Karakter Boyutu A A A
İnsanlığı Kurtaracak Sistem
16 Kasım 2011 Çarşamba 22:01

Sadrettin Karaduman'ın Milli Gazetede yayınlanan yeni yazısı...
SADRETTİN KARADUMAN - 16/11/2011 - MİLLİ GAZETE  
 
Bugün daha iyi anlaşılıyor ki; Batı'da üretilip kurtuluş reçetesi gibi Dünya'ya sunulan sistemler, sadece bir aldatmacadan ibaretmiş.

Sovyetlerin çökmesinden sonra sosyalizm iflas etmiş, "Sosyal Demokrasi" büyük bir yara almıştı. Şimdi de AB ve ABD'de yaşanan kriz sebebiyle "Liberal Demokrasi" iflasın eşiğinde bulunuyor.

Evet, Batı batıyor... Batı'nın karşı karşıya geldiği kriz sadece mali kriz değil, bir sistem krizidir. Batı tüm kurum ve kuruluşlarıyla; AB'siyle, ABD'siyle, EURO'suyla, USD'siyle birlikte büyük bir çöküş yaşıyor. Batı çökerken kendi eliyle ürettiği değerleri de aynı akibete doğru yol almaktadır.

Son aylarda yazılı ve görsel, ulusal ve küresel basının bir numaralı gündemidir Batı'da yaşanan kriz.

Çevremizde bu olup bitenler bizi de yakından ilgilendiriyor. Maazallah Türkiye AB'ye kabul edilmiş olsaydı, belki bu krizden en az Yunanistan kadar biz de etkilenmiş olacaktık. Batı tipi demokrasinin insan fıtratına aykırı olduğu, vahşi kapitalizmin bu sistem aracılığıyla insanları ezdiği gün gibi ortada. Onun için Batı başkentlerinde insanlar sokağa dökülmüş ve sistemden hesap soruyor: Siz yüzde 1'siniz biz yüzde 99'uz diyorlar.

AB ülkeleri toplanıp, el birliğiyle, iflas etmekte olan üye devletlere yardım etse, onları düzlüğe çıkarsa bile durum değişmez. Batı sisteminin 22 yıl önce sol tarafına felç inmişti; şimdi de sağ tarafına felç indi. Bu sistem artık iflah olmaz.

Türkiye'nin gelecekte bölgesel ve küresel düzeyde üstleneceği rol bakımından şu iki soruya sağlıklı cevap bulması hayati öneme sahiptir.

1- Batıyı çöküşe götüren sebepler nelerdir?

2- Batı'yı ve Batı dışı ülkeleri kurtaracak sistem hazırlığımız var mı?

Bilindiği gibi Batı, dünya hakimiyetini bizden devraldı. 1683 yılında girişilen 2. Viyana kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 1699 yılında imzaladığımız Karlofça antlaşmasından sonra 1718 yılında da Pasarofça antlaşması imzalanmıştı. Her iki antlaşmaya imza atan Osmanlı yöneticileri bundan sonra Batı ile olan tüm ilişkilerinde yenilgi psikolojisi ile hareket etmişlerdir. Askeri ve sivil bürokraside üst düzey görevi bulunanlarla aydınların ruh dünyası bu atmosferden etkilenmiş, karar alma mekanizmasında görev alanlar ülkeye bu doğrultuda yön vermeye çalışmışlardır. Yaklaşık 300 yıldan bu yana Batı ile ilişkilerimiz bu minval üzere devam ede gelmiştir. Bugün de AB'ne girmek için aynı psikolojiyle hareket edilmekte, bu uğurda tonlarca imza atılmaktadır. Bugüne gelinceye kadar yapılanları az bulan AK Parti hükümeti AB Bakanlığı kurdu.

Batı'nın neden çöküşün eşiğine geldiği çok tartışılan bir konu. Ama asıl sorgulanması gereken Batı'nın bu gücü nasıl elde ettiği olmalı. Kısaca Batı ne idi, ne oldu?

Batılılar dünya hakimiyetini ele geçirirken ülkeler daha iyi idare edilsin, insanlar daha huzurlu yaşasın diye bir düşünceyle hareket etmemişlerdir. Bunların tek bir hedefi vardı o da; dünya'nın servetini Avrupa'ya taşımak. Avrupa dışı ülkelerden gasp edip kendi ülkelerine taşıdıkları zenginlikleri sadece birkaç yüz aileye paylaştırdıkları ve kendi halklarını da yüz yıllardan beri aldattıkları bu gün daha iyi anlaşılmaktadır.

Hakim medeniyet havzası Doğu Akdeniz'de kurulu olduğu dönemlerde Müslümanlar bir yanda bilim ve teknoloji alanlarında hızla ilerlerken öbür yanda insanlığı huzura kavuşturacak sistemi, tüm insanlığın hizmetine sunmanın gayreti içindeydiler. Her gün ve her alanda yeni keşifler yapılıyor, yeni icatlar bulunup insanlığın hizmetine sunuluyordu. O dönemlerde Batı tam bir cehalet denizinde yüzüyordu. Müslümanların ortaya çıkardığı ilmi eserler Sicilya ve Endülüs üzerinden Batı'ya taşındıktan sonra oralarda da bir takım yeni buluşlar, icatlar yapılmaya başladı. Ama Batı insanı, dünya tasavvurundaki sakat anlayışı nedeniyle bir şeyleri hep eksik bıraktı: Yaradan'ı dışladı, yaratılış gayesine uygun hareket etmedi; bunun sonucu olarak da insanı katletti, nesilleri ifsad etti, çevreyi tahrip etti, insan fıtratına uymayan sistemler geliştirerek dünyayı yaşanmaz hale çevirdi.

Şimdi ne olacak?

Bir sahabi Peygamber Efendimize sorar:

- Ey Allah'ın rasülü kıyamet ne zaman kopacak?

Peygamber Efendimiz soruya soruyla cevap verir:

- Sen kıyamete ne hazırlık yaptın?

Şimdi 300 yıldan beri dünya hakimiyetini elinde bulunduran, insanlığı soykırımlarla, sömürüyle, savaşlarla sindirip ülkeleri kontrolü altına alan Batı sağıyla, soluyla tam bir çöküş yaşamakta, ayakta duramamaktadır.

Peki, Dünya Müslümanları ne hazırlık yaptılar?

Öyle ya, SSCB 22 yıl önce büyük bir gürültü ile çökerken bir gün ABD'nin de dağılacağı dile getirilmişti.

Batı insanını kurtarmakta bizim görevimiz. Doğruyu yanlıştan ayıran ve bizleri koruyan Hak düzeni onlara sunmak en önemli görevimizdir bizim.

- 9 yıllık devri iktidarlarında AK Parti'nin böyle bir hazırlığı var mı?

- Koca organizasyonların, ülke sınırlarını aşmış, dünyaya taşmış kuruluşların?...

- Bizim ülkemizde ve diğer ülkelerde 50 yılı aşan sivil hareketlerin?..

Bu tarz, evrensel çapta bir hazırlık yapan yok maalesef. Bunun anlamı şu: Ey Batılılar! Önümüzdeki 300 yılda da bizi idare edecek "Batıl" bir sistem daha geliştirin ve Dünyayı yönetin. Çünkü biz size tabiyiz!...

Bu ifadeler ağır geldiyse hafif olanı da var. Tabi geçmişte olduğu gibi kibirlenip, böbürlenmezseniz... Burun kıvırmazsanız...

Evet... Geçmişte hepimizi düşünen "Yeni Bir Dünya" hedefini koyan, ömrünü bu işe vakfeden biri bugünleri görmüş ve bizler için bir hazırlık yapmıştı. Kremlin'de dönemin SSCB devlet başkanı Gorbaçov'a da sunmuştu geliştirdiği sistemi. Ve ona Adil Düzeni uygulamazsan Batı'ya teslim olursun demişti. O gün bu sözler nasıl yorumlandı bilemiyoruz. Ama bugün bildiğimiz bir şey var: On yıl önce imzalanan stratejik ortaklığın ardından 2002 yılından bu yana NATO-Rusya konseyi kurulmuştur. ABD oraya buraya savaş açarken Rusya'nın gıkı çıkmıyor.

SSCB de sistem çökünce Rusya Batı'ya tutundu, Liberal demokrasiye sarıldı. Şimdi Batı da sistem çökmenin eşiğinde ve biz merak ediyoruz acaba Batı kime tutunacak ve hangi sisteme sarılacak?

Başbakan Erbakan'ın haklılığı bugün dünden daha iyi anlaşılmaktadır. Türkiye'nin kurtuluşu onun ömrünü adadığı; Milli Görüş'tedir, Adil Düzen'dedir. Dünyanın kurtuluşu; D-8 çekirdeği etrafında tedrici olarak şekillenecek olan D-60'tadır, D-160'tadır... Bunların gerçekleşmesi için atılacak adımlar belli:

- Yaşanabilir Türkiye

- Yeniden Büyük Türkiye

- Yeni Bir Dünya

Şimdi, insanlığı kurtaracak sistemi sunmanın tam zamanı.

A.E


824 defa okundu...
ali özbey       Mehdi Necmettin Erbakan`dan başkası değildir!!   18 Kasım 2011 Cuma 14:17
Önce Mehdilik ile ilgili -uydurma sahih demeden- bütün hadisleri bulup Kuran’ın 16. Suresi (Nah) 16. Ayetinin işaret ettiği büyük gerçek ile yan yana getiriniz lütfen! Sonra kendinizi beğenme=büyüklenme kompleksinden ve enaniyet=benlik duygusundan sıyrılarak elinizi vicdanınıza koyup, Hakk’ın rahmetine kavuşan Necmettin=Necmeddin Erbakan ile ilgili aşağıdaki 10 soruma Allah için samimi cevap veriniz ve hakkını kendisine teslim ediniz. “Herkesin imanı aklı kadardır” hadisi şerifini hatırlatarak sorularıma geçiyorum: 1=Türkiye Müslümanlarının İslam’a ve Kuran’a yönelişinde, aslına ve özüne dönüşünde en büyük pay sahibi öncü lider Necmettin Erbakan değil midir? 2=Sahip olduğu güçlü inanç, üstün akıl, sınırsız özgüven sayesinde Türkiye Müslümanlarının aşağılık kompleksinden kurtularak Batı’ya ve tüm dünyaya karşı özgüven kazanmasını teşvik eden ve başaran öncüler içerisinde en büyük pay sahibi lider Necmettin Erbakan değil midir? 3=İlk tohumu D-8 ile İslam coğrafyasına atarak Türkiye liderliğinde İslam Birliği’nin kurulabileceğini fiili olarak ispatlayan, ardından D-60 ve D-160 gibi eşsiz küresel birlik projelerini Müslümanların önüne somut hedef olarak koyan, böylece Siyonizm’in küresel sömürü egemenliğine son verip Yeni Ve Adil Bir Dünya kurmaktan başkaca kurtuluş çaresi olmadığını belleklere kazıtan en büyük lider Necmettin Erbakan değil midir? 4=Sadece Müslümanların değil tüm insanlığın kurtuluşunu en çok isteyen ve bunun için bütün gücüyle hayatı boyunca çalışarak somut projeler üretip uygulayan, Müslümanların önüne en büyük hedefleri koyan ve her yönüyle en iyi örnek Müslüman olan en büyük lider Necmettin Erbakan değil midir? 5-Kısacık ömründe hiç kimsenin kınamasına aldırmadan tüm insanlığın kurtuluşu için bütün azmiyle çalışarak, kendi ülkesindeki ve dünyadaki liderlere doğru yolu gösteren tek dünya lideri Necmettin Erbakan değil midir? 6=Bütün dünya dillerine çevrilen Harun Yahya külliyatı aracılığıyla insanların yollarını doğrultmasına (hidayete ermesine) vesile olan en büyük hidayet rehberi tek lider Necmettin Erbakan değil midir? 7=Şuursuz, çaresiz, itibarsız ve köle sürüsü haline getirilen Türkiye ve dünya Müslümanlarına İslam’ın yayılmasında ve yaşanmasında “Cihad” ve “İçtihad” kapılarının vazgeçilmez hayati önemini yaşayarak tekrar gösteren tek muhteşem lider Necmettin Erbakan değil midir? 8=üstün şahsiyeti, engel tanımaz imanı, sınırsız cihat aşkı ve azmi, kısacık ömrüne sığdırdığı eşsiz başarıları ile rakipsiz tek dünya lideri Necmettin Erbakan değil midir? 9=Peygamber Efendimizin olacağını haber verdiği ahir zamanla ilgili bütün şartlar ve olaylar birer birer gerçekleşirken, büyük mehdinin geliş vaktinin Hicri 14. Yüzyılın başı olduğu 1400 yıl önce haber verilmişken, yaşanmışlardaki ve yaşananlardaki işaret fişeklerine rağmen mehdinin görev ve özelliklerinin en çok örtüştüğü tek dünya liderinin Necmettin Erbakan olduğunu inkar etmek akla ziyan değil midir? 9=Ahir zamanda gelmesi beklenen En Büyük MEHDİ ALEYHİSSELAM’ın, makina mühendisi ve motor profesörü rahmetli NECMETTİN Erbakan’ın ta kendisi olduğunu kabul etmek ve dört elle Milli Görüş’e sarılmak zamanı değil midir?!
Aziz Arslan       İlginç iki tespit:: Ahir zamanda iki İslam lideri   18 Kasım 2011 Cuma 04:37
Sadrettin Karaduman’ın Milli Gazete’deki “İnsanlığı Kurtaran Sistem” başlıklı yazısını okuyunca bir anda dikkatimi çeken, bir tesadüf olmadığına bilakis hikmetli bir işaret olduğuna inandığım şu iki tespitimi paylaşmak istiyorum: II. Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlandığı yıl olan 1683 ile Karlofça antlaşmasının imzalandığı yıl olan 1699 arasında tam 16 yıl var (1699-1683=16). Kuran-ı Kerim’de Mehdi Aleyhisselam’a ve O’nun işaret eden ayet ise 16. Surenin 16. Ayetidir: ”Daha nice alametler… Yıldız ile onlar yollarını doğrulturlar (hidayet bulurlar).”(16,16). Benzer olarak Karlofça Anlaşmasının imzalandığı yıl olan 1699 ile Pasarofça Anlaşmasının imzalandığı yıl olan 1718 yılı arasındaki fark tam 19 yıldır (1718-1699=19). Yine enteresandır, Kuran-ı Kerim’in 19. Sûresinin (Meryem sûresi) 19. Ayetinde Hz. İsa’nın benzersiz yaratılışından bahsedilmekte ve Ahir Zamandaki ismine işaret edilmektedir: ”(Cebrail) “Ben, ancak Rabbinin sana bir elçisiyim! Sana tertemiz bir oğlan bahşetmek için geldim.” dedi.”(19,19) 16. Surenin (Nahl) 16. ayeti ile ilgili olarak ister istemez şu iki soru aklıma geldi: 1-Ayette tekil olarak geçen -çoğul olarak değil- “yıldız” nasıl hidayete (yol doğrultmaya) vesile olur? 2-Ayette “onlar” diye geçen ve “yıldız” ile hidayet bulanlar (yollarını doğrultanlar) kimlerdir? İşin ilginç tarafı, söz konusu ayetin öncesinde ve sonrasında bu sorularıma cevap niteliği taşıyacak net bir ipucuna rastlayamadım. Ancak dikkatinizi çekmek istediğim birkaç nokta var: Türkçe’deki “yıldız” kelimesinin Arapça’daki karşılığı “necm” kelimesidir. İslami literatürde “din” ise terim olarak “yol, uyulan yol” anlamında da kullanılır. Hadis-i şeriflerde geçen “mehdi” kavramı da “hidayete vesile olan, doğru yola yönelten” anlamına gelir. Bu durumda yukarıdaki ayeti kerimenin anlamını “Daha nice işaretler… Onlar dinin yıldızı ile hak dini (doğru yolu) bulurlar” şeklinde değerlendirmek mümkündür. Türkçe’de kullanılan “Necmettin” adı Arapça’da “Necmeddin” olarak kullanılır ve “Dinin yıldızı” anlamına gelir. Ahir zamanda Mehdi Aleyhisselam’ın ve Hz. İsa Aleyhisselam’ın geleceğine ilişkin Hadis-i Şerifler mütevatir derecesinde sahih hadislerdir; ancak nefsine, şeytana uyarak ve kendini beğenerek değil, samimiyet, iyi niyet, akıl sahibi olarak ve tevazu ile tevil ve tefsir etmek gerekir. Örnek vermek gerekirse; Hz. İsa Aleyhisselâm’ın kıyametten önce geleceğiyle ilgili hadisi şeriflerden birinde Türkçe mealen şöyle buyruluyor:“İsa Peygamber, ahir zamanda adil bir hükümdar ve hakim olarak gelecek.” Bu şu demek olabilir: Hz. İsa Aleyhisselam yeni bir Şeriat ve Din getiren bir peygamber (resul) olarak değil, Muhammedî Şeriat’a ve Kuran-ı Azimüşan’a tabi adil bir lider ve kral (hükümdar) olarak ahir zamanda tekrar dünyaya gelecektir. Mehdiyetle ilgili bir Hadis-i Şerif’te ise mealen, “Ahir zamanda gelecek olan Mehdi Aleyhisselamın adı Muhumammed, babasının adı Abdullah, annesinin adı ise Amine olacak” deniyor. Bu hadis şu manaya geliyor olabilir: Resulu Ekrem Efendimizin (sas) kendisi de tıpkı Hz. İsa Peygamber gibi başka bir adla ve Mehdi Aleyhisselam görevi ile ahir zamanda dünyaya tekrar gelecektir. Hz. Mehdi ve Hz. İsa ile ilgili hadis-i şeriflere toptan bakılınca rahatlıkla şu tespit yapılabilir: Ahir zamanda gelecekleri müjdelenen kurtarıcı ve rehber liderlerden Mehdi Aleyhisselam emir, İsa Aleyhisselam ise (mehdiye tabi) vezir olacak. Önce Mehdi İslam lideri olacak, sonra halefi olarak İsa Peygamber lider olacak. Böylece küfrün zulmüne son verip İslam’ın adaletini yeryüzüne hakim kılacaklar Allah'ın izni ve yardımıyla...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» ELAZIĞSPOR: 3 İ. GÜNGÖREN: 2
» SİYASETİ DİZAYN PLANIDIR
» DSİ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE ATAMA
» MAÇIN ARDINDAN NE DEDİLER
» SONUÇLAR ELAZIĞSPOR’A YARADI
» Kadro Hareketi'nin bereketi
» Sevgi-Der'den basınla tanışma toplantısı
» İSRAFİL TOP MHP MERKEZ İLÇE BAŞKANLIĞA ADAY
» Sevgi-Der'den basınla tanışma toplantısı
» ELAZIĞSPOR: 3 İ. GÜNGÖREN: 2
» Ustalık Yetki Belgesi Kursu
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com