Sovyetlerin çökmesinden sonra sosyalizm iflas etmiş, "Sosyal Demokrasi" büyük bir yara almıştı. Şimdi de AB ve ABD'de yaşanan kriz sebebiyle "Liberal Demokrasi" iflasın eşiğinde bulunuyor.
Evet, Batı batıyor... Batı'nın karşı karşıya geldiği kriz sadece mali kriz değil, bir sistem krizidir. Batı tüm kurum ve kuruluşlarıyla; AB'siyle, ABD'siyle, EURO'suyla, USD'siyle birlikte büyük bir çöküş yaşıyor. Batı çökerken kendi eliyle ürettiği değerleri de aynı akibete doğru yol almaktadır.
Son aylarda yazılı ve görsel, ulusal ve küresel basının bir numaralı gündemidir Batı'da yaşanan kriz.
Çevremizde bu olup bitenler bizi de yakından ilgilendiriyor. Maazallah Türkiye AB'ye kabul edilmiş olsaydı, belki bu krizden en az Yunanistan kadar biz de etkilenmiş olacaktık. Batı tipi demokrasinin insan fıtratına aykırı olduğu, vahşi kapitalizmin bu sistem aracılığıyla insanları ezdiği gün gibi ortada. Onun için Batı başkentlerinde insanlar sokağa dökülmüş ve sistemden hesap soruyor: Siz yüzde 1'siniz biz yüzde 99'uz diyorlar.
AB ülkeleri toplanıp, el birliğiyle, iflas etmekte olan üye devletlere yardım etse, onları düzlüğe çıkarsa bile durum değişmez. Batı sisteminin 22 yıl önce sol tarafına felç inmişti; şimdi de sağ tarafına felç indi. Bu sistem artık iflah olmaz.
Türkiye'nin gelecekte bölgesel ve küresel düzeyde üstleneceği rol bakımından şu iki soruya sağlıklı cevap bulması hayati öneme sahiptir.
1- Batıyı çöküşe götüren sebepler nelerdir?
2- Batı'yı ve Batı dışı ülkeleri kurtaracak sistem hazırlığımız var mı?
Bilindiği gibi Batı, dünya hakimiyetini bizden devraldı. 1683 yılında girişilen 2. Viyana kuşatması başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 1699 yılında imzaladığımız Karlofça antlaşmasından sonra 1718 yılında da Pasarofça antlaşması imzalanmıştı. Her iki antlaşmaya imza atan Osmanlı yöneticileri bundan sonra Batı ile olan tüm ilişkilerinde yenilgi psikolojisi ile hareket etmişlerdir. Askeri ve sivil bürokraside üst düzey görevi bulunanlarla aydınların ruh dünyası bu atmosferden etkilenmiş, karar alma mekanizmasında görev alanlar ülkeye bu doğrultuda yön vermeye çalışmışlardır. Yaklaşık 300 yıldan bu yana Batı ile ilişkilerimiz bu minval üzere devam ede gelmiştir. Bugün de AB'ne girmek için aynı psikolojiyle hareket edilmekte, bu uğurda tonlarca imza atılmaktadır. Bugüne gelinceye kadar yapılanları az bulan AK Parti hükümeti AB Bakanlığı kurdu.
Batı'nın neden çöküşün eşiğine geldiği çok tartışılan bir konu. Ama asıl sorgulanması gereken Batı'nın bu gücü nasıl elde ettiği olmalı. Kısaca Batı ne idi, ne oldu?
Batılılar dünya hakimiyetini ele geçirirken ülkeler daha iyi idare edilsin, insanlar daha huzurlu yaşasın diye bir düşünceyle hareket etmemişlerdir. Bunların tek bir hedefi vardı o da; dünya'nın servetini Avrupa'ya taşımak. Avrupa dışı ülkelerden gasp edip kendi ülkelerine taşıdıkları zenginlikleri sadece birkaç yüz aileye paylaştırdıkları ve kendi halklarını da yüz yıllardan beri aldattıkları bu gün daha iyi anlaşılmaktadır.
Hakim medeniyet havzası Doğu Akdeniz'de kurulu olduğu dönemlerde Müslümanlar bir yanda bilim ve teknoloji alanlarında hızla ilerlerken öbür yanda insanlığı huzura kavuşturacak sistemi, tüm insanlığın hizmetine sunmanın gayreti içindeydiler. Her gün ve her alanda yeni keşifler yapılıyor, yeni icatlar bulunup insanlığın hizmetine sunuluyordu. O dönemlerde Batı tam bir cehalet denizinde yüzüyordu. Müslümanların ortaya çıkardığı ilmi eserler Sicilya ve Endülüs üzerinden Batı'ya taşındıktan sonra oralarda da bir takım yeni buluşlar, icatlar yapılmaya başladı. Ama Batı insanı, dünya tasavvurundaki sakat anlayışı nedeniyle bir şeyleri hep eksik bıraktı: Yaradan'ı dışladı, yaratılış gayesine uygun hareket etmedi; bunun sonucu olarak da insanı katletti, nesilleri ifsad etti, çevreyi tahrip etti, insan fıtratına uymayan sistemler geliştirerek dünyayı yaşanmaz hale çevirdi.
Şimdi ne olacak?
Bir sahabi Peygamber Efendimize sorar:
- Ey Allah'ın rasülü kıyamet ne zaman kopacak?
Peygamber Efendimiz soruya soruyla cevap verir:
- Sen kıyamete ne hazırlık yaptın?
Şimdi 300 yıldan beri dünya hakimiyetini elinde bulunduran, insanlığı soykırımlarla, sömürüyle, savaşlarla sindirip ülkeleri kontrolü altına alan Batı sağıyla, soluyla tam bir çöküş yaşamakta, ayakta duramamaktadır.
Peki, Dünya Müslümanları ne hazırlık yaptılar?
Öyle ya, SSCB 22 yıl önce büyük bir gürültü ile çökerken bir gün ABD'nin de dağılacağı dile getirilmişti.
Batı insanını kurtarmakta bizim görevimiz. Doğruyu yanlıştan ayıran ve bizleri koruyan Hak düzeni onlara sunmak en önemli görevimizdir bizim.
- 9 yıllık devri iktidarlarında AK Parti'nin böyle bir hazırlığı var mı?
- Koca organizasyonların, ülke sınırlarını aşmış, dünyaya taşmış kuruluşların?...
- Bizim ülkemizde ve diğer ülkelerde 50 yılı aşan sivil hareketlerin?..
Bu tarz, evrensel çapta bir hazırlık yapan yok maalesef. Bunun anlamı şu: Ey Batılılar! Önümüzdeki 300 yılda da bizi idare edecek "Batıl" bir sistem daha geliştirin ve Dünyayı yönetin. Çünkü biz size tabiyiz!...
Bu ifadeler ağır geldiyse hafif olanı da var. Tabi geçmişte olduğu gibi kibirlenip, böbürlenmezseniz... Burun kıvırmazsanız...
Evet... Geçmişte hepimizi düşünen "Yeni Bir Dünya" hedefini koyan, ömrünü bu işe vakfeden biri bugünleri görmüş ve bizler için bir hazırlık yapmıştı. Kremlin'de dönemin SSCB devlet başkanı Gorbaçov'a da sunmuştu geliştirdiği sistemi. Ve ona Adil Düzeni uygulamazsan Batı'ya teslim olursun demişti. O gün bu sözler nasıl yorumlandı bilemiyoruz. Ama bugün bildiğimiz bir şey var: On yıl önce imzalanan stratejik ortaklığın ardından 2002 yılından bu yana NATO-Rusya konseyi kurulmuştur. ABD oraya buraya savaş açarken Rusya'nın gıkı çıkmıyor.
SSCB de sistem çökünce Rusya Batı'ya tutundu, Liberal demokrasiye sarıldı. Şimdi Batı da sistem çökmenin eşiğinde ve biz merak ediyoruz acaba Batı kime tutunacak ve hangi sisteme sarılacak?
Başbakan Erbakan'ın haklılığı bugün dünden daha iyi anlaşılmaktadır. Türkiye'nin kurtuluşu onun ömrünü adadığı; Milli Görüş'tedir, Adil Düzen'dedir. Dünyanın kurtuluşu; D-8 çekirdeği etrafında tedrici olarak şekillenecek olan D-60'tadır, D-160'tadır... Bunların gerçekleşmesi için atılacak adımlar belli:
- Yaşanabilir Türkiye
- Yeniden Büyük Türkiye
- Yeni Bir Dünya
Şimdi, insanlığı kurtaracak sistemi sunmanın tam zamanı.
A.E

































