kendisi de AKP’li.
Yalçın Bayer ise agresif bir AKP karşıtı. Nasıl militanca bir Millî Görüş ve Saadet Partisi düşmanı olduğunu ise belirtmeye gerek yok. Bu gibi durumlarda hep yaptığı üzere söz konusu kişilerin üzerine çullanıp tekmelemesi gerekirken aksine Murat Yalçıntaş ve Numan Kurtulmuş’u sahiplenip hakkında komplo teorileri üreterek savunması da niye?
Görünürde aralarında en ufak bir inanç, görüş, düşünce paralelliği ve siyasi birliktelik söz konusu olmayan bu iki isimle nasıl bir yakınlığı olabilir Yalçın Bayer’in?
Numan Kurtulmuş’un İTO’ya bağlı Ticaret Üniversitesi’nde barındırılmasının, Anayasa Mahkemesi eski raportörü Osman Can’a ise kapılarının kapatılmasının intikamının alındığını söyleyen Yalçın Bayer böylece devlet tarafından bir komplo kurulduğunu anlatmaktadır.
Yalçın Bayer Erbakan’ın Saadet Partisi’nin Genel Başkanı olmasına yardım eden devletin Numan Kurtulmuş yeni parti kurmaya kalkıştığı için bozulduğunu demeye getiriyor. Murat Yalçıntaş’a ise Numan Kurtulmuş’un dostu olduğu ve Ticaret Üniversitesinde kendisini barındırdığı için komplo kurduğunu yazıyor.
Peki, Mehmed Şevket Eygi’nin bile dindar, dürüst bir Müslüman olduğuna köşesinde kefil olduğunu yazdığı Murat Yalçıntaş gibi bir kişilik ile yine çok dindar bir ailenin dindar çocuğu olduğundan kimsenin şüphe etmediği Numan Kurtulmuş gibi bir kişiliğe, İslam ve Müslüman düşmanı Yalçın Bayer’in sahip çıkmasının nedeni nedir?
Bunun tek izahı Sabetayist dayanışmasıdır!
Yalçın Bayer laik ve solcu, Numan Kurtulmuş ve Murat Yalçıntaş ise dindar Müslüman bilinen ve fakat her üçü de Sabetayist ailelere mensup kişiler olarak ortak yanları Yahudi’dirler!
Diğer dikkate değer bir husus da öteden beri Numan Kurtulmuş ile Murat Yalçıntaş’tan geleceğin Başbakanı diye söz edilmesidir.
Ama en ilginç olanı Sabetayistler söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan Millî Gazete yazarı Mehmed Şevket Eygi’nin köşesinde isim vermeden Murat Yalçıntaş konusunda gözü kapalı kefil olduğunu yazmasıdır. Babası Prof. Dr. Nevzat Yaçıntaş’ın Sabetaist olduğunu herkes bilir de konunun uzmanı Eygi bilmez mi?
Mehmed Şevket Eygi yıllardır Millî Gazete’de Erbakan’ın daveti ve tavassutu ile yazı yazıyor ama bir kerecik olsun adını andığına ve hele ipe götürülse bile savunduğuna şahit olmuş değiliz!
Sabetayistler bilindiği gibi sağcı, solcu, liberal, milliyetçi, laik, Atatürkçü oldukları gibi dindar Müslüman ve tarikatlı olabiliyorlar. Hatta Osmanlı’da tarikat şeyhi ve şeyhülislam bile oldukları biliniyor.
Günümüzde Sabetayistleri ele veren en önemli husus Erbakan’a karşı dipsiz bir kin, nefret ve düşmanlık taşımalarıdır.
Ne yalan söyleyelim, doğrusu öteden beri hep Mehmed Şevket Eygi’nin de Sabetayist olabileceğini düşünmüşüzdür.
Mehmed Şevket Eygi’nin rejimin kuş uçurtmadığı bir totaliter baskı döneminde Bugün ve Sabah Gazetelerine nasıl sahip olduğu hep muamma olarak kalmıştır.
Demirel’i Başbakanlıktan, Ecevit’i CHP Genel Sekreterliğinden istifa etmek zorunda bırakan 12 Mart Muhtırası sürecinde Mehmed Şevket Eygi’nin gazetelerinin batırılmış olması da önemli ip uçları verecek niteliktedir.
Mehmed Şevket Eygi’nin, Erbakan’ın Konya bağımsız milletvekili adayı olduğu 1969 Genel Seçiminde Bugün Gazetesi’nde bağımsız oy pusulasına mühür vurmayı unutmayın diyerek kendisine inananları şaşırtması ve binlerce oyun iptaline yol açması da unutulmuş değil.
Seçimde Erbakan için çalışanlar Konya’nın mahalle ve köylerine yeni çıkan yasanın metnini dağıtıp oy pusulalarını mühürlememelerini tembih ederken, Demirel’in Adalet Partisi mensupları ise kucaklarında Bugün Gazetesini dağıtıp aman mühürleyin diye propaganda yaptılar.
Çünkü tek başına Adalet Partisi iktidarında Başbakan Demirel Erbakan’a özel yasa çıkartarak o seçime kadar hep mühürlenen bağımsız oy pusulalarının mühürlenmemesine ilişkin değişiklik yaptırdı. Mehmed Şevket Eygi ise mühürleyin diye manşet atarak Erbakan’ın bir milletvekili çıkaracak kadar oyunu iptal ettirdi. Ancak Erbakan 3 milletvekili çıkartacak kadar oy aldığı için seçilmesi önlenemedi.
Erbakan Mehmed Şevket Eygi’nin aleyhtarlığını engellemek için Millî Gazete’de yazmasını sağlamış olmalı.
Nitekim Erbakan’ın, CHP-MSP Koalisyon Hükümeti sırasında çıkartılan 1974 genel af yasası kapsamına Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez 163. Madde kapsamına giren Müslümanları da dâhil etmesi ile yurt dışında firar yaşayan Mehmed Şevket Eygi Türkiye’ye döndüğünde Büyük Gazete adında bir haftalık çıkardı ve Millî Selamet Partisi’ne karşı bir cephe açtı. Sonra okuyucu kaybedince gazeteyi kapattı.
Bir ara da Mehmed Şevket Eygi Sabetayist Erol Simavi’nin bir gazetesinin başına getirildi. Zeki Ceyhan’ı da Millî Gazete’den koparıp ona transfer etti.
Oysa Zeki Ceyhan’ın yazılarını Erbakan yazıyordu. Millî Gazete’de yazdığı gibi yazmadığını görünce de işine son verdi. Uzun süre boş gezen Zeki Ceyhan’ı bazıları ısrar edince Erbakan yeniden Millî Gazete’ye aldı. Ondan sonra da hiç ayrılmadı.
Erbakan Millî Görüş hareketi boyunca Yahudi ile verdiği mücadelenin daha fazlasını içerideki uzantılarına karşı verdi.
Yoksa azılı Millî Görüş düşmanı Yalçın Bayer Numan Kurtulmuş’u böyle cansiperane hiç destekler miydi?
Geçenlerdeki bir yazısında ise yine kendisi gibi bir Sabetayist olan Prof. Dr. Mete Gündoğan için kökten Millî Görüşçü diyerek genel başkanlığa getirmeleri için Saadet Partililere kakalamaya kalkıştı.
Sonunda da Mete Gündoğan MKYK listesine girdi.
Ah bu Yahudiler!
Müslümanlar için en büyük tehlike olmasaydı Kur’an-ı Kerim’de hiç Yahudiler hakkında 500 ayet nazil olur muydu?
>>>>>>>>>>O<<<<<<<<

































