Hasan Demir

hasandemir54@hotmail.com 18 Şubat 2009 Çarşamba 14:37 DİĞER KÖŞE YAZILARI

MASONLAR VE ORDULAR

talya'daki Gladio'nun P2 Mason Locası ile içli dışlı olduğu belgelerle ispatlandı.
Önce bu hatırlatmayı yapalım ve ardından asıl konumuza dönelim.

Yenişafak, "General infazında Mason izi"  başlıklı haberine, "General Rızayev'in Azerbaycan'da mason locasının kurulmasına karşı olduğu için ortadan kaldırıldığı ileri sürüldü. Aliyev'in masonların izin talebini geri çevirmesinde, en çok güvendiği komutan olan Rızayev'in tavsiyesiyle hareket ettiği iddia edildi" cümlesi ile giriyor.

Haberin ilerleyen bölümlerinde Azeri güvenlik birimlerinin suikastın arkasındaki uzantılara ulaşabilmek için birkaç senaryo üzerinde durduğu, bu senaryolardan birine göre de, suikastın arkasında masonların olduğu dile getiriliyor.

"Türkiye Büyük Mason Locası, 14 Haziran 2003 tarihli toplantısında, ileride Azerbaycan'da kurulması düşünülen bağımsız bir Büyük Loca'nın çekirdeğini oluşturacak bir Loca kurulması için çalışmalara başlama kararı aldı. Bu amaçla üç büyük ilden beş üst düzey masonun katılımıyla bir komisyon kuruldu, 'Yeni Ufuk'adı verilen komisyonun başkanlığına bir Azeri getirildi. Komisyon 2003'te Haydar Aliyev yönetimine Bakü merkezli bir loca için başvurdu, ancak olumlu bir cevap alamadı."

"Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın yayın organı Tefsiye dergisinin Mart 2008 sayısında, Azerbaycan Büyük Mason Locası'nın yakında kurulacağı müjdelenmişti. Duyuruda, 'Bugün değişik vadilerde Loca çalışmalarına muntazaman devam etmekte olan Kardeşler ve tekris olmayı bekleyen hariciler, Bağımsız Azerbaycan Büyük Locası'nın kurulmasında üzerlerine düşen onur verici görevi gerçekleştirecekler'denilmişti." (Yenişafak, 17 Şubat 2003)

Gazete,  Azerbaycan Hava Kuvvetleri'nin 17 yıllık komutanı General Rail Rızayev'in telkinleri ile Aliyev yönetiminden masonlara bu iznin çıkmadığının altını çiziyor ve generalin katili olarak masonları işaret ediyor.
Masonlar, loca açmamıza izin vermedi diye Aliyev'in çok güvendiği bir generaline suikast düzenleyebilir mi, denilebilir.

Bilemeyiz...

Amma, İtalya gibi bir ülkede, P-2 Mason Locası, mafya ile işbirliğine girerek ülkeyi çöküşün eşiğine getirecek kadar pek çok suikasta imza atabiliyorsa ve bu da İtalyan savcı ve mahkemeleri tarafından belgelenmişse; benzeri ve daha basit bir olay Azerbaycan'da ve başka ülkelerde neden olmasın.

Biz gelelim Türkiye'ye...

Eski savcı Gültekin Avcı,  "Türk Gladiosunun çözülebilmesi için mason localarının üzerine gidilmesi gerekir"  diyorsa ve rahmetli Atatürk'ün huzurundan büyük öfke ve hakaretle kovduğu ve localarını kapattırdığı o masonlar İnönü döneminde uykudan uyanıp  zamanla ordu dahil bütün kurumlara sızabiliyor, çok üst görevlere gelebiliyorlarsa, biz bugün neyi tartışıyoruz!

Sağda solda gömülmüş silahlar bulunuyor. P-2 Mason Locası'nın merkezinde olduğu İtalya Gladiosu'nun tam 139 gizli silah deposu bulunmamış mıydı?

Bir de...

Mason ritüelleri Tevrat ritüelleridir ve ne kadar inkâr ederlerse etsinler dünyanın her noktasındaki masonların İsrail'le ya bir bağlantıları ya da İsrail'e çok özel bir sevgi ve saygıları vardır..

Üzeyir Garih'in de İsrail'in ülke dışındakiYahudilere uyguladığı yasadışı vergiye itiraz ettiği için İsrail ajanları tarafından öldürüldüğü iddia edilmiyor mu?

Ediliyor...

Sonra Garih cinayetinin bir yerlerinde Gladio'nun da devreye girdiği yazılıp çizilmiyor mu?

Evet, yazılıp çiziliyor..

Peki, böyle bir ülkede bu konularla yakından ilgilenen, araştırmalar yapan ve kitaplar yazan emekli bir savcı,  "Türk Gladiosunu çözebilmek için masonların üzerine gidilmesi gerekir" diyorsa; bu yabana atılabilir bir şey midir?

Emekli generalinden, Yargıtay Başkanına kadar herkesi sorgulayan Cumhuriyet savcılarının masonların üzerine gidilmesi gerektiğini söyleyen emekli meslektaşlarını çağırıp, "Çıkar şu dilinin altındaki bakla ile elinin altındaki belgeyi" demeleri gerekmez mi?
2107 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • konuk el-aziz - 07 Haziran 2009 Pazar 08:15
    Atatürk yaşasaydı İsrail olmazdı!

    Her gün, “Gizlenen bir Atatürk” le karşılaşıyoruz..
    Yıl 1926’dır.
    Daha önce (1924) Mekke’yi ele geçirip Hz. Peygamber(s.a.v)’in kızı Fatım’a’nın doğduğu ev ile Peygamberin namazgâhını tahrip edip, ilk Müslümanların Mekkeli müşriklerden gizlice toplandıkları Erkâm’ın evi kapısına kilit vuran Vehhabiler, Medine’ye yöneldiler. Vehhabi Faysal, Arabistan’ın en fanatik Vehhabilerinden olan Faysal Derviş’i Medine üzerine gönderdi.
    Mesele uzun...
    Netice olarak on ay kadar süren bir kuşatmadan, Vehhabi kuşatmasından sonra direnemez hale gelen Medine, düştü. Fanatik Vehhabi kadı Abdullah bin Büleyhid, Medine’de “şirk ve bidat odağı” olarak değerlendirdiği mezar ve türbe taşlarını yerle bir etmeye başladı. Baki Kabristanı da bu yıkımdan nasibini aldı. Sıra Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın türbesine gelmişti ki, İbni Suud buna mâni oldu.
    İşte tam bu noktada biz, bizden gizlenmiş bir Atatürk’le daha karşılaşıyoruz. Devamını, ART’de anlatan Nevzat Yalçıntaş’tan dinleyelim.
    Bir gün, Dışişleri Bakanlık Arşivi’nde araştırmalar yapan Münir Bey telefonla Yalçıntaş’ı arar:
    “- İlginç bir belgeyle karşılaştım, bunu size mutlaka göstermem lâzım!”
    “O sırada” der Yalçıntaş, “Benim çalıştığım Başbakanlık binası ile Dışişleri binası aynı yerdeydi. Münir Bey atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı”
    Yalçıntaş da Münir Bey’in gösterdiği belgeyi görünce çok şaşırır. Belge, bir “Telgraf metni” dir. Henüz kurulan Suudi Devleti kralına gönderilmiştir. Altında Atatürk’ün imzası vardır ve şöyle demektedir:
    “- Hazreti Muhammed’in mezarının yıkılacağını derin bir üzüntüyle öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam, orduyu aşağıya gönderirim!”
    İşte Türk milletinden gizlenen Atatürk bu.
    Laik ve Atatürkçü geçinenler de bu Atatürk’ü Türk milletinden gizliyorlar, Suudi dostları, Büyük Ortadoğu Projesi taşeronları da.. Birilerine göre Atatürk’ün Allah(c.c.) ve Muhammed(s.a.v)’le hiç alakası yok, ötekilere göre ise Atatürk “Deccal!”, Vatikan’ın elini öpenler ve “Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınıp, “Süpürmeyin kullanın” diyenler ise mücahit..
    Yani her iki taraf da Atatürk’ü dinsiz göstermek, yani milletten koparmak için ittifak halindeler de, farkında değiller; yahut da farkındalar da, biz bu işlerin farkında değiliz?!
    1937 yılında Bombay Chronicle gazetesinde rahmetli Atatürk’ün 1937 yılında TBMM’de yaptığı bir konuşma bakınız nasıl haberleştiriliyordu:
    ” Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz, vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık, fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslâmiyet’in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzu altına girmesine mâni olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz!
    Yani, Müslüman yurdunda Yahudi devleti kurdurtmayacağız, diyordu rahmetli.
    Devam ediyordu:
    “Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslâmiyet’e lâkayd olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Peygamber’in son arzusu, yani mukaddes toprakların daima İslâmiyet hâkimiyetinde kalmasını temin için, hemen bugün kanlarımızı dökmeye hazırız. Ceddimizin Selâhiddin-i Eyyûbi idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri toprakların, yabancı hâkimiyeti ve nüfuzu altında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, -Allah’ın inayetiyle- kuvvetliyiz..”
    İşte “Gizlenen Atatürk’ümüz” bu..
    Bu kararlılığı da öldürülme sebebi oldu.
    Yani o, Allah-u âlem, şehittir.
    Öyle olmasaydı son sözleri, “Ve aleykümselam” olur muydu..
    O, öldü yahut öldürüldü, Türkiye’ye bir haller oldu.
    Ne haller olduğunu da Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandi çok güzel özetler:
    “-Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni, dünyanın en güçlü devletlerini dize getiren bir büyük devlet olarak tanıdık. Türk Milleti’nin emperyalistlere karşı verdiği mücadeleden ilham da aldık. Fakat Atatürk öldükten sonra Türkiye küçük bir Balkan devleti derekesine düştü!”
    İnsanın içi yanıyor...

    YENİÇAĞ
    HASAN DEMİR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 04:37
Güneş 06:00
Öğle 12:24
İkindi 15:51
Akşam 18:36
Yatsı 19:53
DÖVİZ KURLARI
USD 3.4840     EURO 4.1760     IMKB 106481     ALTIN 146,563