Necmettin Erbakan partilerinin tamamında ikinci adam pozisyonunu koruyan Oğuzhan Asiltürk, -doğru bir benzetmeyle CHP’nin Önder Sav’ı- gölgede kaldığı yılların acısını çıkartırcasına Erbakan ismini her yerden silmeye çalışıyor…
Türkiye’de “yandaş medya” diye anılan kurumlarda haber refleksi sıfır olduğu için “Fatih Erbakan’ın röportajını TV5’te yayınlayan istihbarat müdürü işten çıkarıldı” haberini merak eden hiç kimse olmadı…
Pardon, dedikodusu bol bol edildi ama tek kelime yazmaya ya da tek cümle kurmaya kimsenin cesareti, gazeteciliği, haberciliği yok…
Oysa aynı olay Doğan Grubu yayın organlarında gerçekleşseydi yeri göğü inletirlerdi…
TV5 neresi?..
Milli Gazete ile yan yana binalarda yayın yapan, Saadet Partisi’nin televizyonu…
O kanalda “Erbakan” soyadını taşıyan Fatih’in röportajı yayınlanamıyor…
Yayınlanınca da –ki ancak sokak röportajı gibi kamufle edilerek- o yayını yapan Tevfik Yazıcılar işinden kovuluyor…
Tık yok…
Bu genel medya açısından skandal, “yandaş ya da muhafazakar medya” açısından tam bir rezalettir…
Ertuğrul Özkök’e sövmeyi, Ahmet Hakan’a çakmayı, Aydın Doğan’a sallamayı, CHP’yi yermeyi meslek haline getirmiş bir yığın içeriksiz adam, Erbakan’ın izini partiden ve her yerden silmeye çalışan “milli şef sendromuna yakalanmış” Oğuzhan Asiltürk için tek kelime etmiyor ve edemiyor…
Hatta işten kovulan Tevfik Yazıcılar’ı savunan tek bir adam çıkmıyor…
Bu işin basın boyutu…
Gelelim “milli şef sendromu” ile muzdarip olan Oğuzhan Asiltürk cephesine…
Malum, İsmet İnönü, Atatürk’ün ölümünden sonra oturduğu Çankaya’da önce paradan resmini çıkarttı Mustafa Kemal’in, sonra da heykellerini kaldırtıp kendininkileri koydurttu…
Şimdi aynı hastalık Oğuzhan Asiltürk’e sirayet etmiş durumda…
Partinin sempati eksiği, sert ve burnunun dikine gitmesiyle bilinen Asiltürk, Erbakan soyadını partide ve partinin egemen olduğu bütün kurumlarda aforoz etmiş durumda…
TV5 mutlak olarak Asiltürk hegemonyasında, Milli Gazete şimdilik biraz daha ortada…
Erken kalkanın darbe yaptığı gibi, Erbakan’ın ölümünden sonra elini çabuk tutan gazete, tv ve diğer kurumlara el koymaya çalıştı…
Şu an kurumların çoğuna Oğuzhan Asiltürk hakim…
Ancak, Fatih Erbakan ve adı çok geçen bir damat da eli boş durmuyor…
Onlar da, ne zaman yapıldığı belli olmayan bir alışveriş sonrası gazeteye haciz getirmiş durumda…
Gazete ekibinin ziyaret ettiği Fatih Erbakan’ın bulunduğu ortamda, Necmettin Erbakan’ın verdiği özel öneme de atfen haczin kaldırılması ve gazetenin kendini kurtarması yönlü yapılan toplantıda damat efendinin, “Erbakan öldü, artık geçti o devir” mealli verdiği cevap karşısında yürekleri yanan yöneticiler gazetede geçen yıllara kahroldukları ile kaldılar…
Bunun üstüne, sanki kasıt varmış gibi yıllarca Milli Gazete’ye emek vermiş pek çok isim bir kalemde kapının önüne konuldu…
Ankara’dan Asiltürk kanadının gazeteye getirdiği Mustafa Kudaş’ın yapabildiği tek şey, “emek cellâtlığı” oldu…
Çalışanların hakkın bile koruyamayan, Ankara’dan “tak diye emir alıp şak diye yapan” yayın yönetmeni olarak meslek hayatındaki son görevinde kara bir lekeyi kariyerine ekledi…
Daha da inanılmazı, Oğuzhan Asiltürk’ün gazetede yaptığı bir konuşmada Ergenekon sanıklarına sahip çıkması ve onları “vatansever” olarak nitelendirmesi…
Yaşananları anlamakta, kulakları ile duyduklarına inanmakta zorlanan Hazirun, ruhlarında yankılanan şok ile algılamakta aciz kaldılar…
İşte durum böyle…
Bir yanda Necmettin Erbakan’ın izini silmekte kararlı görünen “Milli Şef Oğuzhan Asiltürk”, diğer yanda babasının gözbebeği gibi baktığı gazeteye haciz getirmekte tereddüt bile etmeyen “veliaht Fatih”…
Öte yanda ise ömrünü “Milli Görüş davası” için harcamış pek çok isimsiz kahramanın gözbebeklerinde büyüyen şaşkınlık…
Hoca bunları görseydi kahrından bir kere daha ölürdü herhalde…
Siyah TÜRK / Rotahaber
O.G.