Amerikan rüyasının sonu mu?
12.11.2011 / Milli Gazete
Sadrettin Karaduman
WASP'ın "W"si ile "P"si düştü. Şimdi sıra diğer kalelerde. ABD devlet başkanları White, Anglo-Saxon, Protestan (WASP) olmak zorunda diye kabul edilirdi. Yani bu ülkede birinin devlet başkanı seçilebilmesi için beyaz olması, etnik kökeninin Cermen ırkına dayanması ve Protestan mezhebine mensup olması teamül haline gelmişti.
1960 yılında WASP olmayan JFK ABD başkanı oldu: J. F. Kennedy White, Anglo-Saxon'du ama Protestan değil, İrlanda asıllı ve Katolik'ti. Biraz karizması, biraz da çevresi sayesinde bu zinciri kırabildiği düşünülmüştü. Başkan Obama'da White değil. Diğer kriterlerin tutup tutmaması ise ayrı bir konu.
2006 sayımına göre nüfusun çoğunluğu (e) beyaz ve Avrupa kökenli. Yerlilerin nüfusu ise % 1'e inmiş. Önce wikingler gelip yerleştiler bu topraklara. Arkasından İspanyol ve diğer Avrupalılar... 1492 yılından itibaren Avrupa ülkelerinden gelip buraları zapt etmeye başladılar.
Koloniler kuruldu, yeni yerleşim alanları açıldı. Tabi bu süreçler çok vahşi yöntemlerle halledildi. Kalleşçe ve şeytanca... Yerliler tuzağa düşürüldü, soykırımlar yapıldı ve yerli nüfus yok edildi.
Avrupalılar kıtaya ayak bastıklarında bu topraklar üzerinde Kızılderililer kendine özgü yönetim biçimiyle huzurlu yaşamlarını sürdürüyordu. Beyaz adamlar Kızılderililerin ortaya çıkardıkları zenginliklere zorla el koyarak kısa sürede büyük servetlere kavuştular. Okyanuslar aşıp gelerek kıtayı istila eden Avrupalılar buranın tüm zenginliklerine el koymakla kalmıyor aynı zamanda yerli halkları köleleştiriyor, direnişlere soykırımla cevap veriyorlardı.
Bugünlerde tatlı rüyanın kabusa döndüğü ABD'nin nasıl ortaya çıktığına kısaca bir göz atalım:
- 1756-1763 yılları arasında İngiltere'nin Avusturya, Fransa ve Rusya ittifakıyla yaptığı savaşlar (Yedi Yıl Savaşları), İngiliz maliyesinin bozulmasına neden olmuştu. İngiltere'nin mali durumunu iyileştirmek amacıyla yeni vergiler koyması, Amerika'daki kolonilerin tepkisine yol açtı.
- 1774'te Amerika'da yaşayanlar, İngiltere ile savaşa karar verdiler.
- 1776'da bağımsızlıklarını ilan ettiler.
- 1783 yılında George Washington komutasındaki koloni güçleri tarafından yenilgiye uğratılan İngiltere geri çekildi ve imzalanan Versailles Barış Antlaşması'yla kolonilerin bağımsızlığını kabul ettiler.
- 1787 yılında ABD kuruldu.
Amerika, kurulduğu günden itibaren Yahudilerin ve masonların etkisinde kalmıştır. "Amerika'yı kuranlar anıtı"nda bu açıkça görülmektedir. Bu dev anıtta; ortada ABD'nin ilk devlet başkanı George Washington, solunda Yahudi banker Robert Morris ve sağında başka bir Yahudi Haym Salomon vardır. 1776 yılında önerilen resmi mührünün ilk şekli, Kızıldeniz'i geçen İbranileri resmetmektedir. Amerika'nın temel anayasası bile Amerika'nın siyasi şekillenmesine İncil'in etkisi ile Yahudi fikirlerinin gücünü yansıtır. Amerika başkanlarının birçoğunun mason olduğu bilinen bir gerçektir.
ABD'nin 25. başkanı William McKinley'in 14 Eylül 1901'de suikast sonucu öldürülmesinden sonra "Skulls and Bones Society" (Kuru Kafa ve Kemik Tarikatı) Beyaz Saray'a yerleşti. Merkezi Yale Üniversitesi'nde bulunan çok gizli ve tehlikeli bir cemiyet... Bush ailesinin 3 kuşaktır aktif bir şekilde üyesi olduğu ve omurgasını oluşturduğu, Yeni Dünya Düzeni'nin en önemli fikir merkezlerinden biri ve İllimunati'nin uzantısı olduğu yazılıp çiziliyor. Diğer masonik örgütlere nazaran ABD'nin en etkin örgütü olduğu da biliniyor.
Harvard ve Yale başta olmak üzere çeşitli eğitim kurumlarının kuruluşunda Tevrat esaslı bir yol takip edildi. Bu okulların birçoğunun amblem veya mühürlerinde İbranice bir sözcük ya da cümle bulunmaktadır,
Amerika'nın kurucularının ve başkanlarının önemli kısmı Siyonist esaslara göre kurulmuş olan Amerikan üniversitelerinden mezundur. Dolayısıyla bu siyasi liderlerin çoğu Eski ve Yeni Ahitlerin içeriğinin yanı sıra İbranice de bilmektedirler.
ABD'nin günün birinde çökmesi ve dağılması kaçınılmazdır, çünkü;
- ABD Hak merkezli olarak kurulmamıştır; yerlilerin kanı üzerine kurulmuş ve Siyonizm'e hizmet etmektedir.
- ABD'yi güçlü kılan adalet, özgürlük ve refah gibi insani ve evrensel kavramlar değil; 1945 yılında patlattığı iki atom bombası ve bunun tesiri henüz geçmemişken 2001 yılında havaya uçurduğu ikiz kuleler ve sürekli tazeleyerek uygulamaya koyduğu dehşet politikalardır.
- ABD, dünyanın patronluğuna soyunurken din ve kutsal bir değer gibi ağzına sakız ettiği "liberal demokrasi" bir aldatmacadan ibarettir. Modern sömürü sisteminin tam bir zulüm aracıdır.
- ABD Filistin'e yerleşmek için dünya Siyonizm'inin sebep olduğu birinci ve ikinci dünya savaşlarının ortaya çıkardığı boşluğu değerlendiren fırsatçı bir devlettir.
- ABD dünya insanlığının elinden zorla
alıp ülkesine taşıdığı zenginliği kendi halkıyla bile paylaşmamıştır. Onun
içindir ki halk ayakta: siz % 1'siniz biz %99’uz diyor ve hesap soruyor. (*)
1756 – 1763 yılları arasında yapılan “Yedi Yıl Savaşları” İngiliz mali sisteminin bozulmasına neden olmuş ve İngiltere’nin Amerika kıtasında kurduğu koloni sistemi çökmüştü. İngiliz sömürge sistemi mantığıyla hareket eden; istilacı ve yağmacı ABD yönetimi de aynı nedenlerle çökmenin eşiğine gelmiştir.
300 yılı aşkın bir süreden beri dünya hâkimiyetini elinde bulunduran Batı – Siyonist ittifakının ortaya çıkardığı ABD, AB gibi kurumları deşifre olmuş zulüm düzeni çökmenin eşiğine gelmiştir.
Tarihi fırsat bir kez daha bizim kapımızı çalmaktadır.
Millet olarak ülkeyi idare edenlere yüksek sesle soralım: Var mısınız yok musunuz?
Yoksanız; ve de olayları sündürerek, kıvırarak yola devam ederiz diyorsanız uğruna her şeyi feda ettiğiniz AB ve ABD ile birlikte tası tarağı toplar gidersiniz.
O.G.

































