ERBAKAN’DAN ADİL DÜZEN KONFERANSI

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ESAM tarafından düzenlenen Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi'ne katıldı.

29 Mayıs 2009 Cuma 14:32 < GÜNDEM

Başkanlığını Recai Kutan'ın yaptığı Ekonomik Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından organize edilen ve bu yıl 18'incisi düzenlenen "Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi" Holiday Inn Otel'de başladı. 28-30 Mayıs tarihleri arasında devam edecek olan kongreye eski başbakanlardan Necmettin Erbakan ve Müslüman ülkelerden temsilciler katıldı. "Küresel Ekonomik Kriz ve İslam" başlığıyla toplanan kongrede konuşan Necmettin Erbakan, İsrail devletini eleştirdi.

Erbakan, "Büyük İsrail'i kurmak istiyorlar. Kıbrıs ve Güneydoğu Anadolu toprakları da bunun içerisinde. Mesci-i Aksa'nın yerine Süleyman Mabedi'ni yapacaklar. Amerikan doları üzerinde bile Yahudi'nin mührü bulunuyor. İsrailliler doları ABD'ye kiralıyorlar. Büyük İsrail'i kurmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kendi emniyetlerini sağlamak için ülkelerin yönetimlerini şekillendiriyorlar" dedi.

Dünyadaki adil düzeni barkovizyon eşliğinde anlatan Erbakan, düzenin faiz üzerine kurulduğunu, bu faizin ise Yahudilerin cebine girdiğini öne sürdü. Erbakan, alınan her ekmeğin 3'te birinin de faiz olduğunu savunarak, "Böyle bir düzen mi olur" diye konuştu.

İşte Erbakan'ın konuşmasının tam metni:

ADİL EKONOMİK DÜZEN

KONUMUZ : ADİL EKONOMİK DÜZEN 

I- Adil Ekonomik Düzenin Temel Özellikleri:

a) Hak ve Batıl arasındaki fark

Batılın Hak Anlayışına Göre, Hak 4 Sebepten Doğmaktadır.

1- Kuvvet
2- Çoğunluk
3- İmtiyaz – Ayrıcalık
4- Menfaat – Çıkar

Hakiki Hak Anlayışına Göre Hak 4 Sebepten Doğar

1- Cenab-ı Hakkın bütün insanlara eşit olarak verdiği temel insan hakları.
Bu haklar şu 5 temel haktır:
1) Yaşama hakkı,
2) Neslin korunması, ırz ve namusun korunması hakkı,
3) Mülkiyet hakkı,
4) Aklın korunması hakkı,
5) İnancın korunması hakkı,
2- Emek
3- Karşılıklı rıza ile yapılan mukavele
4- Adalet gereği doğan haklar.

Hakiki hak anlayışına göre, hak yalnız bu 4 sebepten dolayı doğar. Bunun dışında hiçbir sebepten dolayı hak doğmaz. Ne kuvvet, ne çoğunluk, ne imtiyaz ne de çıkar hak sebebi olamaz.
Komünizm ve kapitalizm hakkı değil, kuvveti üstün tutan zihniyetin sistemleridir.

Bunun için birer ezen, ezilen düzenidirler.

Komünizm 70 yıl insanlara zulmettikten sonra yıkılmıştır.
Kapitalizm de zulmediyor, halen ayakta kalmasının sebebi emperyalizm ve siyonizmin bir sömürü aracı olması yüzünden, suni olarak yaşatılmaya, devam ettirilmeye çalışılmaktadır.
İnsanlık, kendisine Saadet getirecek bir nizam aramaktadır.
Bu nizam ancak “Hakkı Üstün Tutan”, “ADİL DÜZEN NİZAMIDIR”

b) “Adil Ekonomik Düzen” “Hakkı Üstün Tutan” bir düzendir.

c) Adil Ekonomik Düzen tam ve mütekamil bir düzendir

Bu düzende kapitalizmin ve Komünizmin faydalı yanları mevcuttur. Fakat mahsurlu ve zararlı yanlarına ise yer verilmemiştir.

II- ADİL EKONOMİK DÜZENİN TEMEL ESASLARI

Bilindiği gibi matematik ilminde bir sistem o sistemi tarif eden temel esaslarla diğer bir ifadeyle “Aksiyom = mütearife = meselemle” ile tarif edilir.

Mesela “Öklit Geometrisi” 3 temel aksiyoma dayanır. Buna mukabil “Lobaçevski Geometrisi” başka 3 aksiyoma dayanır. Tabi sayılar ise 4 aksiyoma dayanırlar.

Bunun gibi, bir oyunun dama oyunu olabilmesi için temel esaslar vardır, satranç oyunu olabilmesi için de yine bu oyunun kendine mahsus temel esasları vardır. Aynı şekilde futbol oyununun temel esasları ayrıdır, hentbol oyununun temel esasları ayrıdır. Mecelle “Usul-ü Fıkıh”la ilgili temel esasları ihtiva eden ilmi bir eserdir.

İşte tıpkı bunlar gibi ekonomide de şayet bir ekonomik düzen “Kapitalizm” sisteminin temel esaslarına uygun olarak yürüyorsa o sistem kapitalist sistemdir, yok eğer komünizm esaslarına uygun olarak yürüyorsa o sistem komünist sistemdir.

Biz, aşağıda bir ekonomik düzenin “Adil Düzen” olabilmesi için o düzenin hangi esaslara uygun olarak yürümesi gerektiğini belirtmeye çalıştık. Bu esasları belirtirken bunların düzeni tarif eden temel aksiyonlar olmasını gözettik ve bu noktayı nazarla Adil Ekonomik Düzeni 31 temel esas ile tarif etmeye çalıştık. Bu esaslardan 3 tanesi genel esaslar, 7 tanesi parayla, 7 tanesi krediyle, 7 tanesi vergiyle, 7 tanesi de sosyal güvenlikle ilgili esaslardır.

Şimdi bu temel esasların kısaca açıklamalarını yapalım.

a) GENEL ESASLAR : 

Adil Ekonomik Düzen’in “Genel” esasları, bu düzende ekonomik faaliyetler açısından devletin ne yapacağını, şahısların neler yapacaklarını ana hatlarıyla tanzim eden esaslardır.

(TABLO -1)’in  birinci sütununda görüldüğü gibi Adil Ekonomik Düzen’de ekonomik faaliyetleri şahıslar yürütürler. Devlet bunların bu faaliyetleri yürütmelerinde kendilerine yardımcı olur. Bu yardım; ülkenin ve bölgelerin kalkınma planlarının hazırlanmasını teşvik suretiyle yapar. Devlet ayrıca ekonomiyle ilgili genel hizmetleri yaptırır ve kontrol eder ve yine ayrıca ekonomiyle ilgili tanzim hizmetlerini yürütür ve kontrol eder.
Bu yüzden Adil Ekonomik Düzenin genel esasları 3 temel esasta toplanır. Bunlar şunlardır:

1- Ekonomide Devletin Görevi
Adil Ekonomik Düzen’de devlet, ülke ve bölgelerin makro planını yaptırır. Bunlarla ilgili yatırım projelerini yaptırır. Böylece herkes ülkenin her yerinde tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe gerek mevcut yatırımların verimliliğini artırmak yönünden ve gerekse yeni yatırımlar yönünden hangi projelerin teşvik edileceğini bilir.

Şahıslar, ya tek başına veya şirketler veya vakıflar halinde bu projelerden istediklerini seçeler ve bunları yürütürler. Devlet bu projeleri her bakımdan destekler ve çeşitli teşviklerle bunların en faydalı ve verimlilerinin öncelikle gerçekleşmesini yönlendirir.

2- Devletin Ekonomi ile İlgili Faaliyetleri 

Adil Ekonomik Düzen’de devlet ekonomik faaliyetlere iki türlü hizmet yaparak katılır.
1) Genel Devlet Hizmetleri
2) Tanzim Hizmetleri

Devletin yürüttüğü genel hizmetler: Güvenlik, yönetim, yargı, eneji temini, su, yol, altyapı hizmetleri, sağlık, öğretim hizmetleri, ulaşım, iletişim hizmetleri …. vs. gibi hizmetlerdir. Devlet ayrıca tıpkı Noterler gibi ve yeminli muhasipler ve yeminli mimari bürolar gibi muhasebe ve ambar vs. gibi hizmetlerinin yürütülmesini de temin eder. Bu hizmetler gruplar halinde tasnif edilirse bunları takriben 24 çeşit hizmet grubunda toplamak mümkündür.

Adil Ekonomik Düzen’de devlet, ayrıca temel ekonomik malların tanzim hizmetlerini yürütür. Mesela Adil Ekonomik Düzen’de bugünkü Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yerini bir Buğday Vakfı alacaktır. Bu kuruluşun vakıf olarak adlandırılması, hiçbir kâr gayesi gütmeyip sırf vatandaşa hizmet için kurulmuş olmasındandır. Bu vakfı bütün ülke sathında belde seviyesine kadar teşkilatlanmıştır. Buğdayı olup satmak isteyen buğdayını bu vakfa verecek o günkü fiyat üzerinden parasını alacaktır. Veya buğday satın almak isteyen kimse o esnadaki fiyat üzerinden parasını verip dilediği kadar buğdayı alacaktır.

Vakfın vazifesi bu muameleleri yapmak ve depolarındaki buğdayı iyi bir şekilde muhafaza etmektir. Bu hizmetleri sırf bir hizmet olarak yapacaktır. Ayrıca bu hizmetlerden dolayı kâr gayesi gütmeyecektir.

3- Ekonomik Faaliyetleri Şahıslar Yürütürler.
Adil Ekonomik Düzen’de bütün ekonomik faaliyetleri şahıslar yürütürken bunlar bu faaliyetleri ya şahıs olarak ya şirket olarak veya vakıflar olarak yürütürler.

b) ADİL EKONOMİK DÜZENİN PARA İLE İLGİLİ TEMEL ESASLARI 

Para Nedir: 

İnsanların yaradılış karakteri
İlim adamlarının hayvanlar üzerinde yaptıkları araştırmalar gösteriyor ki hayvanlar çok üretiyorlar, az tüketiyorlar.
Bilindiği gibi bal arıları bal yapalar. Bu balın bir kısmını da kendileri yerler ama yaptıkları bal yediklerinden çok fazladır. Bu fazla kısımdan insanlar yararlanırlar.

İlim adamları bal arılarının yaptıkları balın bir kısmını almışlar ve görmüşlerdir ki kovanda balın azalması üzerine arıların iştahları kesilmiştir ve arılar daha az bal tüketmeye başlamışlardır. Kovandan daha çok bal alınması halinde ise görülmüştür ki hatta arılar ölmüşler ve fakat kalan az balı bitirmemişlerdir. Bu deneyler hayvanların çok ürettiklerini buna mukabil az tükettiklerini göstermiştir. Bunun hikmeti Cenab-ı Hakk’ın hayvanları insanlara faydalı olmak için yaratmış olmasıdır.

Buna mukabil insanların tab’ı ve yaradılışları hayvanların aksinedir. İnsanlar tabiatı itibariyle sadece tüketmek istiyorlar, üretmenin zahmetine katlanmak istemiyorlar. Nitekim bir  insana sofraya buyurun dendiği zaman yüzü gülüyor, şu kazmayı al şurayı kaz dendiği zaman suratı asılıyor. Bunun hikmeti ise insanların Cennet için yaratılmış olmalarıdır. Cennet’te insanlar sadece tüketecekler, ayrıca üretmek mecburiyetinde kalmayacaklardır. Darul Karar ahirettir. Ancak ne var ki insanlar muvakkat olarak bu dünyada imtihan olmaktadırlar ve yukarıda bahsedilen tab’ıları bu dünyanın şartlarına ters düşmektedir. Ne yapalım ki biz de işte bu yaradılıştaki insanlar için Adil Düzeni kurmak mecburiyetindeyiz.

Adil Ekonomik Düzenin Temel Şartı
Bu yaradılıştaki insanlar için adil bir düzen nasıl kurulacaktır. Bunun için temel şart şudur:

İnsanlara denmesi lazımdır ki; Gel kardeşim buraya bak sen hep tüketmek istiyorsun buna mukabil hiç üretmek istemiyorsun. Sana müsaade ediyoruz, lüzumsuz israf yapmamak şartıyla istediğin kadar tüket ama bir şartımız var. Ne kadar tüketeceksen o kadar da kendin üreteceksin, başkasının hakkını yemeyeceksin.

Para

Bu kural tatbikatta nasıl gerçekleştirilebilecektir. Bunun çaresi şudur: Bir kimse diyelim ki (A) malını üretti ve bunu başkalarının faydalanmasına sundu. Mesela götürdü (A) malına ait vakfa teslim etti. (A) malının bu anda bir kıymeti vardır. Bunu üreten kimse aynı kıymete eş değer başka istediği malları alıp tüketebilir. Önemli olan ne kadar üretti ise ona eşdeğer tüketme yapmasıdır. Başkasının hakkını yememesidir.

İşte bunun için (A) malını üreten kimseye, o malın kıymetine eşdeğer dilediği mallardan tüketebilmesi için özel bir senet verilir. Bu özel senede para denir. Bundan dolayı para demek herhangi bir üretimi yapan kimseye bu üretimine eşdeğer tüketme hakkı olduğunu göstermek üzere verilen özel senet demektir.

Bundan dolayı Adil Ekonomik Düzen’in parayla ilgili temel şartları, aksiyomları şunlardır:

1- “Para = Mal” İlkesi
Adil Düzen’de “Para = Mal”dır. Bunun manası şudur: İnsanlar ne değerde mal üretip bunu toplumun yararlanmasına sunmuşsa, onun karşılığında da, ona eşdeğer tüketim hakkı olduğunu gösteren senedini almıştır. Bu yüzden başkalarının yararlanmasına arz edilen mal ne kadarsa vatandaşların cebinde de ona eşdeğer tüketim hakkı senedi yani para bulunmaktadır. Bu yüzden arz edilen malların toplam değeri ne kadarsa vatandaşların cebindeki tüketim hakkını gösteren senetlerin toplamı yani para da o kadardır. Diğer bir ifade ile  para= mal’dır.

2- “Faiz yok” İlkesi
Adil Düzen’de faiz olmaz. Çünkü faiz, haksızlıktır, zulümdür.
Zira kapitalist düzende faiz nedir? Malı üretiyorsunuz toplumun faydasına arz ediyorsunuz.

Buna karşılık üretiminize eşdeğer tüketme hakkınızı gösteren senedinizi yani paranızı alıyorsunuz. Kapitalist düzende bu parayı bir bankaya koyuyorsunuz. Bir yıl sonra faizinin ilavesi ile beraber bu parayı size iade ediyor. Siz bu bir  yılda yeni bir üretim yapmadınız. Buna mukabil size üretim yapmadan ilave bir tüketim hakkı veriliyor. Kapitalist düzen bu tüketim hakkını nereden veriyor? Ya açıktan para basarak veriyor. Bu takdirde bu herkesin hakkını alıp size vermek demektir. Çünkü açıktan basılan para arz-talep kaidesine göre mevcut malların fiyatlarını yükseltir veyahut ta başka bir üretenin hakkını alıp size vermektir. Bu da, o kimsenin yani üretenin, yani emekçinin, yani fakir fukaranın hakkını alıp getirip size vermek demektir. Her ikisi de haksızlıktır ve zulümdür. Bunun için faiz yiyen insan, fakir fukaranın göz yaşını içen, etini ve kanını yiyen insan gibidir. Kan içen bir vampir, bir landuru durumundadır. Saadeti başkalarının ızdırabında arayan insan durumundadır.

Ayrıca bir defa haklı veya haksız olarak sermayeyi ele geçiren kimse faiz yoluyla hiç emek harcamadan haksız olarak başka insanları sömürmekte ve oturduğu yerde büyük kazançlar elde edebilmektedir. Bu ise nefis terbiyesi görmemiş insanlardan fakir olanları zaruretten dolayı ahlâksızlığa iten, zengin olanları da haksız olarak elde ettikleri çok büyük kazançlardan dolayı ahlâksızlığa iten ve netice itibariyle toplumların “Ahlâk çöküşü”ne sebep olan bir faktördür ve faiz 40 çeşit belanın mikrobudur.

Bu gerçekleri örtbas etmek ve bilerek veya bilmeyerek faizci kapitalist nizamın savunuculuğunu yapmak için;

- Para da özel bir maldır. Çünkü bunun istikrarı ve değerinin muhafazası için büyük emekler harcanmakta ve masraflar yapılmaktadır.
- Malın kirası oluyor da, paranın kirası niçin olmasın, Faiz de kira gibi bir şeydir dolayısıyla haktır.
- Çünkü sermaye de üretimin bir unsurudur.

Gerçeğe aykırı mütalaaların ve fikirlerin ileri sürülmesinin ilmi bir değeri yoktur. Çünkü “Vergi” bölümünde açıklanacağı gibi gerçekte para “sembolik bir değerdir” mal değildir, üretimin bir unsuru değildir. Para ne ekmeğin tuzudur, ne de motorun pistonudur. Ayrıca parada kiraya verilen mallarda olduğu gibi aşınma ve yıpranma söz konusu değildir.

3- “Karşılıksız Para Yok” İlkesi
Adil Düzen’de yukarıda da açıklandığı gibi para = mal’dır. Yani toplumun faydasına arz edilmiş bulunan üretilmiş mallar ne kadarsa vatandaşın cebinde ve piyasada o kadar para vardır. Ne fazla, ne eksik. Bundan dolayı Adil Düzen’de karşılıksız olarak para basılıp piyasaya sürülmesi söz konusu olamaz. Çünkü üretim olmadan, mal karşılığı olmadan karşılıksız olarak piyasaya para sürülmesi haksız olarak  fiyatların artmasına sebep olur, bu ise üretenlerin, emekçilerin hakkını yemektir. Ve Adil Düzen’de temel esas herkesin kendi ürettiği kadar tüketmesidir. Başkasının hakkını yememesidir.

4- “Paranın (Arsa, -tesis, standart mal, altın ve döviz) karşılığında olması” İlkesi

Adil Düzen’de alınıp satılabilen malları 4 grupta toplamak mümkündür. Bunlar satışa arz edilmiş arsalar, tesisler, standart mallar, altın ve döviz yani kıymetli madenler ve değerlerdir. Bunlar  ne miktarda satışa arz edilmişse bunlar karşılığında o miktarda para mevcuttur. Alınıp satılabilen bu mallar dışında başka şey karşılığı olarak piyasaya para sürülemez.

Adil Düzen’in yukarıda açıklanan 4 temel ilkeye ilaveten  parayla ilgili olarak diğer 3 temel ilkesi de şunlardır:

5- İstenilen anda değiştirme ilkesi

 6- Herkese eşit muamele ilkesi 

7- Fiyatlar : “Arz-talebe dayalı kriterler göre tespit edilir” ilkesi 

Adil Düzen’de herkes istediği anda malını paraya, parasını da mala çevirebilir. Bu esnada ülkenin her yerinde herkese aynı fiyat uygulanır ve eşit muamele yapılır. Fiyatlar arz-talep kaidesine dayalı olarak adil ve uygun kriterlere göre tespit edilirler.
Bu kriterlerin ne mana taşıdıklarını açıklamak için aşağıdaki bir misalden yararlanalım.

Temel ihtiyaç maddelerinin başında gelen buğdayı ele alalım. Bir ülkenin nüfusuna, ihtiyacına ve muhtelif şartlarına göre depolarında ne miktar buğday stoku bulundurması gerektiğinin tespiti hiç şüphesiz bir uzmanlık konusudur.

Diyelim ki mesela Türkiye gibi 75 milyonluk bir ülkenin depolarında en az 1 milyon ton buğday stokunu bulundurması gerekli olsun. Bu takdirde ülkede 85 Vilayet 895 İlçe ve 1200 beldede çeşitli büyüklüklerde silo ve depoların bulundurulması ve bu depolarda toplam olarak, en az 1 milyon ton buğdayın bulundurulması gerekecektir. Depoların hepsinin bir kompitür sistemiyle birbirine bağlı olduklarını ve herhangi bir depodaki alım satım görevlisinin istediği anda bir düğmeye basarak kendi deposunda, civar depolarda ve bütün Türkiye’de toplam olarak ne kadar buğday stokunun bulunduğunu bilmesi mümkün olsun.

Uzmanlarca bir tablo temel kriterlere göre belirli bir süre için tanzim edilmiş olsun ve bu tablo depolardaki toplam buğday stokuna göre, buğdayın fiyatının ne olması icab ettiğini göstersin. Tabi bu fiyat depolarda toplam buğday çoksa düşük olacak, azsa yüksek olacaktır. Bir buğday üreticisi buğdayını “Buğday Vakfı”na getirdi satacak.

Depo alım satım görevlisi düğmeye bastı depolarda toplam 1 milyon ton buğday olduğunu gördü, duvardaki tabelaya baktı buna göre mesela buğday fiyatının kilosunun 1-TL.sı olduğunu okudu. Müşteriye söyledi. Müşteri fiyatı uygun gördü buğdayını sattı. Bir müddet sonra tekrar buğday satmak için geldi. Görevli düğmeye bastığı sırada depolardaki toplam buğday stokunun mesela 1 milyon 200 bin ton olduğunu gördü, duvardaki tabelaya baktı bu stoka göre buğdayın kilosunun fiyatının 80 kuruş olduğunu okudu.

Müşteriye söyledi, müşteri buğdayın fiyatı düşmüş, bu fiyatla ben buğday satmam bilakis kendim buğday alırım dedi ve bir miktar buğday aldı götürdü. Bir müddet sonra tekrar buğday almak için geldiğinde görevli düğmeye bastı, bu arada herkes buğday almış depolarda buğday azalmış ve mesela o anda toplam buğday stoku 800 bin tona inmiş. Bunu tespit ettikten sonra duvardaki tabelaya batkı 800 bin ton stok halinde buğday fiyatının 1 kilosunun 1,2.-TL.sı olduğunu okudu müşteriye söyledi. Müşteri fiyatlar yükselmiş o halde ben bu fiyattan buğday almıyorum ve buğdayımı satıyorum dedi ve sattı.


İşte Adil Düzen’de malların fiyatları, arz-talep kaidesine göre adil kriterlere göre bu misalde olduğu gibi teşekkül etmektedir. Böylece yurdun her yerinde herkese eşit muamele yapılarak alım-satım işleri yürümektedir ve herkes istediği anda parasını mala, malını da paraya çevirebilmektedir.

Burada çok kısaca sadece bir ilkeyi açıklıyoruz. Yoksa Adil Düzen’de, fiyat alçakken bolca alıp, fiyat yüksekken satarak ihtikâr yapmak isteyenlere karşı gereken her türlü tedbir alınmıştır. Konuyu dağıtmamak için bu teferruata girmiyoruz.

Görüldüğü gibi Adil Düzen’de, fiyatların teşekkülü bakımından, arz-talep kaidesi esas alınmakta ve “Serbest Piyasa Ekonomisi”nin bu faydalı mekanizması “Adil Düzen”in içinde aynen mevcut bulunmaktadır ve bunun faydalarından yararlanılmaktadır. “Komünizm”de fiyatlar merkezi planlamayla masa başında tespit edildiği için bu tespitler ekonomiyi tahrip etmektedir.
 
Halbuki arz-talep kaidesinden yararlanıldığı zaman talebe göre arz ayarlanmakta, böylece üretim rasyonel olmakta, ihtiyaç neye varsa ve ne kadarsa ekonominin üretimi buna göre  ayarlanması temin olunmakta ve böylece kıtlık olmadan ve israf olmadan ihtiyaçlar maksada en uygun şekilde karşılanmaktadır.

Ama buna mukabil kapitalizmde bu imkan suiistimal edilmekte düzenin yapısı dolayısıyla tekeller ve karteller oluşarak fiyatlar sun’i olarak arttırılmakta büyük kitleler bu yoldan sömürülmektedir. Hâlbuki Adil Düzen’de tekelleşme ve kartelleşmeye imkan ve zemin bulunmamaktadır. Çünkü Adil Düzen’de üretim için yeteri kadar kredi bulunabildiği halde ihtikâr, mal depolama ve tekel tesisi için kredi bulunamamaktadır. Böylece kapitalizmin bu mahsurlu tarafı Adil Düzen’de yer almamaktadır.
 
c) Adil Ekonomik Düzenin Krediyle İlgili Esasları 

Kredi Nedir?
Daima şu sorularla karşılaşılır:
- Bugünkü dünyada faiz kalkar mı?
- Faiz kalkarsa kim kime para verir?
- Yatırım yapacak insan parayı nereden bulacak, nasıl bulacak?
İşte bu bölümde bu soruların cevapları verilmiş olacaktır. Bunun için önce Adil Düzen’de “Kredi”nin ne olduğunu tarif etmekte fayda vardır.

Yukarıki “Para” bölümünde belirttik ki Adil Düzen’de herkes ne kadar üretti ise o kadar tüketme hakkına sahiptir. Peki bir insan hiçbir şart ve şekil altında ürettiğinden fazla tüketme hakkını kullanamaz mı? Kullanabilir. İşte bir kimsenin sonradan geri vermek şartıyla ve belirli şartlar altında geçici bir süre için ürettiğinden daha fazla tüketme hakkı kullanması imkânına kredi diyoruz.

Adil Düzen’de (7) türlü kredi imkânı vardır. Bunların hepsi de faizsizdir ve hiçbirisi de enflasyona sebep olmaz. Bu kredi imkânları şunlardır:

 
1- Ortaklıklar

Adil Düzen’de aynen bugünkü düzende olduğu gibi fertlerin bir araya gelerek ortaklıklar kurmaları, kendi tasarruflarını birleştirerek, ekonomik faaliyetlerde bulunmaları mümkündür. Ortaklıkların her iki amaçlısı da imkân dâhilindedir.

a) Bir araya gelip bir tesiste bir mal üretip, bunu kârıyla satmak ve yapılan kârı ortaklar arasında bölüştürmek

b) Veya bir araya gelip bir ortaklık olarak bir tesis kurmak, bu tesiste üretim yapıp üretilen malları satarak kâr etmek veya tesisi satarak kâr etmek ve kârı ortaklar arasında bölüştürmek. Yani hem tesise, hem üretim ve kârına ortak olmak.

Böylece bir kimse kendi ürettiğinden yaptığı tasarruftan fazlasını muvakkat bir zaman için belli şartlarla tüketmek imkânını kullanmış olmaktadır. Böyle bir kullanımda çok tabii olarak görüldüğü gibi ne faiz söz konusudur ne de enflasyon.

2- Hakkı Müktesep Karşılığı Kredi

Bunun manası şudur: Bir kimsenin mesela 100 liralık bir tasarrufu var. Bunu götürdü bir bankamatik kartıyla bankaya yatırdı. Bu parası 1 yıl bankada kaldı. 1 yıl sonra gitti bankamatik kartıyla bankadan 12.000 TL. para çekti ve 1 ay kullandı sonra iade etti veya 3 bin lira çekti 4 ay kullandı veya 4 bin lira çekti 3 ay kullandı. Bu rakamları şuna göre tespit ediyoruz.

Bankaya yatırılan para X bankada kaldığı süre = Hakkı Müktesep Kredi hacmi.

Böylece bir kimse muvakkat bir zaman için, bilahare iade etmek üzere belirli şartlar altında ürettiğinden daha fazla bir tüketim hakkı yani kredi kullanmış olmaktadır. İşte bu kredinin adı Hakkı Müktesep kredisidir.
 
Adil Düzen’de banka hizmetini genel olarak devlet yapar. Özel şahısların banka kurmaları, faizsiz olarak çalışıp mudilerine kâr temin etmeleri mümkündür. Ancak yukarıda söylediğimiz bankacılık hizmetlerini genellikle devlet yapar. Onun için bankanın batması söz konusu değildir, banka sağlamdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan Hakkı Müktesep Kredisi şu demektir ve ekonomiye iki önemli fayda sağlamaktadır.
Benim şu anda param var, bir süre kullanmayacağımı biliyorum bankaya koyuyorum. Benim kullanmadığım bu parayı o sırada Erzurum’daki kardeşim alıp kullanıyor. Onun parasını kullanmadığı zaman da ben alıp kullanıyorum. Dolayısıyla ne faiz, ne de enflasyon söz konusu değildir. Diğer yandan ortada bir kredi vardır ve bundan ekonomi için yararlanılmaktadır.
 
Diğer çok önemli bir fayda ise, Adil Düzen’de kimsenin kullanmadığı parasını cebinde veya yastığının altında saklaması söz konusu değildir. Çünkü para bankada durursa Hakkı Müktesep Kredisi imkânı doğmaktadır ve de banka sağlamdır. Böylece Adil Düzen’de bütün para her zaman ekonominin hizmetindedir. Bu da ideal bir durumdur.

3- Emek karşılığı kredi.
Bu kredi şudur, bir misalle açıklayalım:
Benim bir konfeksiyon atölyem var, burada 20 tane dikiş makinem var, işçilerimi tutup çalıştırırsam konfeksiyon üretebiliyorum ve kârlı iş yapabiliyorum. Piyasada şartlar müsait ancak ne var ki işletme sermayem yok.

Adil Düzen’de bu bir problem değildir. Atölye sahibi olduğum vesikamı ortaya koyarım, dürüst bir insan olduğuma dair mensup olduğum “Ahlâk topluluğu”nun bana verdiği “Tezkiye” belgesini ortaya koyarım, giderim makinelerimin ve atölyemin gerektirdiği usta ve işçileri arar bulurum. Atölyemin kaç usta ve işçiyle üretim yapacağı “Meslek kuruluşum, loncam” tarafından belirlenmiştir. Bu şartlara uygun olarak usta ve işçilerin de çalıştıkları zaman, ne kadar ücret almaya layık oldukları tahsil, tecrübe, ehliyet ve kabiliyetlerine göre kendi meslek kuruluşları tarafından belirlenmiştir.

Diyelim ki, Adil Düzen’de bir dikiş makinesi ustası 1 ay çalıştığı zaman 1.000.-TL.sı alacaktır. Bu kimseleri alır getirir işe başlatırım. Bunların ücretlerini banka, yani devlet öder, ben müteşebbis olarak, atölye sahibi olarak borçlanırım. Bilahare ürettiğim konfeksiyonu satar borcumu öderim.
 
İşte üretim için çalışanlara ödenen bu kredinin adı Emek Kredisi’dir.
Bu kredi de faizsizdir ve enflasyona sebep olmaz. Çünkü piyasaya para çıkıyor fakat karşılığında üretim yapıldığı için mal da çıkıyor.

Adil Düzen’de, aşağıda da açıklanacağı gibi ekonomi çok hızla döndüğü ve geliştiği için asıl mesele işsiz bir insan bulmaktır. Çünkü Adil Düzen’de işsiz kimse kalmayacaktır. Adil Düzen’de ekonomi geliştiği için herkes emeğinin karşılığını insanca yaşayacak şekilde alacaktır. Bundan dolayı Adil Düzen’e geçilir geçilmez bugün kahvehanelerde boş oturan işsizler bir anda yüksek ücret alabilme potansiyeline ve imkânına kavuşacaklardır.

Onlar iş arayacaklarına müteşebbisler kredi alabilmek için gelip onları arayacaktır. Çünkü Adil Düzen’de, kredi Emeğe ve Üretime verilmektedir.

Bir kimse mensup olduğu ahlâk topluluğunun verdiği tezkiye belgesine rağmen dürüst davranmazsa hem meydana getirdiği zararları tezkiyeyi veren ahlâk topluluğu tazmin eder, hem de bu davranışı tekerrür ederse “emek Kredisi” kullanma hakkını kaybeder. Bundan dolayı Adil Düzen’de düzenin kendisi herkesin dürüst olmasını ve ahlâki bakımdan gelişmesini teşvik etmektedir.
 
4- Rehin Karşılığı Kredi.
Adil Düzen’de herkes bugün olduğu gibi “Rehin Karşılığı”nda da kredi alabilir. Bu kredinin mahiyetini de şöyle bir misalle açıklayabiliriz:

Elimde buğdayım var şu anda fiyatlar ucuz, tahmin ediyorum ki 3 ay sonra fiyatlar yükselecek bu durumda buğdayımı şartlı olarak buğday vakfına teslim ediyorum. Bu günkü bedelinin mesela % 80’nini rehin karşılığı kredi olarak alıyorum. 3 ay sonra fiyatlar artınca, buğdayımı şimdi bugünkü fiyattan sattım diyorum ve bedelin bakiyesini de o zaman alıp rehin karşılığı kredi borcumu ödüyorum.

5- Ödenmiş Vergi Karşılığı Kredi
Aşağıda da açıklanacağı gibi Adil Düzen’de vergi yoktur. Sadece devletin üretim yaptığı katkı ve hizmetleri karşısında kendi hakkını alması söz konusudur. Bu sebepten dolayı “Ödenmiş vergi karşılığı kredi” den maksat bir kimse, ortaklık veya kuruluşun “Devletin gelir teminine vesile olması” münasebetiyle kazanmış olduğu bir kredi imkanıdır. Kim devletin gelir teminine vesile olursa, bu vesile olduğu gelire bağlı olarak belli kriterler uyarınca ayrıca devletten belli şartlarla kredi alabilir. İşte, bu kredinin adı “Ödenmiş Vergi Karşılığı Kredi”dir.

6- Yatırım Projesi Karşılığı Kredi
Adil Düzen’de herkes uygun şartları yerine getirdiği taktirde “Yatırım projesi karşılığı kredi” alabilir.

Bu kredi de yine bir misalle açıklayalım:

Devlet yaptığı teşviklerle makro planları hazırlatmış, bu planların gerektirdiği yurdun her bir ekonomik bölgesi için  öncelikli ve teşvikli yatırım projelerini ortaya koymuş.

Tıpkı bugün Bayındırlık Bakanlığı’nın müteahhitlere verdiği karneler gibi yatırımcılar da ehliyet belgelerini alabiliyorlar. Yani nasıl bugün Bayındırlık Bakanlığı bir müteahhidin durumuna göre bu müteahhit 5 Milyar Liralık veya 10 milyar liralık veya sonsuz büyüklükte taahhüt işleri yapabilir diye ehliyet karnesi veriyorsa Adil Düzen’de de ehil kimselere hangi konuda ne miktar taahhüt işi yapabilecekleri meslek kuruluşları tarafından kendilerine teminatlı ehliyetler olarak verilmektedir. Aynı zamanda herkes mensup olduğu ahlâk topluluğundan da dürüst bir kimse olduğuna dair teminatlı tezkiye belgesi alabilmektedir.

Açıklama
Diyelim ki bir kimse 3 tane belgeyi ortaya koymuştur.
- Bunlardan birisi, bir bölgede yapılması teşvikli bir yatırım projesi; mesela 10 Milyar Liralık bir motor fabrikasının kurulması projesi:
- Kendisinin 10 Milyar liralık bir motor fabrikası yatırımı yapabilecek ehliyeti olduğunu gösteren mensup olduğu meslek kuruluşundan aldığı teminatlı ehliyet belgesi.

- Mensup olduğu ahlâk kuruluşundan almış olduğu teminatlı tezkiye belgesi.
Bu taktirde bu kimse projesine uygun olarak kuracağı fabrikanın arsasını arar, bulur, satın alır. Arsanın bedeli projeye mahsuben banka yani devlet tarafından ödenir. Bilahare gerekli işçileri tutar, inşaat malzemelerini alır, inşaatı yürütür, makine teçhizatını alır, fabrikayı kurar ve tamamlar. Bütün bu işler yapılırken her kademede gerekli ödemeler projeye mahsuben banka yani devlet tarafından yapılır.

Böylece 10 Milyar Lira harcandı. 10 Milyarlık fabrika tamamlandı. Ortaya bir tesis çıkmıştır. Bu tesisin bedelini müteşebbis borçlanmıştır, bu borcu ya tesisi satar öder veya çalıştırır öder.

İşte yatırım projesi karşılığı kredinin mahiyeti budur. Görüldüğü gibi bütün bir fabrika kurulmuştur, bir yatırım projesi gerçekleştirilmiştir. Ortada faiz yoktur ve de enflasyon yoktur. Çünkü piyasaya para çıkmıştır ama karşılığında da alınıp satılabilen bir tesis üretilmiştir.

Bugünkü faizci düzende yatırımlar, bunu yapmaya kabiliyetli olanlar tarafından değil, işini uydurup kredi alabilenler tarafından yapılmakta ve büyük faizlerle gerçekleştirilmektedir.

Öyle ki mesela 7 kademeden geçerek üretilen bir yünlü konfeksiyon mamulü bütün bu kademelerde katlanarak maliyetlerin içine giren yatırım ve işletme faizlerinden dolayı 100’e malolacaksa halihazır şartlar altında 611’e malolmakta ve bu muazzam haksız fark, sonunda bu konfeksiyonu alıp kullanmaya mecbur olan fakir fukaraya ödettirilmektedir.

Adil Düzen bu haksızlığa, bu zulme meydan bırakmaz.
Adil Düzen’de kabiliyetli olan dürüst yatırımcılar öncelikli, faydalı yatırımlar için her zaman faizsiz olarak yeterince para bulurlar. Bu suretle bugünkü faizci kapitalist düzenin, kalkınmanın ve işsizliği önlemenin önüne koyduğu en büyük engel ortadan kalkmış olmaktadır.

Görüldüğü gibi Adil Düzen’de “Tam Teşvik” ve “Tam Destek” vardır.
İş yapabilecek kabiliyetteki her dürüst insan o işi, o yatırımı yapabilir, o projeyi yürütebilir, gerçekleştirebilir. Parasızlık, sermayesizlik buna mani değildir.

7- Selem Senedi Karşılığı Kredi
Adil Düzen’de diğer kredi imkanı da “Selem Senedi karşılığı kredi” yani diğer adıyla “Sipariş Kredisi”dir.

Açıklama

Bu kredinin de nasıl bir kredi olduğunu yine bir misalle açıklayalım.
Diyelim ki bir kimsenin bir mandırası mevcuttur. Bu mandırası tam kapasite ile çalıştığı zaman (A) kalitesinde (M) teneke peynir üretebilecek kapasitedir. Mandıra koyunları kendi besliyor veya piyasadan süt alıyor. Mayıs ayında bol süt çıkınca, Haziran ayında bu peynirleri üretip teslim edebiliyor. Mandıranın yöneticisi mesele Ocak ayında daha teslime 6 ay varken herkese soruyor ve diyor ki ben mandıra sahibiyim ve mandıram şu zamanda, şu kalitede, şu kadar peynir üretebilecek kapasitededir. Biliyorsunuz ki Haziran ayında 1 teneke peynir 100 liraya satılıyor. Şu anda Haziran’a 6 ay var, şimdi bana 70 lira verirseniz, size mesela 5 Temmuz’da (A) kalitesinde (1) teneke peynir teslim edeceğim.

Kim almak istiyor. Diyelim ki bu teklif karşısında herkes düşündü 5 Temmuz’da 100 Liraya (1) Teneke peynir almaktansa şimdi 70 lira vermeyi uygun gördü. Bu teklifi kabul edenler mandıra yöneticisine isimlerini, adreslerini bildiriyorlar ve 70 Bin liralarını ödüyorlar, mandıra temsilcisi kapasitesini dolduracak kadar siparişi daha Ocak ayında almış oluyor ve bu siparişi verenlere bir “Selem Senedi” veriyor.

Bu senedin üzerinde, bu senedi ibraz edene 5 Temmuz tarihinde (A) kalitesinde (1) teneke peynir teslim edeceğini yazıyor, taahhüt ediyor, adresini, mührünü, imzasını koyuyor ve senedi parayı verene teslim ediyor. Böylece topladığı paralarla hammaddesini alıyor, masraflarını görüyor, işletme sermayesi ihtiyacını karşılıyor, mandırasını çalıştırıp peynirleri yapıyor bilahare bu peynirleri Selem Senedi sahiplerine teslim ediyor. Senedi geri alarak taahhüdünden kurtuluyor.

İşte “Selem senedi karşılığı kredi” bu mahiyette bir kredidir. Şeklen bakıldığı zaman ne var bunda, çok basit bir olay denebilir.
Selem senedi çok mühim bir olaydır.

Halbuki Selem Senedi olayı çok büyük bir olaydır. Faizci kapitalist sistemle insanlığı sömüren emperyalizm ve siyonizmi atom bombasıyla yıkmak mümkün değildir. Fakat selem Senediyle yıkmak mümkündür. Çünkü hali hazır faizci kapitalist nizamdaki senetlerin yerini Adil Düzen’de Selem Senedi alınca bugünkü haksız sömürü önlenmiş olmaktadır ve piyasaya pahalılık yerine ucuzluk gelmektedir.

Çünkü yukarıda da açıklandığı gibi Adil Düzen’deki Selem Senedinde senet malı temsil etmektedir. Dolayısıyla piyasada ne kadar çok senet varsa bu durum o kadar çok malın var olduğu etkisini yapar. Dolayısıyla ucuzluğa sebep olur. Halbuki faizci kapitalist düzende senet parayı temsil etmekte, piyasada ne kadar çok senet varsa o kadar çok para var gibidir. Dolayısıyla senet ne kadar çoksa o kadar çok pahalılığa sebep olmaktadır.

Diğer yandan Adil Düzen’de Selem Senedinin vadesi ne kadar uzunsa o kadar çok ucuzluk var demektir. Çünkü, malın mesela peynirin teslimine 6 ay varsa mandıra temsilcisi (1) teneke peynir için (70)  Lira ister, 3 ay varsa (1) teneke peynir için 85 lira ister böylece vade uzadıkça ucuzluk olmaktadır. Halbuki faizci kapitalist nizamda vade ne kadar uzunsa pahalılık o kadar çok olur. Çünkü vade ne kadar uzunsa alınan borç paranın üzerine o kadar çok faiz binmektedir. Dolayısıyla faizci kapitalist nizamda vade uzadıkça pahalılık artmaktadır.

Denilebilir ki madem ucuzluk getiriyor o halde neden herkes Selem Senedi kullanmıyor? Bu sual safca bir sorudur. Çünkü faizci kapitalist nizamı emperyalizm ve Siyonizm korumakta ve kollamaktadır. Bu nizamdan uzaklaşılmasına müsaade etmez. Hatta top yekün savaş bile açabilir. Çünkü unutmamak lazım gelir ki bu faizler toplanıp sonunda dünya sermayesini elinde tutan emperyalizm, Siyonizm ve onların işbirlikçilerine ödenmektedir. Onun için netice itibariyle faiz bir bakıma emperyalizme ve Siyonizme ödenen harsız vergi demektedir. Mesela Türkiye’de IMF, ekonomik politikayı tanzim ederken piyasaya şu kadar para çıkartacaksınız diyor bu miktarı zaruri ihtiyaçtan az tutuyor ki herkes mümkün olduğu kadar çok senetle ve faizle iş görsün.

Nitekim geçen asırda Fransa’da bir belediye başkanı, belediyenin parası olmadığını görünce özel fiş çıkartıp bu fişle çalışanların zaruri ihtiyaçlarını karşılayarak şehri imar edip, genişletilmiş caddelerdeki dükkanları ve işyerlerini devletin parasıyla yüksek fiyata satarak zengin oldu. Çalışanları zengin etti ve şehri imar etti. Bu durum karşısında emperyalizm ve Siyonizm Fransa’daki mevzuata “Kimse para yerine kaim olacak evrak tanzim edemez” ilkesini koyarak kendi kontrolü dışında bu kabil faaliyetlerin yapılmasına engel oldu.

Adil Düzen’de Yeterince Faizsiz Kredi Bulmak Mümkündür.
Adil Düzen’de öncelikli, faydalı üretim ve yatırımlar için daima yeterince faizsiz kredi bulmak mümkündür.
Bu bölüme başlarken bugünkü faizci kapitalist düzene alışmış kimselerin daima şu soruları sorduklarını belirtmiştir:
- “Bugünkü dünyada faiz kalkar mı?”
- “Faiz kalkarsa kim kime para verir ?”
- “Yatırım yapacak insan parayı nereden bulacak, nasıl bulacak?”

Şimdi yukarıdaki açıklamalarımızdan sonra bu soruları tekrar ele alalım. İşte buyurunuz Adil Düzen’deyiz ve kredi ihtiyacınız var, işte size istediğiniz kadar ve hatta fazlasıyla bol bol kredi. Hem de faizsiz ve enflasyonsuz.
Söyleyin bakalım ne yapacaksınız da kredi istiyorsunuz? Efendim yatırım yapacağım, buyurun size istediğiniz kadar “Yatırım Projesi Karşılığı Kredi” ayrıca isterseniz ortaklık kurun, isterseniz “Hakkı Müktesep Karşılığı” ve “Rehin Karşılığı Kredi” kullanın.

Efendim fabrikam var, çalıştıracağım işletme sermayem yok. İşte size istediğiniz kadar “Emek Karşılığı Kredi”, “Selem Senedi Karşılığı Kredi” ve ayrıca daha da fazlasıyla “Ödenmiş Vergi Karşılığı Kredi” isterseniz ayrıca ortaklıklar, Hakkı Müktesep karşılığı kredi, Rehin Karşılığı Kredi.

Görüldüğü gibi bir kimse öncelikli, faydalı bir yatırım veya üretim yapmak isterse ihtiyacını karşılayacak bol bol faizsiz ve enflasyonsuz kredi mevcuttur. Yeter ki siz faydalı yatırım yapın, üretim yapın, emekçi çalıştırın.
 
Efendim ben kredi istiyorum. Ne yapacaksınız? Piyasadan zeytin yağları toplayacağım bir müddet sonra yüksek fiyatla satıp ihtikar yapacağım. İşte bunun için yani fakir fukarayı ezmek inçin, tekelcilik için, pahalılık için Adil Düzen’de kredi bulamazsınız. Çünkü görüldüğü gibi yukarıda belirtilen kredilerin hepsi Adil Düzen’de emek ve üretim için verilmektedir. Yani emek üretim ve ucuzluk için.

YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • haluk zengin - 23 Mayıs 2018 Çarşamba 14:46
    Uzun süreden beridir millî görüşçüyüm ve milli çözüm dergisini okuyorum. Adil düzen mizanını biliyorum ama birçok insan bilmiyor. Bizde bilebildiğimiz kadar anlatıyor ama bazen tıkanıp kalıyoruz. Bunun daha fazla kitlelere ulaşması ve istenmesi arzu edilmesi için bir önerim var. Bu sistem bir kamu spotu gibi bir animasyon ile saadet partisince organize edilse toplumlara anlatılsa çok verimli olur diye düşünüyorum. Bunun yapımı için gerekli finans içinde elimizden geleni yaparız diye düşünüyorum. Saygılarımla.
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:58
Güneş 05:30
Öğle 12:34
İkindi 16:19
Akşam 19:26
Yatsı 20:52
DÖVİZ KURLARI
USD 6.0368     EURO 6.8881     IMKB 88735     ALTIN 229,771