Karakter Boyutu A A A
ASİLTÜRK'E ERGENEKON TEPKİSİ BÜYÜYOR
31 Ocak 2012 Salı 10:43

Müntesiplerinin bile çok fazla savunamadığı Ergenekon terör örgütünü SP'nin ağabeyi diye lanse edilen Oğuzhan Asiltürk'ün savunması tüm kesimlerde büyük tepki yarattı.
 
Müntesiplerinin bile çok fazla savunamadığı Ergenekon terör örgütünü SP'nin ağabeyi diye lanse edilen Oğuzhan Asiltürk savunması tüm kesimlerde büyük şaşkınlık yarattı. Bu tutum Ergenekon taraftarı Sözcü, Yeniçağ, Vatan gibi gazetelerde destek bulurken, Bugün, Yeni Şafak, Yeni Akit gibi gazetelerde eleştiri konusu oldu. İşte Asitürk'ün açıklamasının medyadaki yansımaları...
 
İşte Sözcü'nün manşeti:



*******************

Selcen TAŞÇI - YENİÇAĞ
 
ABD karşıtlarının tasfiyesi
Geçtiğimiz günlerde 28 Şubat’ta en çok mağduriyeti yaşamış partinin yöneticilerinden Oğuzhan Asiltürk yaptığı açıklamada “Ergenekon Balyoz vs. davalar ordu içerisinde ama sol, ama milliyetçi, ama mukaddesatçı olsun özellikle Amerikan karşıtı subayların tasfiyesi için açılmıştır” demiştir. Bu yaklaşım hemen hemen olayın özetidir. Başka söz gerek yoAktur. Bu davalarda yargılananların durumu Nedim Şener ve Ahmet Şık’tan farklı değildir. Sizi tenzih ediyor bu konudaki düşüncelerinizi biliyorum ama keşke bir kısım gazeteci arkadaşımız onlar içeri alınmadan diğer davalarda da kararlı bir duruş sergileyebilseydiler.”
Önsel “suçlama” metninin sonunda “siz hiç çatışma gördünüz mü” diye soruyor mahkeme heyetine; “siz hiç pusuya düştünüz mü?” Onları bilemem ama biz Türk Milleti’nin fertleri, “Yeni Anayasa” pususuna düştük düşüyoruz...

******************
 
Mustafa MUTLU - VATAN

Hasdal’dan aydınlara tepki: ‘Bu tepkisizlik ne kadar sürecek?’

Varsa yoksa Ergenekon, Balyoz, vs.

Bu davalar sadece kocaman bir yalandan ibarettir.

Bin tavşandan bir at, bin yalandan bir doğru olmaz... Bu davaların özeti budur.

Geçtiğimiz günlerde 28 Şubat’ın mağduru partinin yöneticilerinden Oğuzhan Asiltürk bir açıklama yaptı ve ‘Ergenekon, Balyoz gibi davalar, ordu içerisinde ama solcu, ama milliyetçi, ama mukaddesatçı olsun, özellikle Amerikan karşıtı subayların tasfiyesi için açılmıştır’ dedi.

Bu yaklaşım, çoğunlukla doğrudur.

Bu davalarda yargılananların durumu Nedim Şener ve Ahmet Şık’tan farklı değildir. Keşke bir kısım gazeteci arkadaşımız, kendileri içeri alınmadan diğer davalarda da kararlı bir duruş sergileyebilseler...
 
*******************

Nuh GÖNÜLTAŞ - BUGÜN
 
Oğuz-Han-Asil-Türk!

N.F. Kısakürek '
Bu işte bir iş var' düşüncesiyle "Bir insan hem Oğuz hem Han hem Asil hem de Türk" olamaz diyerek notunu vermişti.
Necmettin Erbakan'ın ölümünden sonra pek ortalarda görünmeyen Oğuzhan Asiltürk piyasaya çıktı.

Kendisi Saadet Partisi YİK Başkanı. Habertürk'te 12 Eylül'ün arka planının tartışıldığı bir programda "Balyozcuların vatansever oldukları için hapiste olduklarını" söyledi.
Sözcü
bu sözlere şaşırıp onu manşete taşımış. Doğrusunu isterseniz ben şaşırmadım. Çünkü Oğuzhan Asiltürk'ten bu konuda başka bir şey çıkmazdı!
Ergenekon ABD yalanıymış. TSK içindeki anti Amerikan subayların tasfiyesiymiş. Sebep ABD'nin İran'a saldırmadan önce Türk Ordusu'nu istediği hale getirmekmiş!

'Ufak at da civcivler yesin' Ergenekonsever beyefendi.
Türk Ordusu'nun bir NATO ordusu olduğunu, NATO'nun ABD demek olduğunu, Türkiye'deki darbelerin arkasında NATO'ya bağlı Gladyo-Ergenekon örgütü olduğunu da unutalım isterseniz.
28 Şubat'ı da unutalım ha, ne dersiniz?

Adnan Oktar'ın sözleri


Adnan Oktar da ilginç bir çıkış yaptı bu hafta. O da şöyle dedi:

"... Ergenekon terör örgütünün elemanları yıllar önce Saadet Partisi'ne el atmışlar. Önemsiz bir şahıs ama olmuş. Bu çok vahim. Adam gene sahnede. Erbakan'a yapılan oyunların arkasında da bu alçak varmış! Şimdi de oğluna, Fatih Erbakan'a kafayı taktı. Ergenekoncu pislik bu adam. Bayağı tehlikeli bir mahlûk. O yüzden Saadet Partisi'ndeki arkadaşlar çok dikkat etsinler bu mahlûka, özellikle Fatih Erbakan'a karşı tavırlarına..."


*******************
 
Salih TUNA- YENİŞAFAK
 
Vay canına Ergenekon Amerikan işiymiş!

Emin Çölaşan'ın arzı endam ettiği Sözcü gazetesinin dünkü manşetini "Ergenekon Amerikan işi!" ifadesi şenlendirdi.

Manşetin hemen üst tarafında mezkur ifadenin sahibi Oğuzhan Asiltürk'ün fotoğrafı vardı.

Nispeten gençlik dönemlerine ait, sinekkaydı tıraşlı bir fotoğraftı bu.

Halbuki elan beyaz sakalları var.

Oğuzhan Bey'i "devrim yasalarına" uygun hale getirmeye çalışmışlardır belki.

Ne de olsa...

Kendileriyle aynı dalga boyundaki zihniyet, 28 Şubat sürecinde, Çarşamba sokaklarında sarık avına çıkmıştı.

Sarık başka sakal başka mı dediniz?

İyi o zaman sakaldan örnek vereyim: GATA diploma törenine Erbakan'ın iki koruması sakallı diye alınmamıştı.

Sözcü gazetesi, "Ergenekoncu subayları" arkaladığı için Oğuzhan Asiltürk'ü "Milli Görüş'ün abisi" şeklinde sitayişle sunmuş.

Ne ki, bu "Ergenekoncu subaylar" Milli Görüş'ün merhum lideri Erbakan'a yapmadıklarını bırakmamışlardı. Omuz vurmuşlar (elindeki dosyalar düşmüştü), "pezevenk" diye alçakça hakaret etmişler, suçluymuş gibi birkaç eri peşine takmışlardı...

Oramiral Erkaya da posta koyarcasına MGK toplantısında rakı istemişti.

Uzun lafın kısası hakaret, istihfaf, aşağılama gırla gitmişti.

Peki, Oğuzhan Bey ne demiş de Sözcü gazetesindeki arkadaşları bu denli heyecana gark eylemiş?

Hükümete karşı darbe yapmakla suçlanarak tutuklanan subayların "vatansever ve milliyetçi" olduğunu belirtmiş.

Başka?

"ABD yakında İran'ı işgal edecek" demiş, "Ancak TSK'da vatansever subaylar buna karşı çıkıyordu. Bu subaylar Ergenekon operasyonuyla tutuklatıldı. Ergenekon; TSK içinde Amerikan karşıtlarının tasfiyesidir..."

Bu "vatansever subaylar" postmodern darbelerine ABD'den icazet almak için İran'a ne kadar karşı olduklarını her fırsatta dile getirmiyorlar mıydı?

İran'ın da içinde yer aldığı D-8'e karşı çıkmıyorlar mıydı?

"Mollalar İran'a" manşetleriyle zevkten dört köşe olmuyorlar mıydı?

Oğuzhan Bey 28 Şubat'ın startı mesabesindeki bir haberin dönemin Sabah gazetesinde nasıl yer aldığını unuttu mu?

Org. İsmail Hakkı Karadayı, "30 Ağustos Zafer Bayramı"nın 74'üncü yıldönümünde İranlı generallerin devrime nasıl gafil avlandıklarını (son günlerde kimi türbanlı yazarların yaş günlerini çiçeklendiren) Fatih Çekirge'ye anlatmıştı.

Org. Karadayı, "İran Devrimi'ni hiç mi algılayamadınız?" diye sorunca İranlı komutana, çok veciz bir cevap almış: "Biz onların, her gün hiç fark ettirmeden, ama yavaş yavaş, santim santim, sanki yeni bir şey olmuş gibi getirip ortaya koydukları dini şeyleri halkımızın temiz duyguları diye düşündük. Sonuçta böylesine bir durumla karşılaşacağımızı hiç tahmin edemedik. Ama baktık ki, her geçen gün halkımızın temiz duygularından kaynaklandığını zannettiğimiz dini ve masum istekler gibi görünen şeyler, irticanın ta kendisiymiş..." (Aferin lan Çekirge, tastamam mühendislik harikası bir haberin altına imza atmışsınız.)

İranlı komutan manzarayı umumiyeyi böyle tarif edince, 28 Şubat'ın Genelkurmay Başkanı Karadayı dayanamamış, "Demek ki, siz görevinizi yapmamışsınız..." diye fırça kaymış.

Ardından da, "Humeyni, Tahran'da 500 bin kişiyle miting yapmaya başladığında da mı fark etmediniz?" demiş.

İranlı komutanın verdiği cevap hiçbir zaman kulaklarından silinmemiş: "Sayın general fark ettik... Fark ettik ama iş işten geçmişti..."

Yani...

Görevini yapmadığını söylediği İranlı komutanların haline düşmemek için iş işten geçmeden kollar sıvanacak, mesela, "Batı Çalışma Grubu" psikolojik harbe başlayacaktı.

Yani...

"Erbakan Hükümeti" çalışamaz hale getirilecekti.

Yani...

Bu "vatansever subaylar" Oğuzhan Bey'in de dahil olduğu "mürtecilere" karşı "Gerekirse silah bile kullanacaktı."

Pardon, hazret belki de hiçbir zaman "mürteci" olmadı; biz öyle sandık!

************************
 
A.Hakan COŞKUN - HÜRRİYET
 
Oğuzhan Asiltürk’ün Ergenekon çıkışı

MİLLİ Görüş’ün Erbakan’dan sonra bir numaralı ismi haline gelen Oğuzhan Asiltürk, ordunun içindeki anti-Amerikancı unsurların Ergenekon bahanesiyle tasfiye edildiğini söylemiş.
“Ordudaki Amerikancılar” oldukları yerde duruyor, “Ordudaki anti-Amerikancılar”ı ise zindanlara dolduruyorlarmış.
Zindanlardaki askerler kahramanmış.
Peki ya darbe girişimleri? Peki ya “Balyoz” falan?
Oğuzhan Bey’e göre hepsi hikâye imiş...
* * *
Bu konuda iki şey söyleyeceğim:
BİR: Türk Silahlı Kuvvetleri tıpkı Refah Partisi iktidarından rahatsızlık duyduğu gibi AK Parti iktidarından da fena halde rahatsızlık duydu. AK Parti iktidara geldiğinde Refah Partisi’ne ne yaptılarsa aynısı yapacaklardı. Ama AK Parti güçlü geldi, askerlerin üzerinden oyun kurabilecekleri bir iktidar ortağı yoktu, uluslararası konjonktür AK Parti’den yanaydı ve AK Parti en başta işi sıkı tuttu. Yoksa “irtica paranoyası” ile AK Parti’ye çektireceklerdi. Darbe planları bunun göstergesidir. 27 Nisan bildirisi bunun göstergesidir. MGK’da sıkıştırma gayretleri bunun göstergesidir. Bugün “içerideki” askerler, “anti-Amerikancı” mıdır bilmem ama “anti-irticacı” oldukları kesindir.
İKİ: “Ordudaki Amerikancılar” ya da “Ordudaki anti-Amerikancılar” şeklinde yapılan ayrımların hiçbir geçerliliği yoktur. Çünkü “Ordudaki Amerikancılar” kimdir, hangi tutumu almışlardır da bu sıfatı hak etmişlerdir, ordunun ne kadarını temsil etmektedirler gibi sorulara yanıt verilemez. Tıpkı “anti-Amerikancılar” iddiasıyla ilgili benzer sorulara cevap verilemeyeceği gibi... Oğuzhan Asiltürk de zaten bütün tezini bu “cevap verilemezlik” üzerine kuruyor. Oysa “kimi kastediyorsun ve kastettiklerinin Amerikancılığı ya da Amerikan karşıtlığı hakkında örnek ver” desen söyleyecek bir şey bulamayacak.

 
******************

Ersoy DEDE - Yeni Akit
 
Amerikan tezgâhı
 

"Amerika, İran'a müdahalesine karşı çıkan TSK içindeki askeri personeli tasfiye etmek için,

Türkiye'de Ergenekon Operasyonu'nu başlattı".. Bunu da söyleyen ömrünü devlet hizmetine adamış bir saygın politikacı.. Kişiler üzerinden değil, olgular ve olaylar üzerinden gideceğimiz için bu bahiste fazla isim anmayacağız..

¥

Türkiye'nin değişmekte olduğunu kabullenmediklerinin farkındayım. Buna karşı verilen direnç ve mücadele neticesinde böyle garip saptamalarla karşılaşıyoruz.. Daha dün, üzerine "Büyük Amerikan Darbesi" yapılmış olan Necmettin Erbakan'ın yaşadıklarını unutup bugün, adeta cuntacı-darbeci kesime destek verir mahiyetteki açıklamalar buna işaret ediyor.. Ergenekon'un kendisi yapısal mânâda "milli"ymiş ve fakat o yapı üzerine gelen soruşturma ve davalar Amerikan destekliymiş.. Yani bu ülkenin savcısı-hakimi ABD'den emir alan hukukçularmış.. Belki Türkiye'yi çok iyi bilmeyen birine üstü kapalı sloganik sözlerle anlatırsınız bu şekilde.. O da kabul edebilir belki.. Ama ortada davalar var, soruşturmalar var, silahlar var, planlar var, var da var.. Hadi bütün belgeleri ve silahları ABD koydu oraya diyelim.. Danıştay Baskını'nı da ABD tertipledi. Cumhuriyet gazetesine bombayı da onlar attı. Hrant'ı da onlar vurdu.. Geçmiş dönemin işleri ya. Bilmiyoruz ya.. O bakımdan.. Fakat bugün hâlâ işlenmeye devam eden suçları nereye koyacağız?.. Bakın paşa içerden buyuruyor. Diyor ki; "biz buradan daha iyi yönetiyoruz".. Bunu da mı ABD söyletiyor Paşa'ya..

¥

Değişmekte olan Türkiye'yi kendileri anlamıyorlar da bari fırsat versinler anlayanlara engel olmasınlar.. Kılıçdaroğlu'nun katıldığı Kanal B'deki bir programın reklam arasında, açık kalan mikrofon neticesinde, Ergenekon'un Saadet Partisi'ni nasıl kıskaca aldığını çok açık biçimde görmedik mi? Bu tuzağa düşen oldu, bu tezgahı gören oldu.. Bu oyuna gelen SP'li olduğu gibi kullanıldıklarını fark edip pozisyon alan SP'liler de oldu.. Kim hangi tarafta kaldı, onu da yavaş yavaş görmeye başladık çok şükür.. (Olayı hatırlatalım.. Kanal B Genel Müdürü Nahit Duru, reklam arasında Belediye Başkan adayı Kılıçdaroğlu'na diyor ki; "Haberal... Bana şu talimatı verdi. Dedi ki, 'ne yaparsan yap. Bunların oyunu azaltacak ne puştluk biliyorsan hepsini yap' dedi. Dedim ki hocam, yani biz tabii bu adamlarımızı çıkaracağız, ama esas Saadet Partisi'ni çıkarmak lazım"). Sonraları merhum Erbakan Hoca da, dönemin SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş da, daha evvel sokağından geçmediği kanallarda baş konuk yapıldı.. Bu tertibin farkına varamamış olan bazıları ise bugün Ergenekon'u destekleyecek birtakım anlamlar içeren analizler yapmaya devam ediyorlar..

TBMM'DEN BÜYÜK İRADE YOK

Değişen Türkiye'de ise anlayamadıkları şu.. 1 Mart tezkeresini hatırlayın.. Bülent Ecevit'in, olası bir Irak operasyonuna karşı ABD'nin yanında olmayacağını deklare ettiği için düşürüldüğü kanaati hepimizde hakim değil mi? Peki yerine kim getirildi (!) bu mantıkla bakacak olursak?.. Ak Parti mi? Demokrasiyi tam ve koşulsuz işleteceği önceden tahmin edilemedi mi Ak Parti'nin.. Belki Başbakan belki de kabinenin bazı isimleri istiyor olmasına rağmen, 1 Mart tezkeresi geçti mi?.. Artık askerin ön aldığı, inisiyatif aldığı dönem geride kaldı.. Irak'a yapılan operasyona destek verilip verilmeyeceğine TBMM karar veriyor.. Tıpkı bugün İran'a yapılacak bir operasyona destek verilip verilmeyeceği değişkeninde olduğu gibi.. 28 Şubat'ta yapılan darbenin bizzat arkasında ABD olduğu, dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı Warren Cristopher'in imzası ile sabitken, bugün darbe yapmaya hevesli cuntacı yapıyı çökertmeye kararlı bağımsız yargı mekanizmasını Amerikancı olmakla itham etmek, en hafif tabirle, meseleyi saptırmak anlamına gelecektir. Kalın sağlıcakla.
 
******************

Ergün DİLER - TAKVİM

Baykal, Asiltürk ve ABD

...
Geçtiğimiz gün uzun zamandır ortalarda görünmeyen Oğuzhan Bey, bir TV kanalında "Ergenekon, altını çizerek söylüyorum Türk Ordusu'nda, TSK içinde Amerikan karşıtlarının tasfiyesidir. Nokta ve bir de ünlem koyuyorum. Başka bir şey değildir.
Amerikan karşıtları ortadan kaldırılmak isteniyor. Sebebi de Amerika'nın İran'a olası müdahalesinde orduyu kendi istedikleri hale getirmektir. Ama şerefli Türk Ordusu oyuna gelmez" dedi...
ERBAKAN
kasetle diz çöktürülürken, Ergenekon seçilmiş insanların üzerinden TANKLARLA geçerken, olan biten her şeyin birebir tanığı olan Oğuzhan Bey, neden o günlerde sustu da şimdi konuşuyor?
CIA Başkanı George Tenet'in, Çevik Bir ve İlhan Kılıç Paşa ile ABD'de 28 ŞUBAT'ı hazırlarken, ortaya çıkıp bir şeyler söylediğini hatırlamıyorum.
İnanan insanların ezilmesine seyirci kalmaktan başka bir şey yaptığı yoktu. İnsanın aklına türlü türlü soru gelmiyor değil...
Erbakan, neden hiç Oğuzhan Bey'i yanından uzaklaştıramadı?
Oğuzhan Bey gücünü nereden alıyordu?
Oğuzhan Bey'in görüştüğü üst düzey ABD'liler var mıydı?

KARAKUTU
olmayı nerede ne zaman başardı?
Libya'daki ÇADIR fiyaskosunu ise şimdilik PAS geçip FİNAL SORUSUNU soruyorum:
Oğuzhan Bey, bize Ergenekon'u anlatır mısınız?
Ama tüm bildiklerinizi...
Kaçmak yok...
NOT:
Oğuzhan Bey, askerle en iyi ilişkiler kuran İçişleri Bakanı olarak bilinmektedir.
 HG

886 defa okundu...
» Tüm yazarları göster YAZARLARIMIZ  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇİN KONUŞTULAR
» BAŞKANLIK SİSTEMİ
» ELAZIĞSPOR GÜNDEMİ
» F.Ü'DEN BEL AĞRISINA İLAÇSIZ ÇÖZÜM
» SGK HAFTASI KUTLANIYOR
» SADRETTİN KARADUMAN'IN YAZISI
» AÇILIM İNŞAAT DAVASINI GERİ ÇEKTİ
» Püremanet İşçiler Belediyeye Yürüdü...
» Saadet Partisi, Engelliler Haftası ile ilgili Açıklama yaptı
» RÖVANŞIN HEDEFİ
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» DEVLET KOROSUNDAN AMİR ATEŞ BESTELERİ KONSERİ
» BEŞİKDÜZÜ: 3 - ELAZIĞ BLD: 0
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com