Karakter Boyutu A A A
Kadro Hareketi'nin bereketi
21 Şubat 2012 Salı 21:07

Mazinin Saadetli günlerini yaşamak isteği ve düşüncesi münferiden konuşulduğunda herkesin arzusu ve beklentisi olduğu görülür. Ama nedense bu konuda atılması gereken adımlar bir türlü atılmaz.
Rusya'da Putin-Medvedev ikilisi muazzam işler başardı. Bilindiği gibi SSCB'nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu'nu uzun zaman Boris Yeltsin yönetti. Batı yanlısı ve Liberal politikalarıyla tanıdığımız Yeltsin döneminde önce eskiye göre iyileşme görülmüş, ilerleyen süreçte ise işler bozulmuş, devlet bitme noktasına gelmişti. Bisküviyi, deterjanı, pantolonu dahi dışarıdan alıyorlardı. Devasa sanayi tesisleri özelleştirme adı altında yok pahasına satılıyor, elde edilen parayla da devletin çarkı döndürülmeye çalışılıyordu. Ne zaman ki Putin Devlet Başkanı, Medvedev Başbakan oldu; işler gözle görülür oranda düzelmeye başladı. Ülkede müthiş bir kalkınma hamlesi göze çarpıyordu. Kısa zamanda Rusya kendisini toparladı. Önceki dönemde özelleştirilen stratejik öneme sahip tesisler bir, bir geri alınmaya başladı. Rusya Küresel bir aktör olarak sahnedeki konumunu yeniden kazandı.

Sadece Rusya'da değil; Sudan'da dabenzer şeyler yaşandı. Hasan Turabi-Ömer Beşir birlikteliği de bir zamanlar inanılmaz başarılara imza atmıştı. Dünyada açlık sorunu olan ülkeler listesinde bulunan, Nil'in suladığı bereketli tarım arazilerinde ekmeklik buğday dahi üretemeyen, yer altı kaynaklarını işletemeyen Sudan, bu ikilinin iş başına gelmesiyle hızlı bir kalkınma sürecine girdi. Önce Batılı Emperyalistleri ülkeden kovdular. Yerli işbirlikçiler yönetimden uzaklaştırıldı, Milli kadrolar iş başına getirildi. Malezya-Çin konsorsiyumuna Petrol arama izni verildi ve başarılı sonuçlar elde edildi. Ülke ekonomisi kısa zamanda % 50'nin üzerinde petrole dayalı hale geldi. Geçmişte açlık sorununu çözemeyen Sudan kadro hareketinin bereketiyle yerli otomobilini üreten, yerli uçağını uçurmaya hazırlanan konuma yükseldi. Ne zaman ki, Ömer Beşir tek adamlığa özendi, eski hocasını dışladı; önce, Sudan emperyalistlere yumuşak lokma haline geldi, sonra ikiye bölündü. Şimdide "Arap Baharı"ndan korkan Beşir bir daha aday olmayacağını açıklamak zorunda kaldı. Yaşanan ayrılık neticesinde muazzam şahlanış hüsranla sonuçlandı.

Türkiye siyasetinde de benzer örnekler mevcuttur. Hatırlanacağı gibi Erdal İnönü'nün Genel Başkanlık yaptığı SHP'nin Genel Sekreteri Deniz Baykal idi. Fotoğraf şuydu: Biri, İsmet İnönü'nün oğlu olması dışında başka hiçbir özelliği olmayan Erdal İnönü... Diğeri de; kurt politikacı ve aşırı hırslı Deniz Baykal. O günkü şartlarda ikisi bir birini tamamlıyordu. Mesela mitinglere birlikte çıkarlar, önemli ziyaretlere beraber giderlerdi. Bu şekilde yönetilen SHP tarihinin en yüksek oyunu almış, 1989 yerel seçimlerinde İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye genelinde ezici bir çoğunlukla belediye başkanlıklarını bu partinin adayları kazanmıştı. Bir önceki seçimlerin galibi olan ANAP aynı seçimlerde sadece Özal'ın memleketi olan Malatya Belediye Başkanlığı'nı kazanabilmişti. İktidar partisi ANAP'ın bahse konu olan seçimlerdealdığı oy oranı % 21.75, İnönü -Baykal ikilisinin yönettiği SHP'nin oy oranı ise, % 28,8 olarak gerçekleşmişti.

Genel Sekreterlikle tatmin olmayan Deniz Baykal SHP'den ayrıldı ve 9 Eylül 1992 yılında yeniden kurulan CHP'ye Genel Başkan oldu; ilk katıldığı 1994 yerel seçimlerinde fazla bir varlık gösteremedi. Bölünmenin acısı yüreklerine oturan Sosyal Demokratlar SHP ile CHP'yi birleştirdiler. Birleşmeye rağmen 1999 Genel Seçimlerinde Deniz Baykal'ın CHP'si baraja takıldı. Ama CHP günümüzde de hâlâ bir varlık gösteremiyor. Şimdilik AK Parti karşıtlığıyla ayakta durmaya çalışıyor.

İş hayatında ve sosyal çalışmalarda da durum aynı... Başarılı dönemler incelendiğinde bir biriyle uyum içinde çalışan kadronun oluşturduğu sinerji'nin getirdiği olumlu netice hemen farkedililecektir.

"Bir elin nesi var, iki elin sesivar" özdeyişini herkes çok iyi bilir. Unutmamak lazım ki; tarafı olduğumuz birini alkışlamak için bile iki ele ihtiyaç var. "Bilindiği gibi her kriz birfırsat sunar." Mazinin Saadetli günlerini yaşamak isteği ve düşüncesi münferiden konuşulduğunda herkesin arzusu ve beklentisi olduğu görülür. Ama nedense bu konuda atılması gereken adımlar bir türlü atılmaz. "Halil İbrahim bereketi"diye bilinen meşhur hikayede olduğu gibi bireysel adımlar da muazzam kitleleri hareketlendirmeye yetebilir. Yeter ki biz doğru istikamete yönelelim; Allah tamamına erdirir. 27 Şubat vesilesiyle bu adımlar atılabilir. Asıl vefa da bu olsa gerek. Kadro hareketi bereket getirir.

Sadrettin Karaduman / Milli Gazete

1520 defa okundu...
» Tüm yazarları göster YAZARLARIMIZ  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» ÖNÜMÜZDEKİ YIL İÇİN KONUŞTULAR
» BAŞKANLIK SİSTEMİ
» ELAZIĞSPOR GÜNDEMİ
» SGK HAFTASI KUTLANIYOR
» SADRETTİN KARADUMAN'IN YAZISI
» 2011-2012 BANK ASYA İSTATİSTİKLERİ
» Saadet Partisi, Engelliler Haftası ile ilgili Açıklama yaptı
» RÖVANŞIN HEDEFİ
» KONYASPOR: 4-ELAZIĞSPOR: 1
» DEVLET KOROSUNDAN AMİR ATEŞ BESTELERİ KONSERİ
» BEŞİKDÜZÜ: 3 - ELAZIĞ BLD: 0
» KARANLIK ODANIN OĞUZHAN ASİLTÜRK SENARYOSU…
» BAŞBAKAN ELAZIĞSPOR’U KUTLADI
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com