Karakter Boyutu A A A
Manşet: SADR’IN ZİYARETİ İLGİNÇ
06 Mayıs 2009 Çarşamba 23:59

Erbakanın İran gezisi ilk meyvesini erken verdiIraklı Şii lider Mukteda El Sadr, aralarında Iraklı milletvekillerinin de bulunduğu Iraklı Şiilerle İstanbul'da bir araya geldi.

Erbakan’ın İran gezisi ilk meyvesini erken verdi…

SADR’IN ZİYARETİ İLGİNÇ
 
 
Önce İnternet Haber’den aldığımız konuya ilişkin haberi birlikte okuyalım…
 
Iraklı Şii lider Mukteda El Sadr, aralarında Iraklı milletvekillerinin de bulunduğu Iraklı Şiilerle İstanbul'da bir araya geldi.
 
Harbiye'deki Ramada Oteli'nde düzenlenen toplantı sonunda Sadr'ın basın sözcüsü Şeyh Salah El Ubeydi ve toplantı koordinatörü Seyid Haşim El Meyali, Türk basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
 
El Meyali, 70 kişinin katıldığı toplantının, Irak milletine nasıl daha iyi hizmet edeceklerine dair fikir paylaşımı amacı taşıdığını söyledi.
 
SİLAHI BIRAKTIK
 
El Ubeydi bir gazetecinin, ''Artık siyasi bir güç olarak mı var olmak istiyorlar?'' şeklindeki sorusuna, Irak'ın altyapısını yeniden imar etmek için ne tür hizmette bulunacaklarını kararlaştırdıklarını, amaçlarının Irak'a hizmet etmek olduğunu belirterek, ''Silahı da bıraktık. Özellikle Irak askerine silah doğrultulmayacak. Ancak direniş devam edecek. Dışarıdan topraklarımızı işgal eden güçlere karşı ekonomik, siyasi ve kültürel alanda direniş var. Ama bu silahla olmayacak. Gelecekteki durum ise Sadr'ın kararına bağlı'' diye konuştu.
 
ABD'NİN ÖLÜM EMRİ
 
ABD'de ve Irak'ta Mukteda El Sadr için ölüm emri bulunduğu hatırlatılarak, ''Kendisi İran'da mı yaşıyor? Türkiye'de nasıl rahat dolaşabiliyor?'' sorularına karşılık El Ubeydi, Sadr'ın kaldığı yeri gizlediklerini, bununla ilgili bilgi veremeyeceklerini ifade ederek, ''Irak'ta da olabilir, İran'da da olabilir'' yanıtını verdi.
 
TÜRKİYE ESKİ VE İYİ BİR DOST
 
El Ubeydi, Sadr'ın Türkiye'de bulunmasına ilişkin, ''Türkiye eski ve iyi bir dostumuzdur. Ona güvenerek biz hiçbir şeyden çekinmeden Türkiye'de rahatça dolaşıyoruz'' dedi.
 
'TEMSİLCİLİK TALEBİMİZ YOK'
 
Türkiye'de temsilcilik açmak isteyip istemediklerine ilişkin soru üzerine de El Ubeydi, böyle bir şeyin olabileceğini, kendisinin şu anda buna yanıt veremeyeceğini belirterek, bunun için resmi talepte de bulunmadıklarını bildirdi.
 
SADR, ERDOĞAN VE GÜL İLE NE GÖRÜŞTÜ?
 
Şeyh Salah El Ubeydi, Sadr'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde hangi konuların ele alındığının sorulmasına karşılık, görüşmelerde, Türkiye'nin Ortadoğu'da güvenliğin ve istikrarın sağlanmasında yer alması konusunun gündeme geldiğini kaydetti.
 
Evet, haber böyle…
 
Peki, bu ne demek?
 
İran’ın Irak’taki uzantısı ve işgale karşı silahlı direnişin legal yapılanmasının temsilcisi Şii Lider Mukteda El Sadr parlamentoda etkili bir gruba da sahip. Ancak bazen resmi muhatap alınan, bazen kendisi ile savaşılan konumdaki Şii Lider Mukteda  El Sadr şu an Irak’ta aranan bir kişi durumundadır. El Sadr bu yüzden Irak ve hatta İran’da resmen ortaya çıkamayıp gizlenme durumunda iken dünyayı şaşırtan ani bir sürpriz yaparak Türkiye’ye geldi, Ankara’da Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmeler yaptı, sonra İstanbul’a geçip toplantılar yaptı.
 
Bu hiç beklenmedik gelişmenin Erbakan’ın 10 günlük İran gezisinin hemen akabinde ortaya çıkması elbette ki önemlidir ve bu husus hiçbir şekilde göz ardı edilemeyecek kadar ciddidir. El-Sadr’ın Türkiye çıkarmasını Erbakan’ın İran çıkarmasından ayrı tutup değerlendirmenin mümkünatı yoktur. Bu iki olay birbirinin devamıdır.
 
İran’ın Irak’taki temsilcisi El- Sadr’ın aranan bir kişi olarak, ABD’nin stratejik müttefiki ve mevcut Irak yönetimi ile çok iyi ilişkileri olan Türkiye’ye bu kadar rahat gelmesi, en zirvede görüşmeler yapıp adamlarıyla toplantılar gerçekleştirmesi öylesine bir gelişme değildir…
 
Nasıl ki Erbakan’ın İran’a yaptığı 10 günlük ziyaret boyunca ülkedeki en üst tüm yönetim kademeleri ile görüşmeler gerçekleştirmesi, milli güvenlik kuruluna katılması, askeri yetkililerle görüşmesi, ülkenin tüm siyasi ve idari dinamikleri ile yakın temaslar kurması öylesine bir gelişme olmadığı gibi.
 
Mütekabiliyetin esas olduğu diplomaside almadan vermek olmaz. İran’ın bütün üst düzey yetkilileri elbette ki kara kaşı, kara gözü için Erbakan’ı bağırlarına basıp ülkenin en mahrem kurum ve kuruluşlarının kapılarını ardına kadar açmadılar.
 
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Cumhurbaşkanı da Iraklı Şii Lider Mukteda El- Sadr’ın sarığına, sakalına çok hayran oldukları için görüşme yapmadılar.
 
Saadet Partisi’nin Millî Görüş’e ihanet içerisindeki siyonist işbirlikçisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş Erbakan’ın 10 günlük İran gezisini şahsı adına yaptığı bir turistik gezi olarak niteleme küstahlığını sergilemekten çekinmezken; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ABD ve AB’ye rağmen bu gezinin sonuçlarını kabullenip gereklerini yerine getirmekten ve kazanımlarını devşirmekten geri durmuyor! Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün El-Sadr’ı kabul etmelerinin anlamı budur.
 
Türkiye, ABD işgali altındaki Irak’ta birbirleriyle kanlı bıçaklı olan tüm kesimlerle son derece iyi ilişkiler içerisinde bulunuyor. Mevcut Irak yönetimi dahil, Kürtlerle, Sünni Araplarla ve tabii ki Türkmenlerle ilişkilerini hem de İsrail ve ABD’ye rağmen sürekli geliştiriyor. En son da direnişçi silahlı güçlere sahip Şii Lider Mukteda El- Sadr ve grubu ile ani ve çok ileri düzeyde ilişkiler başlatmış oldu. Düşünün El-Sadr Irak’ta ekibi ve milletvekilleri ile yapamadığı toplantıları İstanbul’da yaptı.
 
Elbette ki İran’ın kuklası durumunda olan El-Sadr ve ekibi bağlı bulunduğu mercilerden emir ve referans almadan, gerekli güvenceleri temin etmeden kendi başına hareket edip de Türkiye’ye elini kolunu sallayıp da gelemez. İran istemeden bu gezinin gerçekleşmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.
 
İran’ın güdümünde hareket eden ve Irak’ta önemli bir etkin faktör olan El- Sadr ve grubu üzerinde etkili olmak hiç kuşkusuz ki bölge liderliğine soyunan bir Türkiye için fevkalade önem taşımaktadır. Özellikle ABD’nin Irak’ı terk etmeye başladığı bir süreçte işgal sonrası bu ülkede söz sahibi olmak bütün iç dinamikleri üzerinde söz sahibi olmakla mümkündür. Türkiye, El Sadr ile kurulan bu diyalog sayesinde pazılın son parçasını da yerine koymuş olmaktadır.
 
Irak’ın toprak bütünlüğünü isteyen Şii ve Sünni Araplar ile aynı şeyi isteyen Türkiye zaten bu kesimlerle ortak bir paydaya sahip bulunuyor. Kuzey Irak Kürt Bölgesi yöneticileri de özellikle Türkiye’ye rağmen ayrı bir devlet kurabilmelerinin, hatta mevcut özerk konumlarını korumanın imkânsız olduğunu son derece iyi kavramış durumdalar. Bu yüzden Türkiye ile çok iyi bir diyalog ve ilişkilerini geliştirme çabasını aralıksız sürdürüyorlar. Kuzey Irak Kürt yönetiminin Türkiye ile bu sürekli gelişen iyi ilişkileri uzun yılların belası bölücü PKK terörü için de kelimenin tam anlamıyla panzehir olmaktadır.
 
Türkiye bu milli ve basiretli dış politikaları ile İsrail faktörünü tüm vizyonları ile bloke etmiş durumdadır.  Çünkü PKK’nın da, Kuzey Irak’taki Kürt devleti oluşumunun da, Lübnan ve Irak’taki Şii örgütlenmelerinin de arkasındaki derin gücün İsrail olduğu gerçekliği biliniyordu. Türkiye liderliğinde İslam Birliği’nin kurulmasını önlemek için Afganistan-İran- Irak- Körfez Ülkeleri, Lübnan ve Suriye’yi kapsayan bir Şii kuşak oluşturmaya çalışanın İsrail ve dünya siyonizmi olduğu gerçekliği de biliniyordu. İşte bütün bunlar Türkiye’yi yöneten asıl irade tarafından bilindiği için her türlü karşı önlem alınmakta ve İsrail giderek nefes alamayacak şekilde izole edilmektedir. Başka bir ifade ile özünde İsrail’in oluşturduğu yapılanmalarla İsrail kuşatma altına alınmaktadır.
 
Oysa İsrail tam aksine Türkiye’yi içeride iğneli fıçıya çevirip dışarıda ise ateş çemberi ile kuşatmaya çalışarak nihai Sevr Planını gerçekleştirmek için hiçbir şeyi ardına koymadan her bildiğini yapıyordu. Evet, İsrail, Türkiye ile girdiği liderlik mücadelesinde büyük hüsrana uğramış durumdadır.
 
Öyle ki İsrail çok çalıştığı halde, özellikle 1 Mart Tezkeresi sonrasında ABD-Türkiye ilişkilerini de bozmayı başaramamış, aksine daha güçlenmesini önleyememiştir.
İsrail’in, ABD’deki lobi kuruluşları aracılığıyla Türkiye’de darbe yapma girişimleri de sonuç vermemiş aksine Ergenekon Davası ile İsrail hinterlandının kökleri kazınmaya başlanmıştır.
 
İsrail’in Erbakan’ın İran ziyareti ve temasları nedeniyle fevkalade rahatsız olduğu çeşitli medya organlarına yansıdı. PEJAK terör örgütünün İran’a yönelik başlattığı son saldırıların da Erbakan’ın bu ülkeye yaptığı gezi ile ilgili olarak İsrail’den aldığı talimat sonucu olduğu anlaşılıyor. İHA Haberine göre PEJAK İsrail’in verdiği silahları son terör saldırılarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı da kullandı. Yakalanan teröristlerden ele geçirilen silahların ABD yapımı olduğu ve İsrail tarafından verildiği değerlendiriliyor.
 
Ancak İsrail’in Türkiye-İran yakınlaşması karşısında PKK ve PEJAK’ı kullanma potansiyeli sonuç getirici nitelikte değildir. Çünkü PKK ve PEJAK’ın yuvalandığı Kuzey Irak’ın bölgesel yönetimi Türkiye ile stratejik ittifak içerisine girmektedir. Bu ise PKK ve PEJAK’ın sonu demektir.
 
Şu anda İsrail’in elinde kalan tek koz Ermeni soykırım iddialarıyla Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkilerini zehirleyip gelişmesini engellemeye çalışmasıdır. Ancak bundan da bir sonuç çıkmayacaktır.
 
Çünkü Ermenistan, soykırım iddiaları ve Karabağ sorununun sadece İsrail diplomasisi için imkân sağladığını, kendisine hiçbir yarar getirmesi şöyle dursun bölgede tecrit olunmasına ve giderek her sahada geriye gitmesine yol açtığını artık çok iyi bilmektedir. Ne var ki İsrail’in Ermenistan’da da manipüle ettiği birtakım iç dinamikler ve işbirlikçi unsurlar vardır.
 
Azerbaycan’da ise gerek iktidar gerekse muhalefet, Türkiye olmadan işgal altındaki topraklarını hiçbir şekilde kurtaramayacaklarını ve de ülkede iktidar olamayacaklarını çok iyi bilmektedir. Son zamanlarda Azerbaycan’ın Türkiye’ye karşı Rusya’ya yanaşıyormuş gibi davranışlar sergilemesi tamamen siyasi bir taktik nedeniyledir, bundan öte belirlenmiş herhangi bir strateji ile hiçbir alakası yoktur.

Kaldı ki son Gürcistan olayında açıkça görüldü ki Rusya bu devasa sorunu Türkiye sayesinde atlattı. Eğer Türkiye Montreoux sözleşmesini gerekçe göstererek ABD ve NATO’nun Karadeniz’e büyük bir çıkarma yapmasını engellemeseydi Rusya çok zor duruma düşebilirdi.

 
Şimdi eğer Türkiye’nin İsrail işbirlikçisi Elçibey’i devirerek yerine iktidar yaptığı baba Aliyev’den sonra oğul Aliyev Rusya ile dirsek temasına geçtiyse bunun tek bir izahı olabilir. Rusya Gürcistan konusunda kendisini Batı karşısında zor duruma düşmekten kurtaran Türkiye’ye diyet borcunu ödemek istemektedir. Çünkü Rusya’nın Ermenistan üzerindeki etkisi ABD ve Ermeni diasporasından daha güçlüdür.
 
Ne var ki buna karşın İsrail, Türkiye ve Azerbaycan’daki uzantısı muhalif unsurları kullanarak Türkiye ile Ermenistan’ın yakınlaşmasını engellemeye çalışıyor.
Türkiye’de çalıştığı söylenen 50 bin Ermeni işçi konusunda da gürültü koparanlar Sabetayist Yahudi unsurlardan ve onların etkilediği çevrelerden başkası değil. Amaç Türkiye’nin bölge gücü olmasını ve Karadeniz’deki üstünlüğünü önlemeye yönelik bir sorunlar yumağı oluşturmaktır. Ermenistan gibi fakir, geri kalmış bir zavallı devleti Türkiye ve Azerbaycan için tehlike haline getirmeye çalışan İsrail’dir.
 
Ancak Türkiye, aksine İsrail’in bölgeye ilişkin belirlediği tüm vizyonlarını birer birer tersyüz edip kendi lehine çevirerek bölgesel bir güç olmada giderek rakipsiz kalmayı başarmaktadır.
 
Aslında ABD işgalinin başarısızlığa uğratılıp sürdürülemez olduğunun anlaşılması üzerine Şii lider Mukteda El Sadr ile ekibinin Irak’ta örgütlenmesine göz yumulması ve onun üzerinden İran’ın Türkiye’ye rakip olarak bölgeye müdahalesinin sağlanması tamamen bir İsrail planıydı. Çünkü El-Sadr ve silahlı gücü Irak’ta ABD işgali altında palazlandı. Açıkçası Sünni direnişe karşı bir alternatif olarak oluşturuldu. İsrail’in Irak’ta başlattığı Sünni-Şii savaşını da Türkiye durdurdu.
 
Türkiye, nihayet Kuzey Irak Kürt oluşumunu İsrail’in inisiyatifinden çıkarıp etki alanına almayı başardığı gibi, Şii Lider el Sadr’ı da kontrolüne almayı başarmış bulunuyor. Mevcut Irak yönetimi ile de çok iyi ilişkileri olan Türkiye böylece İsrail’in Irak’taki tüm bağlantılarını bertaraf etmiş durumdadır.
 
Son günlerde Suriye ile çok büyük yankılar uyandıran bir ortak askeri tatbikat gerçekleştiren Türkiye karşısında sıkboğaz olup adeta nefesi kesilen İsrail; bu kez çareyi Mısır’ı kullanarak yeni bir fitne kapısı aralamada bulmuş olacak ki Başbakan Netanyahu ilk dış gezini bu ülkeye yapıyor.  Ama bu gezi denize düşen İsrail’in yılana sarılmasının fotoğrafından başka bir şey olmayacak.
 
Çünkü Mısır’da artık son dönemini yaşayan Hüsnü Mübarek karşısında hızla gelişen bir anti siyonist muhalefet var. İsrail’in Gazze katliamının yankıları henüz canlı iken Netanyahu’nun bu geziyi gerçekleştirecek olması işin tuzu biberi olacak.
Döneminde Türkiye-Mısır ilişkilerinin altın devrini yaşadığı Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in İsrail’in derdine derman olabileceğini düşünmek Netanyahu için tam bir ham hayaldir.
 
Düşünün, 28 Şubatçı bıçkın general Çevik Bir’in MOSSAD’a angajedir dediği Suriye istihbarat örgütü Muhaberat, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in mekik diplomasisi sayesinde Abdullah Öcalan’ı Şam’dan çıkarıp terörist başının sonunun başlangıcını hazırlamıştı. İsrail, bu en önemli kozu olan Abdullah Öcalan faktörünü elinden alan Hüsnü Mübarek ile şimdi ne kadar güvenli iş tutabilir?
 
Sanırız Hüsnü Mübarek İsrail Başbakanı Netanyahu’yu ülkesine davet ederken yarının iktidarı olacak olan muhalefet ile işbirliği içerisindedir. Çünkü bu seyahatin en önemli somut sonucu Mısır’daki anti siyonist muhalefetin güçlenmesi olacaktır.

Görülüyor ki İsrail’in Türkiye ile bölgede yürüttüğü liderlik yarışında uzandığı her şey elinde kalıyor ya da elinde kalmaya mahkum... İsrail’in Türkiye karşısında bir bölge gücü olma olasılığı kalmamıştır. Çünkü artık ABD’de de etkin bir Yahudi karşıtlığı sürekli gelişmektedir. İsrail’in Türkiye-ABD ilişkilerini bozmada çaresiz kalmasının altında da bu gerçeklik yatmaktadır. 

 
ABD’de WASP kökenli Beyaz Hıristiyan denilen bir kesim ile Yahudiler arasında öteden beri devam eden ve açık sır tabir edilen bir gizli iktidar kavgası vardır. Yani herkes bu iktidar kavgasını bilip farkında ama kimse resmen dile getiremiyor. İşte Türkiye, ABD yönetiminde Yahudilere karşı bu Beyaz Hıristiyanlarla stratejik bir ittifak içerisinde bulunuyor.
 
1 Mart Tezkeresi’ne rağmen eski Başkan Bush’un NATO zirvesini İstanbul’da toplaması, Türkiye’nin Gürcistan olayında Rusya ile birlikte hareket etmesine karşın yeni Başkan Obama’nın ilk ziyaretini ülkemize yapması bu sayede gerçekleştirildi.

Ve oldukça ironik bir husus… Saadet Partisi’nin bir şebeke tarafından biberonla beslenip Genel Başkanlığına getirilen siyaset buzağısı Numan Kurtulmuş koca dünyaya hükmeden bir Erbakan ile oyun oynamaya kalkışıyor. Galiba Millî Görüş siyasetine sucuk yapılacak.

 

Sayı: 553


2414 defa okundu...
» Tüm yazarları göster KÖŞE YAZARLARI  
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
El-Aziz'in yıllardır dikkat çektiği ve dikkatli olmaya çağırdığı Milli Görüşçüleri bir kez de Adnan Hoca uyarıyor
DENİZLİSPOR: 0 ELAZIĞSPOR: 1
Bordo Beyazlılar zorlu Denizli deplasmanında M. Ozan'ın kafa golüyle 3 puanın sahibi olurken 19. Hafta sonunda en yakın rakibi ile aradaki puan farkını 4'e çıkardı...
ADNAN HOCA’NIN SÖZÜNÜ ETTİĞİ ERGENEKONCU
Adnan Oktar A9'daki programında kendisini yıllar önce ziyaret eden ve ziyaret esnasında polis baskınının gerçekleştiği bir MSP'linin Ergenekoncu olduğundan söz etmişti. Fatih Altaylı 06.01.2000 tarihinde Hürriyette yazdığı dönemde bu kişinin kim olduğunu açıkça yazmış. İşte o Ergenekoncu...
TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
Türkiye Cumhuriyetinin önemli resmi kutlamalarından olan19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramındaki törenler artık stadyumlarda yapılmayacak...
ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
Geçtiğimiz hafta Habertürk'te yayınlanan programda Ergenekon ve Balyozdan tutuklanan subaylar için 'Onlar kahraman' diyen Saadet Partisi'nin önde gelen ismi Oğuzhan Asiltürk'e tepkiler sürüyor. Milat gazetesi yazarı Nevzat Çiçek de bugünkü yazısında Asiltürk'ün açıklamasına tepki göstererek, bazı sorular yöneltti.
ASİLTÜRK'E ERGENEKON TEPKİSİ BÜYÜYOR
Müntesiplerinin bile çok fazla savunamadığı Ergenekon terör örgütünü SP'nin ağabeyi diye lanse edilen Oğuzhan Asiltürk'ün savunması tüm kesimlerde büyük tepki yarattı.
İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
1 Şubat 2012 tarihinde Kanal A Televizyonu'nun konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Şevket Kazan konuya bihaber rolleri yaparak, Asiltürkle aynı görüşleri savundu ve Ergenekona destek çıktı
» SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
» DENİZLİSPOR: 0 ELAZIĞSPOR: 1
» ADNAN HOCA’NIN SÖZÜNÜ ETTİĞİ ERGENEKONCU
» TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
» ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
» ASİLTÜRK'E ERGENEKON TEPKİSİ BÜYÜYOR
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
OĞUZHAN ASİLTÜRK’E GÖRE YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
OĞUZHAN ASİLTÜRK'E GÖRE KUDÜSTE AĞLAMA DUVARI ÖNÜNDE DUA EDEN, KÖKTEN DİNCİ YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
1 Şubat 2012 tarihinde Kanal A Televizyonu'nun konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Şevket Kazan konuya bihaber rolleri yaparak, Asiltürkle aynı görüşleri savundu ve Ergenekona destek çıktı
SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
El-Aziz'in yıllardır dikkat çektiği ve dikkatli olmaya çağırdığı Milli Görüşçüleri bir kez de Adnan Hoca uyarıyor
ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
Geçtiğimiz hafta Habertürk'te yayınlanan programda Ergenekon ve Balyozdan tutuklanan subaylar için 'Onlar kahraman' diyen Saadet Partisi'nin önde gelen ismi Oğuzhan Asiltürk'e tepkiler sürüyor. Milat gazetesi yazarı Nevzat Çiçek de bugünkü yazısında Asiltürk'ün açıklamasına tepki göstererek, bazı sorular yöneltti.
TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
Türkiye Cumhuriyetinin önemli resmi kutlamalarından olan19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramındaki törenler artık stadyumlarda yapılmayacak...
EL-AZİZ’İ DOĞRULAYAN İTİRAFLAR
El-Aziz Gazetesi'nin 12 Eylül'le ilgili olarak yıllardır ortaya koyduğu gerçekler yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor...
Elazığ’ın nüfusu 558.556
Elazığ'ın nüfusu, 2011 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 558.556...
» OĞUZHAN ASİLTÜRK’E GÖRE YAHUDİLERLE POZ VEREN İLKER BAŞBUĞ ABD KARŞITI VATANSEVER GENERAL!
» İKİ KRİPTO ERGENEKON’DA BULUŞTU
» SAADET PARTİSİ’NDEKİ ERGENEKONCU KİM!
» ASİLTÜRK'E ZOR SORULAR...
» TÜRKİYE YENİDEN İSLAM’A DÖNÜŞ YOLUNDA
» EL-AZİZ’İ DOĞRULAYAN İTİRAFLAR
» Elazığ’ın nüfusu 558.556
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  

bayrak



                                      
El-aziz Gazetesi-Ve Zafer Yakındır...
Telefon: 0424.238 01 31
Eposta: osmangurses23@hotmail.com