28 Şubat ne zaman sona erecek? "28 Şubat" 2012 yılında 15. yaşına giriyor. Bugün itibariyle iki buçuk ay kaldı. Şimdiden konuyla ilgili ciddi hazırlıkların yapılması gerekir. 28 Şubat bize ne getirdi ve bizden neyi alıp götürdü? Bin yıl sürecek denen 28 Şubat bazılarına göre sona erdi. Kimileri 27 Nisan Muhtırasının üzerine gitti, iktidarın yanında yer aldı... Basın ve yayın organlarıyla darbeci planlara karşı cephe oluşturdu. Ama aynı grup 28 Şubat Post-Modern darbesinde kılını bile kıpırdatmadı. O günkü iktidara destek vermek şöyle dursun açıkça "çek git" dedi. Bu yaman çelişkiyi bu grubun anlaşılır bir şekilde açıklaması lazım. Bu ekibin o günkü davranışları bugünkü duruşlarına gölge düşürüyor. 28 Şubatla ilgili çok şey söylendi; açık oturumlar yapıldı, yüzlerce hatta binlerce makale kaleme alındı, kitaplar yazıldı, siyasi demeçler verildi. Herkes kendi zaviyesinden olayı değerlendirdi. 28 Şubat etkileri bakımından 12 Eylül'le mukayese edilemez. 12 Mart muhtırasına, 27 Mayıs askeri darbesine de benzemez. Bir şeyle mukayese edeceksek, tarihi bir olayla karşılaştıracaksak eğer, sonuçları itibariyle 31 Mart'a benzetebiliriz. Bu uygulama yüz yılın projesiydi. 1909 yılında Sultan Abdulhamid'in yolunu kestiler, İslam Birliği uygulamasına son verdiler; koca Cihan devletini kendi yörüngesinden koparıp Batı'nın uydusu haline getirdiler. 28 Şubat'ta aynı zihniyet yine hortladı. Bu defa modern dönemin İslam birliğini tesis etmekte olan başbakan Erbakan'ı etkisiz hale getirerek bir kez daha bu milletin yolunu kestiler; cebinden parasını aldılar, istikametini değiştirdiler. Tam da yörüngesine oturmakta olan güzelim ülkeyi, yüz yıl önce olduğu gibi bu defa da gene kendisine ait olan yerden koparıp AB kapısına yönelttiler. Kim ne derse desin, kimin, niyeti ne olursa olsun, bu işte birçok şahsiyet kullanıldı, uğruna varımızı yoğumuzu feda edeceğimiz değerler heba edildi. Asıl hedef İslam Birliği'nin yüz yıl ertelenmesidir. Bunu da içimizdekilere yaptırdılar ya!
28 Şubat 1997'den sonraki ilk seçimler 18 Nisan 1999 yılında yapıldı. Baskıcı düzenden hesap sormak ve başörtüsü sorununu çözmek için koca, koca adamlar MHP'yi işaret ettiler, oylarını bu partiye verdiler. MHP iktidar ortağı oldu ama oy verenlerin beklentilerine cevap vermekten çok uzak bir siyaset yürüttü. Milletin beklentilerine göre hareket etmedi; kendisi olmaya devam etti. İkinci seçimler 3 Kasım 2002'de yapıldı. Bu defa seçmen AK Parti'ye yöneldi. AK Parti iktidarı da geçmişini inkar ederek işe başladı. Kamuoyunda AK parti yöneticilerine telkinde bulunulduğu ve bazı hassas konularda kendilerinden taahhüt alındığı bilgisi dolaşıyordu:
- Söylemlerinizi değiştirin.
- İslamcılıktan vazgeçin.
- Havuz sistemini uygulamayın.
- D8 projesinden uzak durun.
AK Partili yöneticilerin söylem ve eylemleri kendileri ile ilgili oluşan kanaatleri doğrular nitelikte devam ediyor. Asıl sorumuza cevap bulup şimdilik konuyu kapatalım. 28 Şubat'ın ne zaman sona ereceğinin cevabı 12 Eylül'ün ne zaman sona erdiğine dair bulunan cevapta yatıyor. Kimse boşuna alınganlık göstermesin. Mesele bireylerin iyi oluşu veya kötü oluşu meselesi değil. Önemli olan ülkenin nereye sürüklendiği... Egemen güçler birine dur diyor, ötekiyle iş tutuyor. Sizce bu işte bir gariplik yok mu?
Yolu kesilen kadro yüz yılın hatta bin yılın projesiyle meşgulken "Durmak Yok Yola Devam" diyen kadro üç ay sonrasını kestiremiyor. AB'ye girişimiz hızlansın diye AB bakanlığı kurulduktan üç ay sonra birliğin çatırdamaya başlamasını acaba hangi vizyonla izah edecekler?
Askeri müdahalelerin her dönemde bir şeyleri alıp götürdüğü muhakkak... Götürülenlerin geri alınmasının yolu yeni oluşumların siyasal ömürlerini uzatmakla sağlanamaz. 28 Şubat'ın alternatifi 3 Kasım olamaz. Hele 18 Nisan asla... 28 Şubat'ın alternatifi 27 Şubat'tır.

































